bugün
- özelde fingirdeşen yazarlar13
- insanın kendini çok değerli zannetmesi11
- bir yazarı entrylerine göre yargılamak10
- seçilen karpuzun neden ben anlatsana demesi5
- ben geldim kerkenezler12
- bisiklet sürerken kızlık zarı yırtılan kız7
- basit bir hayat istemek8
- aklın fikrin sekse çalışması6
- velvet36
- her yazdığı artı oy alan yazar4
- her gece yatmadan önceki son mastürbasyon5
- habire1233
- insanların hakkında en çok yanıldığı 5 burç12
- gençlere tavsiyeler2
- yeni parti13
- escorta giden erkek3
- bilgi içerikli başlık açmamanın sebepleri9
- velvet geceleri napıyor sorunsalı9
- sevmediğiniz yazarlar2
- yazarların özledikleri şeyler8
- dişçiye gitmek3
- çekirgeleri kim gönderdi9
- bisiklet sürerken götü deldirip ibne olan erkek3
- hiç sevgilisi olmamış insan3
- muslettin amca6
- ülkücü müsünüz türkçü müsünüz ulusalcı mısınız8
- g'i l d'e d l'i l y4
- kahramanmaraş taki okul saldırısı iddianamesi2
- konfor alanına yapışıp kalmak2
- insan sevmeyen insan5
- nasreddinhoca4
- agaragar2
- bilgi içerikli başlığa gerek yok4
- kemalistlerle solcuların ayrılması gerekliliği13
- hiç evlenmemiş erkek çocuklu kadın evliliği2
- dem parti'nin ana muhalefet partisi olması7
- en son alınan hediye8
- kabataş olayı görüntüleri27
- kürdüm5
- istanbul un çok pahalı olması27
- ben geldim karılarım3
- akılsızlığın tezahürü2
- çok yakışıklı bir erkek olmak2
- özgür özel'in chp de veda konuşması10
- fatma soydaş4
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj8
- sözlük yazarlarının benzetildikleri ünlüler7
- dalida2
- ne kadar salak olduğunuzu biliyor musunuz7
- galatasaray ne zaman transfer yapacak11
benim için tam 14 yıl önce bugündür.
lan nasıl da sevinçten donuna sıçmıştım hala hatırlayıp utanırım kendi kendime. evet böyle bir sonbahar günüydü yine, yağmur yağmıştı. okuldan geldikten sonra çantayı eve atıp önlüğü çıkardığım gibi dışarda almıştım soluğu. kah su birikintilerinden bisikletleriyle geçen mahalledeki abileri seyrediyor kah yumuşak çamurlu zeminde çivi oynamanın tadına varıyordum akranlarımla. kirlenen ellerimi çamurlu gibi bulanık suda çırpıştırarak hijyen sağlardım ben de her velet gibi.
o zamanlar zaman daha yavaş akardı sanki. şimdi bakıyorum daha cuma akşamı "ohh bee amınım 2 gün tatil" demeye kalmadan paartesi oluveriyor bir bakmışsın. eskiden böyle miydi ya! bizim sınıfta saatleri en son öğrenmiş dangoz bir arkadaş vardı, sonunda sökünce saat okumayı, babası güzel bir saat almış piçe, çok hoşuna giderdi dersin bitmesine kaç dakika kaldığına yönelik sorgular bu çocuğun. ara sıra sorardım. "kaç dakka var la aytun? ohaaa 20 dakka mı!" sonra bir yıl falan geçmiş gibi gelirdi, amınım problemleri yüzünden öyle bunalırdım ki bir aralık yine sorardım "aytun kaç dakka var? 15 mi hay götünü sikem aytun. haaa aytuuun bu ara da saatini de sikem, hatta çüküm el verirse babanı da sikem ben senin emi aytun!"
ama o gün... babamın atariyi kucaklayıp sokağın köşesinde belirdiği o gün... hayatımın en hızlı tükenen günü olmuştu. cumaydı hiç unutmuyorum. eve ışık hızıyla girdim. derhal kurduk. başladım mal mal oyunları oynamaya. kardeşimle çılgın atıyoruz. mortal combat mı aran, tank 90 mı bulun! bir sürü siktiri boktan oyunu suya yanmış bir zürafaa iştahıyla oynamaya dalmıştık. üüüüüüf ne oyunlar oyunlar, ne sırt ağrıları akabinde! mutluluktan uçuyorum. bi kaltım başından 5 saat su gibi geçmiş amınım.
yalnız en istediğim şey gerçekleşti diye bir itaat, bir minnet duygusu oluştu bende ki görmeyin. ekmek mi alıncak, hemen bir koşu ışınlanıyorum bakkala. eskiden olsa dekmeleye ağlata zorla kardeşimi yollardım.
neyse la sen o 2 günlük haftasonu diye tabir edilen zaman zarfı o kadar çabuk geçti ki inanaman! bi baktım pazar akşam oldu banyoyu yaptık sobanın sıcağını yedik oturuyok. bütün gece uyku tutmadı. ertesi gün kalkıp okula gitmek zul geldi evde atari oynamak dururken. bin çeşit plan yaptım kafamda. hasta numarası yapsam olcak gibi değil, bütün haftasonu it gibi oynamayı biliyodum şimdi okula sıra gelince keh keh öksürmemi yemezler. bu düşüncelerle dalmışım çocuk uykuma...
sabah rutine uydum. kahvaltıyı yaptım. önlüğü giydim. çantayı aldım. "baba" dedim "bugün okula yaya gitçem arkadaşlarla, beni bırakma annemi hastaneye bırak sen de git işe..." "tamam" dedi papa. sofradan kalktık. ben okula gider gibi çıktım evden. az sonra arabayla annem babam kardeşim de çıktı. arabanın köşeyi dönmesini sindiğim yerden bir tilki adeta bir sansarcasına izledim ve emin olur olmaz doğruca eve koştum. yanıma aldığım yedek anahtarla kapıyı açıp atariye koştum. bütün gün kardeşimle paylaşmak zorunda kalmadan saatlerce aralıksız amına kodum atari oynamanın...
aradan zaman geçti, tavsadı atari hevesi de... sonra yüzüne bakmaz olduk tabi. duyduk ki saati zor söken salak aytun'a babası sega almış amınım... çok pismiş lan, aynı gerçek gibiymiş... bu sefer de sega'Nın hayaliyle yanıp tutuşmaya başladım...
yıl 2011... şimdi de "ulan ikinci el mikinci el bi pileysiteyşın 3 alsak mı kelepirinden" diye düşünürüm ara sıra kendi kendime. ama sonra vazgeçiyorum okulu bi yıl daha uzatırım şimdi o heyecanla başından kalkmayıp... öte yandan hiç büyümemişim amınakoyim!
lan nasıl da sevinçten donuna sıçmıştım hala hatırlayıp utanırım kendi kendime. evet böyle bir sonbahar günüydü yine, yağmur yağmıştı. okuldan geldikten sonra çantayı eve atıp önlüğü çıkardığım gibi dışarda almıştım soluğu. kah su birikintilerinden bisikletleriyle geçen mahalledeki abileri seyrediyor kah yumuşak çamurlu zeminde çivi oynamanın tadına varıyordum akranlarımla. kirlenen ellerimi çamurlu gibi bulanık suda çırpıştırarak hijyen sağlardım ben de her velet gibi.
o zamanlar zaman daha yavaş akardı sanki. şimdi bakıyorum daha cuma akşamı "ohh bee amınım 2 gün tatil" demeye kalmadan paartesi oluveriyor bir bakmışsın. eskiden böyle miydi ya! bizim sınıfta saatleri en son öğrenmiş dangoz bir arkadaş vardı, sonunda sökünce saat okumayı, babası güzel bir saat almış piçe, çok hoşuna giderdi dersin bitmesine kaç dakika kaldığına yönelik sorgular bu çocuğun. ara sıra sorardım. "kaç dakka var la aytun? ohaaa 20 dakka mı!" sonra bir yıl falan geçmiş gibi gelirdi, amınım problemleri yüzünden öyle bunalırdım ki bir aralık yine sorardım "aytun kaç dakka var? 15 mi hay götünü sikem aytun. haaa aytuuun bu ara da saatini de sikem, hatta çüküm el verirse babanı da sikem ben senin emi aytun!"
ama o gün... babamın atariyi kucaklayıp sokağın köşesinde belirdiği o gün... hayatımın en hızlı tükenen günü olmuştu. cumaydı hiç unutmuyorum. eve ışık hızıyla girdim. derhal kurduk. başladım mal mal oyunları oynamaya. kardeşimle çılgın atıyoruz. mortal combat mı aran, tank 90 mı bulun! bir sürü siktiri boktan oyunu suya yanmış bir zürafaa iştahıyla oynamaya dalmıştık. üüüüüüf ne oyunlar oyunlar, ne sırt ağrıları akabinde! mutluluktan uçuyorum. bi kaltım başından 5 saat su gibi geçmiş amınım.
yalnız en istediğim şey gerçekleşti diye bir itaat, bir minnet duygusu oluştu bende ki görmeyin. ekmek mi alıncak, hemen bir koşu ışınlanıyorum bakkala. eskiden olsa dekmeleye ağlata zorla kardeşimi yollardım.
neyse la sen o 2 günlük haftasonu diye tabir edilen zaman zarfı o kadar çabuk geçti ki inanaman! bi baktım pazar akşam oldu banyoyu yaptık sobanın sıcağını yedik oturuyok. bütün gece uyku tutmadı. ertesi gün kalkıp okula gitmek zul geldi evde atari oynamak dururken. bin çeşit plan yaptım kafamda. hasta numarası yapsam olcak gibi değil, bütün haftasonu it gibi oynamayı biliyodum şimdi okula sıra gelince keh keh öksürmemi yemezler. bu düşüncelerle dalmışım çocuk uykuma...
sabah rutine uydum. kahvaltıyı yaptım. önlüğü giydim. çantayı aldım. "baba" dedim "bugün okula yaya gitçem arkadaşlarla, beni bırakma annemi hastaneye bırak sen de git işe..." "tamam" dedi papa. sofradan kalktık. ben okula gider gibi çıktım evden. az sonra arabayla annem babam kardeşim de çıktı. arabanın köşeyi dönmesini sindiğim yerden bir tilki adeta bir sansarcasına izledim ve emin olur olmaz doğruca eve koştum. yanıma aldığım yedek anahtarla kapıyı açıp atariye koştum. bütün gün kardeşimle paylaşmak zorunda kalmadan saatlerce aralıksız amına kodum atari oynamanın...
aradan zaman geçti, tavsadı atari hevesi de... sonra yüzüne bakmaz olduk tabi. duyduk ki saati zor söken salak aytun'a babası sega almış amınım... çok pismiş lan, aynı gerçek gibiymiş... bu sefer de sega'Nın hayaliyle yanıp tutuşmaya başladım...
yıl 2011... şimdi de "ulan ikinci el mikinci el bi pileysiteyşın 3 alsak mı kelepirinden" diye düşünürüm ara sıra kendi kendime. ama sonra vazgeçiyorum okulu bi yıl daha uzatırım şimdi o heyecanla başından kalkmayıp... öte yandan hiç büyümemişim amınakoyim!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar