bugün
- şiir yazan erkek16
- çağla idi19
- sözlükteki flört listem8
- aynı anda iki kişiye aşık olmak13
- birini kırmadan nasıl iletişimi kesersiniz12
- modacıyım ayağına kız tavlayan sözlük yazarı8
- sözlüğe mesaj yazar gibi entry giren tipler9
- çok bekar olan sözlük kızı6
- kendin hakkında gereksiz bir bilgi bırak9
- sözlük kızlarının siteye fotoğraf atması18
- sarapci koala hatayi29
- sözlükte cilveleşen yazarlara eksi oy vermek6
- arkadaşlar özür dilerim11
- neden bu kadar kişi online5
- traveler vs iock6
- beni linç ettiler abi6
- sevişmek istenen ünlüler7
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri22
- sözlükteki linç kültürü5
- sevgi yeter mi3
- 8 milyar insan aynı anda osurursa ne olur6
- köfteci yusuf5
- beybi leydi seksiliği6
- politize olmuş sözlük erkeği5
- fusya semsiyeli yabanci7
- sürekli sözlük içi başlıklara yazıp forum yapmak3
- doblolu enişte4
- kanka ayağı gt ayağı gibi takılan sözlük yazarı3
- ay takvimine göre konserve yapmak10
- kadınları susturmanın en iyi yolu7
- karşı cinse sorulan sorular8
- true neden sevilmiyor sorunsalı28
- konyalıyım ayağına kız tavlayan sözlük yazarı3
- gocu abi7
- ölmeden önce kimlerle beraberseniz6
- özelden alet fotosu atan erkek yazar3
- babaların sorduğu ilginç sorular10
- sözlüğe kız erkek tavlamak için gelen tipler3
- başım ağrıyor2
- kafaya sıkmak2
- sözlük yazarlarının normal kombinleri12
- bu başlık altında saçmalıyoruz7
- viski kola15
- bulgur pilavı ve yoğurt3
- şaka yapıyorum ama kızmıyorsun di mi3
- politize politize bakmak3
- orman meyveli içecek içen erkek7
- hava soğudu ulan11
- kurtuluş savaşı2
- uludağ sözlüğe darbe4
Huzur
1949 tarihinde basılan "Huzur", Ahmet Hamdi Tanpınar'ın en tanınmış romanıdır. Dört bölümden oluşan kitabın her bölümü, öykünün dört kahramanının, ihsan, Nuran, Suat ve Mümtaz'ın adlarıyla verilir. Ancak, romanın ana karakteri Mümtaz'dır. Yazar, diğer üç karakteri de Mümtaz'la olan ilişkileri çerçevesinde tanıtır bize. Roman, bir olayı anlatmak için değil, karakterlerin ruh ve düşünce dünyalarını anlatmaya yöneliktir. Yine de kısa bir özet yapılması gerekirse, Mümtaz ve Suat'ın Nuran'a olan aşklarıdır öykünün merkezi. Mümtaz ve Nuran birbirini sevmekte ve evlenmeyi tasarlamaktadırlar. Ümitsizliğe düşen Suat ise kendini asarak intihar eder. Bu trajedi nedeni ile Nuran'dan ayrılan Mümtaz'ın iç dünyası yıkılmıştır. Radyoda II.Dünya savaşının başladığı haberi verildiği sırada, Suat'ın hayalini gören Mümtaz merdiven başına yıkılır (bazı edebiyat incelemecileri, sonda Mümtaz'ın öldüğü biçiminde yorumlar yapmış olsalar da, Tanpınar'ın metninde ölüm telaffuz edilmiyor).
"Huzur", Osmanlı-Türk romanının ana sorunsalı üzerine kurulu. Doğu-Batı karşıtlığı olarak özetlenebilecek bu sorunsal, Osmanlı aydınının kimliğini aramasının bir metaforudur. Geleneksel değerler ve ahlakı Doğu, Aydınlanma düşüncesini ve modernleşmeyi Batı temsil eder. Tanpınar, bu kez Cumhuriyet projesinin dönüp dolaşıp aynı karşıtlığa geldiğini savunuyor. Cumhuriyet devrimleri ile başlayan modern yaşam tarzları, geçmişi ihmale ve insanları kendisine yabancılaştırmaktadır. Yazar'a göre, "hayat ve halk, yani asıl kütle devlete yetişmek mecburiyetinde" kalmıştır.
Birinci dönem Türk romanında mekan Doğu-Batı değerlerini temsil etmek bakımından bir anlam taşıyor ve kent ikiye ayrılıyordu. istanbul tarafının mahalleleri Osmanlı-islam geleneklerinin, göreneklerinin değerlerinin yaşadığı semtlerdi. Beyoğlu tarafı ise kentin Batılılaşmış öteki yarısıydı. Oturulan mekan olarak konak ve apartman Doğu-Batı karşıtlığının simgesiydi. ilk dönem yazarları arasında, Doğu-Batı karşıtlığı ve kimlik sorununu, istanbul'un farklı semtlerini karşı karşı getirerek işleyen Ahmet Hamdi Tanpınar, kuşkusuz en rafine örnektir. "Beş Şehir"(1946) adlı denemesinde, "Beyoğlu, küçük ve orjinalite damgası çoktan kaybolmuş, hatta bu damgayı üstünde bir defa bile duymamış en ucuz cinsinden bir 19.yüzyıl Avrupa'sıdır" biçiminde vurguladığı Batılı semt farklılaşmasını, "Huzur" romanında, öykünün merkezine koymuştur. Tanpınar, "Huzur"un ilk bölümünde kentin yoksul mahallelerini ve insanlarını anlatır. "Bir nevi cüzzama yakalanmış, onun tarafından iki yana sıralanmış evlerin duvarına kadar yer yer soyulan yol..." cümleleriyle aktarılan hazin manzara, "Sefiller" romanında, Victor Hugo'nun "duvarlar sanki cüzzam illetine tutulmuşlardı" tasviriyle aynı imgede buluşur.
Romanın en başarılı yerleri, Mümtaz'ın içlerinde düşlerini yaşadığı istanbul manzaralarının "resmedildiği" yerlerdir. Tanpınar, okuyucusunu Mümtaz ile birlikte, Beyazıt Sahaflar Çarşısında, salaş dükkanlarda, bit pazarında, Çekmece'de balıkçı muhitinde ve kır kahvelerinde dolaştırırken, istanbul'un bir kronikçisi, istanbul'da eski zamanın donup kaldığı ve biriktiği köşelerin bir tasvircisi oluyor. Huzur'un sonraki bölümlerinde Boğaz'a, zengin bir eve, sanki başka bir dünyaya geçeriz. Pırıl pırıl görünen modern semtte önceleri çok mutlu olan Mümtaz, giderek bu çevrede yaşayan insanlardan kaynaklanan olayların sonucunda yıkılır. Geçilmemesi gereken bir sınırı çiğnemiştir o!
A. Ömer Türke
http://www.pandora.com.tr/Sahaf/eski.asp?pid=20
1949 tarihinde basılan "Huzur", Ahmet Hamdi Tanpınar'ın en tanınmış romanıdır. Dört bölümden oluşan kitabın her bölümü, öykünün dört kahramanının, ihsan, Nuran, Suat ve Mümtaz'ın adlarıyla verilir. Ancak, romanın ana karakteri Mümtaz'dır. Yazar, diğer üç karakteri de Mümtaz'la olan ilişkileri çerçevesinde tanıtır bize. Roman, bir olayı anlatmak için değil, karakterlerin ruh ve düşünce dünyalarını anlatmaya yöneliktir. Yine de kısa bir özet yapılması gerekirse, Mümtaz ve Suat'ın Nuran'a olan aşklarıdır öykünün merkezi. Mümtaz ve Nuran birbirini sevmekte ve evlenmeyi tasarlamaktadırlar. Ümitsizliğe düşen Suat ise kendini asarak intihar eder. Bu trajedi nedeni ile Nuran'dan ayrılan Mümtaz'ın iç dünyası yıkılmıştır. Radyoda II.Dünya savaşının başladığı haberi verildiği sırada, Suat'ın hayalini gören Mümtaz merdiven başına yıkılır (bazı edebiyat incelemecileri, sonda Mümtaz'ın öldüğü biçiminde yorumlar yapmış olsalar da, Tanpınar'ın metninde ölüm telaffuz edilmiyor).
"Huzur", Osmanlı-Türk romanının ana sorunsalı üzerine kurulu. Doğu-Batı karşıtlığı olarak özetlenebilecek bu sorunsal, Osmanlı aydınının kimliğini aramasının bir metaforudur. Geleneksel değerler ve ahlakı Doğu, Aydınlanma düşüncesini ve modernleşmeyi Batı temsil eder. Tanpınar, bu kez Cumhuriyet projesinin dönüp dolaşıp aynı karşıtlığa geldiğini savunuyor. Cumhuriyet devrimleri ile başlayan modern yaşam tarzları, geçmişi ihmale ve insanları kendisine yabancılaştırmaktadır. Yazar'a göre, "hayat ve halk, yani asıl kütle devlete yetişmek mecburiyetinde" kalmıştır.
Birinci dönem Türk romanında mekan Doğu-Batı değerlerini temsil etmek bakımından bir anlam taşıyor ve kent ikiye ayrılıyordu. istanbul tarafının mahalleleri Osmanlı-islam geleneklerinin, göreneklerinin değerlerinin yaşadığı semtlerdi. Beyoğlu tarafı ise kentin Batılılaşmış öteki yarısıydı. Oturulan mekan olarak konak ve apartman Doğu-Batı karşıtlığının simgesiydi. ilk dönem yazarları arasında, Doğu-Batı karşıtlığı ve kimlik sorununu, istanbul'un farklı semtlerini karşı karşı getirerek işleyen Ahmet Hamdi Tanpınar, kuşkusuz en rafine örnektir. "Beş Şehir"(1946) adlı denemesinde, "Beyoğlu, küçük ve orjinalite damgası çoktan kaybolmuş, hatta bu damgayı üstünde bir defa bile duymamış en ucuz cinsinden bir 19.yüzyıl Avrupa'sıdır" biçiminde vurguladığı Batılı semt farklılaşmasını, "Huzur" romanında, öykünün merkezine koymuştur. Tanpınar, "Huzur"un ilk bölümünde kentin yoksul mahallelerini ve insanlarını anlatır. "Bir nevi cüzzama yakalanmış, onun tarafından iki yana sıralanmış evlerin duvarına kadar yer yer soyulan yol..." cümleleriyle aktarılan hazin manzara, "Sefiller" romanında, Victor Hugo'nun "duvarlar sanki cüzzam illetine tutulmuşlardı" tasviriyle aynı imgede buluşur.
Romanın en başarılı yerleri, Mümtaz'ın içlerinde düşlerini yaşadığı istanbul manzaralarının "resmedildiği" yerlerdir. Tanpınar, okuyucusunu Mümtaz ile birlikte, Beyazıt Sahaflar Çarşısında, salaş dükkanlarda, bit pazarında, Çekmece'de balıkçı muhitinde ve kır kahvelerinde dolaştırırken, istanbul'un bir kronikçisi, istanbul'da eski zamanın donup kaldığı ve biriktiği köşelerin bir tasvircisi oluyor. Huzur'un sonraki bölümlerinde Boğaz'a, zengin bir eve, sanki başka bir dünyaya geçeriz. Pırıl pırıl görünen modern semtte önceleri çok mutlu olan Mümtaz, giderek bu çevrede yaşayan insanlardan kaynaklanan olayların sonucunda yıkılır. Geçilmemesi gereken bir sınırı çiğnemiştir o!
A. Ömer Türke
http://www.pandora.com.tr/Sahaf/eski.asp?pid=20
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar