bugün
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu32
- gülşen in memeleri14
- bitlis te oğluna filistin ismini koyan adam22
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı85
- sudekiray silik yesin kampanyası6
- erlik6
- ese dezze11
- erdoğan'ın fon krizi açıklaması6
- fon soruşturmasında fatma betül sayan kaya3
- fatma betül sayan kaya'nın 25 bin liralık gözlüğü4
- müslüman5
- hamas denince akla gelenler11
- ben geldim naneler5
- kim cha eon9
- miss turkey 2026 başvuruları3
- kartoncu chpden ilçe başkanıymış2
- ağlayarak muhallebi yemek2
- hamileyken başka erkekle birlikte olan evli kadın8
- kasım ayını romantizm vakti sanmak2
- cimri erkeklerden kadınların nefret ettiği gerçeği10
- 20 yaşındaki gence 250 yıl hapis cezası verilmesi8
- miss universe 20266
- hızlı ve çok okumak3
- hamlet'in mezarlık sahnesi3
- tanga üstüne dar kot pantolon giyen kadın5
- fatma betül sayan kaya'nın ifadeye çağrılması7
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim31
- afganistan2
- keçi sakallı ispanyol asilzadesini oynamak3
- kablolu kulaklık2
- miss international 20262
- tinto brass7
- doçent maaşı vs işçi maaşı2
- travestiden dayak yemek3
- mel mel bakan gibson tarzı entry girmek2
- note aura silk ruj 07 classy nude2
- 5 kasım 2026 uludağ sözlük ara yüzünün değişmesi6
- sobaları hazırlayın7
- bim vs a1013
- terapi niteliğindeki şeyler13
- onca puan alıp memur olunca 12 saat çalışmak12
- halen yapçek etçek gösterçem diye konuşan insan3
- eoka'nın amacı4
- hüseyin aktepe2
- sözlükte kim kimle sevgili27
- ilk defa vurduracak kız heyecanı3
- rusya olmasaydı türkistan kurulurdu5
- cungarya çölü2
- uludağ sözlük hata tespit ekibi3
- kocaeli3
genç şair canfeza'nın kaleminden dökülmüş, duygusal müzik eşliğinde okumaya falan gerek kalmaksızın ağlatabilen müthiş bir yazıdır.
--spoiler--
işte şimdi yeni bi filme başladık..
Yıllar seni öyle doldurmuş ki bana yer kalmamış sende.
Bastığın toprak, oturduğun bank, içtiğin su, yediğin yemek.. Tamlar.
Ben seni daha çocuk sanıyordum, daha toy. Ama öyle değilmişsin. O kadar fazla gereksiz şey yerleştirmiş ki içine geçen zaman, birlikte olduğun insanlar, yaşadığın yer, arkadaşların.. Ben ne koysam taşıyor. Ne vermek istesem fazla geliyor, doymuş bebek gibisin.. Karnı tok olan bebek anlamaz ya ısrardan, yediremezsin ona midesinde olandan fazlasını.
Yıllar seni öyle doldurmuş ki,
Sana anlatılanlara inanmışsın hep, pes doğrusu!Maziye döndüm, çocukken de masallara inanırdık biz. Yaşadıklarına inanmışsın hep yalanıyla, doğrusuyla.. Oysa ki bir katil de yaşadıklarına inanır, bir hırsız da, bir soyguncu yahut bir fahişe de. Katile "öldürmek ayıptır, günahtır!" desen namusum için, hırsıza "çalmak suçtur!" desen yaşamak için, soyguncuya bilhassa aynı, fahişeye "haya et, günahtır" desen mecburiyetten yaptım der. insan bir süre sonra yaşadığına inanmaya başlar, doğru olmasa da.
Yıllar seni öyle doldurmuş ki..
Boşaltmak mümkün değil. insan hiç bardaktaki şerbeti boşaltmaya azmeder mi? Bardaktaki şerbet değil! Öyle olsa elimi dahi sürmem. Bardaktaki zehir. Zehri boşaltmak aklıma gelmedi hiç, hoş gelse de yapamazdım. Hep üstüne koydum, hep bardağı doldurmaya çalıştım.. Zaten doluydu, taştı.
Yıllar seni öyle doldurmuş ki..
Sen gibi davranarak denedim boşaltmayı, başaramadım. istanbul'un insanı yalandır kaideyi bozmayanlar hariç. Bozulmuş istanbul, aşk filmlerini orada çekmek bile saçma artık! Sana küfretmeyi, ezmeyi, hor görmeyi, kibir yapmayı, kavga etmeyi, birbirini üzmeyi aşk diye yaşatmış daha önce sevdiklerin. Elini tuttukların, kucağına yattıkların, öğütlerini dinlediklerin, hikayelerine bayıldıkların, sesleriyle uyudukların, esprileriyle güldüklerin, zamanı saydıkların, bir bebek ömrü verdiklerin sana benim verdiğimin ne kadarını verdi?
Sana benim verdiğimi kimse vermez, veremez. Ama seni istediğin bu olmadıktan sonra neye yarar?
Pamuk beyazım..
Desem ki yukarıda yazandan ne anladın eminim yine alakası yok dersin. Çünkü biri seni buna alıştırmış. Süt beyazdır desem alakası yok dersin. Gök mavidir, deniz derindir, Ocak serindir, bu kucak senindir desem..
Çünkü böyle alıştırmışlar seni, bunu hayal ettirmişler. insanın hayallerinden vazgeçmesi zordur bilirim.
Başka alıştırılmışız ikimiz de. Benim kahramanlarımın sadece kuru ekmekleri, birer bardak suları ve nadiren birer tane hurmaları olur. Senin kahramanların uçabiliyor, yüksek binalarda ofisleri, caf-caflı kostümleri var. Bir ferace var benim kahramanlarımın üzerlerinde, ayıp olmasa onu da giymekten alıkoyalar kendilerini. ikisi de kahraman işte gözümüzde, böyle alıştırmışlar. Ama benim kahramanım açlıktan ölse de kuru ekmeğini seninkiyle paylaşır. Seninki?..
Bizi böyle alıştırmışlar... Suçlamıyorum seni.
Benim yerimde sen olsaydın, benim okuduğumu sen okusaydın, benim yaşadığımı sen yaşasaydın sen de bu olurdun.
Düşünsene.. Ben senin yerinde olsaydım. istanbul'u ben yaşasaydım, ben olsaydım ağzından çıkanı kulağı duymayan, söylediğinin bini bir para etmez insanlarla ömür harcayan.. Sen gibi olmaz mıydım?
Bizi böyle alıştırmışlar..
Birimiz şehit haberi duyduğunda ağlamayı, diğerimiz hay ben böyle hükümetin demeyi huy edinmişiz.
Birimizi önemli bir işimiz olduğunda yağan yağmura sen nereden çıktın şimdi demeye, diğerimizi rahmet yağıyor barajlar doluyor bu yağmur bizim için demeye alıştırmışlar.
Birimize çarşaflı bir kadıncağız gördüğünde onunla alay etmeyi, ona gerici, yobaz demeyi öğretmişler. Diğerimize inancın bu özgürlükler ülkesinde bir tutsak, esir hayatı tadında yaşandığını..
Bizi böyle alıştırmışlar..
Ben kadın küfretmez diye bilirdim. Kadın oturuşuna, kalkışına, giyinişine, boyanışına dikkat eder diye alıştırdılar beni.
Kadın dediğin ince ruhlu, zarif olur diye öğrettiler bana. Ben kadını minnak bir tavşan yavrusu gibi hayal ettim, öyle alıştırdılar beni.
Kadın dediğin şeytan gibi erkek kalbinin en derinine nüfus eder diye öğrettiler bana. Aşkta şeytan olmalıdır kadın diye alıştırıldım ben.
Beni böyle alıştırmışlar..
Ben böyle değildim, senin için denedim sen gibi olmayı. Ama daha fazla dayanamadım. Sen de ben gibi olmayı deneme, biliyorum, dayanamazsın. Dolu birer bardağız sonuçta, fazlasını alamıyoruz.
Beni böyle alıştırmışlar..
Halâ birbirlerine oyunlar oynuyorlar, yeni stratejiler geliştiriyorlar, deniyorlar insanlar mutlu olabilmek için. Aşk birini kendine bağlamaya çalışmak değil, birine bağlanmaktır bana göre.
Beni böyle alıştırmışlar.. Aşkın birini kendine bağlamak olduğunu sananlar halt etmişler! Onlar bencil insanlar diye öğrettiler bana.
Ne desem boş..
içkici şarabından, keş afyonundan, hırsız çalmaktan vazgeçemez.. Vazgeçer ama az geçer.. Vazgeçer ama çok zaman geçer. Yıl geçer, dost geçer, aşk geçer..
Beni böyle alıştırmışlar..
Ben ol diyemem, sen de olamam. Beni böyle alıştırmışlar. Böyle alıştırmışlar beni.
Alıştırmışlar beni, böyle...
Az önce "2 gündür saçmalıyorsun" dedin. iki gündür bu okuduklarını saçmalıyorum, doğru. Sana göre saçmadır itiraz edemem, seni de böyle alıştırmışlar.
Bu yaptığın iş değil, yaşadığın hayat, taşıdığın aşk değil demek benim ne haddime? Seni de böyle alıştırmışlar.
--spoiler--
--spoiler--
işte şimdi yeni bi filme başladık..
Yıllar seni öyle doldurmuş ki bana yer kalmamış sende.
Bastığın toprak, oturduğun bank, içtiğin su, yediğin yemek.. Tamlar.
Ben seni daha çocuk sanıyordum, daha toy. Ama öyle değilmişsin. O kadar fazla gereksiz şey yerleştirmiş ki içine geçen zaman, birlikte olduğun insanlar, yaşadığın yer, arkadaşların.. Ben ne koysam taşıyor. Ne vermek istesem fazla geliyor, doymuş bebek gibisin.. Karnı tok olan bebek anlamaz ya ısrardan, yediremezsin ona midesinde olandan fazlasını.
Yıllar seni öyle doldurmuş ki,
Sana anlatılanlara inanmışsın hep, pes doğrusu!Maziye döndüm, çocukken de masallara inanırdık biz. Yaşadıklarına inanmışsın hep yalanıyla, doğrusuyla.. Oysa ki bir katil de yaşadıklarına inanır, bir hırsız da, bir soyguncu yahut bir fahişe de. Katile "öldürmek ayıptır, günahtır!" desen namusum için, hırsıza "çalmak suçtur!" desen yaşamak için, soyguncuya bilhassa aynı, fahişeye "haya et, günahtır" desen mecburiyetten yaptım der. insan bir süre sonra yaşadığına inanmaya başlar, doğru olmasa da.
Yıllar seni öyle doldurmuş ki..
Boşaltmak mümkün değil. insan hiç bardaktaki şerbeti boşaltmaya azmeder mi? Bardaktaki şerbet değil! Öyle olsa elimi dahi sürmem. Bardaktaki zehir. Zehri boşaltmak aklıma gelmedi hiç, hoş gelse de yapamazdım. Hep üstüne koydum, hep bardağı doldurmaya çalıştım.. Zaten doluydu, taştı.
Yıllar seni öyle doldurmuş ki..
Sen gibi davranarak denedim boşaltmayı, başaramadım. istanbul'un insanı yalandır kaideyi bozmayanlar hariç. Bozulmuş istanbul, aşk filmlerini orada çekmek bile saçma artık! Sana küfretmeyi, ezmeyi, hor görmeyi, kibir yapmayı, kavga etmeyi, birbirini üzmeyi aşk diye yaşatmış daha önce sevdiklerin. Elini tuttukların, kucağına yattıkların, öğütlerini dinlediklerin, hikayelerine bayıldıkların, sesleriyle uyudukların, esprileriyle güldüklerin, zamanı saydıkların, bir bebek ömrü verdiklerin sana benim verdiğimin ne kadarını verdi?
Sana benim verdiğimi kimse vermez, veremez. Ama seni istediğin bu olmadıktan sonra neye yarar?
Pamuk beyazım..
Desem ki yukarıda yazandan ne anladın eminim yine alakası yok dersin. Çünkü biri seni buna alıştırmış. Süt beyazdır desem alakası yok dersin. Gök mavidir, deniz derindir, Ocak serindir, bu kucak senindir desem..
Çünkü böyle alıştırmışlar seni, bunu hayal ettirmişler. insanın hayallerinden vazgeçmesi zordur bilirim.
Başka alıştırılmışız ikimiz de. Benim kahramanlarımın sadece kuru ekmekleri, birer bardak suları ve nadiren birer tane hurmaları olur. Senin kahramanların uçabiliyor, yüksek binalarda ofisleri, caf-caflı kostümleri var. Bir ferace var benim kahramanlarımın üzerlerinde, ayıp olmasa onu da giymekten alıkoyalar kendilerini. ikisi de kahraman işte gözümüzde, böyle alıştırmışlar. Ama benim kahramanım açlıktan ölse de kuru ekmeğini seninkiyle paylaşır. Seninki?..
Bizi böyle alıştırmışlar... Suçlamıyorum seni.
Benim yerimde sen olsaydın, benim okuduğumu sen okusaydın, benim yaşadığımı sen yaşasaydın sen de bu olurdun.
Düşünsene.. Ben senin yerinde olsaydım. istanbul'u ben yaşasaydım, ben olsaydım ağzından çıkanı kulağı duymayan, söylediğinin bini bir para etmez insanlarla ömür harcayan.. Sen gibi olmaz mıydım?
Bizi böyle alıştırmışlar..
Birimiz şehit haberi duyduğunda ağlamayı, diğerimiz hay ben böyle hükümetin demeyi huy edinmişiz.
Birimizi önemli bir işimiz olduğunda yağan yağmura sen nereden çıktın şimdi demeye, diğerimizi rahmet yağıyor barajlar doluyor bu yağmur bizim için demeye alıştırmışlar.
Birimize çarşaflı bir kadıncağız gördüğünde onunla alay etmeyi, ona gerici, yobaz demeyi öğretmişler. Diğerimize inancın bu özgürlükler ülkesinde bir tutsak, esir hayatı tadında yaşandığını..
Bizi böyle alıştırmışlar..
Ben kadın küfretmez diye bilirdim. Kadın oturuşuna, kalkışına, giyinişine, boyanışına dikkat eder diye alıştırdılar beni.
Kadın dediğin ince ruhlu, zarif olur diye öğrettiler bana. Ben kadını minnak bir tavşan yavrusu gibi hayal ettim, öyle alıştırdılar beni.
Kadın dediğin şeytan gibi erkek kalbinin en derinine nüfus eder diye öğrettiler bana. Aşkta şeytan olmalıdır kadın diye alıştırıldım ben.
Beni böyle alıştırmışlar..
Ben böyle değildim, senin için denedim sen gibi olmayı. Ama daha fazla dayanamadım. Sen de ben gibi olmayı deneme, biliyorum, dayanamazsın. Dolu birer bardağız sonuçta, fazlasını alamıyoruz.
Beni böyle alıştırmışlar..
Halâ birbirlerine oyunlar oynuyorlar, yeni stratejiler geliştiriyorlar, deniyorlar insanlar mutlu olabilmek için. Aşk birini kendine bağlamaya çalışmak değil, birine bağlanmaktır bana göre.
Beni böyle alıştırmışlar.. Aşkın birini kendine bağlamak olduğunu sananlar halt etmişler! Onlar bencil insanlar diye öğrettiler bana.
Ne desem boş..
içkici şarabından, keş afyonundan, hırsız çalmaktan vazgeçemez.. Vazgeçer ama az geçer.. Vazgeçer ama çok zaman geçer. Yıl geçer, dost geçer, aşk geçer..
Beni böyle alıştırmışlar..
Ben ol diyemem, sen de olamam. Beni böyle alıştırmışlar. Böyle alıştırmışlar beni.
Alıştırmışlar beni, böyle...
Az önce "2 gündür saçmalıyorsun" dedin. iki gündür bu okuduklarını saçmalıyorum, doğru. Sana göre saçmadır itiraz edemem, seni de böyle alıştırmışlar.
Bu yaptığın iş değil, yaşadığın hayat, taşıdığın aşk değil demek benim ne haddime? Seni de böyle alıştırmışlar.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar