bugün
- birazdan yer yerinden oynayacak10
- engelleyen insan kibri6
- türbede dua etmenin şirk olması14
- arkadaşlar bakar mısınız3
- ben bir ceviz agacıyım6
- sürekli kendini öven insan6
- beyazconverse6
- yurt dışı çıkış harcı8
- fake hesapları ciddiye alamamak3
- dilan3
- azrail gelse ona ne derdiniz13
- çerçeve yasa29
- akıl verme vereceksen huzur ver6
- mezarlıkta ağlayan kızın asıl amacı5
- sokakta öpüşmek5
- gençler çalışmadan para kazanmak istiyor6
- ey sözlük ahalisi öyle aşığım ki2
- sözlükte kavga edilen kızın true çıkması7
- 12 ağustos 2026 güneş tutulması8
- yumurtayı sucuklu yiyen insan kibri3
- yazarların son içtiği içecek4
- nakşibendi tarikatının halidi kolundanım6
- sadece başlığı açacak kadar düşünebilmek4
- biliyorum ama soylemem3
- beş parmaktan kilo analizi yapmak2
- satürnün halkasına imam hatip açmak6
- sözlük kızı ile kavga etmek13
- g i l d e d l i l y11
- insanları kuşaklara ayırmak vs burçlara ayırmak3
- felsefe yapma2
- evde fare görmek6
- arkadaşlar salam3
- nervio hamferdi2
- sözlükte mal denilen yazarların çok zeki olması2
- dağ evi3
- dump atan erkek mi olur aw4
- nutellayı ekmeksiz yiyen insan kibri2
- 12 ağustos 20264
- fako beri bak beri2
- fazladan ölümsüzlük iksiri olan var mı2
- arkadaşlar nick altılarda kavga etmeyiniz5
- askeri imam hatip lisesi5
- kendine bakmayan insan2
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı10
- sözlüğün dili olsa da konuşsa4
- 23 yaş3
- düşün ki o bunu okuyor6
- uludağ sözlük evreni3
- hiçbir servet zamanı satın alamaz20
- avrupa yakası fatoş2
fadime özkan yazdı:
Klişe tabirle ‘inanılır gibi değil ama gerçek’. Bir internet sitesinde ‘Amerika’dan ithal’ bir ‘ürün’ hakkında yayınlanan bir ‘reklam’ bu:
“Her erkeğin hayalini süsleyen, elde etmek istediği bir bayan vardır ama çoğu zaman çabaları olumsuzlukla sonuçlanır. Bu noktada erkek farklı yollara başvurmaya çalışır bazen başı derde de girebilir yine de bayanı beraber olmaya ikna edemez. Ama artık C. Bayıltıcı Sprey var, bu bayıltıcı sprey ile istediğiniz bayanı çok rahat bi şekilde elde edebilirsiniz. Sprey’den çıkan gaz kişiye narkoz etkisi vererek kokuyu aldığı andan sadece 5 saniye sonra bayıltır. 1 saat aralıksız etkisi vardır”.
Devamı da var! Firma ‘tüketici haklarına’ çok da saygılı! istenen sonuç elde edilmezse para iadesi yapılacağını, spreyin en az 50, 60 kullanımlık olduğunu göğsünü gererek ilan ediyor. Garanti sadece ürün ömrüne ilişkin de değil üstelik. Spreyi kullanacak ‘erkek’ müşterilerini, ‘etkilemek’ istedikleri kadınlara bir şey olmayacağı konusunda da temin ediyor: “Bayılan kişi üzerinde herhangi bir yan etki göstermez, sağlığına zarar vermez. Hayvanlar üzerinde de etkilidir”. (!)
Gördüğünüz gibi her şey gayet açık, kimsenin kastığı, çekindiği, utandığı falan yok. Böyle bir ihtiyacın, böyle bir pazarın, ‘tecavüzü kolaylaştıracak ürün’ bekleyen ‘müşteriler’in olması, ürünün varlığından ve açıktan satışından daha dehşet verici değil mi?
Fatih Altaylı ve katil koca
Eski kocası tarafından en savunmasız anında, banyoda sırtından bıçaklanarak öldürülmüş kadının fotoğrafını tüm çıplaklığıyla gördüğünüzde ne düşündünüz? Zavallı kadını, katil kocayı yahut kadına yönelik şiddetin ölümcüllüğünü mü düşündünüz, fotoğrafı basan Fatih Altaylı’yı mı?
Altaylı fotoğrafı herkesi sarsmak, toplumsal farkındalık yaratmak için yayınladığını söylüyor.
Olan bu mu peki? Bu gerekçe, pornografik çerçeveyi aşabiliyor mu? Ölüm nedeni ne olursa olsun, gerçek bir kişinin ‘ölüm mahremiyeti’ne tecavüz edilmiş olmuyor mu o fotoğrafla? Altaylı’nın yaptığının, Şefika Etik’in varlığını, iradesini, hayatını hiçe sayan katil kocanın yaptığından ne farkı var?
Şefika hanımı bu fotoğrafla tanımak zorunda kalan bizler bile fena hırpalandık; ya ailesi, çocukları, arkadaşları nasıl taşıyacak bu yükü? Bu da ‘ağır şiddet’ değil mi? Bir gazeteyi yönetiyor, insanların hayatları ve ölümleri hakkında haber yapıyor olmak, haber konusu insanları ve muhatabı okurları gazetecilerin ‘malı’, istedikleri etkiyi yaratmak için oynadıkları ‘oyuncakları’ yapar mı?
Bu, bir büyük yanılgı, mesleki bir kibirdir ve unutmayalım ki ‘toplumsal cinnet’in yolları ‘medya cinayetleri’yle örülüdür. Her suç gibi bunun da bir cezası olmalıdır.
‘Avrat’ ve silah
Katliam sürüyor. Kadına yönelik şiddet, yumruklama, dövme, tekmeleme boyutlarını aşıp ‘ıslah etmekten’ (!) ‘öldürme’ amacına yöneliyor. Yani ‘kazara’ değil ‘kasıtla’ öldürüyor, bunun için ‘araç’ kullanıyorlar. Bu nedenle, ‘can havliyle’ çalışan Bakan Fatma Şahin, ilan ettiği seferberliğe tecavüz ürünlerini de, silahsızlanmayı da eklemeli mutlaka. Rakamlar korkunç çünkü.
Umut Vakfı’nın araştırmasına göre, Türkiye’de her 100 kişiden 12’si silahlı ve silahla işlenen cinayetlerin yüzde 14’ünde silahlar ruhsatlı. Ruhsatlı olmaları suça bulaşmalarını önlememiş yani. Son on yılda silahlı şiddet olayları yüzde 83 artmış. Bunların yüzde 23 buçuğu da aile içi şiddet. Ölümlü olaylar yüzde 43 gibi yüksek bir oranda aniden çıkan tartışmayla başlıyor. Evde silah olmasa, o tartışma ölümle değil sadece küslükle neticelenecek belki de.
Söylemezsem çatlarım
Mardin’de aralarında asker sivil bürokratların da olduğu 28 yetişkinin yedi ay boyunca tecavüz ettiği 13 yaşındaki N.Ç. davası ‘tam bir utanç davası’ halinde sürüyor. Adli tıbbı, yerel mahkemesi, son olarak Yargıtay Başsavcılığı ‘N.Ç. her şeyin farkındaydı’ diyerek sanıkların cezalarının en alt seviyeden kesilmesini istiyor. Hemen hiçbir konuda mutabakata varamayanların ülkesindeki şu dayanışmaya bakar mısınız!
Klişe tabirle ‘inanılır gibi değil ama gerçek’. Bir internet sitesinde ‘Amerika’dan ithal’ bir ‘ürün’ hakkında yayınlanan bir ‘reklam’ bu:
“Her erkeğin hayalini süsleyen, elde etmek istediği bir bayan vardır ama çoğu zaman çabaları olumsuzlukla sonuçlanır. Bu noktada erkek farklı yollara başvurmaya çalışır bazen başı derde de girebilir yine de bayanı beraber olmaya ikna edemez. Ama artık C. Bayıltıcı Sprey var, bu bayıltıcı sprey ile istediğiniz bayanı çok rahat bi şekilde elde edebilirsiniz. Sprey’den çıkan gaz kişiye narkoz etkisi vererek kokuyu aldığı andan sadece 5 saniye sonra bayıltır. 1 saat aralıksız etkisi vardır”.
Devamı da var! Firma ‘tüketici haklarına’ çok da saygılı! istenen sonuç elde edilmezse para iadesi yapılacağını, spreyin en az 50, 60 kullanımlık olduğunu göğsünü gererek ilan ediyor. Garanti sadece ürün ömrüne ilişkin de değil üstelik. Spreyi kullanacak ‘erkek’ müşterilerini, ‘etkilemek’ istedikleri kadınlara bir şey olmayacağı konusunda da temin ediyor: “Bayılan kişi üzerinde herhangi bir yan etki göstermez, sağlığına zarar vermez. Hayvanlar üzerinde de etkilidir”. (!)
Gördüğünüz gibi her şey gayet açık, kimsenin kastığı, çekindiği, utandığı falan yok. Böyle bir ihtiyacın, böyle bir pazarın, ‘tecavüzü kolaylaştıracak ürün’ bekleyen ‘müşteriler’in olması, ürünün varlığından ve açıktan satışından daha dehşet verici değil mi?
Fatih Altaylı ve katil koca
Eski kocası tarafından en savunmasız anında, banyoda sırtından bıçaklanarak öldürülmüş kadının fotoğrafını tüm çıplaklığıyla gördüğünüzde ne düşündünüz? Zavallı kadını, katil kocayı yahut kadına yönelik şiddetin ölümcüllüğünü mü düşündünüz, fotoğrafı basan Fatih Altaylı’yı mı?
Altaylı fotoğrafı herkesi sarsmak, toplumsal farkındalık yaratmak için yayınladığını söylüyor.
Olan bu mu peki? Bu gerekçe, pornografik çerçeveyi aşabiliyor mu? Ölüm nedeni ne olursa olsun, gerçek bir kişinin ‘ölüm mahremiyeti’ne tecavüz edilmiş olmuyor mu o fotoğrafla? Altaylı’nın yaptığının, Şefika Etik’in varlığını, iradesini, hayatını hiçe sayan katil kocanın yaptığından ne farkı var?
Şefika hanımı bu fotoğrafla tanımak zorunda kalan bizler bile fena hırpalandık; ya ailesi, çocukları, arkadaşları nasıl taşıyacak bu yükü? Bu da ‘ağır şiddet’ değil mi? Bir gazeteyi yönetiyor, insanların hayatları ve ölümleri hakkında haber yapıyor olmak, haber konusu insanları ve muhatabı okurları gazetecilerin ‘malı’, istedikleri etkiyi yaratmak için oynadıkları ‘oyuncakları’ yapar mı?
Bu, bir büyük yanılgı, mesleki bir kibirdir ve unutmayalım ki ‘toplumsal cinnet’in yolları ‘medya cinayetleri’yle örülüdür. Her suç gibi bunun da bir cezası olmalıdır.
‘Avrat’ ve silah
Katliam sürüyor. Kadına yönelik şiddet, yumruklama, dövme, tekmeleme boyutlarını aşıp ‘ıslah etmekten’ (!) ‘öldürme’ amacına yöneliyor. Yani ‘kazara’ değil ‘kasıtla’ öldürüyor, bunun için ‘araç’ kullanıyorlar. Bu nedenle, ‘can havliyle’ çalışan Bakan Fatma Şahin, ilan ettiği seferberliğe tecavüz ürünlerini de, silahsızlanmayı da eklemeli mutlaka. Rakamlar korkunç çünkü.
Umut Vakfı’nın araştırmasına göre, Türkiye’de her 100 kişiden 12’si silahlı ve silahla işlenen cinayetlerin yüzde 14’ünde silahlar ruhsatlı. Ruhsatlı olmaları suça bulaşmalarını önlememiş yani. Son on yılda silahlı şiddet olayları yüzde 83 artmış. Bunların yüzde 23 buçuğu da aile içi şiddet. Ölümlü olaylar yüzde 43 gibi yüksek bir oranda aniden çıkan tartışmayla başlıyor. Evde silah olmasa, o tartışma ölümle değil sadece küslükle neticelenecek belki de.
Söylemezsem çatlarım
Mardin’de aralarında asker sivil bürokratların da olduğu 28 yetişkinin yedi ay boyunca tecavüz ettiği 13 yaşındaki N.Ç. davası ‘tam bir utanç davası’ halinde sürüyor. Adli tıbbı, yerel mahkemesi, son olarak Yargıtay Başsavcılığı ‘N.Ç. her şeyin farkındaydı’ diyerek sanıkların cezalarının en alt seviyeden kesilmesini istiyor. Hemen hiçbir konuda mutabakata varamayanların ülkesindeki şu dayanışmaya bakar mısınız!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar