bugün
- evde tekken yan odadan gelen kılıçdaroğlu sesi4
- en son aldığınız iltifat7
- teen slasher film klişeleri4
- haşemayla site havuzuna alınmayan kadının isyanı5
- çay koymak mı katmak mı8
- en köylü özelliğiniz3
- karımla evlendiğime bin pişmanım6
- baklavanın hiçbir içeceğe uyum sağlamaması3
- yippee ki yay motherfucker2
- ruh halini tek cümlede anlatmak9
- sevgilinin film izlerken kucağınızda uyuyakalması2
- arkadaşlar falıma bi bakar mısınız6
- freddy krueger2
- irmik helvası6
- süper kahramanların şehri korurken yıkması2
- 35 yaşından sonra aşık olmanın imkansızlaşması8
- orhun yazıtları2
- tomris uyar'ın üç şairi topaca çevirmesi7
- imama geçen yaz ne yaptığını biliyorum demek3
- öbür sözlükten hep erkek yazar gelmesi7
- balıkesir denince akla ilk gelenler8
- antik mezar kazıp kötü güçleri uyandırmak3
- hangi sözlük yazarı hangi the boyz karakteri olur3
- donanımsal önbellek2
- arkadaşlar ben saksı değilim5
- karton toplayan gocu3
- i know what you did last summer2
- amfetamin3
- takıntılı gammaz2
- arkadaşlar beni özlediniz mi5
- 3 tane kedisi olan kızla evlenilir mi sorunsalı18
- gaspar noe'nin son filminin baya baya porno olması2
- sözlükten kaç sevgili edindiniz2
- uyku ilacı içmeden uyuyamamak11
- cehaletln cazibesi11
- kadıköy sabiha gökçen havalimanı metrosu2
- misafirliğe gitmek iyi değildir3
- kezo osuruğu3
- usualsuspects'in yazlığında tatil yapmak2
- amerika iran savaşı3
- tarımdan paradoksa evrim3
- işten istifa edip yeni bir şehre taşınmak5
- sagopa ile kolera2
- hoşlanılan erkeğin kel olduğunu açıklaması10
- göbek eritme taktikleri3
- hindistanlı kızlar5
- yürüyüş meksika açmazı kahve2
- yalnızlıktan keyif almak5
- ciguli kral4
- çay katüüm mü daayı3
"gökten indiği sanılan kitaplar" tanımında nerede yanlış olduğunu çözemediğim sadece Türk devletinin değil "Türk Milletinin de" kurucusu..
sanmak bakalım tdk'ye göre ne demekmiş:
Bir şeyin olma veya olmama ihtimalini kabul etmekle birlikte, olabileceğine daha çok inanmak, zannetmek.
din bir vicdan meselesidir ve kanıtlanamaz. Zaten böyle bi şans olsa tüm dünya ya Müslüman ya da ateist olurdu dimi?
bir de söylenen kelimenin ne anlamda kullanıldığını şöyle de açıklayabiliriz. O zaman Atatürk'ün konuşmalarına baktığımızda "derhal söylemeliyim" tarzında cümle yapısı var. Bunu şimdi birinden duysak şaşırırız heralde. Sanmak kelimesi de bu anlamda da değişime uğramıştır. Ha uğramasa bile yukarıda açıkladık kendisini.
Gelelim 2.mevzuya. Ortada yeni bir düzen ve laik devlet yapısı var. Öyle bir devlet ki tarih kitaplarında bugünkü gibi Müslüman-Sünni inancı işlenmiyor. Hz.isa, Hz.Musa denirken Peygamber Efendimiz denmiyor Peygamber Muhammed deniyor.Ha bu şimdi doğru yanlış bu ülkenin çoğu müslüman falan diyebilirsiniz ama olaya bu yeni kurulmuş laiklik temeli ve onun getirdiği hassasiyetler açısından bakarsak normal bir şey.
Böyle bir ortamda bu devletin kurucusunun kutsal kitapları devlet yönetiminde tanıması zaten mümkün değildir. Din bir vicdan meselesidir ve devlet her yeni çağa ve insan gereksinimlerine ayak uydurmalıdır. Devletin dini olmaz, devletin kitabı olmaz. Devlet gelişen ve değişen kanunlarla yönetilir. Ancak dinin getirdiği ahlak ve sosyal yapı değişemez. Çünkü aynı insan binlerce yıl önce de yalan söylüyordu, zina yapıyordu, adam öldürüyordu. işte buradaki söz hem laiklik ilkesini hem de Atatürk'ün ne demek istediğini çok rahat anlamamızı sağlıyor.
Ha buradan Atatürk'ü belli bir dini inanç kalıbına sokma gibi niyetim yok. Onun inancı da beni ilgilendirmez. Onu seven her Müslüman onun kendi gibi inançlı olmasını diler. Onun da gel-gitler yaşadığı doğrudur. Dışarıda devlet otoritesi ve ilkeleri sağlamlaştırmak adına Ümmetçilik ve dinin tarihteki yerini eleştirdiği de olmuştur.Yoksa kendi düşüncelerini asla kabul ettiremez. Bir millet kavramı oluşmaz zaten. Bunu şuna benzetebiliriz : zeybek ve vals arasında gidip geldiği kültür çatışması kendini inanç konusunda da göstermiştir.
sanmak bakalım tdk'ye göre ne demekmiş:
Bir şeyin olma veya olmama ihtimalini kabul etmekle birlikte, olabileceğine daha çok inanmak, zannetmek.
din bir vicdan meselesidir ve kanıtlanamaz. Zaten böyle bi şans olsa tüm dünya ya Müslüman ya da ateist olurdu dimi?
bir de söylenen kelimenin ne anlamda kullanıldığını şöyle de açıklayabiliriz. O zaman Atatürk'ün konuşmalarına baktığımızda "derhal söylemeliyim" tarzında cümle yapısı var. Bunu şimdi birinden duysak şaşırırız heralde. Sanmak kelimesi de bu anlamda da değişime uğramıştır. Ha uğramasa bile yukarıda açıkladık kendisini.
Gelelim 2.mevzuya. Ortada yeni bir düzen ve laik devlet yapısı var. Öyle bir devlet ki tarih kitaplarında bugünkü gibi Müslüman-Sünni inancı işlenmiyor. Hz.isa, Hz.Musa denirken Peygamber Efendimiz denmiyor Peygamber Muhammed deniyor.Ha bu şimdi doğru yanlış bu ülkenin çoğu müslüman falan diyebilirsiniz ama olaya bu yeni kurulmuş laiklik temeli ve onun getirdiği hassasiyetler açısından bakarsak normal bir şey.
Böyle bir ortamda bu devletin kurucusunun kutsal kitapları devlet yönetiminde tanıması zaten mümkün değildir. Din bir vicdan meselesidir ve devlet her yeni çağa ve insan gereksinimlerine ayak uydurmalıdır. Devletin dini olmaz, devletin kitabı olmaz. Devlet gelişen ve değişen kanunlarla yönetilir. Ancak dinin getirdiği ahlak ve sosyal yapı değişemez. Çünkü aynı insan binlerce yıl önce de yalan söylüyordu, zina yapıyordu, adam öldürüyordu. işte buradaki söz hem laiklik ilkesini hem de Atatürk'ün ne demek istediğini çok rahat anlamamızı sağlıyor.
Ha buradan Atatürk'ü belli bir dini inanç kalıbına sokma gibi niyetim yok. Onun inancı da beni ilgilendirmez. Onu seven her Müslüman onun kendi gibi inançlı olmasını diler. Onun da gel-gitler yaşadığı doğrudur. Dışarıda devlet otoritesi ve ilkeleri sağlamlaştırmak adına Ümmetçilik ve dinin tarihteki yerini eleştirdiği de olmuştur.Yoksa kendi düşüncelerini asla kabul ettiremez. Bir millet kavramı oluşmaz zaten. Bunu şuna benzetebiliriz : zeybek ve vals arasında gidip geldiği kültür çatışması kendini inanç konusunda da göstermiştir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar