bugün
- hey yavrum be gelenlere bak4
- ismet gurbuz 20244
- osuruktan şiirler89
- dolar isterse 100 olsun41
- 21 ağustos 2026 erzurumspor galatasaray maçı27
- dilek imamoğlunun ateş eden mayosu25
- vajinaya neden git gel yapıyoruz2
- vancouver'dan toronto'ya gitmek4
- kendi memleketinde yabancı hissetmek5
- 22 ağustos 20262
- pazartesi işe gidecek olmak4
- game of thrones taki kerhaneci'nin annesi20
- saw serisini bir gunde izlemek2
- g i l d e d l i l y28
- kapıma beyaz toros gelseydi eğer11
- crush grubu2
- kadınınızı çalıştırır mısınız14
- victor osimhen20
- nasıl birisiniz15
- orospu çocuğu abdullah öcalan19
- nah sana oy17
- diamond bosphorus8
- tcg anadolu da robotik cerrahi denemesi2
- velvet48
- kürtler8
- 185 ve üstü kadınların çok havalı olması8
- velvet mi güzel g'i l d'e d l'i l y mi8
- game of thrones taki kerhaneci16
- beybi leydi7
- kadın olmanın çok güzel bir şey olması6
- gürcistan göçmenleri13
- sözlüğün en düşük iq sahibi yazarları12
- yeni parti de bölünebilir10
- türk solcusu6
- simko320
- allah her şeyden çok tevhidi önemsiyor6
- tai lung mu güzel g'i l d'e d l'i l y mi6
- dolar 100 tl mazot 100 tl13
- uludağ sözlük bakanlıkları3
- netanyahu'ya kırmızı bülten talebi10
- hiç çaylak olmamış yazar gizli eşcinseldir11
- evde kalmış olan 24 yaşında kız5
- güzel kızların mutsuz olması5
- iyi günler arkadaşlar nasibimi arıyorum12
- sözlüğü bırakmaktan vazgeçmek12
- ısrarla ne iş yaptığını soran insanlar4
- osimhen lukaku vlahovic salah5
- almancıları sevmemek11
- ankara6
- miras davası5
"gökten indiği sanılan kitaplar" tanımında nerede yanlış olduğunu çözemediğim sadece Türk devletinin değil "Türk Milletinin de" kurucusu..
sanmak bakalım tdk'ye göre ne demekmiş:
Bir şeyin olma veya olmama ihtimalini kabul etmekle birlikte, olabileceğine daha çok inanmak, zannetmek.
din bir vicdan meselesidir ve kanıtlanamaz. Zaten böyle bi şans olsa tüm dünya ya Müslüman ya da ateist olurdu dimi?
bir de söylenen kelimenin ne anlamda kullanıldığını şöyle de açıklayabiliriz. O zaman Atatürk'ün konuşmalarına baktığımızda "derhal söylemeliyim" tarzında cümle yapısı var. Bunu şimdi birinden duysak şaşırırız heralde. Sanmak kelimesi de bu anlamda da değişime uğramıştır. Ha uğramasa bile yukarıda açıkladık kendisini.
Gelelim 2.mevzuya. Ortada yeni bir düzen ve laik devlet yapısı var. Öyle bir devlet ki tarih kitaplarında bugünkü gibi Müslüman-Sünni inancı işlenmiyor. Hz.isa, Hz.Musa denirken Peygamber Efendimiz denmiyor Peygamber Muhammed deniyor.Ha bu şimdi doğru yanlış bu ülkenin çoğu müslüman falan diyebilirsiniz ama olaya bu yeni kurulmuş laiklik temeli ve onun getirdiği hassasiyetler açısından bakarsak normal bir şey.
Böyle bir ortamda bu devletin kurucusunun kutsal kitapları devlet yönetiminde tanıması zaten mümkün değildir. Din bir vicdan meselesidir ve devlet her yeni çağa ve insan gereksinimlerine ayak uydurmalıdır. Devletin dini olmaz, devletin kitabı olmaz. Devlet gelişen ve değişen kanunlarla yönetilir. Ancak dinin getirdiği ahlak ve sosyal yapı değişemez. Çünkü aynı insan binlerce yıl önce de yalan söylüyordu, zina yapıyordu, adam öldürüyordu. işte buradaki söz hem laiklik ilkesini hem de Atatürk'ün ne demek istediğini çok rahat anlamamızı sağlıyor.
Ha buradan Atatürk'ü belli bir dini inanç kalıbına sokma gibi niyetim yok. Onun inancı da beni ilgilendirmez. Onu seven her Müslüman onun kendi gibi inançlı olmasını diler. Onun da gel-gitler yaşadığı doğrudur. Dışarıda devlet otoritesi ve ilkeleri sağlamlaştırmak adına Ümmetçilik ve dinin tarihteki yerini eleştirdiği de olmuştur.Yoksa kendi düşüncelerini asla kabul ettiremez. Bir millet kavramı oluşmaz zaten. Bunu şuna benzetebiliriz : zeybek ve vals arasında gidip geldiği kültür çatışması kendini inanç konusunda da göstermiştir.
sanmak bakalım tdk'ye göre ne demekmiş:
Bir şeyin olma veya olmama ihtimalini kabul etmekle birlikte, olabileceğine daha çok inanmak, zannetmek.
din bir vicdan meselesidir ve kanıtlanamaz. Zaten böyle bi şans olsa tüm dünya ya Müslüman ya da ateist olurdu dimi?
bir de söylenen kelimenin ne anlamda kullanıldığını şöyle de açıklayabiliriz. O zaman Atatürk'ün konuşmalarına baktığımızda "derhal söylemeliyim" tarzında cümle yapısı var. Bunu şimdi birinden duysak şaşırırız heralde. Sanmak kelimesi de bu anlamda da değişime uğramıştır. Ha uğramasa bile yukarıda açıkladık kendisini.
Gelelim 2.mevzuya. Ortada yeni bir düzen ve laik devlet yapısı var. Öyle bir devlet ki tarih kitaplarında bugünkü gibi Müslüman-Sünni inancı işlenmiyor. Hz.isa, Hz.Musa denirken Peygamber Efendimiz denmiyor Peygamber Muhammed deniyor.Ha bu şimdi doğru yanlış bu ülkenin çoğu müslüman falan diyebilirsiniz ama olaya bu yeni kurulmuş laiklik temeli ve onun getirdiği hassasiyetler açısından bakarsak normal bir şey.
Böyle bir ortamda bu devletin kurucusunun kutsal kitapları devlet yönetiminde tanıması zaten mümkün değildir. Din bir vicdan meselesidir ve devlet her yeni çağa ve insan gereksinimlerine ayak uydurmalıdır. Devletin dini olmaz, devletin kitabı olmaz. Devlet gelişen ve değişen kanunlarla yönetilir. Ancak dinin getirdiği ahlak ve sosyal yapı değişemez. Çünkü aynı insan binlerce yıl önce de yalan söylüyordu, zina yapıyordu, adam öldürüyordu. işte buradaki söz hem laiklik ilkesini hem de Atatürk'ün ne demek istediğini çok rahat anlamamızı sağlıyor.
Ha buradan Atatürk'ü belli bir dini inanç kalıbına sokma gibi niyetim yok. Onun inancı da beni ilgilendirmez. Onu seven her Müslüman onun kendi gibi inançlı olmasını diler. Onun da gel-gitler yaşadığı doğrudur. Dışarıda devlet otoritesi ve ilkeleri sağlamlaştırmak adına Ümmetçilik ve dinin tarihteki yerini eleştirdiği de olmuştur.Yoksa kendi düşüncelerini asla kabul ettiremez. Bir millet kavramı oluşmaz zaten. Bunu şuna benzetebiliriz : zeybek ve vals arasında gidip geldiği kültür çatışması kendini inanç konusunda da göstermiştir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar