bugün
- hoşlanan erkeğin adım atmama sebebi5
- grok vs gemini vs chatgpt4
- feministlerin sınırsız nafaka iptaline kızmaları14
- nervio abla22
- erkekte fizik mi giyim mi daha önemli7
- uyku bozuldu iyice2
- yaşamak2
- satrançta at mı daha değerlidir fil mi5
- 30 yaşından sonra ne yapacağız hissi3
- sedat pekmez43
- ten uyumu vs kafa uyumu2
- aşka inanmayan insan4
- ömürlük arabalar3
- sözlükteki arkadaş çevresi6
- gençler iş beğenmiyor diyen genç patron16
- teklif edip asla ısrar etmeyen insan8
- sivrisinek3
- fatoş pınar türker'in sözlükte konuşulmaması3
- köşe başı dükkanlar erotik shop olsun11
- haklı olduğu halde susan insan7
- türkiye'de iyi bir insan olmak11
- kemal kılıçdaroğlu devlet bahçeli ikilisi2
- toy story 53
- ıslak kek bile yapamayan kız5
- sömürge valisi3
- cedidacer'in fenerbahçeli bir ezik olması19
- astrolojiye inanan insanlara yapılan zorbalık3
- 25 yıllık akp iktidarından çıkarılacak ders12
- en iyi gençlik dizisi2
- ekşi sözlük2
- bir insana yapılabilecek en büyük kötülük19
- honda civic fd62
- çok yakışıklı kaslı eğitimli cool merhametli erkek3
- trt'nin 2026 dünya kupasını 4k yayınlamaması2
- mustafa çiftçi3
- psikolog ile ilk seans2
- chp'nin hali ne olacak34
- durduğun yerde terlemek2
- hiç gelmeyecek birini beklemek9
- süslü şirin2
- seküler erkek muhafazakar kız birlikteliği7
- sözlükte hic tayt giyen kız olmaması9
- evli insanların bekarlara sen de evlen baskısı5
- yapay zeka sözlük moderatörü4
- 6'ncı nesil uçakta dünyada söz sahibi olmamız11
- yuvarlak hatlar3
- anhedonist3
- kitaplıktan ödünç kitap vermemek2
- vücut geliştirmenin sandığından da zor olması3
- m r e r e c t o21
'...yapılmamış, unutulmuş itirazlar mı vardı? kuşkusuz vardı böyle itirazlar(...)
nerdeydi şimdiye kadar görmediği o yargıç? nerdeydi o yüksek mahkeme?
kouşacaklarım var el kaldırıyorum...'
-f. kafka-
belli ki tenimin rengini yitireceğim
ve hayat yitirecek rengini, yüzümün sustuğu yerde
korkarak yürürken caddelerde
benim yüzyılım hani?
ülkem nerede?
feride
şimdi yanaş kıyılarıma bir vapur gibi
çarpıp durayım güvertede gözlerine
(inan ki feride inan
aşk,
önce!)
(gözümü bağlıyorlar; korma sevgilim!gözümü,
gönlümü değil...)
kanlı karanlık odalarda
beni morartıyor, azaltıyor ve azdırıyorlar
böyle her seferinde,
çıkınca fırında ekmek gibi kabarıyorum
sonra bir çoğalıyor, bir çoğalıyor, bir çoğalıyorum
(bir güzel renk değiştiriyorum;
korkma! yürek değil,
renk değiştiriyorum sadece...)
ben can, camiler e(zan) derdinde!
kollarım gidiyor önce, ayaklarım ellerim
saçlarım gitmişti zaten, bileklerim gitmişti
biliyor musun bir sen kalıyorsun içimde
yüreğimin alazında biz bize
ağlaşıyoruz sesizce...
(sonra gözlerim açılıyor; korkma!dilim değil, gözlerim sadece...)
(mahkemede)
(hapisanede)
buraya gelme feride
bir hançer gibi saplama
savuran gözlerimi yüreğime
yine o öksüz koridor, yaslı ve yaşlı koğuş
küf ve sidik kokuları yine
ben valeybol oynuyom bahçede
birikmiş volta borcumu
taksitle, her gelişte ödüyorum
aldırma, bir kedere sevk olunmuş suretim
kadınım,
kardelenim
gülenim!
(bir de sen... sen feride olmasan
bana böyle delice göz kırpan yeryüzüne kanmasam
kanmasam mahvolurum kız, mahvolurum!)
ekmeksiz kal da demiştim
içeride kavgasız, kadınsız, çaresiz kalma
bunları yazmadılar hayat bilgisi kitaplarında!
yazmadılar!
oysa ki ben aşka inanıyorum
hep ölüm bu (yurdunuz)
yazıyorum:
ey devlet,
ey tanrı artık o(kulun) yok senin!
ben uçurumlar önünde kendimi kemiren kerem
artık beni kemiren türküler dinlemem
dinlemem
ki rüzgardım
usluca kedere kaldım
yürüdüm, göçebeydim;
yürüdüm, kurşunlandım!
sonra mart kaldım, eylül kaldım ey susmanın çorak iklimi!
yüzüme uzun sürmüş soruşturmalar yorgunluğu
çarmıhlara gerildim, ölümlere tek kaldım...
çıktım kanlı karanlık odalardan
elbet çıkarım, çıkacağım!
şimdi dağları aralasan bu akşam üstleri ben çıkarım
kuşları kovalasan, yürüsen yollara göçebe yanım
geceleri kanatsan alnımda yağmur, saçlarım kar türküsü çıkarım!
(ben bu çiçeği bölsem, koklasam sen çıkar mısın?)
bu gece saçlarından geçiyorum, yüreğim ter içinde
sussam yokluğun kan tükürür beynime
geceler büyürse tutsağım sabahlar doludur yüreğime
çıktım
da kentler kent değildi yine
belki bu yüzden tüketmiş soluğunu şarkılar
kuşlar da gitmiş, keder büyümüş
ama hiç boğulmamış içimizde kıyılar...
kal kendinin anası ol doğur kendini
sonra gel beni doyur büyümeden açlığım
sesim mi?
o da büyür sen kaygılanma
nerdeydi şimdiye kadar görmediği o yargıç? nerdeydi o yüksek mahkeme?
kouşacaklarım var el kaldırıyorum...'
-f. kafka-
belli ki tenimin rengini yitireceğim
ve hayat yitirecek rengini, yüzümün sustuğu yerde
korkarak yürürken caddelerde
benim yüzyılım hani?
ülkem nerede?
feride
şimdi yanaş kıyılarıma bir vapur gibi
çarpıp durayım güvertede gözlerine
(inan ki feride inan
aşk,
önce!)
(gözümü bağlıyorlar; korma sevgilim!gözümü,
gönlümü değil...)
kanlı karanlık odalarda
beni morartıyor, azaltıyor ve azdırıyorlar
böyle her seferinde,
çıkınca fırında ekmek gibi kabarıyorum
sonra bir çoğalıyor, bir çoğalıyor, bir çoğalıyorum
(bir güzel renk değiştiriyorum;
korkma! yürek değil,
renk değiştiriyorum sadece...)
ben can, camiler e(zan) derdinde!
kollarım gidiyor önce, ayaklarım ellerim
saçlarım gitmişti zaten, bileklerim gitmişti
biliyor musun bir sen kalıyorsun içimde
yüreğimin alazında biz bize
ağlaşıyoruz sesizce...
(sonra gözlerim açılıyor; korkma!dilim değil, gözlerim sadece...)
(mahkemede)
(hapisanede)
buraya gelme feride
bir hançer gibi saplama
savuran gözlerimi yüreğime
yine o öksüz koridor, yaslı ve yaşlı koğuş
küf ve sidik kokuları yine
ben valeybol oynuyom bahçede
birikmiş volta borcumu
taksitle, her gelişte ödüyorum
aldırma, bir kedere sevk olunmuş suretim
kadınım,
kardelenim
gülenim!
(bir de sen... sen feride olmasan
bana böyle delice göz kırpan yeryüzüne kanmasam
kanmasam mahvolurum kız, mahvolurum!)
ekmeksiz kal da demiştim
içeride kavgasız, kadınsız, çaresiz kalma
bunları yazmadılar hayat bilgisi kitaplarında!
yazmadılar!
oysa ki ben aşka inanıyorum
hep ölüm bu (yurdunuz)
yazıyorum:
ey devlet,
ey tanrı artık o(kulun) yok senin!
ben uçurumlar önünde kendimi kemiren kerem
artık beni kemiren türküler dinlemem
dinlemem
ki rüzgardım
usluca kedere kaldım
yürüdüm, göçebeydim;
yürüdüm, kurşunlandım!
sonra mart kaldım, eylül kaldım ey susmanın çorak iklimi!
yüzüme uzun sürmüş soruşturmalar yorgunluğu
çarmıhlara gerildim, ölümlere tek kaldım...
çıktım kanlı karanlık odalardan
elbet çıkarım, çıkacağım!
şimdi dağları aralasan bu akşam üstleri ben çıkarım
kuşları kovalasan, yürüsen yollara göçebe yanım
geceleri kanatsan alnımda yağmur, saçlarım kar türküsü çıkarım!
(ben bu çiçeği bölsem, koklasam sen çıkar mısın?)
bu gece saçlarından geçiyorum, yüreğim ter içinde
sussam yokluğun kan tükürür beynime
geceler büyürse tutsağım sabahlar doludur yüreğime
çıktım
da kentler kent değildi yine
belki bu yüzden tüketmiş soluğunu şarkılar
kuşlar da gitmiş, keder büyümüş
ama hiç boğulmamış içimizde kıyılar...
kal kendinin anası ol doğur kendini
sonra gel beni doyur büyümeden açlığım
sesim mi?
o da büyür sen kaygılanma
güncel Önemli Başlıklar
