bugün
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı72
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim25
- terapi niteliğindeki şeyler6
- siyah sütyen5
- iyi menemenin sırrı6
- iyi memenin sırrı7
- meme3
- sözlükte kim kimle sevgili27
- evrim varsa neden yarı insan yarı maymun yok6
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri7
- maçtan önce atıp tutan galatasaraylı yazarlar10
- domalma2
- türkiye'nin haritada büyümesi3
- sözlüğün en şık erkeği12
- queen ravenna adlı yazarın cerrah olması13
- nervio43
- güzel bir kız nasıl tavlanır6
- fenerbahçeli yazarlar7
- kale3112 ifşa8
- passatı olan erkek6
- giresunlu kızlar6
- true esaretten kurtulacak4
- ford taunus2
- yakın zamanda çaylak olacakmış gibi hissetmek4
- ese dezze8
- engineer288
- selahattin demirtaşın hapiste 10 yılını doldurması2
- sabaha kadar uyumamak3
- kız sanılan ama erkek çıkan poposu güzel yazar6
- gece uyumadan önce düşünülen şeyler5
- sabah akşam nervio yu konuşan sözlük11
- yakıştırdığım çiftler serisi 115
- 8 haziran 2016 sözlükte yaşanan ifşa skandalı7
- gel münihe sözünü tut travel4
- tacettin libosoglu4
- ben jesus olsam4
- futbol17
- fenerbahçe14
- arkadaşlar bi bakar mısınız9
- kassız erkek neye benzer5
- uefa şampiyonlar ligi7
- balık yemeye yunanistan'a giden sözlük yazarı7
- muhallebi yerken disi kirmak4
- liverpool fc6
- herif olmanın zorlukları4
- herkesin beni evlendirmeye çalışması5
- üstteki yazar hakkındaki varsayımlarınız7
- anto'nun kuyumcu olması3
- türkiye12
- hangi yazarlar nereliye benziyor4
1600 lü yılların başı ve ortası sırasında yaşamış mevlevi piri. ejderham' in 10. kuşaktan büyük dedesidir.
rivayete göre, ismi nejdet olan bu dede, çok inatçı bir insanmış. bir gün köyünden şehre gitmeye karar vermiş. evde annesine ''anne ben yarın şehre ineceğim'' demiş. annesi de, ''oğlum allah nasip ederse de'', diye cevap vermiş. buna sinirlenen evlat , ''anne allah nasip ederse diye bir şey var mı, ben yarın şehre ineceğim bilesin'' demiş. annesi de tekrar, ''evladım allah nasip ederse'' demiş.
ertesi gün nejdet, iki öküzü arabaya koşup yola çıkmış. olacak gibi değil ama, yolda önce öküzün teki sakatlanmış. bunun üzerine nejdet, kendisi boyunduruğa geçip diğer öküzle yola devam etmiş. biraz daha gidince arabanın tekeri kırılmış. nejdet arabayı da bırakarak tek öküzle şehre inmiş. biraz soluklanmak için oturduğu bir kıraathane de bu olayı anlatıp, demiş ki: ''allah nasip ederse diye bir şey var mı? ben geldim işte'' demiş.
biraz soluklanan nejdet kalkmak üzere iken köşede kendi başına oturan ve kıvılcım gibi gözleri olan yaşlı bir zat görmüş. dışarı çıkmak istemiş ancak, yerinden kımıldayamamış, sanki adam bakışları ile onu olduğu yere mıhlamış. biraz sonra adam nejdet e bundan sonra saçlarını kazıtmasını ve ancak bunun karşılığında kıraathaneden çıkabileceğini söylemiş. buna bir anlam veremeyen ancak korkan nejdet teklifi kabul etmiş. tam dışarı çıkacakken yaşlı zat, bu akşam kendine mukayyet ol, sana bir sınır çizilecek sakın dışına çıkma demiş.
köyüne geri dönen nejdet, olanları kimseye anlatamadan korku ile yatmış. o gece rüyasında ak sakallı bir zat, kalkıp bahçede belirli bir noktayı kazmasını, rızkının orada olduğunu, ancak sınırı geçmemesi gerektiğini söylemiş. biraz sonra nejdet kan ter içinde uyanmış, kedisinin gözlerinin bir an parladığını görmüş.
gecenin bir vakti, kapkara göğün altında, bahçeye çıkan nejdet, ak sakallı zatın söylediği noktaya gitmiş, ve çapa ile bir miktar kazmış. daha sonra sert beyaz bir zemine rastlamış. zeminin üzerinde, içiçe 3 daire olan bir figür varmış. bu figüre elini sürdüğü anda tiz bir çığlık duymuş. korkan nejdet yere düşmüş ve işte o an aklını başından alan görüntüyü görmüş. bahçenin diğer ucundan neredeyse dikdörtgeni andıran kapkara bir şekilsiz varlık, tekinsiz bir hızla ona doğru ilerlemekte imiş.
panik duygusu içinde aklını yitirmesine ramak kalan dukh, geçmemesi gereken sınırın ne olduğunu bulmaya çalışmış, ancak akli melekeleri ve kasları kendi sözlerini dinleyemez halde imiş. secdeye kapanıp bildiği tüm duaları okuyan nejdet, birden yaşlı zat'ın sözünü hatırlamış, ve kendi elleri ile saçlarını yolmaya başlamış. her kopan saç tutamında siyah varlık, varlığından biraz daha eksilmiş ve yok olmuş. sabah uyananlar, dukh'u kan revan içinde bahçede bulmuşlar, kedisi ise sanki kendisini ona siper etmişcesine cansız yatmakta imiş.
o günden sonra dukh, yemeden içmeden kesilmiş. daha sonra ailesinden ayrılarak bir mevlevihaneye katılmış ve uzun yıllar orada yaşayıp büyük bir neyzen olmuş. bir gün uzayan saçlarını kazıtmak için berbere gitmiş. tam traş olacağı sırada içeri bir külhanbeyi dalmış ve nejdet kafasına bir şaplak atarak yerinden etmiş. tabureye oturan külhanbeyi traşı tamamlanınca para da vermeden dışarı çıkmış. o sırada hızla gelen bir atlı ulak adama çarpmış atın nalları altında kalan külhanbeyi fena halde can vermiş. bunun üzerine berber, ''ya derviş bu ceza biraz fazla olmadı mı?'' demiş. nejdet, ise şöyle yanıt vermiş, ''ben ona beddua etmedim, bilakis onun için dua ettim allaha!'' lakin 'her şeyi yaratan rabbimin hikmetinden sual olunmaz, kabağın "dahi" bir sahibi var demek ki'' deyip dışarı çıkmış. bu olay yıllar önce yaşadığı olayı anımsatmış dukh'a. gidip şeyhine , o güne dek anlatmadığı olayı ve berber hikayesini anlatıp el istemiş. mevlevi şeyhi, nejdet selametle git diye uğurlamış.
tekrar köyüne dönen nejdet, bir savaş sonrası tüm ailenin yok olduğunu öğrenmiş, ailesi ejdertepe mezarlığı adı verilen bir yere gömülmüş.
bahçedeki eski yeri kazan nejdet orada, bir tutam saç ve bir küp altın bulmuş. daha önceki işaretten iz yokmuş. ejdertepe mezarlığının yakınına yerleşen nejdet, elindeki, avucundaki ve gönlündekileri etrafındaki insanlar iyilik ve izzet i ikram için harcamış. neşeli ve hüzünlü halinden dolayı insanlar ona "ejderhanbaba" adını takmışlar.
gel zaman git zaman, aile kurup çocukları da olan ama münzeviliği de bırakamayan "ejderhanbaba", ölmeden önce evladına, insanlara hitapta kusur, ikramda eksik olmaması için vasiyet etmiş.
o dedenin 10 kuşak torunu ejderham imiş.
işte o günden bu yana ejderham in ikramları, sanal ya da gerçek her yerde bir ahit olmuş.
ejderham sık sık rüyasında kapkara bir heyulanın dünyanın üstünde oturduğunu görmekte, ve tüm insanlık adına bunun anlatılamaz ızdırabını hissetmektedir.
nur içinde yatsın.
rivayete göre, ismi nejdet olan bu dede, çok inatçı bir insanmış. bir gün köyünden şehre gitmeye karar vermiş. evde annesine ''anne ben yarın şehre ineceğim'' demiş. annesi de, ''oğlum allah nasip ederse de'', diye cevap vermiş. buna sinirlenen evlat , ''anne allah nasip ederse diye bir şey var mı, ben yarın şehre ineceğim bilesin'' demiş. annesi de tekrar, ''evladım allah nasip ederse'' demiş.
ertesi gün nejdet, iki öküzü arabaya koşup yola çıkmış. olacak gibi değil ama, yolda önce öküzün teki sakatlanmış. bunun üzerine nejdet, kendisi boyunduruğa geçip diğer öküzle yola devam etmiş. biraz daha gidince arabanın tekeri kırılmış. nejdet arabayı da bırakarak tek öküzle şehre inmiş. biraz soluklanmak için oturduğu bir kıraathane de bu olayı anlatıp, demiş ki: ''allah nasip ederse diye bir şey var mı? ben geldim işte'' demiş.
biraz soluklanan nejdet kalkmak üzere iken köşede kendi başına oturan ve kıvılcım gibi gözleri olan yaşlı bir zat görmüş. dışarı çıkmak istemiş ancak, yerinden kımıldayamamış, sanki adam bakışları ile onu olduğu yere mıhlamış. biraz sonra adam nejdet e bundan sonra saçlarını kazıtmasını ve ancak bunun karşılığında kıraathaneden çıkabileceğini söylemiş. buna bir anlam veremeyen ancak korkan nejdet teklifi kabul etmiş. tam dışarı çıkacakken yaşlı zat, bu akşam kendine mukayyet ol, sana bir sınır çizilecek sakın dışına çıkma demiş.
köyüne geri dönen nejdet, olanları kimseye anlatamadan korku ile yatmış. o gece rüyasında ak sakallı bir zat, kalkıp bahçede belirli bir noktayı kazmasını, rızkının orada olduğunu, ancak sınırı geçmemesi gerektiğini söylemiş. biraz sonra nejdet kan ter içinde uyanmış, kedisinin gözlerinin bir an parladığını görmüş.
gecenin bir vakti, kapkara göğün altında, bahçeye çıkan nejdet, ak sakallı zatın söylediği noktaya gitmiş, ve çapa ile bir miktar kazmış. daha sonra sert beyaz bir zemine rastlamış. zeminin üzerinde, içiçe 3 daire olan bir figür varmış. bu figüre elini sürdüğü anda tiz bir çığlık duymuş. korkan nejdet yere düşmüş ve işte o an aklını başından alan görüntüyü görmüş. bahçenin diğer ucundan neredeyse dikdörtgeni andıran kapkara bir şekilsiz varlık, tekinsiz bir hızla ona doğru ilerlemekte imiş.
panik duygusu içinde aklını yitirmesine ramak kalan dukh, geçmemesi gereken sınırın ne olduğunu bulmaya çalışmış, ancak akli melekeleri ve kasları kendi sözlerini dinleyemez halde imiş. secdeye kapanıp bildiği tüm duaları okuyan nejdet, birden yaşlı zat'ın sözünü hatırlamış, ve kendi elleri ile saçlarını yolmaya başlamış. her kopan saç tutamında siyah varlık, varlığından biraz daha eksilmiş ve yok olmuş. sabah uyananlar, dukh'u kan revan içinde bahçede bulmuşlar, kedisi ise sanki kendisini ona siper etmişcesine cansız yatmakta imiş.
o günden sonra dukh, yemeden içmeden kesilmiş. daha sonra ailesinden ayrılarak bir mevlevihaneye katılmış ve uzun yıllar orada yaşayıp büyük bir neyzen olmuş. bir gün uzayan saçlarını kazıtmak için berbere gitmiş. tam traş olacağı sırada içeri bir külhanbeyi dalmış ve nejdet kafasına bir şaplak atarak yerinden etmiş. tabureye oturan külhanbeyi traşı tamamlanınca para da vermeden dışarı çıkmış. o sırada hızla gelen bir atlı ulak adama çarpmış atın nalları altında kalan külhanbeyi fena halde can vermiş. bunun üzerine berber, ''ya derviş bu ceza biraz fazla olmadı mı?'' demiş. nejdet, ise şöyle yanıt vermiş, ''ben ona beddua etmedim, bilakis onun için dua ettim allaha!'' lakin 'her şeyi yaratan rabbimin hikmetinden sual olunmaz, kabağın "dahi" bir sahibi var demek ki'' deyip dışarı çıkmış. bu olay yıllar önce yaşadığı olayı anımsatmış dukh'a. gidip şeyhine , o güne dek anlatmadığı olayı ve berber hikayesini anlatıp el istemiş. mevlevi şeyhi, nejdet selametle git diye uğurlamış.
tekrar köyüne dönen nejdet, bir savaş sonrası tüm ailenin yok olduğunu öğrenmiş, ailesi ejdertepe mezarlığı adı verilen bir yere gömülmüş.
bahçedeki eski yeri kazan nejdet orada, bir tutam saç ve bir küp altın bulmuş. daha önceki işaretten iz yokmuş. ejdertepe mezarlığının yakınına yerleşen nejdet, elindeki, avucundaki ve gönlündekileri etrafındaki insanlar iyilik ve izzet i ikram için harcamış. neşeli ve hüzünlü halinden dolayı insanlar ona "ejderhanbaba" adını takmışlar.
gel zaman git zaman, aile kurup çocukları da olan ama münzeviliği de bırakamayan "ejderhanbaba", ölmeden önce evladına, insanlara hitapta kusur, ikramda eksik olmaması için vasiyet etmiş.
o dedenin 10 kuşak torunu ejderham imiş.
işte o günden bu yana ejderham in ikramları, sanal ya da gerçek her yerde bir ahit olmuş.
ejderham sık sık rüyasında kapkara bir heyulanın dünyanın üstünde oturduğunu görmekte, ve tüm insanlık adına bunun anlatılamaz ızdırabını hissetmektedir.
nur içinde yatsın.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar