bugün
- sözlük kızlarının kekleri22
- güzel olduğunuzu nasıl anlarsınız6
- dantelli sütyen takan erkek12
- sözlükte ki gay başlıkları5
- gülerken ısınarak terleyip pasta kokan kız7
- erkek erkeğe buluşmaya giderken parfüm sıkan erkek5
- ak partililerin apoya villa yaptırması35
- sen dost ararsan koş mevlana ya5
- zengin göbekli vs kaslı fakir adam3
- kürdistan5
- türk açılımı5
- nil karaibrahimgil dinleyen erkek5
- erkekle kadının arkadaş olması5
- neme lazım diyen erkek6
- sütyen kelimesindeki süt3
- sözlük yazarlarının ödediği kira bedeli2
- uludağ sözlük ün bugları2
- dindarların çoğunun fakir olması7
- yesene beni diyen kız9
- kitap kurdu erkeklerin hiç osurmaması3
- betray me masklavi frank lucas kerhaneci yagmurcu4
- filenin sultanları'nın siklenmemesi4
- kekini yerim senin diyen erkek2
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı8
- müstehcenlik soruşturmaları4
- klip çekmesinler diye boş fabrikaya köpek bağlamak3
- yıkadığın perdeleri takmak istiyorum2
- topkapı sarayı2
- mazotun yarım litresi 50 tl28
- bir lahmacuncunun yapabileceği en kırıcı hareket3
- kız sesi duymak için müşteri hizmetlerini aramak8
- renault toros4
- 19 eylül 20263
- mehdi'nin türkiye'yi en ileri götüreceği gerçeği2
- ölümden korkuyor musunuz17
- kıyıcı yazarlar2
- meyhanede masayı yumruklayıp hancı hancı demek9
- taşacak bu deniz dizisi3
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek15
- feto'nun kamu gizli yapılanmasına operasyon3
- palamut7
- diyarbakır2
- intihar düşüncesi7
- ufuksal yönelimler2
- sayın mod arkadaşlar2
- amed erxeni2
- bara giden erkeğin asıl amacı12
- ölüm korkusundan ölmek3
- anın görüntüsü22
- kahve kupasını iki elle tutup camdan bakan erko2
1600 lü yılların başı ve ortası sırasında yaşamış mevlevi piri. ejderham' in 10. kuşaktan büyük dedesidir.
rivayete göre, ismi nejdet olan bu dede, çok inatçı bir insanmış. bir gün köyünden şehre gitmeye karar vermiş. evde annesine ''anne ben yarın şehre ineceğim'' demiş. annesi de, ''oğlum allah nasip ederse de'', diye cevap vermiş. buna sinirlenen evlat , ''anne allah nasip ederse diye bir şey var mı, ben yarın şehre ineceğim bilesin'' demiş. annesi de tekrar, ''evladım allah nasip ederse'' demiş.
ertesi gün nejdet, iki öküzü arabaya koşup yola çıkmış. olacak gibi değil ama, yolda önce öküzün teki sakatlanmış. bunun üzerine nejdet, kendisi boyunduruğa geçip diğer öküzle yola devam etmiş. biraz daha gidince arabanın tekeri kırılmış. nejdet arabayı da bırakarak tek öküzle şehre inmiş. biraz soluklanmak için oturduğu bir kıraathane de bu olayı anlatıp, demiş ki: ''allah nasip ederse diye bir şey var mı? ben geldim işte'' demiş.
biraz soluklanan nejdet kalkmak üzere iken köşede kendi başına oturan ve kıvılcım gibi gözleri olan yaşlı bir zat görmüş. dışarı çıkmak istemiş ancak, yerinden kımıldayamamış, sanki adam bakışları ile onu olduğu yere mıhlamış. biraz sonra adam nejdet e bundan sonra saçlarını kazıtmasını ve ancak bunun karşılığında kıraathaneden çıkabileceğini söylemiş. buna bir anlam veremeyen ancak korkan nejdet teklifi kabul etmiş. tam dışarı çıkacakken yaşlı zat, bu akşam kendine mukayyet ol, sana bir sınır çizilecek sakın dışına çıkma demiş.
köyüne geri dönen nejdet, olanları kimseye anlatamadan korku ile yatmış. o gece rüyasında ak sakallı bir zat, kalkıp bahçede belirli bir noktayı kazmasını, rızkının orada olduğunu, ancak sınırı geçmemesi gerektiğini söylemiş. biraz sonra nejdet kan ter içinde uyanmış, kedisinin gözlerinin bir an parladığını görmüş.
gecenin bir vakti, kapkara göğün altında, bahçeye çıkan nejdet, ak sakallı zatın söylediği noktaya gitmiş, ve çapa ile bir miktar kazmış. daha sonra sert beyaz bir zemine rastlamış. zeminin üzerinde, içiçe 3 daire olan bir figür varmış. bu figüre elini sürdüğü anda tiz bir çığlık duymuş. korkan nejdet yere düşmüş ve işte o an aklını başından alan görüntüyü görmüş. bahçenin diğer ucundan neredeyse dikdörtgeni andıran kapkara bir şekilsiz varlık, tekinsiz bir hızla ona doğru ilerlemekte imiş.
panik duygusu içinde aklını yitirmesine ramak kalan dukh, geçmemesi gereken sınırın ne olduğunu bulmaya çalışmış, ancak akli melekeleri ve kasları kendi sözlerini dinleyemez halde imiş. secdeye kapanıp bildiği tüm duaları okuyan nejdet, birden yaşlı zat'ın sözünü hatırlamış, ve kendi elleri ile saçlarını yolmaya başlamış. her kopan saç tutamında siyah varlık, varlığından biraz daha eksilmiş ve yok olmuş. sabah uyananlar, dukh'u kan revan içinde bahçede bulmuşlar, kedisi ise sanki kendisini ona siper etmişcesine cansız yatmakta imiş.
o günden sonra dukh, yemeden içmeden kesilmiş. daha sonra ailesinden ayrılarak bir mevlevihaneye katılmış ve uzun yıllar orada yaşayıp büyük bir neyzen olmuş. bir gün uzayan saçlarını kazıtmak için berbere gitmiş. tam traş olacağı sırada içeri bir külhanbeyi dalmış ve nejdet kafasına bir şaplak atarak yerinden etmiş. tabureye oturan külhanbeyi traşı tamamlanınca para da vermeden dışarı çıkmış. o sırada hızla gelen bir atlı ulak adama çarpmış atın nalları altında kalan külhanbeyi fena halde can vermiş. bunun üzerine berber, ''ya derviş bu ceza biraz fazla olmadı mı?'' demiş. nejdet, ise şöyle yanıt vermiş, ''ben ona beddua etmedim, bilakis onun için dua ettim allaha!'' lakin 'her şeyi yaratan rabbimin hikmetinden sual olunmaz, kabağın "dahi" bir sahibi var demek ki'' deyip dışarı çıkmış. bu olay yıllar önce yaşadığı olayı anımsatmış dukh'a. gidip şeyhine , o güne dek anlatmadığı olayı ve berber hikayesini anlatıp el istemiş. mevlevi şeyhi, nejdet selametle git diye uğurlamış.
tekrar köyüne dönen nejdet, bir savaş sonrası tüm ailenin yok olduğunu öğrenmiş, ailesi ejdertepe mezarlığı adı verilen bir yere gömülmüş.
bahçedeki eski yeri kazan nejdet orada, bir tutam saç ve bir küp altın bulmuş. daha önceki işaretten iz yokmuş. ejdertepe mezarlığının yakınına yerleşen nejdet, elindeki, avucundaki ve gönlündekileri etrafındaki insanlar iyilik ve izzet i ikram için harcamış. neşeli ve hüzünlü halinden dolayı insanlar ona "ejderhanbaba" adını takmışlar.
gel zaman git zaman, aile kurup çocukları da olan ama münzeviliği de bırakamayan "ejderhanbaba", ölmeden önce evladına, insanlara hitapta kusur, ikramda eksik olmaması için vasiyet etmiş.
o dedenin 10 kuşak torunu ejderham imiş.
işte o günden bu yana ejderham in ikramları, sanal ya da gerçek her yerde bir ahit olmuş.
ejderham sık sık rüyasında kapkara bir heyulanın dünyanın üstünde oturduğunu görmekte, ve tüm insanlık adına bunun anlatılamaz ızdırabını hissetmektedir.
nur içinde yatsın.
rivayete göre, ismi nejdet olan bu dede, çok inatçı bir insanmış. bir gün köyünden şehre gitmeye karar vermiş. evde annesine ''anne ben yarın şehre ineceğim'' demiş. annesi de, ''oğlum allah nasip ederse de'', diye cevap vermiş. buna sinirlenen evlat , ''anne allah nasip ederse diye bir şey var mı, ben yarın şehre ineceğim bilesin'' demiş. annesi de tekrar, ''evladım allah nasip ederse'' demiş.
ertesi gün nejdet, iki öküzü arabaya koşup yola çıkmış. olacak gibi değil ama, yolda önce öküzün teki sakatlanmış. bunun üzerine nejdet, kendisi boyunduruğa geçip diğer öküzle yola devam etmiş. biraz daha gidince arabanın tekeri kırılmış. nejdet arabayı da bırakarak tek öküzle şehre inmiş. biraz soluklanmak için oturduğu bir kıraathane de bu olayı anlatıp, demiş ki: ''allah nasip ederse diye bir şey var mı? ben geldim işte'' demiş.
biraz soluklanan nejdet kalkmak üzere iken köşede kendi başına oturan ve kıvılcım gibi gözleri olan yaşlı bir zat görmüş. dışarı çıkmak istemiş ancak, yerinden kımıldayamamış, sanki adam bakışları ile onu olduğu yere mıhlamış. biraz sonra adam nejdet e bundan sonra saçlarını kazıtmasını ve ancak bunun karşılığında kıraathaneden çıkabileceğini söylemiş. buna bir anlam veremeyen ancak korkan nejdet teklifi kabul etmiş. tam dışarı çıkacakken yaşlı zat, bu akşam kendine mukayyet ol, sana bir sınır çizilecek sakın dışına çıkma demiş.
köyüne geri dönen nejdet, olanları kimseye anlatamadan korku ile yatmış. o gece rüyasında ak sakallı bir zat, kalkıp bahçede belirli bir noktayı kazmasını, rızkının orada olduğunu, ancak sınırı geçmemesi gerektiğini söylemiş. biraz sonra nejdet kan ter içinde uyanmış, kedisinin gözlerinin bir an parladığını görmüş.
gecenin bir vakti, kapkara göğün altında, bahçeye çıkan nejdet, ak sakallı zatın söylediği noktaya gitmiş, ve çapa ile bir miktar kazmış. daha sonra sert beyaz bir zemine rastlamış. zeminin üzerinde, içiçe 3 daire olan bir figür varmış. bu figüre elini sürdüğü anda tiz bir çığlık duymuş. korkan nejdet yere düşmüş ve işte o an aklını başından alan görüntüyü görmüş. bahçenin diğer ucundan neredeyse dikdörtgeni andıran kapkara bir şekilsiz varlık, tekinsiz bir hızla ona doğru ilerlemekte imiş.
panik duygusu içinde aklını yitirmesine ramak kalan dukh, geçmemesi gereken sınırın ne olduğunu bulmaya çalışmış, ancak akli melekeleri ve kasları kendi sözlerini dinleyemez halde imiş. secdeye kapanıp bildiği tüm duaları okuyan nejdet, birden yaşlı zat'ın sözünü hatırlamış, ve kendi elleri ile saçlarını yolmaya başlamış. her kopan saç tutamında siyah varlık, varlığından biraz daha eksilmiş ve yok olmuş. sabah uyananlar, dukh'u kan revan içinde bahçede bulmuşlar, kedisi ise sanki kendisini ona siper etmişcesine cansız yatmakta imiş.
o günden sonra dukh, yemeden içmeden kesilmiş. daha sonra ailesinden ayrılarak bir mevlevihaneye katılmış ve uzun yıllar orada yaşayıp büyük bir neyzen olmuş. bir gün uzayan saçlarını kazıtmak için berbere gitmiş. tam traş olacağı sırada içeri bir külhanbeyi dalmış ve nejdet kafasına bir şaplak atarak yerinden etmiş. tabureye oturan külhanbeyi traşı tamamlanınca para da vermeden dışarı çıkmış. o sırada hızla gelen bir atlı ulak adama çarpmış atın nalları altında kalan külhanbeyi fena halde can vermiş. bunun üzerine berber, ''ya derviş bu ceza biraz fazla olmadı mı?'' demiş. nejdet, ise şöyle yanıt vermiş, ''ben ona beddua etmedim, bilakis onun için dua ettim allaha!'' lakin 'her şeyi yaratan rabbimin hikmetinden sual olunmaz, kabağın "dahi" bir sahibi var demek ki'' deyip dışarı çıkmış. bu olay yıllar önce yaşadığı olayı anımsatmış dukh'a. gidip şeyhine , o güne dek anlatmadığı olayı ve berber hikayesini anlatıp el istemiş. mevlevi şeyhi, nejdet selametle git diye uğurlamış.
tekrar köyüne dönen nejdet, bir savaş sonrası tüm ailenin yok olduğunu öğrenmiş, ailesi ejdertepe mezarlığı adı verilen bir yere gömülmüş.
bahçedeki eski yeri kazan nejdet orada, bir tutam saç ve bir küp altın bulmuş. daha önceki işaretten iz yokmuş. ejdertepe mezarlığının yakınına yerleşen nejdet, elindeki, avucundaki ve gönlündekileri etrafındaki insanlar iyilik ve izzet i ikram için harcamış. neşeli ve hüzünlü halinden dolayı insanlar ona "ejderhanbaba" adını takmışlar.
gel zaman git zaman, aile kurup çocukları da olan ama münzeviliği de bırakamayan "ejderhanbaba", ölmeden önce evladına, insanlara hitapta kusur, ikramda eksik olmaması için vasiyet etmiş.
o dedenin 10 kuşak torunu ejderham imiş.
işte o günden bu yana ejderham in ikramları, sanal ya da gerçek her yerde bir ahit olmuş.
ejderham sık sık rüyasında kapkara bir heyulanın dünyanın üstünde oturduğunu görmekte, ve tüm insanlık adına bunun anlatılamaz ızdırabını hissetmektedir.
nur içinde yatsın.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar