bugün
- aleksey batrakov16
- yagmurcu çık açıkla10
- ulu önder tektir o da hz muhammeddir8
- queen ravennanın aşırı güzel olması11
- sözlük dedeleri6
- tanımadığı kadına tokat atan adam14
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı20
- atatürk düşmanı4
- takımınızın maçını izlemek istediğiniz yazarlar3
- dedenize sahip çıkar mısınız3
- cevheri güven3
- arap götü9
- nükleer bomba2
- susualsuspects4
- birazdan maç var3
- otistik bir insanla sohbet etmek4
- kadınlar3
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı10
- ismeti çekemeyen yazar2
- ismet gürbüz'ün adam gibi adam olması2
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı23
- iskilipli atıf hoca20
- yazarların akşama dair planları7
- kale3112 tarzı entry girmek8
- her gün 1 litre kola içersek ne olur10
- kablosuz mouse12
- savcı esra2
- doların 50 tl olması7
- camgöz balık ekmek4
- traveler of secret moments tarzı enrty girmek13
- 99 lu sevgiliye güz gülleri kaseti hediye etmek4
- valla en güzeli hangisi bilmem2
- tren4
- yalikazigi2
- favlayan yazarın asıl amacı12
- topla topla topla3
- gina caranonun iyi bir insan olması2
- sürekli çalışmak zorunda olmamız8
- kırıkkaleli olmak istemek4
- günün sözü5
- sözlük kürdü55
- ese dezze'nin ayşe teyze olması2
- 57 puanla devlet hastanesine atanan gerontolog2
- prof dr üstad kadir mısıroğlu2
- true niye hala çaylak5
- tiktok hesabı olan yazar2
- erecto bruder2
- hoşlanılan kızı başkasının favlaması8
- yagmurcu3
- futbol13
FiLMi bile yapıldı.
Ruh dediğiniz topu topu 21 gram.
Siz tecavüze uğramış bir kadını, bu 21 gram için, Adli Tıp tan rapor alacaksınız diye aylarca bekleteceğinize, daha hızlı rapor alabilmek için "beden ve ruh sağlığının bozulup bozulmadığı araştırması" yerine sadece beden sağlığının bozulup bozulmadığını araştırsanız ne olur.
Hiçbirşey olmaz.
Ama yargı yükü bir anda hafifler, bu konudaki dosyalar süratle yarıya iner. Yıllarca uzatmaya, bu kadar dallandırıp budaklandırmaya gerek kalır mı?
"Geciken adalet, adalet değildir", bu sözü duymadınız mı siz?
Bakın, benim bu meslekte, ilk gün öğrendiğim şey buydu.
Sizin dosyanız bir günde işleme konulsun, aynı gün karar çıksın istersiniz, en doğal hakkınız tabii.
Ama yargı yükü diye bir gerçek var memlekette. Bundan haberiniz var mı? Yok, nerden bileceksiniz oturduğunuz yerde.
Ellerim nasır tuttu benim dilekçe yazmaktan, ayaklarım nasır tuttu benim bu merdivenlerde, koridorlarda koşturmaktan, bu kasvetli, gri binada yıllarca ne olaylarla, ne insanlarla karşılaştım ben.
Ha keşke ben tek başıma bu kararları alsam, uygulamaya koysam neler yapardım.
Size uçuk gelebilir -ama benim karakterim de öyle uçuktur zaten, fazla zekadan diyorlar - Neyse, dava dosyalarını toptan yaktırırım önce.
Gerçekçi olalım, bir önümüzü görelim o yığından, olayın özüne girelim
Hemen buruşturmayın yüzünüzü.
Bir kere savcılık müessesi ve suçu oluşturan unsurlar gibi şeyleri tümden kaldırmak lazım...
Ateş olmayan yerden duman çıkar mı allahınızı severseniz?
Uğraş dur, adam suçlu mu, keşif falan, git tatbikat yaptır.
Adam suçunu kabul etti dürüstçe, e ne yapacaksın, salıver gitsin.
Yok, diyelim mağdure şikayetçi oldu, en doğal hakkı tabii onun da, sakinleştireceksin, "sevmişti söyleyemedi, oldu bi kere" diyeceksin ve hop hiç bekletmeden mahkemede kıyacaksın nikahlarını.
Maksadı çaktınız değil mi?
Evlenmeyecekse tecavüz eden kalır mı, görürsünüz o saatten sonra.
Ha elbette bu kadar süratte karar alırsan ufak pürüzler çıkabilir.
Misal; Kınayı hangi taraf yapar, kuru pasta, limonata hangi taraf ?
Bakın bu konuda doğal olarak bir gerginlik yaşanabilir.
işte burada yargıya büyük iş düşüyor, geleneği iyi bilen hukukçuların devreye girmesi gerekiyor bu noktada.
"Sadece hukuk bilen hukukçu dünyanın en kötü insanıdır" diye bir söz vardır, bunu da duymamışsınızdır siz.
işte öyle hukukçunun adaletinin terazisinde, ne insan halinden anlamak vardır, ne gelenek-görenek, ne ahlak.
Benim en önemli farkım bu; halden anlamak.
Ne?
Bunların kimi yapıldı, kimi konuşuluyor mu? E gördünüz mü aklın yolu okumaktan geçmiyor bazen.
Daha çok fikrim var da telefon çalıyor, bakmam lazım.
Ben ki bu adliyenin kaç yıllık çaycısıyım, inanın o kadar çok tecavüz oluyor ki ara verip doğru düzgün bi çay içemiyor hakimler...
Neyse bir ara yine konuşuruz, hatırlatırsanız yargı yükünde kalmıştık...
Bi de şu ruh muh, 21 gram olayından konuşuruz...
*
Ruh dediğiniz topu topu 21 gram.
Siz tecavüze uğramış bir kadını, bu 21 gram için, Adli Tıp tan rapor alacaksınız diye aylarca bekleteceğinize, daha hızlı rapor alabilmek için "beden ve ruh sağlığının bozulup bozulmadığı araştırması" yerine sadece beden sağlığının bozulup bozulmadığını araştırsanız ne olur.
Hiçbirşey olmaz.
Ama yargı yükü bir anda hafifler, bu konudaki dosyalar süratle yarıya iner. Yıllarca uzatmaya, bu kadar dallandırıp budaklandırmaya gerek kalır mı?
"Geciken adalet, adalet değildir", bu sözü duymadınız mı siz?
Bakın, benim bu meslekte, ilk gün öğrendiğim şey buydu.
Sizin dosyanız bir günde işleme konulsun, aynı gün karar çıksın istersiniz, en doğal hakkınız tabii.
Ama yargı yükü diye bir gerçek var memlekette. Bundan haberiniz var mı? Yok, nerden bileceksiniz oturduğunuz yerde.
Ellerim nasır tuttu benim dilekçe yazmaktan, ayaklarım nasır tuttu benim bu merdivenlerde, koridorlarda koşturmaktan, bu kasvetli, gri binada yıllarca ne olaylarla, ne insanlarla karşılaştım ben.
Ha keşke ben tek başıma bu kararları alsam, uygulamaya koysam neler yapardım.
Size uçuk gelebilir -ama benim karakterim de öyle uçuktur zaten, fazla zekadan diyorlar - Neyse, dava dosyalarını toptan yaktırırım önce.
Gerçekçi olalım, bir önümüzü görelim o yığından, olayın özüne girelim
Hemen buruşturmayın yüzünüzü.
Bir kere savcılık müessesi ve suçu oluşturan unsurlar gibi şeyleri tümden kaldırmak lazım...
Ateş olmayan yerden duman çıkar mı allahınızı severseniz?
Uğraş dur, adam suçlu mu, keşif falan, git tatbikat yaptır.
Adam suçunu kabul etti dürüstçe, e ne yapacaksın, salıver gitsin.
Yok, diyelim mağdure şikayetçi oldu, en doğal hakkı tabii onun da, sakinleştireceksin, "sevmişti söyleyemedi, oldu bi kere" diyeceksin ve hop hiç bekletmeden mahkemede kıyacaksın nikahlarını.
Maksadı çaktınız değil mi?
Evlenmeyecekse tecavüz eden kalır mı, görürsünüz o saatten sonra.
Ha elbette bu kadar süratte karar alırsan ufak pürüzler çıkabilir.
Misal; Kınayı hangi taraf yapar, kuru pasta, limonata hangi taraf ?
Bakın bu konuda doğal olarak bir gerginlik yaşanabilir.
işte burada yargıya büyük iş düşüyor, geleneği iyi bilen hukukçuların devreye girmesi gerekiyor bu noktada.
"Sadece hukuk bilen hukukçu dünyanın en kötü insanıdır" diye bir söz vardır, bunu da duymamışsınızdır siz.
işte öyle hukukçunun adaletinin terazisinde, ne insan halinden anlamak vardır, ne gelenek-görenek, ne ahlak.
Benim en önemli farkım bu; halden anlamak.
Ne?
Bunların kimi yapıldı, kimi konuşuluyor mu? E gördünüz mü aklın yolu okumaktan geçmiyor bazen.
Daha çok fikrim var da telefon çalıyor, bakmam lazım.
Ben ki bu adliyenin kaç yıllık çaycısıyım, inanın o kadar çok tecavüz oluyor ki ara verip doğru düzgün bi çay içemiyor hakimler...
Neyse bir ara yine konuşuruz, hatırlatırsanız yargı yükünde kalmıştık...
Bi de şu ruh muh, 21 gram olayından konuşuruz...
*
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar