bugün
- kız arkadaşa gökyüzünü hediye etmek12
- sabah bi kalktın kadınsın napardın14
- yaşlı kadın yuzırlar8
- true'nin hiç sevgilisi olmasın mı12
- arkadaşlar sizce bu etek nasıl18
- kasiyer kıza nasıl açılırım8
- 50 yıllık yuzır5
- z kuşağı kızlarının escort gibi olması11
- en kibirli yuzır11
- kezonova4
- friedrich hegel la bi cay icek10
- hırsızların evdeki altını bulamamasını sağlamak8
- uludağ sözlük magazin servisi4
- ruh hastası sapık yazarlar5
- kezoyu delirtmek5
- an itibariyle dile dolanan şarkı sözleri4
- karşısından gelen güzel kıza bakmayan erkek12
- gulmekicinyaratilmis'in aşık olmadığı erkek3
- velvet vs nervio24
- anadolu insanının anlatıldığı kadar saf olmaması5
- sabah gece yazdıklarından utanmak2
- hayat pahalılığı2
- türklerden nefret etme nedenleri6
- adam olamamak3
- velvet47
- bir sabah erkek olarak uyanmak4
- martıyı sakat bırakan falçatalı şahıs3
- hamburger kırmızı çizgimiz10
- en merak ettiğin ulu yazarı12
- sinek ilaçlama arabasının arkasında uçan sinekler2
- kibirden kimse kaçamaz4
- diyetteyiz uludağ sözlük12
- askerde akıllı telefon kullanan er2
- nervio19
- fahişelerin en fazla para kazandığı ülke4
- hoşlanılan kızın saçını çekip kaçmak2
- ultras kültürü2
- aylık 375 bin lira iyi para mıdır sorunsalı2
- merak ediyorsan yaz7
- bugün erkeklerin yüzde 65'i seks yapmadı2
- ağzına verilmek istenen kızın ağzına almaması15
- habire1239
- yeni parti25
- düşün ki o bunu okuyor7
- yetkili oldum yupi2
- halkın arasında sadece chp dolaşabiliyor3
- ciddi ciddi mehdi gelecek diyen insan10
- chp seçmenindeki öğrenilmiş çaresizlik psikolojisi3
- türk rock tarihinin kıymeti anlaşılamamış grupları4
- masterchef cansu2
alışveriş sonrası elime tutuşturulan eksik para üstü için bile hakkımı isteyecek özgüvene sahip olmadığım yıllardı.
henüz çok pasiftim...
o kadar kendine güveni olmayan biriydim ki;
lise yıllarında derse geç kaldığımda kapıyı çalıp derse giremiyordum bile. tüm ders boyunca bahçede oturup tenefüs zilini bekliyordum.
kapıyı çalıp derse giremezdim, tüm sınıfın bakışlarına hedef olmayı düşünmek bile kalbimin hızlı atmasına yetiyordu.
bu özgüvensizlik hayatımın her alanında geçerliydi. hafta sonları düzenlediğimiz halı saha maçlarında bile kaleciyle karşı karşıya kaldığım pozisyonlarda heyecan yapıp topu orta sahadaki takım arkadaşıma geri pas atıyordum. risk alamıyordum..
arkadaş ortamımda asla söz sahibi olamıyordum, söylediğim hiçbir şey ciddiye alınmıyordu. zaten duymasınlar diye de hep kısık sesle konuşuyordum. msn'de toplu sohbet sırasında bile arkadaşlarım espri yaptığında '' xd xd xd hahaha xp'' gibi tepkiler verilirken, benim espri girişimlerimden sonra '' :S : ) '' tepkileri veriliyordu.
tüm bu adam etmezliğime karşılık utanmadan bir de okulun en güzel kızına aşık olmuştum.
adı seda idi.
o kadar popülerdi ki;
o Absolut VANILLA ise ben dimes meyve suyuydum.
bu hislerimi gidip hollywood'da paylaşsam aşk filmi yerine bilimkurgu filmi çekerlerdi. bu ilişkinin hayali o kadar ütopikti benim için.
ama bir yandan da umutlarımı taze tutmaya çalışıyordum. olur da bi hata yapıp benimle çıkarsa her şeyi iyiye çevirebilirdim. okulun en güzel kızıyla sevgili olarak hayatım boyunca yanından geceçemediğim popülerliğie erişebilirdim. ama nasıl...
o'na açılacak cesareti bulamazdım kendimde. lakin.. eğer başka birisinin açılmasını sağlayıp yem ataram ne yapmam gerektiği hakkında tecrübe kazanmış olurdum. birisini bulmalıydım. ama beynini yıkayabilmem için yakınlarımdan birisi olmalıydı. evet, en yakın arkadaşımı seda'nın üzerine yollamalıydım.
seda o'nu reddettiğinde az çok seda'yı tanıyıp nasıl tepkiler verdiğini görmüş olacaktım. aynı zamanda da hoşlandığı birisi olup olmadığını öğrenecektim. arkadaşıma bu planımdan bahsetmeden o'na da seda virüsünü aşılamaya başlamıştım. her fırsatta o'na seda'yı gösterip çok yakışacaklarını söylüyordum. seda hakkında da biraz araştırma yapıp hayatında kimse olmadığını da söylemiştim.
arkadaşım benden daha yakışıklı olmasa da öz güveni benden çok daha iyi durumdaydı. ilk başlarda '' olur mu ki.. bilmem'' diyerek mırım kırım yapsa da artık seda'dan hoşlandığını anlayabiliyordum. tenefüslerde gözü hep seda'yı arıyor ve sakat doğmuş gergedan yavrusu gibi bahçede seda'nın çevresinde dolanıyordu.
bu işin sonunda kalbi kırılacağı için üzülüyordum ama bu konuda bencil olmalıydım.
büyük gün gelmişti.
artık seda'ya açılacağı tarihe gelmiştik ve okul çıkışını bekliyorduk. arkadaşımdan çok ben heyecanlıydım.
çıkış zilinden sonra elçi olarak yolladığımız bir başka arkadaşımız seda'yı okulun arkasına çağırmıştı. biz de uzaktan bu konuşmayı izliyorduk. heyecandan titrediğimi gören arkadaşım benim çok ilgili bi arkadaşı olduğumu düşünüyor ve minnet duyuyordu. ama heyecanı kendim için yaşadığımı bilse benimle asla konuşmazdı.
velhasılı artık okulun arkasında buluşulmuştu. ben 150 metre ilerden olan biteni izleyip güya arkadaşıma destek oluyordum.
konuşuyorlardı..
ama konuşma sandığımdan uzun sürmüştü. aradan tahmini 5 dakika geçtikten sonra da birbirlerine gülümseyerek ayrıldılar.
hemen koşarak yanına gidip boynuna sarıldım. kalbi kırılıp reddedilen bu arkadaşıma moral verip iyilik meleği kostümüne bürünmeliydim. tam boynuna sarılıp ' sıkma canını başka kız mı yok' diyecekken; o benim boynuma sarıldı.
hemen akabinde de sırtıma atılan peşi sıra yumrukları hissettim. 'noluyo oğlum?' dediğimde;
'' sen olmasan asla başaramazdım kanka! ulan dile benden ne dilersen be heheyt '' naralarını zıplayarak atıyordu. sevinçten gözleri dönmüştü. sözlerini yarım yamalak bildiği türküleri haykırıyordu sokağın ortasında.
kafam karışmıştı..
- lan reddetmedi mi?
+ yok kanka yok! bu aralar boşlukta mıymış neymiş.
- ee?
+ bana güvenebilirse neden olmasınmış. telefonlarımızı falan aldık.
ben ne yapmıştım böyle.. süper kupa finalinde kendi kaleme altın gol atmıştım resmen.
aradan 1 hafta geçmeden çıkmaya başlamışlardı. ve ilk olarak benimle tanıştırmıştı.
deliler gibi aşık olduğum kız en yakın arkadaşımın kollarındaydı, hem de benim sayemde.
- hayatım tanıştırayım, bu vezircan.
+ hani şu bahsettiğin vezircan?
# bahsettin mi :/ ?
+ bahsetmez mi ya.. sen cesaretlendirmişsin aşkımı. sen olmasan yapamazmış.
- yapamazdım evet ehe.
+ ay yerim ya.. sence de çok tatlı değil mi?
# evet ben de onu düşünüyordum tam.
aradan yıllar geçti hala ayrılmadı kitapsızlar. yıllar sonra artık özgüvenimi fazlasıyla kazanmıştım. barda gördüğüm güzel kızların ceplerine kartımı bırakıp gülümsüyordum, para üstü vermeyen marketlerde olay çıkarıyordum, halı saha maçlarında kaleyi orta sahadan bile yokluyordum ama seda'yı kaybetmiştim. o'nu hiçbir şey artık geri getiremezdi.
ömür boyu hayatımın aşkının çöpçatanı olarak kalacaktım. evet arkadaşlar..
siz siz olun benim gibi hayalleriniz için planlar kurmayın, hayalleriniz için ilk adımı hemen atın.
henüz çok pasiftim...
o kadar kendine güveni olmayan biriydim ki;
lise yıllarında derse geç kaldığımda kapıyı çalıp derse giremiyordum bile. tüm ders boyunca bahçede oturup tenefüs zilini bekliyordum.
kapıyı çalıp derse giremezdim, tüm sınıfın bakışlarına hedef olmayı düşünmek bile kalbimin hızlı atmasına yetiyordu.
bu özgüvensizlik hayatımın her alanında geçerliydi. hafta sonları düzenlediğimiz halı saha maçlarında bile kaleciyle karşı karşıya kaldığım pozisyonlarda heyecan yapıp topu orta sahadaki takım arkadaşıma geri pas atıyordum. risk alamıyordum..
arkadaş ortamımda asla söz sahibi olamıyordum, söylediğim hiçbir şey ciddiye alınmıyordu. zaten duymasınlar diye de hep kısık sesle konuşuyordum. msn'de toplu sohbet sırasında bile arkadaşlarım espri yaptığında '' xd xd xd hahaha xp'' gibi tepkiler verilirken, benim espri girişimlerimden sonra '' :S : ) '' tepkileri veriliyordu.
tüm bu adam etmezliğime karşılık utanmadan bir de okulun en güzel kızına aşık olmuştum.
adı seda idi.
o kadar popülerdi ki;
o Absolut VANILLA ise ben dimes meyve suyuydum.
bu hislerimi gidip hollywood'da paylaşsam aşk filmi yerine bilimkurgu filmi çekerlerdi. bu ilişkinin hayali o kadar ütopikti benim için.
ama bir yandan da umutlarımı taze tutmaya çalışıyordum. olur da bi hata yapıp benimle çıkarsa her şeyi iyiye çevirebilirdim. okulun en güzel kızıyla sevgili olarak hayatım boyunca yanından geceçemediğim popülerliğie erişebilirdim. ama nasıl...
o'na açılacak cesareti bulamazdım kendimde. lakin.. eğer başka birisinin açılmasını sağlayıp yem ataram ne yapmam gerektiği hakkında tecrübe kazanmış olurdum. birisini bulmalıydım. ama beynini yıkayabilmem için yakınlarımdan birisi olmalıydı. evet, en yakın arkadaşımı seda'nın üzerine yollamalıydım.
seda o'nu reddettiğinde az çok seda'yı tanıyıp nasıl tepkiler verdiğini görmüş olacaktım. aynı zamanda da hoşlandığı birisi olup olmadığını öğrenecektim. arkadaşıma bu planımdan bahsetmeden o'na da seda virüsünü aşılamaya başlamıştım. her fırsatta o'na seda'yı gösterip çok yakışacaklarını söylüyordum. seda hakkında da biraz araştırma yapıp hayatında kimse olmadığını da söylemiştim.
arkadaşım benden daha yakışıklı olmasa da öz güveni benden çok daha iyi durumdaydı. ilk başlarda '' olur mu ki.. bilmem'' diyerek mırım kırım yapsa da artık seda'dan hoşlandığını anlayabiliyordum. tenefüslerde gözü hep seda'yı arıyor ve sakat doğmuş gergedan yavrusu gibi bahçede seda'nın çevresinde dolanıyordu.
bu işin sonunda kalbi kırılacağı için üzülüyordum ama bu konuda bencil olmalıydım.
büyük gün gelmişti.
artık seda'ya açılacağı tarihe gelmiştik ve okul çıkışını bekliyorduk. arkadaşımdan çok ben heyecanlıydım.
çıkış zilinden sonra elçi olarak yolladığımız bir başka arkadaşımız seda'yı okulun arkasına çağırmıştı. biz de uzaktan bu konuşmayı izliyorduk. heyecandan titrediğimi gören arkadaşım benim çok ilgili bi arkadaşı olduğumu düşünüyor ve minnet duyuyordu. ama heyecanı kendim için yaşadığımı bilse benimle asla konuşmazdı.
velhasılı artık okulun arkasında buluşulmuştu. ben 150 metre ilerden olan biteni izleyip güya arkadaşıma destek oluyordum.
konuşuyorlardı..
ama konuşma sandığımdan uzun sürmüştü. aradan tahmini 5 dakika geçtikten sonra da birbirlerine gülümseyerek ayrıldılar.
hemen koşarak yanına gidip boynuna sarıldım. kalbi kırılıp reddedilen bu arkadaşıma moral verip iyilik meleği kostümüne bürünmeliydim. tam boynuna sarılıp ' sıkma canını başka kız mı yok' diyecekken; o benim boynuma sarıldı.
hemen akabinde de sırtıma atılan peşi sıra yumrukları hissettim. 'noluyo oğlum?' dediğimde;
'' sen olmasan asla başaramazdım kanka! ulan dile benden ne dilersen be heheyt '' naralarını zıplayarak atıyordu. sevinçten gözleri dönmüştü. sözlerini yarım yamalak bildiği türküleri haykırıyordu sokağın ortasında.
kafam karışmıştı..
- lan reddetmedi mi?
+ yok kanka yok! bu aralar boşlukta mıymış neymiş.
- ee?
+ bana güvenebilirse neden olmasınmış. telefonlarımızı falan aldık.
ben ne yapmıştım böyle.. süper kupa finalinde kendi kaleme altın gol atmıştım resmen.
aradan 1 hafta geçmeden çıkmaya başlamışlardı. ve ilk olarak benimle tanıştırmıştı.
deliler gibi aşık olduğum kız en yakın arkadaşımın kollarındaydı, hem de benim sayemde.
- hayatım tanıştırayım, bu vezircan.
+ hani şu bahsettiğin vezircan?
# bahsettin mi :/ ?
+ bahsetmez mi ya.. sen cesaretlendirmişsin aşkımı. sen olmasan yapamazmış.
- yapamazdım evet ehe.
+ ay yerim ya.. sence de çok tatlı değil mi?
# evet ben de onu düşünüyordum tam.
aradan yıllar geçti hala ayrılmadı kitapsızlar. yıllar sonra artık özgüvenimi fazlasıyla kazanmıştım. barda gördüğüm güzel kızların ceplerine kartımı bırakıp gülümsüyordum, para üstü vermeyen marketlerde olay çıkarıyordum, halı saha maçlarında kaleyi orta sahadan bile yokluyordum ama seda'yı kaybetmiştim. o'nu hiçbir şey artık geri getiremezdi.
ömür boyu hayatımın aşkının çöpçatanı olarak kalacaktım. evet arkadaşlar..
siz siz olun benim gibi hayalleriniz için planlar kurmayın, hayalleriniz için ilk adımı hemen atın.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar