bugün
- zaman kavramı olmayan insan3
- arkadaşlar sizce ben nasıl biriyim3
- arkadaşlar tost yapamıyorum8
- deniz göktaş33
- sözlüğün mal dolması9
- uyuşturucuyu bırakmak3
- ayda 589 bin tl götüme sokuyorum iyi mi yapıyorum8
- bik bik abla vs vurduranlar12
- velvet31
- kızlar mesaj kutumu kısa süreliğine açtım5
- togg limuzin3
- arkadaşlar böyle biri beni takip etmeye başladı7
- bay erecto bey birader2
- şarapçı koala'yı duvarı yalarken görmek4
- sözlük yazarlarının dondurmaları4
- uludağ sözlük bir ailedir6
- müfredattan felsefe dersinin çıkarılması12
- kim kimin fakesi belli olmayan sözlük5
- kemal kılıçdaroğlu18
- diamond bosphorus13
- uzun marlboro deyince uzun mavi 2000 mi diyen kız4
- arkadaşlar makarna yapamıyorum6
- erectoton7
- durduk yere size kafayı takan yazarlar7
- ciddi ciddi aşure seven insan7
- göbek piercing'i takan 40 yaşından büyük kadın3
- gizli artı vermek7
- bütün biraderlere hükmeden birader5
- beyler lütfen hlzaya gelin4
- sözlüğe totonu zikeyim butonu4
- deniz göktaş'ın babasının thko mensubu olması8
- dine hakaretin ifade özgürlüğü olup olmadığı10
- mutlu yaşamın sırrı2
- tüm sözlüğe benden kuşkaş3
- arkadaşlar suşi yapamıyorum4
- her 3 kadından 1 inin bedava yemek için buluşması6
- sıcaktan kilo vermek3
- yine geliyorum yilanoglu4
- seninle şöyle böyle olabilirdik2
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği28
- dona kara sinek kaçması2
- 1 milyon verseler sözlük hesabınızı satar mısınız8
- ali hamaney'in cenaze töreni4
- aylık 419 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- sgk'nın gözlük camı için 130 tl karşılaması5
- tai lung30
- ismet gey biraderin madam hanım olması hedesi3
- araya adam sokup yazar banlatmak5
- ona bir şey söyle9
- opel grandland2
sözlük yazarlarının tavsiyelerine aldanarak veda adlı romanını alıp okuduğum fazla cesaretlendirilerek kitap yazmaya teşvik edilmiş yazar. kitabını okurken bir çok defa bırakacak olmama rağmen kitap bitirme gibi kötü ve sabır gibi latif bir huyum olduğu için ısrarla devam ettim kitabını okumaya. ve eleştirme günü nihayetinde geldi. başlıyorum kızmaca yok.
öncelikle yazarın üslubu hiç çekici değil. konuyu derli toplu anlatabilsede, üslubda aradığımız o "beni okumaya heyecanla devam et" taşkınlığı yok. hep okuyucuyu içine çekemeyen ağır duygusal sahnelere girişilmiş, ve sonuç olarak böyle pasajların sonunda yazar sadece kendi ağlamış kendi gülmüş heyecanlanmış öylece kalmıştır. mesela kitapta mehpare kemali çok sever. yazarımız ise mehpare nin kemal i ne kadar sevdiğini anlatmak için sürekli "o kadar seviyor ki onun için canını bile verir" tandanslı ikna cümleleri ile okuyucuyu ikna etmeye çalışır. hayır hanım abla bana olay anlat, romanın içinde sindir aşklarını, bana açıktan açıktan bağırma liseli ergenler gibi "çok seviyoooo" diye.
yazarın kadın olmasından kaynaklanan bir kaç problemde var. öncelikle romanında kurtuluş savaşı dönemini anlatırken çoğu yerde kadınlarında bu savaşta ne kadar önemli yere sahip olduğunu bağırıp durmuş. çoğu yerde kendimi "tamam şampiyon sakin ol, biliyoruz sizde birşeyler yaptınız" derken buldum. yazıya kadınlığı bu kadar bulaştırması ben gibi erkek okuyucuları rahatsız ediyordur zannımca. mesela, dışarda cihan harbi yaşanırken konakta kadınlar erkeklerini diğer kadınlardan kıskanır. sürekli dedikodular, birbirinin arkasından konuşmalar, tamamen basit yanlarıyla anlatır karakterleri. ama mesele asilliğe gelince yazar akrabalarına toz kondurmaz, şu kadar asiller bu kadar asiller şu soydan geliyorlar falan.
zaten en büyük problemlerden biriside karakter oluşturmak. yazarın çizdiği karakterlerin hiç birisi canlı değildir. biz onları tanıyamayız. bi resmini oluşturamayız kafamızda. hep robot kalır karakterler zihnimizde. dolayısıyla karakterlerin acısı acımız sevinci sevincimiz olmaz. hep yabancı kalırlar bize. bu konuda da yazar tuzağa düşmüş ve karakterleri bize teorik olarak tanıtmaya kalkmıştır. halbuki tüm bunları okuyucunun yaşayarak öğrenmesi gerekir. öyle okuyucuya dikte ettirerek oluşturamazsınız karakteri.
yazarın en kötü olduğu konulardan bir diğeri ise ikili diyalogların, kötü tiyatro oyuncularının yan gözle seyirciye bakarken ağzında yavan kalan konuşmalarına benzemesi. diyaloglar öyle bir yazılmışki, iki kişi kendi arasında özel konuşma yaparken okuyucuyuda şu konuda bilgilendirelim havalarında. yapma hanımefendi okuyucunun zekasına güven. sen devam et biz çözeriz olayı. sıkıcı olma.
yazarın yaşına hürmetim olsada, yazarın dili osmanlıcaya hakim olamayacak kadar sedeleşmiş. dolayısıyla sade türkçesiyle tarihi roman yazmaya çalışırken patlamış. peki bizim yazarımız napıyor. bizi sözde o günlere götürecek atraksiyonlara giriyor. kuzum lu hitap cümleleri, başta behice hanım derken zamanla onun behicanım olması gibi, kızların babasına beybaba diye hitap etmesi gibi, yada paşanın kızlarını leman hanım suat hanım diye saygıyla sevmesi gibi. bunlar çok klasik ama üsluba uymayan şeyler.
yazarın tarihi olayları yorumlaması ise hiç değinmeyeceğim konu. şu haklıydı bu haksızdı olaylarına hiç girmeyeydi iyiydi.
velhasıl kelam türkiyenin en önemli sorunlarından birisinin güne vurmuş şeklidir bu yazar. türkiyede yeteneği olan değil, çalışan ve cesaretlendirilen insanlar meşhur olur. işte istanbul lu bir ailenin aşırı cesaretlendirilmiş küçük kızının kalemi böyle de güçsüz, yapacak bir şey yok.
siz, yetenekli gençler! yazmaya üşenin ve vazgeçin yazmaktan...
öncelikle yazarın üslubu hiç çekici değil. konuyu derli toplu anlatabilsede, üslubda aradığımız o "beni okumaya heyecanla devam et" taşkınlığı yok. hep okuyucuyu içine çekemeyen ağır duygusal sahnelere girişilmiş, ve sonuç olarak böyle pasajların sonunda yazar sadece kendi ağlamış kendi gülmüş heyecanlanmış öylece kalmıştır. mesela kitapta mehpare kemali çok sever. yazarımız ise mehpare nin kemal i ne kadar sevdiğini anlatmak için sürekli "o kadar seviyor ki onun için canını bile verir" tandanslı ikna cümleleri ile okuyucuyu ikna etmeye çalışır. hayır hanım abla bana olay anlat, romanın içinde sindir aşklarını, bana açıktan açıktan bağırma liseli ergenler gibi "çok seviyoooo" diye.
yazarın kadın olmasından kaynaklanan bir kaç problemde var. öncelikle romanında kurtuluş savaşı dönemini anlatırken çoğu yerde kadınlarında bu savaşta ne kadar önemli yere sahip olduğunu bağırıp durmuş. çoğu yerde kendimi "tamam şampiyon sakin ol, biliyoruz sizde birşeyler yaptınız" derken buldum. yazıya kadınlığı bu kadar bulaştırması ben gibi erkek okuyucuları rahatsız ediyordur zannımca. mesela, dışarda cihan harbi yaşanırken konakta kadınlar erkeklerini diğer kadınlardan kıskanır. sürekli dedikodular, birbirinin arkasından konuşmalar, tamamen basit yanlarıyla anlatır karakterleri. ama mesele asilliğe gelince yazar akrabalarına toz kondurmaz, şu kadar asiller bu kadar asiller şu soydan geliyorlar falan.
zaten en büyük problemlerden biriside karakter oluşturmak. yazarın çizdiği karakterlerin hiç birisi canlı değildir. biz onları tanıyamayız. bi resmini oluşturamayız kafamızda. hep robot kalır karakterler zihnimizde. dolayısıyla karakterlerin acısı acımız sevinci sevincimiz olmaz. hep yabancı kalırlar bize. bu konuda da yazar tuzağa düşmüş ve karakterleri bize teorik olarak tanıtmaya kalkmıştır. halbuki tüm bunları okuyucunun yaşayarak öğrenmesi gerekir. öyle okuyucuya dikte ettirerek oluşturamazsınız karakteri.
yazarın en kötü olduğu konulardan bir diğeri ise ikili diyalogların, kötü tiyatro oyuncularının yan gözle seyirciye bakarken ağzında yavan kalan konuşmalarına benzemesi. diyaloglar öyle bir yazılmışki, iki kişi kendi arasında özel konuşma yaparken okuyucuyuda şu konuda bilgilendirelim havalarında. yapma hanımefendi okuyucunun zekasına güven. sen devam et biz çözeriz olayı. sıkıcı olma.
yazarın yaşına hürmetim olsada, yazarın dili osmanlıcaya hakim olamayacak kadar sedeleşmiş. dolayısıyla sade türkçesiyle tarihi roman yazmaya çalışırken patlamış. peki bizim yazarımız napıyor. bizi sözde o günlere götürecek atraksiyonlara giriyor. kuzum lu hitap cümleleri, başta behice hanım derken zamanla onun behicanım olması gibi, kızların babasına beybaba diye hitap etmesi gibi, yada paşanın kızlarını leman hanım suat hanım diye saygıyla sevmesi gibi. bunlar çok klasik ama üsluba uymayan şeyler.
yazarın tarihi olayları yorumlaması ise hiç değinmeyeceğim konu. şu haklıydı bu haksızdı olaylarına hiç girmeyeydi iyiydi.
velhasıl kelam türkiyenin en önemli sorunlarından birisinin güne vurmuş şeklidir bu yazar. türkiyede yeteneği olan değil, çalışan ve cesaretlendirilen insanlar meşhur olur. işte istanbul lu bir ailenin aşırı cesaretlendirilmiş küçük kızının kalemi böyle de güçsüz, yapacak bir şey yok.
siz, yetenekli gençler! yazmaya üşenin ve vazgeçin yazmaktan...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar