bugün
- masklavi'yi ehonomi çoh eyi derken görmek16
- akşama kadar entry giren torpilli memur7
- cumaya gitmeyen yazarlar ifşa platformu20
- sözlük açacak olsanız6
- fatma betül sayan kaya29
- münafık6
- hiçbir şeyden haberi olmayan tek adam8
- isparta'ya gidip nervio ile kahve içmek8
- camilerdeki ayak kokusu7
- yapay zekanın çok yapay olması8
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- dolar 50 13 liraya çakılınca sus pus olan muhalif2
- son 3 ayın en başarılı gammazları8
- edirne'ye gidip muslettin amca'nın elini öpmek11
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı92
- damla sakızlı muhallebi9
- terhis oluyorum sözlük3
- senin manita evleniyormuş diye mesaj atan arkadaş11
- alexander nübel14
- kezoyu neyzen bakışıyla iskandil etmek4
- kız kankanın ehonomi çoh eyi demesi3
- iş görüşmesinde para vermiyoruz demek2
- daha 17 dizisi4
- 6 kasım dünya galatasaraylılar günü9
- sicilya kizlari4
- iş görüşmesinde para vermiyoruz denilmesi2
- erecto birader ciguli mi2
- her şeyi bilen halk4
- eteği açan kadına bakmayan erkek2
- henüz yolun başında olan yazarlar5
- allah ne muradın varsa versin2
- 2017 orta paket passat vs 2024 full paket megane5
- yaprak dökümü sonrası türkiye3
- musiker2
- 5 kasım 2026 uludağ sözlük ara yüzünün değişmesi9
- yarinin ayaklarını avuçlarında ısıtan sığır4
- asansörde yukarı bakma refleksi2
- fatma betülüm yapmaz9
- iyi menemenin sırrı22
- ocean vitamind32
- masklavi felsefesi5
- boşanmak2
- seri katilin özellikleri2
- kahve içerken piyasa yapmak3
- fatma betül sayan kaya'nın tutuklanması5
- avrupa5
- gece gece bir sözlük kızıyla nutella kaşıklamak3
- negatif insanları hayatına almamak2
- sinirlenen dilenci kadın6
- haram para5
bir hüseyin nihal atsız makalesidir.
--spoiler--
türkiye 1040ta dandanakan savaşından sonra horasanda kurulmuş, iran, irak, azerbaycan ve anadoluyu daha sonra ele geçirmiştir. türkiye tarihinin on beşinci yüzyıl sonlarına kadar olan bölümü türk-rum savaşı olarak özetlenebilir. çünkü, daha devlet kurulmadan, çağrı beğin birkaç bin atlı ile, aradaki gazneliler imparatorluğu topraklarından geçerek bizansa yaptığı akınla başlayan savaşlarda karşımızdaki düşman hemen hep bizans veya ona bağlı ermeni, gürcü beğlikleri olmuş, bizans toprakları adım adım fetholunarak imparatorlukları ortadan kaldırmıştır.
bizans, aslında doğu roma imparatorluğu idi. eski yunan dil ve kültürünün ehemmiyeti rum nüfusun çokluğu dolayısıyla devlet latinlikten çıkıp grekleşti ve ortodoksluğun da milli din haline gelmesiyle ayrı bir milliyet doğdu.
türkler tarafından yok edilen rumluğun yeniden dirilmesi on dokuzuncu yüzyıl ortalarına doğru, türklüğün en güçsüz zamanında ingiltere, fransa ve rusyanın yardımıyla olmuştur. hristiyanlık taassubu, türk düşmanlığı ve eski yunan hayranlığı dolayısıyla yunanı diriltenler onun eski yunanla hiçbir ilgisi kalmadığını düşünmemişlerdi. türkiye türkleri daha avrupaya geçmeden kuzeyden gelen islav ve arnavut yığınları moraya doğru göçüp yerleşiyor, kötü idare ve sefalet yüzünden yok olan greklerin yerini dolduruyordu. hatta yunam bağımsızlığı sırasında atina çevresindeki birçok köylerde arnavutça konuşuluyordu.
yunanlılar, bu hristiyan arnavutları metodlu bir çalışmayla rumlaştırdılar ve eski bizans imparatorluğunu diriltmek ülküsüyle daima türklük aleyhine bir siyaset güderek günümüze kadar geldiler.
20 temmuz 1974 cumartesi günü başlayan kıbrıs askeri harekatının asıl sebebi yine aynı megalo idea, aynı bizans hülyasıdır. dünya gazeteleri, bu savaşın sebebi olarak yunanistandaki cuntanın maceracılığını ileri sürüyorlar. biz aynı fikirde değiliz. yunanistanda hangi rejim hakim olursa olsun, yunanistan türkiye ile istediği dost ve müttefik bulunsun, büyük devletler ona ne kadar çatarsa çatsın, onların sabit fikirleri megalo ideadır. batının şımarık ve ahlaksız çocuğu olan yunanistan kolay başarılara alışmıştır. 1897 ve 1919-1922de türkiye ile, 1940ta almanya ile yaptığı savaşları kaybettiği, yalnız 1912-1913 balkan savaşını kazandığı halde durmaksızın büyümüş, büyüdükçe iştahı artmıştır. hayvan nevileri arasında bir kör sıçan vardır ki günde kendi ağırlığının iki üç misli yemek yemezse ölür. yunanistan, galiba o kör sıçanın neslinden gelmektedir.
türk ordusu kara, deniz ve hava kuvvetlerinin örnek iş birliğiyle adaya çıkarken maç şartlarına harfiyen riayet ettiği halde yunanlılar yine favl üstüne favl yapmışlar, londra andlaşmasıyla adada bulunan 950 kişilik alaylarını yerli rumlarla berkiterek aynı andlaşmayla adanın batı bölümlerinde dağınık ve himayesiz olan türk köylerine saldırarak kadın, çocuk demeden öldürmüşlerdir.
buna karşılık türkiye adaya sevkedeceği yiyecek maddelerini türk, rum ayırımını yapmadan dağıtacağını ilan etmiştir.
işte iki millet arasındaki karakter farkı işte batının hayran olduğu şanlı helenlerin bugünkü şüpheli torunlarının ahlakı
rumlar birkaç yıl önce de, katil papaz makariyos zamanında adada bir türk kırgını yapmışlardır. hele türk doktorunun bir banyo içinde öldürülen üç masum ve güzel yavrusunun resimleri görenleri ağlatmıştı.
bunu yapan millete acınır mı? rumlara insan gözüyle bakılabilir mi? onlar londrada başbakan eceviti kucaklayarak bizi kurtarsın diye gösteriş yapar ama eline fırsat geçiren rumun yapacağı şey türkü arkadan vurmak kadın, çocuk öldürmektir. rum demek akrep demektir. akrep nasıl, kendisine iyilik olsun diye derenin karşı kıyısına geçiren kaplumbağayı sokmuş ve ne yapayım, huyum böyle demişse, rum da aynı şekilde türk düşmanlığı huyu ile yuğurulmuştur.
kıbrıs davası ergeç bir çözüm yoluna girecektir. nasıl gireceğini bilemiyoruz. çünkü bizim için kıbrıs davasının çözümü ancak kıbrısın türkiyeye katılmasıyla mümkündür. bugün bu kadarı olamayacaktır ama türklük ülküsüyle yetişen bir gençlik var ki onlar yarın bu ülküyü gerçekleştirirler.
yazıyı bitirirken, girneye yapılan saldırıda alayının başında şehit olan albay karaoğlanoğlu ibrahim beğin şahsında bugünkü şehitlerimizi saygıyla anar, elli milyon şehidin yanına giden yiğit askerimize tanrının esirgenliğini, gazilerimize güç vermesini isteriz.
şehit albayın oğlu teğmen kürşadı da teğmenlik rütbesinden sonra şehit oğlu rütbesini kazandığı için kutlar, babasının ve taşıdığı ulu adın izinde gitmesini bekleriz.
tanrı türkü korusun.
ötüken, 22 temmuz 1974, sayı: 8
--spoiler--
--spoiler--
türkiye 1040ta dandanakan savaşından sonra horasanda kurulmuş, iran, irak, azerbaycan ve anadoluyu daha sonra ele geçirmiştir. türkiye tarihinin on beşinci yüzyıl sonlarına kadar olan bölümü türk-rum savaşı olarak özetlenebilir. çünkü, daha devlet kurulmadan, çağrı beğin birkaç bin atlı ile, aradaki gazneliler imparatorluğu topraklarından geçerek bizansa yaptığı akınla başlayan savaşlarda karşımızdaki düşman hemen hep bizans veya ona bağlı ermeni, gürcü beğlikleri olmuş, bizans toprakları adım adım fetholunarak imparatorlukları ortadan kaldırmıştır.
bizans, aslında doğu roma imparatorluğu idi. eski yunan dil ve kültürünün ehemmiyeti rum nüfusun çokluğu dolayısıyla devlet latinlikten çıkıp grekleşti ve ortodoksluğun da milli din haline gelmesiyle ayrı bir milliyet doğdu.
türkler tarafından yok edilen rumluğun yeniden dirilmesi on dokuzuncu yüzyıl ortalarına doğru, türklüğün en güçsüz zamanında ingiltere, fransa ve rusyanın yardımıyla olmuştur. hristiyanlık taassubu, türk düşmanlığı ve eski yunan hayranlığı dolayısıyla yunanı diriltenler onun eski yunanla hiçbir ilgisi kalmadığını düşünmemişlerdi. türkiye türkleri daha avrupaya geçmeden kuzeyden gelen islav ve arnavut yığınları moraya doğru göçüp yerleşiyor, kötü idare ve sefalet yüzünden yok olan greklerin yerini dolduruyordu. hatta yunam bağımsızlığı sırasında atina çevresindeki birçok köylerde arnavutça konuşuluyordu.
yunanlılar, bu hristiyan arnavutları metodlu bir çalışmayla rumlaştırdılar ve eski bizans imparatorluğunu diriltmek ülküsüyle daima türklük aleyhine bir siyaset güderek günümüze kadar geldiler.
20 temmuz 1974 cumartesi günü başlayan kıbrıs askeri harekatının asıl sebebi yine aynı megalo idea, aynı bizans hülyasıdır. dünya gazeteleri, bu savaşın sebebi olarak yunanistandaki cuntanın maceracılığını ileri sürüyorlar. biz aynı fikirde değiliz. yunanistanda hangi rejim hakim olursa olsun, yunanistan türkiye ile istediği dost ve müttefik bulunsun, büyük devletler ona ne kadar çatarsa çatsın, onların sabit fikirleri megalo ideadır. batının şımarık ve ahlaksız çocuğu olan yunanistan kolay başarılara alışmıştır. 1897 ve 1919-1922de türkiye ile, 1940ta almanya ile yaptığı savaşları kaybettiği, yalnız 1912-1913 balkan savaşını kazandığı halde durmaksızın büyümüş, büyüdükçe iştahı artmıştır. hayvan nevileri arasında bir kör sıçan vardır ki günde kendi ağırlığının iki üç misli yemek yemezse ölür. yunanistan, galiba o kör sıçanın neslinden gelmektedir.
türk ordusu kara, deniz ve hava kuvvetlerinin örnek iş birliğiyle adaya çıkarken maç şartlarına harfiyen riayet ettiği halde yunanlılar yine favl üstüne favl yapmışlar, londra andlaşmasıyla adada bulunan 950 kişilik alaylarını yerli rumlarla berkiterek aynı andlaşmayla adanın batı bölümlerinde dağınık ve himayesiz olan türk köylerine saldırarak kadın, çocuk demeden öldürmüşlerdir.
buna karşılık türkiye adaya sevkedeceği yiyecek maddelerini türk, rum ayırımını yapmadan dağıtacağını ilan etmiştir.
işte iki millet arasındaki karakter farkı işte batının hayran olduğu şanlı helenlerin bugünkü şüpheli torunlarının ahlakı
rumlar birkaç yıl önce de, katil papaz makariyos zamanında adada bir türk kırgını yapmışlardır. hele türk doktorunun bir banyo içinde öldürülen üç masum ve güzel yavrusunun resimleri görenleri ağlatmıştı.
bunu yapan millete acınır mı? rumlara insan gözüyle bakılabilir mi? onlar londrada başbakan eceviti kucaklayarak bizi kurtarsın diye gösteriş yapar ama eline fırsat geçiren rumun yapacağı şey türkü arkadan vurmak kadın, çocuk öldürmektir. rum demek akrep demektir. akrep nasıl, kendisine iyilik olsun diye derenin karşı kıyısına geçiren kaplumbağayı sokmuş ve ne yapayım, huyum böyle demişse, rum da aynı şekilde türk düşmanlığı huyu ile yuğurulmuştur.
kıbrıs davası ergeç bir çözüm yoluna girecektir. nasıl gireceğini bilemiyoruz. çünkü bizim için kıbrıs davasının çözümü ancak kıbrısın türkiyeye katılmasıyla mümkündür. bugün bu kadarı olamayacaktır ama türklük ülküsüyle yetişen bir gençlik var ki onlar yarın bu ülküyü gerçekleştirirler.
yazıyı bitirirken, girneye yapılan saldırıda alayının başında şehit olan albay karaoğlanoğlu ibrahim beğin şahsında bugünkü şehitlerimizi saygıyla anar, elli milyon şehidin yanına giden yiğit askerimize tanrının esirgenliğini, gazilerimize güç vermesini isteriz.
şehit albayın oğlu teğmen kürşadı da teğmenlik rütbesinden sonra şehit oğlu rütbesini kazandığı için kutlar, babasının ve taşıdığı ulu adın izinde gitmesini bekleriz.
tanrı türkü korusun.
ötüken, 22 temmuz 1974, sayı: 8
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com