bugün
- putin türkmüş7
- kıza fotoğraf yolladıktan sonra olabilecekler4
- türk vatandaşları türktür8
- kill bill vol 33
- true'nin acile kaldırılması8
- ibadethanelerin ürkünç olması10
- iyi bir insanın kötü bir insana dönüşme süreci7
- mokv öldü mü2
- vexillarius the slayer3
- sözlük yazarlarının kombinleri8
- dinci şairler3
- şeriatçıların başarılı olduğu şeyler4
- canımın yubari kavunu çekmesi8
- tek adam2
- ilk öpüştüğüm kız6
- eczacının sağlıklı günler demesi5
- herkes ülkeden şikayetçi ise sorunlu kim2
- amca diyen bokolog2
- osuruktan şiirler41
- almanyada çok insan öldü haklı mıydı4
- rus milfi3
- giysi fiyatlarının uçması2
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı20
- türkiyeli olmak2
- adana kebap10
- bebek katili4
- burası instagram değil sözlük4
- koreli ucube ile evlenen kadın3
- dünya asla vazgeçme günü4
- gece pencereyi açık unutup yatmak5
- gogo yubari ile okul gezisinde yanyana düşmek2
- aleksey batrakov13
- şu an sizi ne mutlu ederdi3
- mahalle kültürünün yok olması2
- ince memed3
- haftanın gammazları listesi26
- türkiyenin ukraynaya füze satışına putin uyardı3
- ford flex3
- rusya'dan ingiltere'ye iha tehdidi2
- muadil ilaç2
- hepsi rüyaymış diye 10 yaşında uyanmak2
- akrabayı engelleme havası2
- uzaylılara açıklamakta zorlanacağımız şeyler2
- günün tweeti2
- arkadaşlar sizce bu balık mı rihanna mı3
- tulumba tatlısı6
- zeynep bastık'ın beyaz külodu2
- devlet eliyle eğitim zorunluluğu2
- içimi dostuma döktüm umarım başkalarına anlatmaz2
- ben geldim kerkenezler18
bir deli vardı hatırlıyorum çocuktum. kocaman gülen, yırtk pırtık giyinen, ama her zaman, zamanların her salisesinde kulağının birinde papatya taşıyan, koparılmamış, taze. papatyayla gülerdi kocaman, sakalı saça, aklı havalara karışmış, halde. ben çok çocuk, yarı açık yeşil panjurların biraz ötesinde gibi duran parmaklık demirlerine, kocaman çok çocuk başımı dayar seyrederdim, papatya gibi gülen deliyi.
yaz diyorsun deli, deli yazılmaz ki dört harfli.
koşuyordum sabaha yakın ışıklarda. korkardım zaten yürümeye dar sokaklarda. koşuyordum, niye bilmeden, veya korkumdan ezbere. koşuyordum arnavut taşı gibi döşeli dar sokaklların birinde, arkam sıra sanki heybetli kilise, kilisede deli saklı. takıldı başıma göre küçük ayaklarım, arnavutun birine, uzandım öylece taşlı serinliğe. sustum, sonra mı bilmiyorum yaşlarım damladı yanaklarımdan yere. gülüyordu deli düştüğüme veya oda ezbere, hep gülerdi. uzattı elini uzattım elimi, deliler gibi fırladım mı yerden veya o mu kaldırdı ne önemi vardı. gülüyordu, sadece gülerdi, gülerken anlatırdı herşeyi. anlardınız gülmelerinin makamından ne istediğini. yoksuldu, rivayet o ki kaptırmıştı aklını güzel bir kıza sanki, tıpkı sokaklar gibi. ama öyle çok gülerdi ki sanki bütün gülmeler cebinde, biz gülmeye hasret, sadece seyret. hayret papatyasını çıkardı kulağının dağınık başıyla olan boşluğundan, uzattı bana gülüyorken, her zaman gülerdi zaten. gülerken çıkardı, gülerken uzattı, gülerek arkasını döndü uzaklaştı. nasıl ve ne zaman oldu bütün bunlar bilmiyordum. ve ilk defa zamanın durduğuna şahit oldum. papatya elimde koştum tekrar, yeşil panjurlarımın sığınağına, kollarına. loştu panjurların arkası. büyük bir parkımız vardı, orada görmüştüm bir kızı, papatyayı seviyor sevmiyor diye okşayarak yapracıklarını upuzun bucaksız yeşillere bıraktığını. ağlıyordu, anlamadım. bende başladım onun gibi, delisin değilsin diyerek okşamaya. son yapracık yapmacık olmayan gülmelerde delisin diye loş odanın düştü zeminine, ben de o kız gibi ağlamalımıydım, yoksa deli-ler gibi gülmeli miydim, bir bulmaca gibi koydum küçük cebime bu düşünceyi, yaşamaya devam ettim; az gülerek ama ağlayarak çok, katıla katıla. deli diyorlar bana, haksız değiller galiba ve hala aklımda delli deli küpeli, papatya.
gibi gülen deliyi.
yaz diyorsun deli, deli yazılmaz ki dört harfli.
koşuyordum sabaha yakın ışıklarda. korkardım zaten yürümeye dar sokaklarda. koşuyordum, niye bilmeden, veya korkumdan ezbere. koşuyordum arnavut taşı gibi döşeli dar sokaklların birinde, arkam sıra sanki heybetli kilise, kilisede deli saklı. takıldı başıma göre küçük ayaklarım, arnavutun birine, uzandım öylece taşlı serinliğe. sustum, sonra mı bilmiyorum yaşlarım damladı yanaklarımdan yere. gülüyordu deli düştüğüme veya oda ezbere, hep gülerdi. uzattı elini uzattım elimi, deliler gibi fırladım mı yerden veya o mu kaldırdı ne önemi vardı. gülüyordu, sadece gülerdi, gülerken anlatırdı herşeyi. anlardınız gülmelerinin makamından ne istediğini. yoksuldu, rivayet o ki kaptırmıştı aklını güzel bir kıza sanki, tıpkı sokaklar gibi. ama öyle çok gülerdi ki sanki bütün gülmeler cebinde, biz gülmeye hasret, sadece seyret. hayret papatyasını çıkardı kulağının dağınık başıyla olan boşluğundan, uzattı bana gülüyorken, her zaman gülerdi zaten. gülerken çıkardı, gülerken uzattı, gülerek arkasını döndü uzaklaştı. nasıl ve ne zaman oldu bütün bunlar bilmiyordum. ve ilk defa zamanın durduğuna şahit oldum. papatya elimde koştum tekrar, yeşil panjurlarımın sığınağına, kollarına. loştu panjurların arkası. büyük bir parkımız vardı, orada görmüştüm bir kızı, papatyayı seviyor sevmiyor diye okşayarak yapracıklarını upuzun bucaksız yeşillere bıraktığını. ağlıyordu, anlamadım. bende başladım onun gibi, delisin değilsin diyerek okşamaya. son yapracık yapmacık olmayan gülmelerde delisin diye loş odanın düştü zeminine, ben de o kız gibi ağlamalımıydım, yoksa deli-ler gibi gülmeli miydim, bir bulmaca gibi koydum küçük cebime bu düşünceyi, yaşamaya devam ettim; az gülerek ama ağlayarak çok, katıla katıla. deli diyorlar bana, haksız değiller galiba ve hala aklımda delli deli küpeli, papatya.
gibi gülen deliyi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar