bugün
- akp'nin kürdistan'a hazırlanıyor olma ihtimali13
- izmir'in akp'ye geçmesi15
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi32
- ispanya'nin terör bitirme formülü17
- 0 0 7 abime ayarlayacağım manita7
- ayrı mutfakların insanları8
- recep tayyip erdoğan31
- sözlükteki aktroller8
- ay diyen erkek5
- vişneli sarma8
- fatma betül sayan kaya66
- istanbul sokaklarında renkli ışıklandırmalar olsun3
- birini unutmak6
- kabak tatlısı2
- ortak yaşam sergisi insanlar ve insan dostları6
- 190 boyunda kaslı ve zengin kadın4
- ekrem imamoğlu'nun suçu ne2
- 1 90 esmer kaslı erkek5
- parmağıma iğne batması4
- 4 litre piril'in kaç tl olması sorunsalı11
- israil ulusal güvenlik uzmanı uyardı3
- sözlüğün vahşi kelebeği4
- 2 ekim 2026 belçika türkiye maçı5
- grok2
- bir kızın şemsiyesinin altına sığınmak3
- belçika türkiye maçı saat 21 45 te atv de4
- kendin hakkında gereksiz bir bilgi bırak17
- birbirine iyi gelmek6
- cin tarafından özel numaradan aranmak5
- 30 yaşına gelip hala kendi evini alamamak7
- aynı anda 3 kadın sevmek3
- sabahın köründe işe giden ezik7
- sarma8
- napolyon vs atatürk7
- ismet biraderin hala koşturmaya başlamaması5
- trump'ın iran açıklaması10
- 3 kere üst üste 31 çekmek16
- yeğenin hitap şekli2
- osmanlı pilavı3
- 2 ekim 2026 fransa italya maçı2
- göz kanlanması11
- arkadaşlar yavaş yazın beğenmekten yoruldum2
- albea var mı abi düşük kilometreli12
- 2 ekim 2026 güney kıbrıs ermenistan maçı2
- hoşlanılan sözlük kızının annene çıkması3
- yasin kol'un gözaltına alınması6
- ekim4
- sucuk2
- true'nın iran açıklaması5
- mafya2
insanların hakkındaki düşüncelerini, gelip bu başlık altına yazmaları gerekirken*... şu an sol tarafta, hakkında türlü saçmalıkta başlıkların açıldığı** eğitim, öğretim vs... merkezi. üniversite kelimesi latince olup, anlamı: "bağımsız tüzel kişiliğe sahip ve müşterek çıkarları olan kişiler topluluğu"
benim bu başlığa yazma sebebim burada başlıyor. bu ülkede üniversiteler bağımsız mı? cevap basit. koskocaman bir hayır! daha düne kadar* kolunun altına kitap sıkıştırıp, üniversiteye gitmek potansiyal suçtu. ama en kötüsü de... 12 eylül'ün hemen sonrasında üniversite rektörlerinin, faşist kenan evren'in önünde el pençe durmasıydı. o faşistin elini eteğini öpenin üniversitesinde neyin bağısızlığı, tüzelliği, bilimselliği olabilir?
mesleki eğitim ve üniversite eğitimi arasında, her ülkenin kendine özgü bir dengesi vardır. sonra ne olduysa... bu ülkede bütün millet, üniversiteye gitmek için kendini parçalamaya başladı***.
bu ülke öğrenci, üniversiteye gitmek için dershanelerce soyuldukça gelişemez!
bu ülke öğrencinin, üniversitede harç adı altında soyulduğu sürece gelişemez!**
bu ülke öğrenci, üniversiteye giderken akbil, kentkart, bukart gibi liberal faaliyetlerle soyuldukça gelişemez! ****
bu ülke devletin üniversitelere, bilimsel araştırmalar için verdiği komik rakamlar makulleşmedikçe gelişemez!
bu ülke üniversitelerini potansiyal suç yuvasıymış gibi, hapishaneler gibi şehirlerin dışına yaptığı sürece gelişemez!
üniversite dediğin, şehirin merkezinde olur**. üniversite, şehrin merkezinde özgürlüğü ve bilimselliğiyle şehri, uygurlağın zirvesine giden yolda yukarıya çeker. ama bu ülkede şehir merkezleri, tank hızında bina yapan toki gibilerince... ve halkı üretmeyip tüketmeye, biriktirmeyip harcamaya teşvik eden alışveriş merkezlerince... onların rantı için kullanılıyor.
atatürk'ün önderliğinde kurulan bu ülkenin... yine atatürk'ün koyduğu bir hedefi vardır: muassır medeniyetleri yakalamak ve onları geçmek. bu hedefin gerçekleşmesinde sokaklar ve üniversiteler etkin olacaktır. bunun içinde ülkemiz üniversitelerinin, sahip olması gereken bağımsızlığı ve bilimselliği elde etmesi gerekir. bu işi yapacak olanlar o üniversitelerin içinde, sisteme ve düzene hayır diyecek öğrencilerdir.
unutulmaması gereken... öğrenci varsa üniversite var.
üniversiteler içindeki öğrencilerindir. rektörlerin değil.
benim bu başlığa yazma sebebim burada başlıyor. bu ülkede üniversiteler bağımsız mı? cevap basit. koskocaman bir hayır! daha düne kadar* kolunun altına kitap sıkıştırıp, üniversiteye gitmek potansiyal suçtu. ama en kötüsü de... 12 eylül'ün hemen sonrasında üniversite rektörlerinin, faşist kenan evren'in önünde el pençe durmasıydı. o faşistin elini eteğini öpenin üniversitesinde neyin bağısızlığı, tüzelliği, bilimselliği olabilir?
mesleki eğitim ve üniversite eğitimi arasında, her ülkenin kendine özgü bir dengesi vardır. sonra ne olduysa... bu ülkede bütün millet, üniversiteye gitmek için kendini parçalamaya başladı***.
bu ülke öğrenci, üniversiteye gitmek için dershanelerce soyuldukça gelişemez!
bu ülke öğrencinin, üniversitede harç adı altında soyulduğu sürece gelişemez!**
bu ülke öğrenci, üniversiteye giderken akbil, kentkart, bukart gibi liberal faaliyetlerle soyuldukça gelişemez! ****
bu ülke devletin üniversitelere, bilimsel araştırmalar için verdiği komik rakamlar makulleşmedikçe gelişemez!
bu ülke üniversitelerini potansiyal suç yuvasıymış gibi, hapishaneler gibi şehirlerin dışına yaptığı sürece gelişemez!
üniversite dediğin, şehirin merkezinde olur**. üniversite, şehrin merkezinde özgürlüğü ve bilimselliğiyle şehri, uygurlağın zirvesine giden yolda yukarıya çeker. ama bu ülkede şehir merkezleri, tank hızında bina yapan toki gibilerince... ve halkı üretmeyip tüketmeye, biriktirmeyip harcamaya teşvik eden alışveriş merkezlerince... onların rantı için kullanılıyor.
atatürk'ün önderliğinde kurulan bu ülkenin... yine atatürk'ün koyduğu bir hedefi vardır: muassır medeniyetleri yakalamak ve onları geçmek. bu hedefin gerçekleşmesinde sokaklar ve üniversiteler etkin olacaktır. bunun içinde ülkemiz üniversitelerinin, sahip olması gereken bağımsızlığı ve bilimselliği elde etmesi gerekir. bu işi yapacak olanlar o üniversitelerin içinde, sisteme ve düzene hayır diyecek öğrencilerdir.
unutulmaması gereken... öğrenci varsa üniversite var.
üniversiteler içindeki öğrencilerindir. rektörlerin değil.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar