bugün
- feministlerin sınırsız nafaka iptaline kızmaları14
- 30 yaşından sonra ne yapacağız hissi3
- erkekte fizik mi giyim mi daha önemli7
- nervio abla22
- aşka inanmayan insan4
- ömürlük arabalar3
- sedat pekmez43
- sözlükteki arkadaş çevresi6
- teklif edip asla ısrar etmeyen insan8
- gençler iş beğenmiyor diyen genç patron16
- grok vs gemini vs chatgpt2
- kemal kılıçdaroğlu devlet bahçeli ikilisi2
- satrançta at mı daha değerlidir fil mi4
- en iyi gençlik dizisi2
- toy story 53
- ekşi sözlük2
- sömürge valisi3
- hoşlanan erkeğin adım atmama sebebi3
- haklı olduğu halde susan insan7
- köşe başı dükkanlar erotik shop olsun11
- astrolojiye inanan insanlara yapılan zorbalık3
- ıslak kek bile yapamayan kız5
- honda civic fd62
- türkiye'de iyi bir insan olmak11
- cedidacer'in fenerbahçeli bir ezik olması19
- trt'nin 2026 dünya kupasını 4k yayınlamaması2
- 25 yıllık akp iktidarından çıkarılacak ders12
- çok yakışıklı kaslı eğitimli cool merhametli erkek3
- bir insana yapılabilecek en büyük kötülük19
- psikolog ile ilk seans2
- mustafa çiftçi3
- durduğun yerde terlemek2
- süslü şirin2
- kitaplıktan ödünç kitap vermemek2
- seküler erkek muhafazakar kız birlikteliği7
- chp'nin hali ne olacak34
- hiç gelmeyecek birini beklemek9
- yapay zeka sözlük moderatörü4
- anhedonist3
- evli insanların bekarlara sen de evlen baskısı5
- sözlükte hic tayt giyen kız olmaması9
- yuvarlak hatlar3
- islam hristiyanlık ve musevilik2
- vücut geliştirmenin sandığından da zor olması3
- yo yo ma2
- 6'ncı nesil uçakta dünyada söz sahibi olmamız11
- bir binanın içinde hayalen dolaşmak3
- m r e r e c t o21
- sanatçılardan kılıçdaroğluna büyük tokat5
- her gün içsem bıkmam içecekleri6
mustafa kemal atatürk'ün filistin ve kutsal topraklar'la ilgili olarak 1937' de meclis'te yaptığı konuşmadaki tokat gibi sözlerdir.
mustafa kemal atatürk'ün, meclis'te yaptığı bu konuşmayı, önce, ankara'da türkçe yayınlanan hakimiyeti milliye gazetesi yayınlamış. hindistan'da yayınlanan bombay chronicle gazetesi de bu açıklamayı hakimiyeti milliye gazetesi'nden almış ve 27.8.1937 tarihli nushasında 'filistin'e el sürülemez, kemal paşa avrupa'ya ihtar ediyor' başlığı altında bir yazı yayınlamıştır.
(bu belge, içişleri bakanlığı matbuat umum müdürlüğü antetini ve 20 ağustos 1937 tarihini taşıyor. aslı ankara'da milli arşiv'de 030 10 266 793 25 numaları dosyada saklı tutulmaktadır.)
--spoiler--
'araplar'ın avrupa siyasetine nüfuz edemeyip sözde istiklal kelimesine inandıkları ve bu uğurda arap memleketlerini avrupa emperyalizmine esir kıldıkları çok şayanı teessüftür. araplar'ın arasında mevcud olan karışıklığı ve hoşnutsuzluğu kimse bizim kadar bilemez. biz vakıa birkaç sene araplar'dan uzak kaldık. fakat şimdi kendimize kafi derecede güvenip ve kudretimizi bildiğimiz için islamiyetin mukaddes yerlerinin museviler'in ve hristiyanlar'ın nüfuzunun altına girmesine mani olacağız. binaenaleyh şunu söylemek istiyoruz ki; buraların avrupa emperyalizminin oyun sahası olmasına müsaade etmiyeceğiz. biz şimdiye kadar dinsiz ve islamiyet'e lakayt olmakla ittiham edildik. fakat bu ittihamlara rağmen peygamberin son arzusunu yani, mukaddes toprakların daima islam hakimiyetinde kalmasını temin için hemen bugün kanımızı dökmeye hazırız. cedlerimizin, selahaddin'in idaresi altında, uğrunda hristiyanlar'la mücadele ettikleri topraklarda yabancı hakimiyet ve nüfuzunun tahtında (altında) bulunmasına müsaade etmiyeceğimizi beyan edecek kadar bugün, allah'ın inayeti ile kuvvetliyiz. avrupa bu mukaddes yerlere temellük etmek için yapacağı ilk adımda bütün islam aleminin ayaklanıp icraata geçeceğine şüphemiz yoktur.'
--spoiler--
bakanlar kurulu toplantısından sonra gazinin huzuruna girdiğini ifade eden hasan rıza bey, atatürkün kendisine suriye ve lübnan konusunda anlattıklarını şöyle nakletmektedir:
'...1937 yılında ocak ayında istanbul'a gelen atatürk, beni park otel'e çağırttı. gittiğimde kendisini sıkıntılı bir halde buldum, biraz da terli idi. iç salona geçtikten sonra, balkona çıktı, sert rüzgârın karşısına göğsünü germişti; saçları rüzgârdan uçuşuyor ve o, dalgın dalgın, marmara'yı seyrediyordu. mutlaka kafasını kurcalayan bir şey vardı üşütmesinden korktuğum için, 'hava çok sert, soğuk alırsınız, içeri buyurun' dediğim vakit, gene o dalgın hâli ile döndü ve bir masaya oturdu. bir şeyler söylemesini bekliyordum ki, dudaklarından şu cümleler döküldü:
'...paşa biliyor musun ki ben, cumhurbaşkanlığı'nı bırakıp, hatay'a çete reisi olacağım. işi silâhlı bir hareketle halletmek zorunda kalırsak, tutacağım yolu da çoktan kararlaştırmış bulunuyorum; böyle bir durumda derhal devlet reisliğinden, hatta meb'usluktan istifa edeceğim, serbest bir türk vatandaşı olarak, bu işte çalışan arkadaşlarla beraber, hatay topraklarına geçeceğim; bildiğin gibi, bunun her zaman imkânı ve çok emin yolları vardır. oradaki mücâhitlerle ve anavatan'dan kaçıp bize katılacağından şüphe etmediğim kuvvetlerle, meseleyi yerinde ve içten halletmeye çalışacağım, isterse türkiye hükümeti beni ve arkadaşlarımı âsi ilân eder ve hakkımızda tâkibât da yapar. bir şey daha söyleyelim; ben bugünkü (1937) fransız idarecilerinin, suriye ve lübnan'a, öyle kolay kolay, istiklâl vereceklerinden emin değilim. zaten tatbikâtı birtakım yersiz bahanelerle üç sene sonra tâ'lik etmeleri (ertelemeleri) de buna delil telâkki edilebilir, binaenaleyh (buraya çok dikkat) biz hareketimizi onlara da teşmil ederek, kısa yoldan gerek suriye ve gerek lübnan'ın özledikleri gerçek istiklâllerini temin edebiliriz...' (bkz. hasan rıza soyak, atatürk'ten hatıralar' , 2 cilt, yapı kredi yayınları, 1973) ( on yıl savaş' fahrettin altay'ın hatıraları.)
mustafa kemal paşa sadece türk olduğunu ısrarla söylediği hatay 'ı kurtarmakla kalmayacak, yaygın bir kırsal gerilla savaşı örgütleyip; lübnan 'lı ve suriye 'li araplarla birlikte, onların bağımsızlıkları için, fransız emperyalizmi ve sömürgeciliği ile savaşmayı düşünmektedir.
mustafa kemal atatürk'ün, meclis'te yaptığı bu konuşmayı, önce, ankara'da türkçe yayınlanan hakimiyeti milliye gazetesi yayınlamış. hindistan'da yayınlanan bombay chronicle gazetesi de bu açıklamayı hakimiyeti milliye gazetesi'nden almış ve 27.8.1937 tarihli nushasında 'filistin'e el sürülemez, kemal paşa avrupa'ya ihtar ediyor' başlığı altında bir yazı yayınlamıştır.
(bu belge, içişleri bakanlığı matbuat umum müdürlüğü antetini ve 20 ağustos 1937 tarihini taşıyor. aslı ankara'da milli arşiv'de 030 10 266 793 25 numaları dosyada saklı tutulmaktadır.)
--spoiler--
'araplar'ın avrupa siyasetine nüfuz edemeyip sözde istiklal kelimesine inandıkları ve bu uğurda arap memleketlerini avrupa emperyalizmine esir kıldıkları çok şayanı teessüftür. araplar'ın arasında mevcud olan karışıklığı ve hoşnutsuzluğu kimse bizim kadar bilemez. biz vakıa birkaç sene araplar'dan uzak kaldık. fakat şimdi kendimize kafi derecede güvenip ve kudretimizi bildiğimiz için islamiyetin mukaddes yerlerinin museviler'in ve hristiyanlar'ın nüfuzunun altına girmesine mani olacağız. binaenaleyh şunu söylemek istiyoruz ki; buraların avrupa emperyalizminin oyun sahası olmasına müsaade etmiyeceğiz. biz şimdiye kadar dinsiz ve islamiyet'e lakayt olmakla ittiham edildik. fakat bu ittihamlara rağmen peygamberin son arzusunu yani, mukaddes toprakların daima islam hakimiyetinde kalmasını temin için hemen bugün kanımızı dökmeye hazırız. cedlerimizin, selahaddin'in idaresi altında, uğrunda hristiyanlar'la mücadele ettikleri topraklarda yabancı hakimiyet ve nüfuzunun tahtında (altında) bulunmasına müsaade etmiyeceğimizi beyan edecek kadar bugün, allah'ın inayeti ile kuvvetliyiz. avrupa bu mukaddes yerlere temellük etmek için yapacağı ilk adımda bütün islam aleminin ayaklanıp icraata geçeceğine şüphemiz yoktur.'
--spoiler--
bakanlar kurulu toplantısından sonra gazinin huzuruna girdiğini ifade eden hasan rıza bey, atatürkün kendisine suriye ve lübnan konusunda anlattıklarını şöyle nakletmektedir:
'...1937 yılında ocak ayında istanbul'a gelen atatürk, beni park otel'e çağırttı. gittiğimde kendisini sıkıntılı bir halde buldum, biraz da terli idi. iç salona geçtikten sonra, balkona çıktı, sert rüzgârın karşısına göğsünü germişti; saçları rüzgârdan uçuşuyor ve o, dalgın dalgın, marmara'yı seyrediyordu. mutlaka kafasını kurcalayan bir şey vardı üşütmesinden korktuğum için, 'hava çok sert, soğuk alırsınız, içeri buyurun' dediğim vakit, gene o dalgın hâli ile döndü ve bir masaya oturdu. bir şeyler söylemesini bekliyordum ki, dudaklarından şu cümleler döküldü:
'...paşa biliyor musun ki ben, cumhurbaşkanlığı'nı bırakıp, hatay'a çete reisi olacağım. işi silâhlı bir hareketle halletmek zorunda kalırsak, tutacağım yolu da çoktan kararlaştırmış bulunuyorum; böyle bir durumda derhal devlet reisliğinden, hatta meb'usluktan istifa edeceğim, serbest bir türk vatandaşı olarak, bu işte çalışan arkadaşlarla beraber, hatay topraklarına geçeceğim; bildiğin gibi, bunun her zaman imkânı ve çok emin yolları vardır. oradaki mücâhitlerle ve anavatan'dan kaçıp bize katılacağından şüphe etmediğim kuvvetlerle, meseleyi yerinde ve içten halletmeye çalışacağım, isterse türkiye hükümeti beni ve arkadaşlarımı âsi ilân eder ve hakkımızda tâkibât da yapar. bir şey daha söyleyelim; ben bugünkü (1937) fransız idarecilerinin, suriye ve lübnan'a, öyle kolay kolay, istiklâl vereceklerinden emin değilim. zaten tatbikâtı birtakım yersiz bahanelerle üç sene sonra tâ'lik etmeleri (ertelemeleri) de buna delil telâkki edilebilir, binaenaleyh (buraya çok dikkat) biz hareketimizi onlara da teşmil ederek, kısa yoldan gerek suriye ve gerek lübnan'ın özledikleri gerçek istiklâllerini temin edebiliriz...' (bkz. hasan rıza soyak, atatürk'ten hatıralar' , 2 cilt, yapı kredi yayınları, 1973) ( on yıl savaş' fahrettin altay'ın hatıraları.)
mustafa kemal paşa sadece türk olduğunu ısrarla söylediği hatay 'ı kurtarmakla kalmayacak, yaygın bir kırsal gerilla savaşı örgütleyip; lübnan 'lı ve suriye 'li araplarla birlikte, onların bağımsızlıkları için, fransız emperyalizmi ve sömürgeciliği ile savaşmayı düşünmektedir.
güncel Önemli Başlıklar
