bugün
- putin 18 sözlük yazarı hakkında rapor istedi8
- gündüz kızımsın gece ise karımsın diyen sapık baba5
- engineer28'e bırak bu ayakları demek4
- izmir den brisbane'a otostopla gitmek6
- nervio18
- ölümden sonra hayatın varlığı sorunsalı8
- cia in takibe aldığı 23 sözlük yazarı8
- nick istemeyen adam ile engineer284
- reyon görevlisi2
- bik bik 219
- tatlı tatlı kaşınan göt deliği9
- anın görüntüsü18
- coskuyla sabunlanan pipi4
- ayak gurmesi3
- yaş ilerledikçe fark edilen şeyler5
- ne bikbikmiş beee4
- kol saati8
- siyasi hasım iftirası ile idam2
- tüm akrabalara haddini bildirmek4
- yazılımcıların flört edememesi10
- 1800 ler sibirya da kış gecesi2
- 30 ekim 2026 konyaspor galatasaray maçı18
- insanı çalışmaktan soğutan şeyler3
- ipkis'in güzel entryler girmesi4
- heyt bea4
- teomancalmasur23
- mercedes benz tırlarn çamaşır makinesine benzemesi4
- eski eş ile yeni eşi yemeğe davet etmek7
- idiocracy3
- aleyna tilki'nin konserde verdiği efsane frikik4
- eşek2
- ismet bin helvacı el paşa vel ingilizevi2
- tipe boya paraya karaktere bakmayan kız3
- ipkis'in evinde yatılı misafir olmak3
- sözlük yazarları neden birbirinden nefret ediyor7
- herzevekil13
- güzel kız görünce yiyecek gibi bakan erkekler2
- boş yolda kırmızı ışıkta beklemek8
- street fighter3
- eli üşüyen kızın elini nasıl ısıtırsın24
- türk solu16
- mayasıl3
- cumartesi günü ayılamamak2
- ahmed yesevi2
- 29 ekim 2026 aliyev'in türkiye'ye gelmemesi22
- türkiyeliyim ve mutluyum16
- mhp'nin atatürk'ü sevmemesi10
- islam3
- nutellayı memelerine sürüp ikram eden kız15
- flört etmemenin ilkesel gerekçesi2
doğrusu ağabey olandır. abim yok. ama abim gibi gördüğüm biri vardı, kuzenim. aslında kuzenim de değildi o. ama annelerimiz kardeş gibiymiş. biz birbirimizi kardeş gibi bilirdik. kuzen derdik ama. biz birlikte büyüdük. aslında hala varsın, hala abimsin diyebilirim, çünkü sen var olmuştun abi. yaşamıştın.
senin doğduğun gün. bizimkiler evlendikten 1 gün sonra doğmuşsun. esmer, kara kuru bir çocuktu diyor annem. aramızda 6 yaş var. yani bu zamanlarını hatırlamıyorum senin abi. ama şunu hatırlıyorum, kardeşleri değişmiştiniz ablamla. o merve'nin ablası olmuştu, sen de benim abim. eski evinizin çatısında evcilik oynardık. sen benim oğlum olurdun, ablam merve'nin kızı. ama sen daha çok tatlı oluyordun ablamdan. soba vardı, kocaman taşları o sobanın üzerine koyuyorduk. patates közlüyorduk sanki orada.
parka gittiğimizde beni salıncakta sen sallıyordun, merve'yi ise ablam. sana bakıyordum abi, annemin kestirmeme izin vermediği upuzun platin sarısı saçlarım rüzgarda uçuşurken ben senin o kömür gözlerine, sana bakıyordum abi. özledim seni abi.
büyüdün sen, abi. 19 yaşına geldin. 2007 yılında. ekim ayında. bayramdı. hastaymışsın ama sen. aslında doğduğundan beri varmış hastalığın, bilmiyormuş kimse. hep o iğne yapıp gönderen doktor diyemeyeceğim boş adamlar yüzünden daha az zaman geçirdik seninle. annem seninle her zaman hastanedeydi. çok vakit geçirdin onunla, abi.
"ölmez ki" dedim. bizden kimse ölmez.. bayrama denk geldi ani gidişin abi. bir sabah annemin sesiyle uyandım. aslında babamın fısıltısıydı; "başımız sağolsun abi"
sonra annem ağlamaya başladı. bağırıyordu daha doğrusu. "çağrı mı ?!" dedi, duyuyordum sadece. ama biliyordum, elleri ağzında.. saçları dağılmış, gözleri donuk ve yaşlı.. ağlıyordu annem. duydum işte o lanet haberi, duydum.
"dkomnenos, abin ölmüş biz hastaneye gidiyoruz !" dedi annem telaşla. abim ölmüş...
ablam uyandı, "ne oldu ?" dedi. "a-abim.. ölmüş.." dedim. o salak anlamadı, geri yattı. anlamadı lan öldüğünü anlamadı abi !! ama sonradan idrak etmeye başladı. derslerde bayılıyormuş. burnu kanıyormuş, bayılıyormuş. ağzından kan akıyormuş öyle bayılıyormuş. titriyormuş bayılıyormuş. bayılıyormuş... o sene içinde bizimkiler onun için kaç kere şehir dışına çıktılar bilmiyorum bile.
ben ise az önce yine baktığım, odamda asılı çerçeveye bakıyorum. hayır, senin resmin değil.. senin emeğin. içinde arapça bir şeyler yazıyor. senin hatrına odamda duruyor. senin hatrına yıllardır orada, kımıldamıyor. hiçbir tepki vermiyormuşum. en son mart gibi annemin beni sarstığını anımsıyorum. "çağrı öldükten sonra buna bir haller oldu !!"
ah anne. anne... dayım ölmesin.
ve hiçbir tadı kalmayan bayramda artık dışarı çıkmıyorum ben.. ablam, merve ve ben. üçümüz evde oluyoruz. seni anıyoruz. anılarımızı hatırlıyoruz.. merve ağlayamıyor. ağlamak istiyor, gözleri doluyor. ben hemen değiştiriyorum konuyu. hemen gülümsüyor, zeytin. onun gülümsemesini seviyorum. bayramların tadı gerçekten kalmadı abi.
abi.. bugün senin doğum günün. doğum günün kutlu olsun. bir ara yine rüyama gel olur mu ? ama bu sefer konuş benimle..
senin doğduğun gün. bizimkiler evlendikten 1 gün sonra doğmuşsun. esmer, kara kuru bir çocuktu diyor annem. aramızda 6 yaş var. yani bu zamanlarını hatırlamıyorum senin abi. ama şunu hatırlıyorum, kardeşleri değişmiştiniz ablamla. o merve'nin ablası olmuştu, sen de benim abim. eski evinizin çatısında evcilik oynardık. sen benim oğlum olurdun, ablam merve'nin kızı. ama sen daha çok tatlı oluyordun ablamdan. soba vardı, kocaman taşları o sobanın üzerine koyuyorduk. patates közlüyorduk sanki orada.
parka gittiğimizde beni salıncakta sen sallıyordun, merve'yi ise ablam. sana bakıyordum abi, annemin kestirmeme izin vermediği upuzun platin sarısı saçlarım rüzgarda uçuşurken ben senin o kömür gözlerine, sana bakıyordum abi. özledim seni abi.
büyüdün sen, abi. 19 yaşına geldin. 2007 yılında. ekim ayında. bayramdı. hastaymışsın ama sen. aslında doğduğundan beri varmış hastalığın, bilmiyormuş kimse. hep o iğne yapıp gönderen doktor diyemeyeceğim boş adamlar yüzünden daha az zaman geçirdik seninle. annem seninle her zaman hastanedeydi. çok vakit geçirdin onunla, abi.
"ölmez ki" dedim. bizden kimse ölmez.. bayrama denk geldi ani gidişin abi. bir sabah annemin sesiyle uyandım. aslında babamın fısıltısıydı; "başımız sağolsun abi"
sonra annem ağlamaya başladı. bağırıyordu daha doğrusu. "çağrı mı ?!" dedi, duyuyordum sadece. ama biliyordum, elleri ağzında.. saçları dağılmış, gözleri donuk ve yaşlı.. ağlıyordu annem. duydum işte o lanet haberi, duydum.
"dkomnenos, abin ölmüş biz hastaneye gidiyoruz !" dedi annem telaşla. abim ölmüş...
ablam uyandı, "ne oldu ?" dedi. "a-abim.. ölmüş.." dedim. o salak anlamadı, geri yattı. anlamadı lan öldüğünü anlamadı abi !! ama sonradan idrak etmeye başladı. derslerde bayılıyormuş. burnu kanıyormuş, bayılıyormuş. ağzından kan akıyormuş öyle bayılıyormuş. titriyormuş bayılıyormuş. bayılıyormuş... o sene içinde bizimkiler onun için kaç kere şehir dışına çıktılar bilmiyorum bile.
ben ise az önce yine baktığım, odamda asılı çerçeveye bakıyorum. hayır, senin resmin değil.. senin emeğin. içinde arapça bir şeyler yazıyor. senin hatrına odamda duruyor. senin hatrına yıllardır orada, kımıldamıyor. hiçbir tepki vermiyormuşum. en son mart gibi annemin beni sarstığını anımsıyorum. "çağrı öldükten sonra buna bir haller oldu !!"
ah anne. anne... dayım ölmesin.
ve hiçbir tadı kalmayan bayramda artık dışarı çıkmıyorum ben.. ablam, merve ve ben. üçümüz evde oluyoruz. seni anıyoruz. anılarımızı hatırlıyoruz.. merve ağlayamıyor. ağlamak istiyor, gözleri doluyor. ben hemen değiştiriyorum konuyu. hemen gülümsüyor, zeytin. onun gülümsemesini seviyorum. bayramların tadı gerçekten kalmadı abi.
abi.. bugün senin doğum günün. doğum günün kutlu olsun. bir ara yine rüyama gel olur mu ? ama bu sefer konuş benimle..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar