bugün
- nervio'ya evlenme teklif etmek29
- en son ne aldınız13
- kitapçıda dakikalarca vakit geçiren dallama6
- uludağ sözlük te yazar olabilme kriterleri4
- instagram da artan erotizm sebebi10
- ayak sevecek kadar abaza olmak11
- kars ardahan ığdır4
- sinemada yiyişen sevgililer9
- sözlükte kimseye zararı olmayan yazar15
- nervio abla13
- eti canga3
- insan olmaya ceyrek kala5
- sözlükteki gizli geyi ifşalıyorum13
- başlayabilmek5
- sözlük ayağa düştü4
- kuru amlı10
- mine koşan3
- seri oylayınca hoşlanıyor sanan tipler8
- dudaktan öpüşmek neden seksle bağlantılı8
- ayağa boşmalmak10
- galatasaray'ın fenere koyması normalleşmesi6
- birbiriyle çiftleşecek uludağ sözlük yazarları12
- ibrahim tatlıses3
- ümit kocasakal20
- 30 ilde daltonlar operasyonu 85 gözaltı3
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı73
- vajinaya dil atmak10
- ayakçı ve patici yazarlar derneği7
- nervio tarzı entry girmek24
- kitap okumanın hiçbir faydasının olmaması19
- nişanlının annesine anne diyememe sorunsalı5
- yazarların akşama dair planları2
- insan olmaya çeyrek kola2
- gabriel sara2
- hoppidi hoppidi zıplayan ayak gifleri veritabanı4
- ismail kartal21
- uludağ yönetimi sözlük kızlarını banlama kararı6
- belediyeler2
- sözlük kızlarının çorapları2
- fb'nin rams park ta kendini çok geliştirmesi2
- son buluşmada hesabı kim öder5
- güney kore34
- pforzheim şu an güneşli 16 derece2
- french kiss yapamayan erkek5
- kars 36 spor2
- şemsiye taşıyan erkekte gizli eşcinsellik vardır6
- vazallı sözlük yazarları3
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği3
- barış manço cem karaca erkin koray2
- ilk buluşmada hesabı kim öder7
olayın temeli öğretmenlerden ziyade öğretmen yetiştiren kurumlara yani eğitim fakültelerine dayanır aslında. bir ülkenin geleceğini kurtaracak olan tek yer eğitim fakülteleridir zira öğretmen yetiştirmek başlı başlına bir sanattır. günümüz eğitim fakültelerinde verilen eğitimin lise müfredatı düzeyinde olması, öğretmen adaylarının meslekten soğuyarak mezun olması, uygulamaya önem verilmeden teoride öğretmenler yetiştirilmesi, üniversite adı altında gelinen yerde 4 sene öğrenip görülüp adayların araştırma vb. bilimsel etkinliklerde yer almaması gibi konular yetiştirilen öğretmenin niteliğini etkilemektedir. bunlara ilaveten eline diplomasını almış bir "öğretmen" e sırf bir sınavı geçemedi diye hala öğretmen adayı diyen toplumun bireyde yarattığı motivasyon kaybı etkeni, yetiştirilen öğretmenin mesleğine de yansımaktadır. bu şartlarda mesleğini severek yapan öğretmen bulmak haliyle zorlaşmaktadır ancak bizler yine de geleceği biçimlendirecek insanlar olarak yaptığımız işin kutsallığını biliyoruz. kutsallık kavramını pek sevmesem de işlenen ürünün insan olması ve somut çıktıların alınamadığı bir meslek yapmak, fiziksel yorgunluk veren işlerde çalışan bireylerinkine nazaran emin olun çok daha yorucudur. burada işin işine sorumlu olma durumu girer ki önceden de bahsettiğim gibi insanla uğraşmaktadır öğretmen denen varlık, iyi insan yetiştirmektir amacı yani karşınızdaki ne denirse yapmayı becerebilecek bir köpek değil. karşınızdaki hayatı yeni kavramaya başlayan, gördüğü, duyduğu, yaşadığı her şeyden etkilenen, çok hassas yaklaşılması gereken bir varlıktır. sonuç olarak öğretmenlik gerçekten ama gerçekten herkesin kolaylıkla yapamayacağı bir meslektir. yani davulun sesinin uzaktan hoş gelmesi meselesi var işin içinde.
maaş olayına gelirsek çok uzun yazmaya gerek yok sadece wikipedia üzerinden diğer ülkelerin eğitim sistemlerine bakarsanız öğretmenlerin aldıkları maaşların ne kadar olduğunu görebilirsiniz, ki bu ülkemizde bu konuda sorunlar olduğunun açıkça kanıtıdır.
tatil olayına gelirsek de:
tatili öğrenci yapmaktadır, öğrenci tatildeyken de ayrıca öğretmen tatil yapar diye bir durum söz konusu değildir, öğretmen yazları okul kapandıktan sonra da okulundadır, okul açılmadan hemen önce de ve düşündüğünüz gibi okulda öğrenci yoktur, ancak bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan bireyler öğretmenlerin örneğin kuruma bildirmeden yıllık izinlerinde bile şehir değiştiremeyeceklerini bilmiyorlar.
haftasonları da sandığınız gibi yan gelip yatılmıyor bu meslekte. bir sonraki haftaya yönelik hazırlıklar yapılır, kaldı ki bu toplumda normal şartlarda çalışan her birey, her hangi bir bakkal bile pazar günlerini tatil olarak geçirmektedir. yani sizin beklediğiniz yani zaten sistemin yaptığı: köleleştirmek.
bu söylediklerim yani yazdıklarım size yanlış gelebilir zira bahsettiğim şekilde davranmayan öğretmenler görmüşsünüzdür mutlaka ancak her sepette çürük elma çıkmaktadır.
aslında benim derdim bu açıklamalar dışında bir şey. Öğretmenlik mesleği kutsal mavrasına kadar gidiyor. eskiden öğretmenin toplumda bir sosyal statüsü vardı sanki yani öğreten kişidir, saygı duyulur.
ancak günümüzde öyle bir konuma geldik ki, bir öğretmen olarak aldığımız maaşı ve yaptığımız tatili hakettiğimizi anlatmaya çalışıyoruz klavye başında hulk a dönüşen ergenlere,
ne yazık ki diyorum, gerçekten yazık çünkü halimize...
not: öğretmen adayı değil, ÖĞRETMEN.
edit: yanlış anlaşılmasın diye, yıllık izinden kasıt yaz dönemine denk gelen izinli sayılma süresidir, sonra ne diyor bu demeyin.
maaş olayına gelirsek çok uzun yazmaya gerek yok sadece wikipedia üzerinden diğer ülkelerin eğitim sistemlerine bakarsanız öğretmenlerin aldıkları maaşların ne kadar olduğunu görebilirsiniz, ki bu ülkemizde bu konuda sorunlar olduğunun açıkça kanıtıdır.
tatil olayına gelirsek de:
tatili öğrenci yapmaktadır, öğrenci tatildeyken de ayrıca öğretmen tatil yapar diye bir durum söz konusu değildir, öğretmen yazları okul kapandıktan sonra da okulundadır, okul açılmadan hemen önce de ve düşündüğünüz gibi okulda öğrenci yoktur, ancak bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan bireyler öğretmenlerin örneğin kuruma bildirmeden yıllık izinlerinde bile şehir değiştiremeyeceklerini bilmiyorlar.
haftasonları da sandığınız gibi yan gelip yatılmıyor bu meslekte. bir sonraki haftaya yönelik hazırlıklar yapılır, kaldı ki bu toplumda normal şartlarda çalışan her birey, her hangi bir bakkal bile pazar günlerini tatil olarak geçirmektedir. yani sizin beklediğiniz yani zaten sistemin yaptığı: köleleştirmek.
bu söylediklerim yani yazdıklarım size yanlış gelebilir zira bahsettiğim şekilde davranmayan öğretmenler görmüşsünüzdür mutlaka ancak her sepette çürük elma çıkmaktadır.
aslında benim derdim bu açıklamalar dışında bir şey. Öğretmenlik mesleği kutsal mavrasına kadar gidiyor. eskiden öğretmenin toplumda bir sosyal statüsü vardı sanki yani öğreten kişidir, saygı duyulur.
ancak günümüzde öyle bir konuma geldik ki, bir öğretmen olarak aldığımız maaşı ve yaptığımız tatili hakettiğimizi anlatmaya çalışıyoruz klavye başında hulk a dönüşen ergenlere,
ne yazık ki diyorum, gerçekten yazık çünkü halimize...
not: öğretmen adayı değil, ÖĞRETMEN.
edit: yanlış anlaşılmasın diye, yıllık izinden kasıt yaz dönemine denk gelen izinli sayılma süresidir, sonra ne diyor bu demeyin.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar