bugün
- insan doğuştan iyi midir16
- türk solu4
- onaya ihtiyaç duymadan değerli hissedebilmek8
- sinem dedetaş10
- 29 ekim 2026 aliyev'in türkiye'ye gelmemesi18
- airfryer alanlar şimdi ne yapıyor12
- üçler yediler kırklar6
- amedspor12
- cedidacer tarzı entry girmek2
- bm deposunun israil saldırısında hasar görmesi4
- ösym gözetmenlerinin tavan yapan egosu2
- türkiyeliyim ve mutluyum7
- aykut kocaman2
- apo çıkarsa ulusalcılar ne yapacak10
- parayı kaldırıp ortadan kaybolmak4
- oğlak burcu2
- nutellayı memelerine sürüp ikram eden kız5
- katalonya özerk bölgesi5
- sözlüğün içler acısı hali ve zavallı yazarlar6
- ekşi sözlük toplu yazar alımı9
- hiç şişman kadınlar sevişmemiş erkek3
- nervio'nun başkalarının fotoğrafını paylaşması12
- 29 ekim cumhuriyet bayramı17
- istanbul da chp'li başkanlara soruşturma2
- papatya çayı içen erkek7
- hoyrat gecelerde bazen anüs koklamak istersin8
- anın görüntüsü15
- ismet inönü6
- sözlükte 1 63 den uzun hanımefendi yazar olmaması7
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı62
- gecenin şarkısı12
- ince çorap giyip üşümüyorum ama diyen bayan5
- ölmüş birinin fotoğraflarına bakmak5
- kapadokya da çökme sonucu iki kişinin ölmesi6
- cumhuriyet bayramı14
- escort taş mı yesin11
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı21
- kapadokyada peri bacası çöktü7
- her gece onun fotoğrafına baktıktan sonra yatmak4
- bir adaya düşsek6
- sözlük at hırsızlarının fotoğrafları6
- yaşasın cumhuriyet7
- ese dezze7
- nervio'ya evlenme teklif etmek29
- atatürk'ün vizyonunun inanılmazlığı7
- dersimli kızlar6
- sözlükte 1 60 boyundaki tatlı ve kaslı kız5
- kasımda aşk başkadır diyen kız4
- ayakçı erkek5
- askerliğin bir türlü bitmemesi5
hatırladıkça ne çok korktuğumu ve bu korkuya rağmen bir tek bölümünü bile kaçırmadan soluksuz izlediğimi düşündüğüm çizgi film.
ama çizgi filmden çok daha fazlasıydı. 7-8 yaşlarındaki çocukların o dönemde bunları izlediğini söylesek bugünün çocukları hatta anne babaları cinnet geçirir herhalde. şimdiki çizgi filmler herşeyden arındırılmış ve herhangi bir ruhu da olmayan çizgi filmler. nesiller geçtikçe neden insanların son derece şiddetten, cinsellikten, şundan bundan arındırılmış şeyler izlemelerine rağmen görmedikleri şiddetin, öfkenin çok daha fazlasını başkalarına gösterebildiklerini merak ediyorum. bizim çocukluğumuzda temel reis safinaz'ı dudaklarından öperdi. şeytanın ne kadar korkunç ve zeki olabileceğini, şeytana uşaklık edenleri bekleyen sonu gözümüzü kırpmadan izlerdik. saflığı, temizliği de görürdük. bunu ayırt edebilirdik. hayal de kurardık, bugünkü çocukların sahip oldukları imkanların neredeyse hiçbirine sahip olmaksızın.
uçabilen uçak maketleri, konuşan bebekler, uzaktan kumandalı arabalar var artık. milyon tane çizgi filme, internete, 100lerce kanallı tvlere sahipler çocuklar. ama hayalleri yok. hayal kurmaktan yoksunlar.
biz uçabileceğimizi düşünürdük, bugünkü çocuklar uçamayacaklarını biliyorlar. bu dünyanın yerleşik kurallarını bilerek büyüyorlar. yerçekimini biliyorlar. süperman'ı görünce h.tir çekiyorlar, biz o dönemde o pelerine ve çizmeye takılıyorduk.
uçamayacağımızı biliyorduk bilmesine ama hayallerimizde uçtuğumuzu görebiliyorduk. "kesin ip var" diyen nesiller var artık. hiçbir şeyi yemeyen, yutmayan ve üç boyutlu filmler izleyen. kemal sunal filmlerini bile sansürlü izleyen, şener şen'in lan kelimesini bile duyamayan.
bir, belki daha fazla neslin böyle kavruk kalmasının müsebbibidir clementine. bugün yayınlansa haberlerde "çocuklarımızı zehirliyorlar, benim oğlan altına yaptı" derler günaşırı.
bazen iyiyi ve kötüyü acımasız bir yoldan anlatman gerekir. filmlerdeki gerçekçiliğe yakın bir gerçeklikle. kötünün cezalandırıldığı, kötünün değirmenine su taşıyanların er geç belalarını bulduklarını ve saf iyiliği çıplaklıkla anlatan bir çizgi filmdir clementine. belki olduğu gibi değil ama olana en yakın, en yalın haliyle.
belki de insanları düşündüren, sorgulatan şeyler hep heyecan duymak, sevinmek ya da korkmakla başladığı için bu kadar iz bırakmıştır o nesillerde. afedersiniz ama osuruğa gülünmezdi o yıllarda. recep ivedikler yine hep vardı, ama o yıllar; belki yakın geçmişin kötü izlerini taşıyan o nesillerde hep bir şekerin tuzlu tadı etkisi yaratırdı.
ama çizgi filmden çok daha fazlasıydı. 7-8 yaşlarındaki çocukların o dönemde bunları izlediğini söylesek bugünün çocukları hatta anne babaları cinnet geçirir herhalde. şimdiki çizgi filmler herşeyden arındırılmış ve herhangi bir ruhu da olmayan çizgi filmler. nesiller geçtikçe neden insanların son derece şiddetten, cinsellikten, şundan bundan arındırılmış şeyler izlemelerine rağmen görmedikleri şiddetin, öfkenin çok daha fazlasını başkalarına gösterebildiklerini merak ediyorum. bizim çocukluğumuzda temel reis safinaz'ı dudaklarından öperdi. şeytanın ne kadar korkunç ve zeki olabileceğini, şeytana uşaklık edenleri bekleyen sonu gözümüzü kırpmadan izlerdik. saflığı, temizliği de görürdük. bunu ayırt edebilirdik. hayal de kurardık, bugünkü çocukların sahip oldukları imkanların neredeyse hiçbirine sahip olmaksızın.
uçabilen uçak maketleri, konuşan bebekler, uzaktan kumandalı arabalar var artık. milyon tane çizgi filme, internete, 100lerce kanallı tvlere sahipler çocuklar. ama hayalleri yok. hayal kurmaktan yoksunlar.
biz uçabileceğimizi düşünürdük, bugünkü çocuklar uçamayacaklarını biliyorlar. bu dünyanın yerleşik kurallarını bilerek büyüyorlar. yerçekimini biliyorlar. süperman'ı görünce h.tir çekiyorlar, biz o dönemde o pelerine ve çizmeye takılıyorduk.
uçamayacağımızı biliyorduk bilmesine ama hayallerimizde uçtuğumuzu görebiliyorduk. "kesin ip var" diyen nesiller var artık. hiçbir şeyi yemeyen, yutmayan ve üç boyutlu filmler izleyen. kemal sunal filmlerini bile sansürlü izleyen, şener şen'in lan kelimesini bile duyamayan.
bir, belki daha fazla neslin böyle kavruk kalmasının müsebbibidir clementine. bugün yayınlansa haberlerde "çocuklarımızı zehirliyorlar, benim oğlan altına yaptı" derler günaşırı.
bazen iyiyi ve kötüyü acımasız bir yoldan anlatman gerekir. filmlerdeki gerçekçiliğe yakın bir gerçeklikle. kötünün cezalandırıldığı, kötünün değirmenine su taşıyanların er geç belalarını bulduklarını ve saf iyiliği çıplaklıkla anlatan bir çizgi filmdir clementine. belki olduğu gibi değil ama olana en yakın, en yalın haliyle.
belki de insanları düşündüren, sorgulatan şeyler hep heyecan duymak, sevinmek ya da korkmakla başladığı için bu kadar iz bırakmıştır o nesillerde. afedersiniz ama osuruğa gülünmezdi o yıllarda. recep ivedikler yine hep vardı, ama o yıllar; belki yakın geçmişin kötü izlerini taşıyan o nesillerde hep bir şekerin tuzlu tadı etkisi yaratırdı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar