bugün
- simko315
- iyi parti13
- çerçeve yasa35
- claudian clouds17
- amedspor14
- üsteki yazara güzel bir şey söyle8
- 17 ağustos 1999 gölcük depremi6
- aslan gibi adam11
- özgür özel'in ne mutlu türküm diyene diyememesi3
- içimizdeki canavar4
- kendini değersizleştiren insan8
- pkk'ya küfür edince sinirlenen ülkücü8
- alttaki yazara motto ver16
- aleksey batrakov7
- sihirli annem taci'ye yapılan haksızlık3
- uğruna kavga edilmesini isteyen türk kızı14
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler28
- bebek katili öcalan11
- sözlük yazarları neli kahve içiyor6
- 1 50 boyundaki kızın ego sahibi olması2
- adana kebaba limon sıkmak2
- 20262
- bacak uzun gözüksün diye kiçi açıkta birakmak4
- amedsporun türkiye ligi nde lider olması2
- 16 ağustos 2026 türksat 4a frekans değişikliği4
- uludağ sözlük kızları mericini seçiyor4
- seri gizli artı oy veren melek9
- osuruktan şiirler22
- porno entelektüelliği8
- 17 ağustos 20262
- türkiye'nin ab vize muafiyeti için son 6 kriteri3
- ülkü ocaklarına gidip apoya küfür etmek3
- bir kadın için ağlayan erkek3
- ortopedi poliklinik önü2
- hayatın kuralları14
- uludağ sözlüğün havasının temiz olması3
- menzil tarikatı'na operasyon2
- murat soner2
- sözlüğe sütyensiz giren yazarlar3
- zorunlu eğitim zulmü3
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı31
- mansur yavaş3
- yaprak dökümü ali rıza bey in felç geçirmesi2
- bu havada gidilmez3
- batının ahlaksızlığı2
- sagopa kajmer aforizmaları2
- avrupa yakası aslı5
- 20122
- devlet bahçeli2
- velvet27
avucunun içinde dururken,tüm seslere dokunacak gibi olduğun andır.
kan kırmızı elim yüzüm, vişne sezonunu açtım. yarım yamalak duruyor kağıtlar ve öksüz bukowski, cortazar. kalemime değen ışık gözümü alıyor. pencerem, pencerem cılız ve korkak bir serinliği boynuma üflüyor. bir kadın tanımıştım, elleri çok güçlü. onun ellerini arıyor yorgun sırtım. yazılacak satırlarım öyle parlıyor ki, çölde gibiyim. doğruluyorum. olmuyor. fotoğraf gözümün dikkatini çekmeyi başarıyor.
bu fotoğraf nereden çıktı?
isyaaaaaaaaaaaaaaaaaan.
çocukken oyuncak vitrininde, gençliğimde kelebeğe benzeyen bir tokada, şehrimin boş meydanında, kalabalığın içindeki garipte, hapiste hayalini kurduğum bir bamya çorbasında takılıp kalan gözlerim, çınlayan odamda bu kez bir fotoğrafa taklıdı.
bu gibi duruma düşmüş adamlara bakar pek fazla anlam veremezdim. -ben bu derde düşmeden önce- gibi durum- aslına bakarsan kabullenememe durumu, birinin bırakıp gitmesi geride kalanın, bir avuç kalması, alışamadığım alışmak istemediğim bir hikaye.
makas nerede?
(orada işte gözünün önünde)
makas nerede makas?
eski mahallemde bir adam vardı. yaşar'ın şarkısında olduğu gibi tam bir fırt emin, tıpkı onun gibi savaş mağduru ve fırtın istiklalde yaptığını benim mahallemde yapardı adam. adam diyorum çünkü, ismini hiç soramadım, hep anlattı ben dinledim. yine gelenden geçenden sigara isterken ve ben karşıdan gelirken, elim cebimdeki fotoğrafı sımsıkı tutmuş, birden durdu adam bana baktı.
-hançer benim, yara bende. dedi
yolun ortasında perilerin inip adamı kollarından tutup kaldırdığını, benim yanıma da korna çaldı. sıçramadım, içime saplandı kornanın sesi-
apartman boşluğuna girip ağladım. fotoğrafı çıkardım öptüm. öptüm. öptüm. öptüm.
odamdayım. fotoğraf hala bana bakmakta ısrarcı.
çocukken babam, beni başka bir şehre götürmüştü ve orada bir bakkalın yanında bekle demişti bana. dedi. özbek kadın. orada taşın üstünde otururken babamın hiç gelmeyeceğini bildiği halde beklediğim an, en acı anımdır. diye anlattığı günden beri, oturup başımı eğdiğim her an, özbek kız çocuğu bekler yanımda. benden daha dirayetli ve gülümseyerek.
odamdayım, fotoğraf bu kez beni ağlatmayacak, ters çevirip bırakıyorum kitapların yanına flaubert ve steinbeck, iyi geceler diyor. kapıdan başını uzatıyor, simsiyah bir kadın. hadiii, diyor. arkasından yürüyorum. birden duruyorum.
çok feci dayak yemişiz, her yanım ağrıyor. polis, yaşayamadığı her şeyin hıncını çıkarmış bizden, fotoğraftakinin yanına, koşturarak gidiyorum. sarılıyor. tüm kederim-tüm ağrım geçiyor-
odamdayım. masaya koşturuyorum. flaubert ağlamaklı, fooğrafı alıp öpüyorum.
sonra kesiyorum makasla, ve saksıya gömüyorum.
geceleri ağlayan arkadaşıma sevgiyle
kan kırmızı elim yüzüm, vişne sezonunu açtım. yarım yamalak duruyor kağıtlar ve öksüz bukowski, cortazar. kalemime değen ışık gözümü alıyor. pencerem, pencerem cılız ve korkak bir serinliği boynuma üflüyor. bir kadın tanımıştım, elleri çok güçlü. onun ellerini arıyor yorgun sırtım. yazılacak satırlarım öyle parlıyor ki, çölde gibiyim. doğruluyorum. olmuyor. fotoğraf gözümün dikkatini çekmeyi başarıyor.
bu fotoğraf nereden çıktı?
isyaaaaaaaaaaaaaaaaaan.
çocukken oyuncak vitrininde, gençliğimde kelebeğe benzeyen bir tokada, şehrimin boş meydanında, kalabalığın içindeki garipte, hapiste hayalini kurduğum bir bamya çorbasında takılıp kalan gözlerim, çınlayan odamda bu kez bir fotoğrafa taklıdı.
bu gibi duruma düşmüş adamlara bakar pek fazla anlam veremezdim. -ben bu derde düşmeden önce- gibi durum- aslına bakarsan kabullenememe durumu, birinin bırakıp gitmesi geride kalanın, bir avuç kalması, alışamadığım alışmak istemediğim bir hikaye.
makas nerede?
(orada işte gözünün önünde)
makas nerede makas?
eski mahallemde bir adam vardı. yaşar'ın şarkısında olduğu gibi tam bir fırt emin, tıpkı onun gibi savaş mağduru ve fırtın istiklalde yaptığını benim mahallemde yapardı adam. adam diyorum çünkü, ismini hiç soramadım, hep anlattı ben dinledim. yine gelenden geçenden sigara isterken ve ben karşıdan gelirken, elim cebimdeki fotoğrafı sımsıkı tutmuş, birden durdu adam bana baktı.
-hançer benim, yara bende. dedi
yolun ortasında perilerin inip adamı kollarından tutup kaldırdığını, benim yanıma da korna çaldı. sıçramadım, içime saplandı kornanın sesi-
apartman boşluğuna girip ağladım. fotoğrafı çıkardım öptüm. öptüm. öptüm. öptüm.
odamdayım. fotoğraf hala bana bakmakta ısrarcı.
çocukken babam, beni başka bir şehre götürmüştü ve orada bir bakkalın yanında bekle demişti bana. dedi. özbek kadın. orada taşın üstünde otururken babamın hiç gelmeyeceğini bildiği halde beklediğim an, en acı anımdır. diye anlattığı günden beri, oturup başımı eğdiğim her an, özbek kız çocuğu bekler yanımda. benden daha dirayetli ve gülümseyerek.
odamdayım, fotoğraf bu kez beni ağlatmayacak, ters çevirip bırakıyorum kitapların yanına flaubert ve steinbeck, iyi geceler diyor. kapıdan başını uzatıyor, simsiyah bir kadın. hadiii, diyor. arkasından yürüyorum. birden duruyorum.
çok feci dayak yemişiz, her yanım ağrıyor. polis, yaşayamadığı her şeyin hıncını çıkarmış bizden, fotoğraftakinin yanına, koşturarak gidiyorum. sarılıyor. tüm kederim-tüm ağrım geçiyor-
odamdayım. masaya koşturuyorum. flaubert ağlamaklı, fooğrafı alıp öpüyorum.
sonra kesiyorum makasla, ve saksıya gömüyorum.
geceleri ağlayan arkadaşıma sevgiyle
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar