bugün
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle41
- dünyanın sonu5
- hem ahmet kayacı hem atatürkçü olmak14
- bu ülkede pezevenkler kemalisttir28
- ezdirmem sana kendimi2
- laikliğin halka sorulmadan getirilmesi28
- uysaljakoben24
- memesini küçülten kadına kocasının sitem etmesi7
- mafyaya özenmek3
- murat soner3
- masumiyet körlüğü5
- sahte yatırım çetesine dev operasyon2
- yazlıkçı teyzeler3
- nasıl bir kadınla evlenilmeli7
- gece yıldızları izlemek5
- sözlüğe yeni gelmiş numarası yapan eski yazar4
- istanbul'un en dik yokuşları2
- özel'in talebiyle zeyrek'e 950 bin euro verdim15
- milli takım'ın venezuela maçı hazırlığı2
- kendini dinlemek5
- ispanyolca seviyesini bir cümle ile belli etmek2
- nikol paşinyan'ın seçim videoları2
- katatespizartmasi9
- bebe aspirin in tadını çok ama çok özlemek2
- evlilik masrafları17
- faizin olduğu yerde bereket olmaz5
- kendi değerini başkalarının gözünden ölçen insan10
- özgür özel mallığı6
- memelerde estetik algısının dönüşümü5
- kadınların aradığı erkek modeli11
- ıssız adaya düşmek3
- pokemon crystal2
- galerinizde bulunan en saçma fotoğraf6
- mokv geldi mi8
- soul calibur2
- penis deliğinden içeri giren kene10
- leonard cohen2
- bu dünyaya çocuk getirmek17
- sizleri seviyorum çiçeklerim6
- michael jackson's moonwalker2
- karton toplayan prenses ve yedi penisler7
- buddy dude'nin fotosunun yapay zeka çıkması28
- mesai bittiği gibi çıkmanın ayıp sayılması9
- bir hatunu kıvama getirip yatağa atmak8
- göt deliği yalatmak11
- blok33
- gitme isteği3
- gül gibi kız olma kriterleri9
- rümeysa eker6
- arda güler5
Oradan:
senin gideceğin yerden-
en dibinden
acıların
en içinden
sevinçlerin:
ikimizin gideceği yerden.
Oradan:
ikimizin olduğu yerden-
çevremizden gelen
etkilerden sıyrılıp,
kendiliğimizden
oluştuğumuz yerden.
Oradan:
bizim yerimizden-
ikimizin de geldiği yerden:
yenilgiden
üzüntüden
yeşillikten
mavilikten.
Biliyor musun
nereden?
Yaşamın en dibinden.
içtenliğin en içinden.
Sen ve ben
neden
gelmişsek ve gideceksek
o yere, o yerden
kendiliğimizden,
gideceğiz ve geleceğiz
o yere
yeniden-
Sen ve ben
yeniden ve yeniden.
senin elin
serin elin
benim elim
derin elim
senin elin
benim elim
benim elim
senin elin
senin elim
benim elin
dingin elin
suskun elim
Gidiyorsun:
Bütün ışıklarımı göndersem seninle
aydınlanır mısın?
Gidiyorsun:
Bütün sevinçlerimi göndersem seninle
mutlanır mısın?
Gidiyorsun:
Bütün hüzünlerimi göndersem seninle
üzülür müsün?
Gidiyorsun:
Bütün acılarımı göndersem seninle
yıkılır mısın?
Ben
üzüntülü ve yıkık
kalırken
sen
aydınlık ve mutlu
git
ışıklarımla ve sevinçlerimle:
üzülme
yıkılma
aydınlan
mutlu ol.
ışık ol
aydınlık ol
sevinç ol
mutluluk ol.
Bırak bana
hüzünleri, üzüntüleri
acıları, yıkımı-
al götür
ışıkları, aydınlığı
sevinçleri, mutluluğu.
Gidiyorsun:
Bütün kendimi göndersem seninle
götürür müsün?
Bak, denizdeyim
diyecektim:
bir serin ürperti
yaladı geçti dalgaları-
diyemedim.
Zaten
yoktun ki.
Kim bilir
nasıl kuru, nasıl tozlu
nasıl gürültülü-
ama, belki
nasıl da renkli, nasıl canlı
nasıl dingin
bir yerdeydin
günboyu.
Şimdi son pırıltılar çekilirken
suların üstünden
sen, belki
nasıl kuru, nasıl cansız
nasıl boğucu
bir yerdesin-
ama, belki de
nasılsa renkli, canlı, dingin-
yerliyerindesin.
Ama
yoksun ki.
Bak, denizdeyim
diyeektim-
diyemedim.
Oraya
senin olduğun yere baktım.
Bir serin ürperti gibi
yaladı geçti dalgaları
o eski deyiş:
How do I love thee?
Let me count the ways-
Gördüm seni.
Geldin gözümün önüne:
nasıl da duru, nasıl arı
nasıl canlı-
kuru, cansız, boğucu
yerinde,
bütün bezginliğinin içinde
denizde gibiydin.
Ama
yoktun ki.
Bak, denizdeyim
diyecektim:
bir ıslak esinti
düştü dalgaların üstüne-
diyemedim.
Zaten
yoktun ki.
Yokum ben sensiz
yoksun sen bensiz
benimle sen
seninle ben
Var mısın?
Yok musun?
Yok musun?
Var mıyım?
Orada
beni düşünüyorsun
Hissettim bunu:
Bir şiddetli rüzgar gibi
aşarak tepeleri
geçerek boğazları
ulaştı buraya
geldi dokundu bana
düşünmen beni.
Orada
beni düşünüyorsan
hissetmelisin bunu:
Bir rengarenk ışın gibi
aşarak tepeleri
geçerek boğazları
ulaşmak oraya
gelip dokunmak istiyor sana
düşünmem seni. *
senin gideceğin yerden-
en dibinden
acıların
en içinden
sevinçlerin:
ikimizin gideceği yerden.
Oradan:
ikimizin olduğu yerden-
çevremizden gelen
etkilerden sıyrılıp,
kendiliğimizden
oluştuğumuz yerden.
Oradan:
bizim yerimizden-
ikimizin de geldiği yerden:
yenilgiden
üzüntüden
yeşillikten
mavilikten.
Biliyor musun
nereden?
Yaşamın en dibinden.
içtenliğin en içinden.
Sen ve ben
neden
gelmişsek ve gideceksek
o yere, o yerden
kendiliğimizden,
gideceğiz ve geleceğiz
o yere
yeniden-
Sen ve ben
yeniden ve yeniden.
senin elin
serin elin
benim elim
derin elim
senin elin
benim elim
benim elim
senin elin
senin elim
benim elin
dingin elin
suskun elim
Gidiyorsun:
Bütün ışıklarımı göndersem seninle
aydınlanır mısın?
Gidiyorsun:
Bütün sevinçlerimi göndersem seninle
mutlanır mısın?
Gidiyorsun:
Bütün hüzünlerimi göndersem seninle
üzülür müsün?
Gidiyorsun:
Bütün acılarımı göndersem seninle
yıkılır mısın?
Ben
üzüntülü ve yıkık
kalırken
sen
aydınlık ve mutlu
git
ışıklarımla ve sevinçlerimle:
üzülme
yıkılma
aydınlan
mutlu ol.
ışık ol
aydınlık ol
sevinç ol
mutluluk ol.
Bırak bana
hüzünleri, üzüntüleri
acıları, yıkımı-
al götür
ışıkları, aydınlığı
sevinçleri, mutluluğu.
Gidiyorsun:
Bütün kendimi göndersem seninle
götürür müsün?
Bak, denizdeyim
diyecektim:
bir serin ürperti
yaladı geçti dalgaları-
diyemedim.
Zaten
yoktun ki.
Kim bilir
nasıl kuru, nasıl tozlu
nasıl gürültülü-
ama, belki
nasıl da renkli, nasıl canlı
nasıl dingin
bir yerdeydin
günboyu.
Şimdi son pırıltılar çekilirken
suların üstünden
sen, belki
nasıl kuru, nasıl cansız
nasıl boğucu
bir yerdesin-
ama, belki de
nasılsa renkli, canlı, dingin-
yerliyerindesin.
Ama
yoksun ki.
Bak, denizdeyim
diyeektim-
diyemedim.
Oraya
senin olduğun yere baktım.
Bir serin ürperti gibi
yaladı geçti dalgaları
o eski deyiş:
How do I love thee?
Let me count the ways-
Gördüm seni.
Geldin gözümün önüne:
nasıl da duru, nasıl arı
nasıl canlı-
kuru, cansız, boğucu
yerinde,
bütün bezginliğinin içinde
denizde gibiydin.
Ama
yoktun ki.
Bak, denizdeyim
diyecektim:
bir ıslak esinti
düştü dalgaların üstüne-
diyemedim.
Zaten
yoktun ki.
Yokum ben sensiz
yoksun sen bensiz
benimle sen
seninle ben
Var mısın?
Yok musun?
Yok musun?
Var mıyım?
Orada
beni düşünüyorsun
Hissettim bunu:
Bir şiddetli rüzgar gibi
aşarak tepeleri
geçerek boğazları
ulaştı buraya
geldi dokundu bana
düşünmen beni.
Orada
beni düşünüyorsan
hissetmelisin bunu:
Bir rengarenk ışın gibi
aşarak tepeleri
geçerek boğazları
ulaşmak oraya
gelip dokunmak istiyor sana
düşünmem seni. *
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar
