bugün
- devlet bahçeli'nin il olmasını önerdiği 19 ilçe10
- ilkokulda dayak yemiş efsanevi nesil9
- fon krizi kimin üstüne yıkılacak13
- sözlük kürdü54
- 30 liraya satılan tavuk döner9
- karton toplayan cocuk 15 temmuzda ne yapıyordu10
- arkadaş edinme yolları4
- kurban kesip halloween'a laf etmek3
- tavuk olmasa bu kadar insan ne yiyecekti4
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler29
- ismail kartal25
- cadılar bayramı kutlayan kız7
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması2
- badoo4
- hayata dair iç burkan detaylar3
- sözlüklere ihtiyacın bitmesi7
- türklerin ırkçı olması8
- annenin ölmesi5
- happn5
- osman pamukoğlu14
- ali koç2
- durkheimın intihar teorisi3
- askerlik anıları5
- millette manyak para var5
- enses ilişkiyi savunan tc erkeği11
- ebru eroğlu2
- boğaziçi üniversitesi5
- sözlükteki çiftçi yazarlar8
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı6
- sonbahar pikniği2
- sözlükteki kızların bilgisiz olması23
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı18
- ileri dönüşüm4
- kartoncu abi ırkçı mı3
- içtim şarabı siktim arabı2
- cam açık uyumak3
- nick'i üç harfl olan yazar muamması2
- bir şey söyle2
- tek adam rejimi3
- kahve2
- nar suyu2
- geri dönüşüm4
- iş görüşmesi2
- seni nerden gördüm nerden sevdim2
- simko323
- evde kalmış 30 yaşında kız22
- bira kadın içeceğidir2
- airfryer alanlar şimdi ne yapıyor21
- etnik köken20
- apart otelde arap şeyhleri vardı2
bir balina çeşidi.
çok zengin kimseler için argoda söylenen söz...
bir kasa hisse senedine verilen isim...
ispermeçet balinasının öteki adıdır..
Hemen yarın demiyorum ama, sıksam da on gün 'temrin' yapsam, elimi alıştırsam, The Times ya da The Guardian gazetelerinde ingilizce, Le Monde ya da Le Figaro gazetelerinde Fransızca yazı yazarım... Hem de öyle keyfe keder, üç ayda bir değil, her gün.
Onlar yazamazlar.
'Avrupa Birliği standartlarına' uygun değillerdir, Türkiye'yi de uydurmamak için ellerinden geleni yaparlar.
Üstelik küfür müfür de etmem, keferenin anlayacağı ve ilgileneceği şeyler yazarım, onların Kemalizm'den ya da trafik sorunundan başka satacak malları yoktur. Hadi buna CHP'nin, DYP'nin, MHP'nin ve DSP'nin oy oranlarını da ekleyelim de sevinsinler. Haksızlık etmeyelim, belediye yolsuzluklarından da çakarlar canım, belediye onların tuttuğu partinin elinde olmadığı sürece...
Dünyayı bilmezler. Ceplerinde de akrep vardır, ancak beleş gezilere katılırlar, orada da ya kumar ya karı peşinde koşarlar. Dil bilmedikleri için pazarlığı Tarzanca yürütürler, ya da beden diliyle.
Türkiye'yi bilirler, onu da yanlış bilirler.
Çünkü bilgileri lise sıralarında Emin Oktay'ın tarih kitabından edindikleri bilgidir, bir de Ankaralı memur yazarların sade suya tirit eserlerinden...
Afra tafralarından geçilmez, burunlarından kıl aldırmazlar. Bu yüzden de gençler tarafından sevilmezler.
Edebiyattan, sanattan, resimden müzikten, sinemadan tiyatrodan bir boktan anlamazlar. 'Tek konulu' adamlardır, dön dolaş gündelik politika.
Patron gazeteye yabancı ortak alsa kapının önüne ilk konulacak adamlardır, 'yabancı sermayeye karşı' olmaları azıcık da bundan kaynaklanır. Ama dolar ve avro biriktirmeyi de iyi bilirler. Eskiden mark üzerine çalışırlardı.
Eskiden 'Frenk gömleği' giyerler, 'boyunbağı' bağlarlar, yazılarını da 'eser-i cedit kağıdına' yazarlardı; çok zorlandılar ama bilgisayar kullanmaya mecbur kaldılar.
Faşist eğilimleri vardır, ama bunu açık seçik söylemek ayıp kaçacağından demokrat ayağına yatarlar. Asıl dertleri de 'muhayyel darbecilere' şirin görünüp günün birinde işler boka sararsa paçalarını korumaktır. Nitekim cuntalara ilk övgüler de hep onlardan gelmiştir, 'hele şükür Atatürkçü reformlar yapılacak' ayağından.
Beton kafalı oldukları için 'farklı bakış açısı, değişik görüş, aykırı yorum' kavramları onlara küfür gibi gelir. Asıl müşterileri de prostatlı ve arteriosklerozlu emekli memurlardır.
Sıkışınca lafı futbola döndürürler, olmadı şiir alıntısı yaparlar. Bir zamanlar Turhan Feyzioğlu, Ekrem Alican, Kasım Gülek gibi adamları pek beğenirlerdi, yaşı kırkın altında kalan hiçkimse bu isimleri tanımadığı için artık onları da satamıyorlar. 'Bir gün Reşat Şemsettin Sirer bana dedi ki...' ya da 'bir gün Faik Ahmet Barutçu'ya dedim ki...' edebiyatına herkes boş boş bakıyor.
Bir zamanlar 'geçer akça olduğu için' sol kokarlardı, şimdi artık buna gerek kalmadan açıkça bürokrasi reklamı yapabiliyorlar. Deniz Baykal'a kızarlar, bir türlü becerip de iktidara gelemediği için. (Ecevit halkçı, Özal gericidir, Evren de memleketi kurtarmıştır.)
Bunu kabul etmişler, kendi yayın organlarında kendi yerel iktidarlarını kurmuşlardır, nasıl olsa patron onlara dokunamamaktadır çünkü iyi kötü 'kendi müşterileri' vardır. Tıpkı merhum Burhan Felek ya da Refii Cevat Ulunay gibi...
Üstelik iktidara gelip de rezil olmaktansa 'mevcut iktidarlara giydirerek' ekmek parası çıkarmak her zaman daha kolaydır. 'Fakir fukara edebiyatı' da her zaman 'etli' bir alandır.
Yaşamayı da bilmezler ve sevmezler, çay demleyip yatarlar. Gezenlere, eğlenenlere kızarlar. Memur babalarının inönü devrinde yaşadığı ve onlara yaşattığı 'ruhsuz ama onurlu yoksulluk günlerini' özlemle anarlar. Adnan Menderes gelmiş, karşıdevrim başlamış, piyasaya Zeki Müren falan çıkmıştır, bu ne rezilliktir? Türkiye yoksul ve mazlum bir ülkedir, böyle mi kalkınacaktır?
Ölüp gidecekler, Türkiye'de yeni bir dönem başlayacaktır.
engin ardıc
Onlar yazamazlar.
'Avrupa Birliği standartlarına' uygun değillerdir, Türkiye'yi de uydurmamak için ellerinden geleni yaparlar.
Üstelik küfür müfür de etmem, keferenin anlayacağı ve ilgileneceği şeyler yazarım, onların Kemalizm'den ya da trafik sorunundan başka satacak malları yoktur. Hadi buna CHP'nin, DYP'nin, MHP'nin ve DSP'nin oy oranlarını da ekleyelim de sevinsinler. Haksızlık etmeyelim, belediye yolsuzluklarından da çakarlar canım, belediye onların tuttuğu partinin elinde olmadığı sürece...
Dünyayı bilmezler. Ceplerinde de akrep vardır, ancak beleş gezilere katılırlar, orada da ya kumar ya karı peşinde koşarlar. Dil bilmedikleri için pazarlığı Tarzanca yürütürler, ya da beden diliyle.
Türkiye'yi bilirler, onu da yanlış bilirler.
Çünkü bilgileri lise sıralarında Emin Oktay'ın tarih kitabından edindikleri bilgidir, bir de Ankaralı memur yazarların sade suya tirit eserlerinden...
Afra tafralarından geçilmez, burunlarından kıl aldırmazlar. Bu yüzden de gençler tarafından sevilmezler.
Edebiyattan, sanattan, resimden müzikten, sinemadan tiyatrodan bir boktan anlamazlar. 'Tek konulu' adamlardır, dön dolaş gündelik politika.
Patron gazeteye yabancı ortak alsa kapının önüne ilk konulacak adamlardır, 'yabancı sermayeye karşı' olmaları azıcık da bundan kaynaklanır. Ama dolar ve avro biriktirmeyi de iyi bilirler. Eskiden mark üzerine çalışırlardı.
Eskiden 'Frenk gömleği' giyerler, 'boyunbağı' bağlarlar, yazılarını da 'eser-i cedit kağıdına' yazarlardı; çok zorlandılar ama bilgisayar kullanmaya mecbur kaldılar.
Faşist eğilimleri vardır, ama bunu açık seçik söylemek ayıp kaçacağından demokrat ayağına yatarlar. Asıl dertleri de 'muhayyel darbecilere' şirin görünüp günün birinde işler boka sararsa paçalarını korumaktır. Nitekim cuntalara ilk övgüler de hep onlardan gelmiştir, 'hele şükür Atatürkçü reformlar yapılacak' ayağından.
Beton kafalı oldukları için 'farklı bakış açısı, değişik görüş, aykırı yorum' kavramları onlara küfür gibi gelir. Asıl müşterileri de prostatlı ve arteriosklerozlu emekli memurlardır.
Sıkışınca lafı futbola döndürürler, olmadı şiir alıntısı yaparlar. Bir zamanlar Turhan Feyzioğlu, Ekrem Alican, Kasım Gülek gibi adamları pek beğenirlerdi, yaşı kırkın altında kalan hiçkimse bu isimleri tanımadığı için artık onları da satamıyorlar. 'Bir gün Reşat Şemsettin Sirer bana dedi ki...' ya da 'bir gün Faik Ahmet Barutçu'ya dedim ki...' edebiyatına herkes boş boş bakıyor.
Bir zamanlar 'geçer akça olduğu için' sol kokarlardı, şimdi artık buna gerek kalmadan açıkça bürokrasi reklamı yapabiliyorlar. Deniz Baykal'a kızarlar, bir türlü becerip de iktidara gelemediği için. (Ecevit halkçı, Özal gericidir, Evren de memleketi kurtarmıştır.)
Bunu kabul etmişler, kendi yayın organlarında kendi yerel iktidarlarını kurmuşlardır, nasıl olsa patron onlara dokunamamaktadır çünkü iyi kötü 'kendi müşterileri' vardır. Tıpkı merhum Burhan Felek ya da Refii Cevat Ulunay gibi...
Üstelik iktidara gelip de rezil olmaktansa 'mevcut iktidarlara giydirerek' ekmek parası çıkarmak her zaman daha kolaydır. 'Fakir fukara edebiyatı' da her zaman 'etli' bir alandır.
Yaşamayı da bilmezler ve sevmezler, çay demleyip yatarlar. Gezenlere, eğlenenlere kızarlar. Memur babalarının inönü devrinde yaşadığı ve onlara yaşattığı 'ruhsuz ama onurlu yoksulluk günlerini' özlemle anarlar. Adnan Menderes gelmiş, karşıdevrim başlamış, piyasaya Zeki Müren falan çıkmıştır, bu ne rezilliktir? Türkiye yoksul ve mazlum bir ülkedir, böyle mi kalkınacaktır?
Ölüp gidecekler, Türkiye'de yeni bir dönem başlayacaktır.
engin ardıc
çene yapılarıyla hemen diğerlerinden ayrılabilen balina türü.
çok ders çalışan ama diğer arkadaşlarına yardım etmeyen inek tipler ve/veya iş hayatında makam mevki için her tür yalakalığı yapan, en yakın arkadaşlarını bile bunlar için terkeden satan kimseler için kullanılan kelime.
kısa hali için (bkz: kaşo)
kısa hali için (bkz: kaşo)
küçük amelie poulain*'ın depresif balığının adı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar