bugün
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı63
- kiraz cicegi kolonyasi21
- futbolla zerre ilgilenmeyen erkek15
- okan buruk8
- galatahahahahahaha7
- bir yazara küfredilen entryyi artılayan yazarlar8
- hala açılacak başlık bulunması5
- timurrlenk5
- silvermist'in mutfağına konuk olmak13
- 0 0 710
- dm yazarlığı8
- uğurcan çakır3
- okan buruk'un hakeme ana avrat küfür etmesi3
- ne kadar paranız var10
- mansur yavaş'ın akp'ye geçmesi10
- dereden altın bulmak5
- kendinle alakalı ilginç bir bilgi ver6
- bakarız diyen erkek18
- galatasaray'ın ülke puanının anasını bellemesi4
- fransız devrimi3
- avrupa fatihahahahaha3
- gta 78
- arkadaşlar lütfen uyur musunuz3
- cübbeli ahmet hoca9
- arkadaşlar ben gudubet miyim2
- sırlar denizi5
- çok eşliliğin iğrenç bir şey olması4
- çin tayvan gerilimi türkiye'yi etkilemez4
- galatasaray'ın aslında osimhensaray olması2
- insanoğlu çalışmak ile lanetlenmiştir10
- yaratılış kıssası3
- zalazar'ın cincona döşediği uzun menzilli boru2
- ayşe tokyaz cinayetinde cemil koç'a müebbet3
- kronik omurga yetmezliği3
- çine neden bir şey olmuyor4
- anın görüntüsü27
- deplasmanda atılan golün bir ağırlığının olmaması3
- iphone duo4
- true ve s'i l v'e r m'i s t birlikteliği4
- sözlüğü gerenler2
- semicenk şarkıları4
- cincinnati cini3
- ayak fetişizmine sapıklık diyen yobazlar5
- iş görüşmesine çağrılınca telefonda maaş soran tip12
- sözlükten hatun indirmek5
- sözlüğün en kütür kütür yazarı7
- 8 eylül 2026 birgün gazetesi manşeti2
- beynindeki sesleri susturamamak3
- mehmet ağar3
- sözlüğün sarması13
Pek yakında onbeşine basacak olan büyük oğlum geçen sabah:Baba hayatta en önemli şey kadın galiba diyordu. Galiba ne demek, elbette kadındır, dedim. Kadınsızlığın ne olduğunu, üşüyen bir kedi gibi bir kadın sıcaklığı özlemiyle büyük şehirlerde tek başına yaşayan erkekler bilir. Ne Haliç'in gurubu, ne Marmara'nın sisleri, ne Kozyatağı' nın toprak yolları, ne lokantadaki şarap, ne radyodaki müzik bir kadınla paylaşılmıyorsa bir hatıra güzelliğiyle hafızada yerleşmez...
Bir koltuğa oturunca etekliğinin altından diz kapaklarının, yuvarlaklığını göstererek uzanan bacaklar... Her gülüşte ışıklanan dişler... Dalgalanan saç, işveyle kalkan omuzu, ceylan esnekliğindeki bel, ilkiyle milyonuncusu arasında aynı lezzeti taşıyan, yarım kapaklı gözlerle dudaktan öpüşmesi. Cam üstünde kayan şurup damlası gibi dudaktan boyuna kayan erkek dudakları... Kadın da hayatın en önemli şeyi değilse, önemlilik sözcüğü anlamsız kalır hayatta. Ne çare ki kadın da, erkek de bu kadar tatlı, bu kadar vazgeçilmez bir hikâyeyi karşılıklı rezil etmişler ve karşılıklı birbirlerini mutsuzluğa mahkûm etmişlerdir.Kaç kadın vardır ki bütün alımlılığı, zekası, yüreği ve insanlığıyla kadındır? Ve kaç erkek vardır ki aşkı mülkiyetin ötesinde bulacak kadar budalalık tavanlarının üzerine çıkabilmiştir? Sevmediğin erkek ve sevmediğin kadınla, karın doyurmak için sevmediğin yemeği yemek gibi sevişmek, hızlı çıkılmış bir merdiven solumasından başka bir şey değildir. Ve merdiven bitince, insan o kadar yabancılaşır ki birbirine, içine adeta bir sıkıntı ve bunalma çöker.Ama aşk, gerçek aşk, gerçek aşkın sevişmesi... Pek az insana nasip olacak kadar, bütün insanlığın ömürler boyu aranıp taranıp da kolay kolay bir türlü bulamadığı tek ve mutlak mutluluktur dünyada. Bu kadar arandıkları halde neden bulamazlar bu mutluluğu insanlar? Evlenme yükünün hantal ağırlıkları, mutlulukları kıskananların mutluluklara engel olmak için yaptıkları baskılar; kadınların aşkın tadını çıkaracaklarına, aşıklarının canını çıkarmaya kalkacak kadar karşı cinse ezik ve hınçlı olmaları; erkeklerin kadınları eşitlik dışı görecek kadar basit ve ilkel kalmış bulunmaları... Binbir türlü saçma sapan pislik asidi ki, içinde mutluluk şekillenmeden erir kaybolur. Bu arada toplumu ödemeden, gerçek bir özgürlüğün zaferini iktisaden sağlamadan, aşkı geçinme vasıta etmeye kalkan bedavacılar da büsbütün sulandırırlar, berbat ederler bu harikulade muhteşem beraberliği... Bütün sistemler, doktrinler, ciltler, tezler, eserler, bu beraberliği bütün insanlara en sağlam şekilde vermek içindir aslında... Kimi:Zengin olursan her sevdiğini kolayca yanında bulursun, zengin olmaya bak, der.Kimi:Mutluluğu sadece zengin olanlara değil, bütün insanlara mal etmek için bunu zenginlerin hegemonyasından kurtarmak gerekmektedir, der. Kimi: Zengini, fakiri, başkasını ve başkalarını, söyleneni,söyleneceği düşünmeden, kimi seviyorsan oluver onunla, oyalanmaya vakit yoktur hayatta, der.Ve kimi zengin olmaya kalkar, kimi bütün insanlığı mutluluğa eriştirmek için savaşır, kimi de boş verir herşeye ne olursa olsun, sevişir sevdiğiyle... Daha doğrusu sonuncular buna kararlıdırlar da bir türlü kararlarını tatbik edecek ortamı ve fırsatı bulamazlar. Zenginlerin ise çokçası, tam aradığını bulmadan, bir doyup tıkanı vermişlik vardır içlerinde. Sahte nezaket ve suni heyecanlarla, bunu yutmuş görünen kadınların bir garip oyunudur onlarınki... O çevreden de pek az çıkar gerçek aşk. Onun için bütün insanlığı bu mutluluğa eriştirmek için savaşanlar haklıdırlar. Çare olarak da: Sevişmeyi geçinmeye ve mecburiyete köle etmekten kaçının, geçinmek için çalışın ve aşk için sevişin, derler. Mutluluğun tılsımı sevdiğin işte doya doya çalışmak ve sevdiğinle doya doya sevişmektedir çünkü...
çetin altan
Bir koltuğa oturunca etekliğinin altından diz kapaklarının, yuvarlaklığını göstererek uzanan bacaklar... Her gülüşte ışıklanan dişler... Dalgalanan saç, işveyle kalkan omuzu, ceylan esnekliğindeki bel, ilkiyle milyonuncusu arasında aynı lezzeti taşıyan, yarım kapaklı gözlerle dudaktan öpüşmesi. Cam üstünde kayan şurup damlası gibi dudaktan boyuna kayan erkek dudakları... Kadın da hayatın en önemli şeyi değilse, önemlilik sözcüğü anlamsız kalır hayatta. Ne çare ki kadın da, erkek de bu kadar tatlı, bu kadar vazgeçilmez bir hikâyeyi karşılıklı rezil etmişler ve karşılıklı birbirlerini mutsuzluğa mahkûm etmişlerdir.Kaç kadın vardır ki bütün alımlılığı, zekası, yüreği ve insanlığıyla kadındır? Ve kaç erkek vardır ki aşkı mülkiyetin ötesinde bulacak kadar budalalık tavanlarının üzerine çıkabilmiştir? Sevmediğin erkek ve sevmediğin kadınla, karın doyurmak için sevmediğin yemeği yemek gibi sevişmek, hızlı çıkılmış bir merdiven solumasından başka bir şey değildir. Ve merdiven bitince, insan o kadar yabancılaşır ki birbirine, içine adeta bir sıkıntı ve bunalma çöker.Ama aşk, gerçek aşk, gerçek aşkın sevişmesi... Pek az insana nasip olacak kadar, bütün insanlığın ömürler boyu aranıp taranıp da kolay kolay bir türlü bulamadığı tek ve mutlak mutluluktur dünyada. Bu kadar arandıkları halde neden bulamazlar bu mutluluğu insanlar? Evlenme yükünün hantal ağırlıkları, mutlulukları kıskananların mutluluklara engel olmak için yaptıkları baskılar; kadınların aşkın tadını çıkaracaklarına, aşıklarının canını çıkarmaya kalkacak kadar karşı cinse ezik ve hınçlı olmaları; erkeklerin kadınları eşitlik dışı görecek kadar basit ve ilkel kalmış bulunmaları... Binbir türlü saçma sapan pislik asidi ki, içinde mutluluk şekillenmeden erir kaybolur. Bu arada toplumu ödemeden, gerçek bir özgürlüğün zaferini iktisaden sağlamadan, aşkı geçinme vasıta etmeye kalkan bedavacılar da büsbütün sulandırırlar, berbat ederler bu harikulade muhteşem beraberliği... Bütün sistemler, doktrinler, ciltler, tezler, eserler, bu beraberliği bütün insanlara en sağlam şekilde vermek içindir aslında... Kimi:Zengin olursan her sevdiğini kolayca yanında bulursun, zengin olmaya bak, der.Kimi:Mutluluğu sadece zengin olanlara değil, bütün insanlara mal etmek için bunu zenginlerin hegemonyasından kurtarmak gerekmektedir, der. Kimi: Zengini, fakiri, başkasını ve başkalarını, söyleneni,söyleneceği düşünmeden, kimi seviyorsan oluver onunla, oyalanmaya vakit yoktur hayatta, der.Ve kimi zengin olmaya kalkar, kimi bütün insanlığı mutluluğa eriştirmek için savaşır, kimi de boş verir herşeye ne olursa olsun, sevişir sevdiğiyle... Daha doğrusu sonuncular buna kararlıdırlar da bir türlü kararlarını tatbik edecek ortamı ve fırsatı bulamazlar. Zenginlerin ise çokçası, tam aradığını bulmadan, bir doyup tıkanı vermişlik vardır içlerinde. Sahte nezaket ve suni heyecanlarla, bunu yutmuş görünen kadınların bir garip oyunudur onlarınki... O çevreden de pek az çıkar gerçek aşk. Onun için bütün insanlığı bu mutluluğa eriştirmek için savaşanlar haklıdırlar. Çare olarak da: Sevişmeyi geçinmeye ve mecburiyete köle etmekten kaçının, geçinmek için çalışın ve aşk için sevişin, derler. Mutluluğun tılsımı sevdiğin işte doya doya çalışmak ve sevdiğinle doya doya sevişmektedir çünkü...
çetin altan
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar