bugün

cumhuriyet halk partisi

chp içinde seçime kadar bir ittifak olsa da seçimden sonra kemalistlerin, sosyalist alevilere bayrak açacağını söylemiştik. chp gibi içinde birçok zıt fraksiyon barındıran bir partinin bunca sene ayakta kalması bile ilginçtir. devlet desteği ile bunca sene dayanmışlardı. bir başka neden de sosyalistlerin chp'den ayrı bir şekilde barajı aşacak kadar oy alamaması.

chp'nin kurulduğu 1992 yılına kadar cuntanın kurduğu halk partisi ve ileri dönemde erdal inönü'nün sodep'i sol partileri temsil ettiler. halk partisi asker tabanlı kemalistleri daha çok kapsıyordu ama sodep'in doğu ile arasının iyi olması oy oranlarının yüksek olmasını sağlıyordu. anap'ın üst üste seçim kazanması tekrar kemalist ve solcuları bir araya getirdi. adları shp oldu. ama shp sol söylemleri daha baskın olduğundan ayrıca kürt milletvekillerinin bulunması ve kürt kimliği için bastırmaları sonucu sorunlar yaşıyordu. sonunda kürt milletvekilleri ayrılıp hadep, dep gibi partiler kurmaya başladılar. kemalistler her türlü oyuna rağmen shp'de yönetimi ele geçiremediler. 92'de yasakların kalkmasıyla shp'den ayrılıp chp'yi kurdular. arada dsp'ninde 1985'lerde rahşan ecevit sonra yasakların kalkmasıyla bülent ecevit ile var olduğunu da belirteyim. zamanla eşit birleşmeler tasarlansa da baykal her zaman yönetimi ele geçirdi, katılan diğer sol partiyi eritti.

sonuçta ortaya bir chp çıktı. içinde geçmişin solcuları barınsa da yönetim kemalistlerin elindeydi. tek başlarına yeterli oy alınamaması nedeniyle birlikte duruyorlar. son alengirli olaylarla chp tekrar solcuların oluyor. yuzun lafın kısası chp içinde 2 taban vardır. biri katı kemalist taban, diğeri shp geleneğinden gelen solcular. dsp ise katı kemalistlerle pek yan yana oturamayacak bir parti.

bu chp aslında çok küçük fraksiyonların birleşmiş hali. cunta tarafından sağlanan imkanlarla iktidar olabilmek için bir arada duruyorlar. pekala günümüzde cunta kalmadı. bunları bir arada tutabilecek bir macun olarak geçmişte anap, şimdi akp gibi karşılarında güçlü bir sağ olması yeterli mi? bence yetmez anap varken cuntada vardı. anayasa değişiklikleriyle cuntanın son izleri de silindi/silinecek.

bence de küçük olsa da herkesin olduğu yerde bulunması. kemalistler kendi partilerini kursunlar, sola ön ayak olan aleviler ve gerçekten solu benimseyenler de solu kursun. her iki grubu birleştiren tek nokta düşman gördükleri sağ partiler. tekrar yazayım; kimse kusura bakmasın ama solcularla kemalistlerin tek ortak noktası ortak düşman gördükleri muhafazakar sağcılardır. taban tabana zıt iki görüşün bir arada olması chp'yi bir kurultaylar partisi haline getiriyor. devamlı içlerinde bir güç mücadelesi var.

kemalistler 1930'larındaki gibi devletin vatandaşlarına tepeden baktığı, kölesi gibi gördüğü bir "devletçi rejim" özlemi duyarken solcular bireyin bireysel hak ve özgürlüklerini temel hedef tutan halkçı bir anlayış içindeler.

bireysel, özgürlükçü, eşitlikçi, emeği üstün tutan, demokratikleşme, bağımsız olma isteyen sol ile devletçilik nasıl yan yana durabilir ki? şahsen ben solcuyumdur. ama hayatımda sol partilere oy vermedim. çünkü sağ partiler en azından vatandaşı ile arasına mesafe koymuyor, tepeden bakamıyor, baksa da bunu alenen yapmıyor. kendine sol sıfatı yapıştıranlarsa sadece kendi bulundukları etnik, dinsel grubun hakları için savaşıyorlar. oysa uluslararası sol her bireyin hakkının müdafaasıdır. solcuyum deyip ardından aleviler eziliyor, kürtler eziliyor, beyaz türklerin içki içme, dilediğince giyinme hakkı elinden alınıyor gibi insanları gruplara bölüp onların haklarını savunmak solculuk değildir. bir grubun hakkını müdafaa etmek faşizmdir. maalesef ki ülkemde en faşistler kendilerine solcu dediklerinden ülkemde sol gelişemedi, gelişemeyecek.

neyse bunları geçelim. chp'ye dönelim. benim temennim chp bin parçaya bölünüp herkesin kendi yolunu çizmesi. chp zaman zaman alevilerin, zaman zaman kemalistlerin, zaman zaman solcuların partisi olmamalı. seçmeninin de kafası karışıyor. ama bunlar ayrılmayacak. çünkü düşman oldukları halk aynı halk. ayrılsalardı en azından bazı uyumsuz gruplar çok düşük oylarda kalıp tarihten silinip gidecekti. deniz baykal'ı bile yeterince kemalist görmeyen gruplar var. sağ gibi davranmakla suçlayanlar var. kemal kılıçdaroğlu'na neler demezler ki? kemal kılıçdaroğlu'nu yeterince alevi kimliğini ortaya koymamakla suçlayanlar var, yeterince solcu davranmadığını söyleyen solcular var. hepsini chp içinde toplarsan olacağı bu. karmakarışık, her seçimde başka şeyler söyleyen bir partiye güven olmaz. orta yolun yolcusu bir parti olarak ne azalır ne artarsın.

chp'nin bu şekilde değişik gruplardan oluşması nedeniyle sağ seçmen de ayrılamıyor. akp'ye bakarsan içinde her çeşit sağ eğilim olduğu gibi kemalistlerden ürküp chp'den kaçan halkının değerleriyle uyumlu düşünen solcular dahi var. sağ seçmen ayrı ayrı partilere bölündüğünde gördü ki chp veya başka bir sol parti aradan sıyrılıp iktidar ortağı olabiliyor ve faşist tavırlarıyla sadece kendinden olanları önemli yerlere yerleştirerek kadrolaşmaya gidiyor, en iyisi tek sağda birleşmek diyor.

bir partinin tek bir siyasi görüşü olmalı. her fikri savunmamalı. ama türkiye'deki partiler her görüşten insan barındırıyor. aslında zor olanı beceriyoruz. bunlar benim istediğim türkiye'ye uygun. belki 200-300 yıl sonra tüm ülkelerde ideolojiler ortadan kalkacak, belki sınırlarda ortadan kalkacak ve devletlerin tek görevi insanlara hizmet götürmek olacak diye hayal ederdim. öyle bir ütopyam vardı, ben göremem derken en azından ülkemde gerçekten öyle bir durum var. ama sürdürülebilir görmüyorum. komunizm gibi kendi yönetimini ihraç edemezsen zaman gelir yıkılır gidersin. ideolojisi, ortak bir ülküsü olmayan bir ülke olarak birbirine bağlılığın kalmaz. bu da genel anlamda solun bireyselliğini sağlar. ancak sosyalist ülkeler etraflarındaki ülkelerde sosyalist değilse zor ayakta durur.

bu yazı herkes için yazılmadı. isteyen okusun.
© copyright 2005 - 2026