bugün
- sıradan bir insan olduğunu anlama eşiği7
- yazarların en sevdiği şeyler4
- iştah oburluk ve açgözlülük şeytandan gelir6
- libidosu yükselen erkek neden sarılmak ister7
- islamcılık cihat cariyelik ve seks köleliği5
- youtuberların ideolojileri9
- şair yalanları3
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı11
- tora'ya göre musa rabbi eleştirebilir4
- hem maddi dünyaya tapmak hem de mesih'i istemek5
- arkadaşlar artık kombinlerinizi görmek istemiyoruz40
- bik bik'in mutfağına konuk olmak16
- pazar günü sözlükte takılan asosyal ezik13
- güne bir dize bırak2
- sigaralar ucuzlamalı2
- hangi ünlüye benzetiliyorsun2
- ahmet kaya'nın attila ilhan şiirlerini bestelemesi2
- deccal'in tarikat şeyhi olma ihtimali3
- mesih düşmanı cinli türk ateistleri27
- abdullah öcalan ın cinsel ihtiyaçları3
- sosyal medya toplumun baş belasıdır5
- bir gay yakışıklı bir erkeği nasıl tavlayabilir4
- flörtöz erkek iticiliği12
- behçet yalın özkara2
- devlet bahçeli3
- israil'in hizbullah yeraltı merkezini patlatması6
- balkonda beyaz atletle oturma keyfi6
- kravatlı yobaz3
- dini baskılar ve kadın düşmanları3
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri34
- dilbigisisi en iyi olan yazar20
- sabahları nefret edilen şeyler7
- 21 yy da osmanlı'yı övmek3
- sabah aynaya bakarken akıldan geçenler5
- bedellici erkekle evlenir misiniz3
- benekli mayo2
- şafak saymak3
- zikzak çizerek rampa çıkmak2
- pazarcıların seçtirmemesi5
- istanbul'un naif hafızasının ressamı acemyan3
- islamda namaz yoktur14
- boyumun 2 cm kısalması28
- pazar sabahı3
- birgün tv2
- anın görüntüsü21
- yazarların buluşmak istediği yazar12
- ben üşümem6
- arkadaş2
- dahi anlamındaki de yi ayrı yazmayan sevgili14
- tadelle2
rıdvan akar'da çarşı için şunları yazmıştır.
" Arafat ölmedi Beşiktaş'ta yaşıyor!
Cihat Aktaş'ın inönü Stadı'nda katledildiği gün Çarşı taraftarı böyle bağırmış.
"Arafat ölmedi, Beşiktaş'ta yaşıyor."
Oysa aynı dakikalarda Cihat Aktaş bir kaç metre ötede ölüyordu.
Ben kalben Çarşı taraftarıyım.
1980'li yılların başında Beşiktaş'ta Şair Veysi Sokak'taki ikinci el elektronik ürünlerin satıldığı dükkanlarda Çarşı Grubu doğdu.
Beşiktaş maçlarında buluşan aynı mahallenin çoçukları, Beşiktaş taraftarında ortak bir kültür ve saygınlık oluşturmayı başardı.
Tribünlerin en ateşli tezahüratlarını onlar yapardı.
En yaratıcı tribün sloganlarını onlar bulurdu.
Takımlarını hiç yalnız birakmazlardı.
Körü körüne Beşiktaş'ı takip etmezlerdi.
ilk defa onlar takıma sırtını dönmüş, ilk defa onlar formasını ıslatmayanlara en anlamlı tepkiyi göstermişlerdi.
Diğer takımların taraftarları Çarşı'nın sloganlarını taklit eder, kahvehanede toplanan Çarşı'nın gençlerini güldürürlerdi.
Hepsi misket oynanılan, çember çevirilen, mahalle maçlarının yapıldığı günlerden beri birbirlerini tanıyorlardı. Aynı dili konuşuyorlardı.
Çarşı'yı farklı kılan lumpen bir futbol kültürünü memleket sorunlarıyla öpüştürmeleriydi.
"Aydınlık için bir dakika karanlık" eylemlerinde sadece Çarşı tribününde çakmaklar yanardı.
"Susma sustukça sıra sana gelecek" diye bağıran onlardı.
Irak'ta savaşa hayır eylemlerine, "Savaşan şahinlere karşı kara kartallar" diye katılmışlardı.
Lazio'nun o bilinen ırkçı söylemine karşı, Çarşı tribününde italyanca faşizmi lanetleyen sloganlar vardı.
Çarşı'yı kuranlar mahallenin delikanlılarıydı.
Tribünde saygınlık kazanmanın raconu vardı. Mertlik, sadakat ve dayanışma olmazsa olmazdı.
"Beraber yürünen ve beraber ıslanılan bu yollarda" geçen 20 yıllık bir tecrübe Çariı'yi sadece Anadolu'da değil, Avrupa'da da bir marka haline getirdi.
Forza Beşiktaş'ın kurucuları yaşlanmış, olgunlaşmış, çoluk çoçuk sahibi olmuş ama Beşiktaş sevgisini hiç yitirmemişlerdi.
Anarşi'nin o isyankar A'si yaşama bakışlarının özetiydi.
Sonraları başka taraftar grupları türedi. Bugünlerde sadece "bir kisim medyada" değil, Birgün'de bile okumuşsunuzdur.
Hapçı, çeteci, zorba, diye tanımlandılar.
Zira Galatasaray'lı atkısı taşıyan kimi saldırganlar, Leeds taraftarlarını bıçaklamamiştı. Fenerbahçe Stadı'nda önceki yıllarda bıçaklanarak öldürülen Beşiktaş taraftarı bıçağın üstüne düşmüş olsa gerekti. Arşivlerden "stadlardaki şiddet" teması doğrultusunda kullanılan, Ali Sami Yen Stadı çevresinde elindeki bıçakla görüntülenen Galatasaray atkılı genç o bıçakla elma soyuyordu. Trabzonlular sahaya koyun otlatmaya, Bursalılar tribünleri yakarken ızgara yapmaya calışıyordu. Göztepe-Karşıyaka maçında da bıçakla bir genç öldürüldü ve bu ölümün üzerinden daha 6 ay bile geçmedi.
inönü'yü "ölüm stadı" diye başlıkla karalayan Sabah Gazetesi'nin Fenerbahçeli fanatikleri güya, onları muhatap almayan Beşiktaşlı futbolculardan rövanşı almanın zevkini tadıyordu.
Oysa aynı yayın grubunun bir parçası olan Yeni Asır gibi bir izmir gazetesi bile bu cinayeti böylesi bir kampanyaya dönüştürmemişti.
izmir'de öldürülen bir gençle, inönü'de öldürülen bir genç arasındaki tek fark bu cinayetin istanbul medyasına olan coğrafi yakınlığı olmasa gerekti.
ikisi de cinayetti.
Tribün terörüydü.
Ama bu defa cinayetin işlendiği yerin yanı başında Çarşı vardı.
Cinayet her yerde cinayettir.
Sevgili Adnan Bostancıoğlu'un o güzel yazısında vurguladığı şeyi Beşiktaş yönetimi hiç mi dikkate almaz?
"Camide cinayet işlense, namazlar cemaatsiz mi kılınacak?"
Çarşı'ya karşı bir linç kültürü geliştirilmeye çalışılıyor.
Diğer takım taraftarları tribünlerde "Sizli-bizli, hanım hanımcık" tezahürat yapıyormuş gibi, Çarşı'nın ne kadar küfürlü bağırdığını yazan aklı evvel Galatasaraylılar cüretkar yazılar yazıyor.
Şimdi Şair Veysi Sokağı'nda 25 yıl oturan bir mahallenin çoçuğu olarak Çarşı'yı ve Beşiktaş'ı savunmak gerekiyor.
Zira sadece Çarşı hayatı savunuyor. "
" Arafat ölmedi Beşiktaş'ta yaşıyor!
Cihat Aktaş'ın inönü Stadı'nda katledildiği gün Çarşı taraftarı böyle bağırmış.
"Arafat ölmedi, Beşiktaş'ta yaşıyor."
Oysa aynı dakikalarda Cihat Aktaş bir kaç metre ötede ölüyordu.
Ben kalben Çarşı taraftarıyım.
1980'li yılların başında Beşiktaş'ta Şair Veysi Sokak'taki ikinci el elektronik ürünlerin satıldığı dükkanlarda Çarşı Grubu doğdu.
Beşiktaş maçlarında buluşan aynı mahallenin çoçukları, Beşiktaş taraftarında ortak bir kültür ve saygınlık oluşturmayı başardı.
Tribünlerin en ateşli tezahüratlarını onlar yapardı.
En yaratıcı tribün sloganlarını onlar bulurdu.
Takımlarını hiç yalnız birakmazlardı.
Körü körüne Beşiktaş'ı takip etmezlerdi.
ilk defa onlar takıma sırtını dönmüş, ilk defa onlar formasını ıslatmayanlara en anlamlı tepkiyi göstermişlerdi.
Diğer takımların taraftarları Çarşı'nın sloganlarını taklit eder, kahvehanede toplanan Çarşı'nın gençlerini güldürürlerdi.
Hepsi misket oynanılan, çember çevirilen, mahalle maçlarının yapıldığı günlerden beri birbirlerini tanıyorlardı. Aynı dili konuşuyorlardı.
Çarşı'yı farklı kılan lumpen bir futbol kültürünü memleket sorunlarıyla öpüştürmeleriydi.
"Aydınlık için bir dakika karanlık" eylemlerinde sadece Çarşı tribününde çakmaklar yanardı.
"Susma sustukça sıra sana gelecek" diye bağıran onlardı.
Irak'ta savaşa hayır eylemlerine, "Savaşan şahinlere karşı kara kartallar" diye katılmışlardı.
Lazio'nun o bilinen ırkçı söylemine karşı, Çarşı tribününde italyanca faşizmi lanetleyen sloganlar vardı.
Çarşı'yı kuranlar mahallenin delikanlılarıydı.
Tribünde saygınlık kazanmanın raconu vardı. Mertlik, sadakat ve dayanışma olmazsa olmazdı.
"Beraber yürünen ve beraber ıslanılan bu yollarda" geçen 20 yıllık bir tecrübe Çariı'yi sadece Anadolu'da değil, Avrupa'da da bir marka haline getirdi.
Forza Beşiktaş'ın kurucuları yaşlanmış, olgunlaşmış, çoluk çoçuk sahibi olmuş ama Beşiktaş sevgisini hiç yitirmemişlerdi.
Anarşi'nin o isyankar A'si yaşama bakışlarının özetiydi.
Sonraları başka taraftar grupları türedi. Bugünlerde sadece "bir kisim medyada" değil, Birgün'de bile okumuşsunuzdur.
Hapçı, çeteci, zorba, diye tanımlandılar.
Zira Galatasaray'lı atkısı taşıyan kimi saldırganlar, Leeds taraftarlarını bıçaklamamiştı. Fenerbahçe Stadı'nda önceki yıllarda bıçaklanarak öldürülen Beşiktaş taraftarı bıçağın üstüne düşmüş olsa gerekti. Arşivlerden "stadlardaki şiddet" teması doğrultusunda kullanılan, Ali Sami Yen Stadı çevresinde elindeki bıçakla görüntülenen Galatasaray atkılı genç o bıçakla elma soyuyordu. Trabzonlular sahaya koyun otlatmaya, Bursalılar tribünleri yakarken ızgara yapmaya calışıyordu. Göztepe-Karşıyaka maçında da bıçakla bir genç öldürüldü ve bu ölümün üzerinden daha 6 ay bile geçmedi.
inönü'yü "ölüm stadı" diye başlıkla karalayan Sabah Gazetesi'nin Fenerbahçeli fanatikleri güya, onları muhatap almayan Beşiktaşlı futbolculardan rövanşı almanın zevkini tadıyordu.
Oysa aynı yayın grubunun bir parçası olan Yeni Asır gibi bir izmir gazetesi bile bu cinayeti böylesi bir kampanyaya dönüştürmemişti.
izmir'de öldürülen bir gençle, inönü'de öldürülen bir genç arasındaki tek fark bu cinayetin istanbul medyasına olan coğrafi yakınlığı olmasa gerekti.
ikisi de cinayetti.
Tribün terörüydü.
Ama bu defa cinayetin işlendiği yerin yanı başında Çarşı vardı.
Cinayet her yerde cinayettir.
Sevgili Adnan Bostancıoğlu'un o güzel yazısında vurguladığı şeyi Beşiktaş yönetimi hiç mi dikkate almaz?
"Camide cinayet işlense, namazlar cemaatsiz mi kılınacak?"
Çarşı'ya karşı bir linç kültürü geliştirilmeye çalışılıyor.
Diğer takım taraftarları tribünlerde "Sizli-bizli, hanım hanımcık" tezahürat yapıyormuş gibi, Çarşı'nın ne kadar küfürlü bağırdığını yazan aklı evvel Galatasaraylılar cüretkar yazılar yazıyor.
Şimdi Şair Veysi Sokağı'nda 25 yıl oturan bir mahallenin çoçuğu olarak Çarşı'yı ve Beşiktaş'ı savunmak gerekiyor.
Zira sadece Çarşı hayatı savunuyor. "
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar