bugün
- mazotun yarım litresi 50 tl24
- para yok huzur var11
- apo'nun villası5
- dede tavsiyeleri6
- hoşgeldin kocacığım3
- rock grubu kurmak için köyden beyoğluna gelmek6
- spor yaparken tayt giymenin asıl amacı5
- sözlük erkeklerini annelerine şikayet etmek3
- erkekler neden evlenmek ister13
- muslettin amca ile edirne genelevine gidiyoruz3
- tokmakçının anlamını bilmeyen kız4
- hangi sözlük kızısın10
- diablo 53
- günün sözü11
- sizi bütün milletlere üstün kıldığımı hatırlayın5
- regl olan kadına söylenmemesi gerekenler7
- seninle şöyle olabildik6
- oy kullanmak suretiyle hükümeti devirmeye çalışmak3
- borsada dönen dönerler4
- muslettin amca ile sinagoga gidiyoruz zirvesi5
- husilerin artık çok olmaya başlaması3
- hiç bir diktatör iç savaş çıkarmadan gitmez9
- arkadaşlar ben yine kilo aldım ya12
- kürdü sevin21
- askerde en rahat iş2
- donald trump'un türk askerini övmesi2
- erkek aşagı erkek yukarı6
- şansın tesadüf olduğunu zannetmek3
- güne bir şarkı bırak5
- araba alınca yapılacak şımarıklıklar8
- savaşma seviş2
- çomartokrasi2
- bazen kazanmak için kaybetmek gerekir4
- arabaya acemi sürücü yazmak2
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı15
- rusya da çarlığı istemek2
- arap sabununu götüne süren solcu2
- hangi winx kızısın5
- güne almanca bir cümle bırak11
- sözlük yazarlarının gerçek adları41
- 2026 2027 uefa avrupa ligi şampiyonu2
- ateist5
- 17 eylül 2026 beşiktaş marsilya maçı17
- diablo2
- olympique marseille3
- yazarların cuma akşamı planları3
- ramazan ayı2
- yere çöp atan aşağılık varlıklar2
- evde kalan kızları dışarı çıkarıyoruz3
- çocukken en sevilen çizgi film3
akp'nin geçen yılki referandumda yargıyı ele geçirmek için kullandığı ve asla hesap soramayacağı darbedir. çünkü akp de bu darbenin ürünüdür. bunu odatv'den mehmet ali güller, "akp 12 eylül'den hesap soramaz" başlıklı yazısında bunu belirtmiş. işte o yazı:
12 Eylül halk oylamasına sunulan anayasa değişikliğinin hedefinin, yargıyı teslim almak olduğunu defalarca yazmıştık. "12 Eylül'den hesap sorulacak" safsatasının da, "yetmez ama evetçi" bir destek bulmaya dönük taktik olduğunu belirtmiştik. Zaman gerçeği tescilledi. AKP'nin anayasa değişikliğiyle önce HSYK genişletilip, ele geçirildi. Ardından HSYK'nın belirlediği yeni "blok" üyelerle Yargıtay ve Danıştay başkanlıkları ele geçirildi.
Bu arada 12 Eylül halkoylamasının üzerinden tam 9 ay geçti ama 12 Eylül'le hesaplaşma yaşanmadığı gibi olmamış sözde darbeler üzerinden, TSK'ya balyoz üstüne balyoz vuruldu!
9 aydır bekleyen hesap sorma işi, nedense, tam da seçimlere bir hafta kala uygulanmaya başladı. Aynı günlerde dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Ora. Nejat Tümer'in de ölmesiyle, sadece dönemin Genelkurmay Başkanı Org. Kenan Evren'e ve Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Tahsin Şahinkaya'ya darbenin hesabı sorulabildi(!)
Peki, bu sor(g)ulama ne anlama geliyor, bu müsamere nasıl izlenmeli?
12 EYLÜL'LE HESAPLAŞMA DEĞiL, SEÇiM TAKTiĞi
1.) 9 ay durup, seçimlere bir hafta kala 12 Eylül generallerine hesap sorma işi kuşkusuz bir seçim taktiğidir. AKP, 12 Eylül halk oylamasında, sırf bu hesap üzerinden anayasa değişikliğine "evet" diyen yüzde 6-8 oranındaki kitlenin desteğine yine ihtiyaç duyuyor.
12 Eylül'ün yarattığı Türkiye şartlarının ürünü olan AKP iktidarının 12 Eylül'den gerçekte hesap sormayacağı bir yana; Evren'e "sizin desteğinizle istanbul'u uçururdum" diye iltifat eden Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, Evren'i Çankaya'da ağırlayan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ve Evren ile Manisa'da açılış peşinde koşan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın, Evren'den hesap sormayacağı, soramayacağı da ortadadır!
2.) Evren ve Şahinkaya'ya güya 12 Eylül'ün hesabının sorulduğu operasyon çerçevesinde öne çıkarılan iki konudan biri, darbeci generallerin, pişman olmadıkları, bugün olsa, yine darbe yapacaklarıydı!
"Eskiler hala darbe yapmaktan bahsettiklerine göre, bugünküler de kesin darbe yapmak istiyordur" düşüncesinin, kamuoyu bilincinde hâkim kılınmaya çalışıldığı açıktır, ortadadır.
3.) Aydınlık, seçim sonrası iki eski Genelkurmay Başkanı'nın darbecilikten tutuklanacağını deşifre etti. 367 krizinin yeniden gündeme getirilmesi Aydınlık'ın "Karadayı ve Başbuğ'a operasyon" uyarısını doğrularken, Başbakan Erdoğan'ın bir tv programında "belki başkaları da var" demesi, operasyonun sinyalini belirginleştirdi. *
Öte yandan iddianamede yer alan "Ergenekon demek, TSK demektir" esasına uygun süren tertibin son aşamasında, seviye bir rütbe daha yükseltilmiş ve görevdeki en üst rütbeliye, yani ilk defa bir Orgeneral'e uzanılmıştı.
işte Evren'e sözde hesap sorulması, Genelkurmay Başkanlarına sıçratılacak yeni aşamada, aynı zamanda işi kolaylaştıracak, yoldaki dikenleri temizleyecekti!
ABD-12 EYLÜL iLiŞKiSi PERDELENiYOR
4.) Evren ve Şahinkaya'ya, güya 12 Eylül'ün hesabının sorulduğu operasyon çerçevesinde öne çıkarılan ikinci konu ise "ABD'nin perdelenmesi" olmuştur!
Geçenlerde ölen CIA şefi Paul Henze'nin, darbe olduktan hemen sonra ABD Başkanı Jimmy Carter'ın kulağına söylediği "our boys did it", yani "bizim oğlanlar yaptı" şeklindeki tarihi sözünün belgelediği darbe-ABD ilişkisi, 31 yıl aradan sonra, bu vesileyle belleklerden temizlenmeye çalışılıyor!
Savcının bu sorusuna Tahsin Şahinkaya'nın verdiği yanıt çarçaf çarşaf gazetelerde yer alıyor. Güya ABD Genelkurmay Başkanı, darbeden sonra Şahinkaya'ya sitem etmiş ve "11 Eylül günü birlikte kahvaltı yaptık, bana müdahaleyle ilgili bir şey söylemedin" demiş! Bu sözler, tv ve gazetelerden, "ABD'den icazet alınmamış" başlığı ile kamuoyunun belleğine yerleştirilmeye çalışılıyor iki gündür!
12 EYLÜL YÜRÜRLÜKTE
12 Eylül'e 12 soru soran savcı da en az Erdoğan-Gül-Arınç üçlüsü kadar iyi biliyordur ki, 12 Eylül'ün yarattığı zeminde ayaktadırlar! Çünkü Türkiye'yi dünya ekonomik sitemine entegre etmek, serbest piyasa ekonomisine geçirtmek üzere uygulanan silahlı siyasetin adıdır 12 Eylül! Ve Özal'ıyla, Çiller'iyle, Erdoğan'ıyla da 30 yıldır yürürlüktedir!
12 Eylül sadece hapishaneler, tutuklamalar, sadece işkenceler ve sadece idamlar değildir!
12 Eylül özelleştirmedir, kamunun malını haraç mezat satmaktır küresel tekellere... 12 Eylül, Özal'ın yasaları hiçe saymasıdır, Çiller'in "son sosyalist devleti de yıktık" diyerek kadeh kaldırmasıdır. 12 Eylül, emekçileri örgütlerinden kopartmaktır, gençlere siyaseti yasaklamaktır. 12 Eylül, ABD'nin "yeşil kuşak" politikası ve "ılımlı islam" hedefi doğrultusunda, topluma Sünni ideolojiyi hâkim kılmaktır. 12 Eylül, Türk-Kürt ayrılık tohumlarını ekmektir, "Kürt diye bir şey yoktur" diyerek, Kürtçeyi yasaklayarak... 12 Eylül Atatürk devrimiyle hesaplaşmaktır, yerine Natotürkçülük yapmaktır. 12 Eylül aynı zamanda TSK'ya darbedir, Kemalist subayların ordudan atılmasıdır, tasfiyesidir.
Ve 12 Eylül, sürmektedir!
12 Eylül halk oylamasına sunulan anayasa değişikliğinin hedefinin, yargıyı teslim almak olduğunu defalarca yazmıştık. "12 Eylül'den hesap sorulacak" safsatasının da, "yetmez ama evetçi" bir destek bulmaya dönük taktik olduğunu belirtmiştik. Zaman gerçeği tescilledi. AKP'nin anayasa değişikliğiyle önce HSYK genişletilip, ele geçirildi. Ardından HSYK'nın belirlediği yeni "blok" üyelerle Yargıtay ve Danıştay başkanlıkları ele geçirildi.
Bu arada 12 Eylül halkoylamasının üzerinden tam 9 ay geçti ama 12 Eylül'le hesaplaşma yaşanmadığı gibi olmamış sözde darbeler üzerinden, TSK'ya balyoz üstüne balyoz vuruldu!
9 aydır bekleyen hesap sorma işi, nedense, tam da seçimlere bir hafta kala uygulanmaya başladı. Aynı günlerde dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Ora. Nejat Tümer'in de ölmesiyle, sadece dönemin Genelkurmay Başkanı Org. Kenan Evren'e ve Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Tahsin Şahinkaya'ya darbenin hesabı sorulabildi(!)
Peki, bu sor(g)ulama ne anlama geliyor, bu müsamere nasıl izlenmeli?
12 EYLÜL'LE HESAPLAŞMA DEĞiL, SEÇiM TAKTiĞi
1.) 9 ay durup, seçimlere bir hafta kala 12 Eylül generallerine hesap sorma işi kuşkusuz bir seçim taktiğidir. AKP, 12 Eylül halk oylamasında, sırf bu hesap üzerinden anayasa değişikliğine "evet" diyen yüzde 6-8 oranındaki kitlenin desteğine yine ihtiyaç duyuyor.
12 Eylül'ün yarattığı Türkiye şartlarının ürünü olan AKP iktidarının 12 Eylül'den gerçekte hesap sormayacağı bir yana; Evren'e "sizin desteğinizle istanbul'u uçururdum" diye iltifat eden Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, Evren'i Çankaya'da ağırlayan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ve Evren ile Manisa'da açılış peşinde koşan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın, Evren'den hesap sormayacağı, soramayacağı da ortadadır!
2.) Evren ve Şahinkaya'ya güya 12 Eylül'ün hesabının sorulduğu operasyon çerçevesinde öne çıkarılan iki konudan biri, darbeci generallerin, pişman olmadıkları, bugün olsa, yine darbe yapacaklarıydı!
"Eskiler hala darbe yapmaktan bahsettiklerine göre, bugünküler de kesin darbe yapmak istiyordur" düşüncesinin, kamuoyu bilincinde hâkim kılınmaya çalışıldığı açıktır, ortadadır.
3.) Aydınlık, seçim sonrası iki eski Genelkurmay Başkanı'nın darbecilikten tutuklanacağını deşifre etti. 367 krizinin yeniden gündeme getirilmesi Aydınlık'ın "Karadayı ve Başbuğ'a operasyon" uyarısını doğrularken, Başbakan Erdoğan'ın bir tv programında "belki başkaları da var" demesi, operasyonun sinyalini belirginleştirdi. *
Öte yandan iddianamede yer alan "Ergenekon demek, TSK demektir" esasına uygun süren tertibin son aşamasında, seviye bir rütbe daha yükseltilmiş ve görevdeki en üst rütbeliye, yani ilk defa bir Orgeneral'e uzanılmıştı.
işte Evren'e sözde hesap sorulması, Genelkurmay Başkanlarına sıçratılacak yeni aşamada, aynı zamanda işi kolaylaştıracak, yoldaki dikenleri temizleyecekti!
ABD-12 EYLÜL iLiŞKiSi PERDELENiYOR
4.) Evren ve Şahinkaya'ya, güya 12 Eylül'ün hesabının sorulduğu operasyon çerçevesinde öne çıkarılan ikinci konu ise "ABD'nin perdelenmesi" olmuştur!
Geçenlerde ölen CIA şefi Paul Henze'nin, darbe olduktan hemen sonra ABD Başkanı Jimmy Carter'ın kulağına söylediği "our boys did it", yani "bizim oğlanlar yaptı" şeklindeki tarihi sözünün belgelediği darbe-ABD ilişkisi, 31 yıl aradan sonra, bu vesileyle belleklerden temizlenmeye çalışılıyor!
Savcının bu sorusuna Tahsin Şahinkaya'nın verdiği yanıt çarçaf çarşaf gazetelerde yer alıyor. Güya ABD Genelkurmay Başkanı, darbeden sonra Şahinkaya'ya sitem etmiş ve "11 Eylül günü birlikte kahvaltı yaptık, bana müdahaleyle ilgili bir şey söylemedin" demiş! Bu sözler, tv ve gazetelerden, "ABD'den icazet alınmamış" başlığı ile kamuoyunun belleğine yerleştirilmeye çalışılıyor iki gündür!
12 EYLÜL YÜRÜRLÜKTE
12 Eylül'e 12 soru soran savcı da en az Erdoğan-Gül-Arınç üçlüsü kadar iyi biliyordur ki, 12 Eylül'ün yarattığı zeminde ayaktadırlar! Çünkü Türkiye'yi dünya ekonomik sitemine entegre etmek, serbest piyasa ekonomisine geçirtmek üzere uygulanan silahlı siyasetin adıdır 12 Eylül! Ve Özal'ıyla, Çiller'iyle, Erdoğan'ıyla da 30 yıldır yürürlüktedir!
12 Eylül sadece hapishaneler, tutuklamalar, sadece işkenceler ve sadece idamlar değildir!
12 Eylül özelleştirmedir, kamunun malını haraç mezat satmaktır küresel tekellere... 12 Eylül, Özal'ın yasaları hiçe saymasıdır, Çiller'in "son sosyalist devleti de yıktık" diyerek kadeh kaldırmasıdır. 12 Eylül, emekçileri örgütlerinden kopartmaktır, gençlere siyaseti yasaklamaktır. 12 Eylül, ABD'nin "yeşil kuşak" politikası ve "ılımlı islam" hedefi doğrultusunda, topluma Sünni ideolojiyi hâkim kılmaktır. 12 Eylül, Türk-Kürt ayrılık tohumlarını ekmektir, "Kürt diye bir şey yoktur" diyerek, Kürtçeyi yasaklayarak... 12 Eylül Atatürk devrimiyle hesaplaşmaktır, yerine Natotürkçülük yapmaktır. 12 Eylül aynı zamanda TSK'ya darbedir, Kemalist subayların ordudan atılmasıdır, tasfiyesidir.
Ve 12 Eylül, sürmektedir!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar