bugün
- dansöz izleme keyfi11
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı39
- enayimiknatisii36
- yarın kpssye girecek yazarlar8
- aziz yıldırım11
- serhat kılıç14
- ne yazarsanız yazın anında gerçeğe dönüşseydi8
- online listesinden manita beğenmek7
- insan olmaya ceyrek kala26
- amerikada hasidik yahudi avı başlaması6
- elleri güzel erkek nasıl oluyor sorunsalı13
- kendin hakkında gereksiz bir bilgi bırak6
- bik bik dondurma yapsın da görelim6
- güneş kremimi yenilemem lazım diyen erkek12
- geceye bir söz bırak8
- kerem aktürkoğlu8
- sözlük yazarlarının salatalıkları21
- fusya semsiyeli yabanci8
- hangi renksiniz17
- ismail kartal8
- evde dondurma yapmak5
- açık oylayan yazar ne demek istiyor13
- 05 09 2026 silvermist'e ciğer ısmarlamam14
- anın görüntüsü24
- limonlu dondurma4
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı7
- özledim mesajına verilecek cevaplar13
- sözlükteki fenerbahçeliler6
- geleneksel ciğer ısrmarlama şenlikleri9
- fenerbahçe nin liverpool ile karşılaşacak olması4
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı5
- milan skriniar5
- flat white3
- israil olmasa orta doğu nasıl olurdu21
- sözlük kızlarındaki libido yüksekliği4
- ragnarın memeleri5
- tolga sarıtaş2
- sözlükteki şer çetesi12
- 5 eylül 2026 fenerbahçe'ye döşenen boru5
- seri eksici6
- s'i l v'e r m'i s t29
- beşiktaş8
- ioçk'nın mavi boncuğu toptan alması4
- herkese mavi boncuk dağıtan kız4
- gocu50
- evde ölü bulunmak4
- sözlükte herkesin avcı olması12
- yapay gerizekalılık3
- sözlükteki zorbalar12
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı32
insan, öyle bir mahluk ki; misantropik.
ve bencilliği sanki bir futbolcunun mukaveleye imza attıktan sonra basına üç beş top saydırıp artık refleks edindiği hünerlerini sergilemesi gibi. bencillik, kibirle beraber insanoğlunun en büyük bağımlılığı. düşmanı.
insan ne yapıyorsa kendine bencilliğinden yapıyor. dolayısıyla kırık hayallerinden, o besleye besleye doyuramadığı egosundan.
pis bir şey şu insan.
lanet gitsin.
kendinden önce başkasını düşünmek doğasına aykırı. önce kendi karnını doyurmalı, önce kendi için avlanmalı zaten.
önce kendi nefes almalı. zaten.
insan, 'insani' diye tanımladığı her şeyin zıttı aslında. sonradan uydurulmuş sözümona 'insani' davranışlar salt kendi yarattığı bir çok yalandan bir tanesi.
sevgiyi de yaratmış ama insan.
'sevmek' diye bir davranış türetmiş. şimdilerde pek saygı duymam ama aynı bir zamanlar deli gibi dinlediğim şebnem'in dediği gibi ki belki yaptığı en doğru iştir bu sözü yazmak; 'ne ahlâk ne de sevgi gökten dünyaya indi, insanlık istedi keşfetti hepsini'.
sevmekten söz etmişken, sevgi emek değil elbet; yalnızca bir role playing.
ben de şunu hep söylerim; 'severken de bencilsin zaten, 'sevdiğin' için seviyorsun'.
doğasına aykırı düşeni uygulamakta da zorluğa düşecek illâ ki insan. düşüyor da muntazaman. beceremiyor sevmeyi. yeterince sevemiyor. sevdiğini zannediyor belki. belkiden ziyade alışkanlığa seyreliyor hisleri. bir bağımlılıktan öte değil bana göre. zaman zaman düz gibi görünen bir eğri. yanılsama.
saklayıp da sonra tekrar kullanabileceğin bir şey değil sevgi. deep freeze'e atıp üç ay sonra taptaze bulacağın bir şey değil. sevgi, ne hissediyorsan o an o'na karşı, o işte. 'siktir git' dedirtiyorsa da o, 'seni seviyorum' da.
içinde de hep coca-cola'nın içinde olduğu iddia edilen ama asla yüzleşemediğimiz böcek var aslında, siz bilmiyorsunuz. görmüyoruz ama o orada. evet evet.
dünyanın gerçekçiliğine atılmış bir çalım, sözde bir 'uyuyan güzel'e verilmiş buse.
daha fazla içmek istediğin bir şarap bazen şişelerin diplerine vurduğun bir gecede. bazen de arayıp tarayıp hiçbir sözlükte anlamını bulamadığın yabancı bir kelime.
sevgi siktiri boktan bir şey aslında. kafa siken, canını sıkan, bok püsürük bir şey.
uğruna her şeyi bir kenara attığın, bir gün gelip de senin de bir tarafa fırlatıldığın, pis bir şey.
kan akıtan gözler ve acı çeken kalpler mi ?
yahu lütfen.
sevgi ancak kendine karşı duyduğun bir şey senin. zorlarsan o da. çünkü sen kendini bile sırf aşağılık kompleksinin o muazzam açlığını gidermek için seviyorsun. pardon, sevmiyorsun yani. ihtiyaç gideriyorsun.
müzmin masturbatörsün aslında sen insan. bir türlü tatmin olamıyorsun.
zaman geçip gittikçe iyice hata yapıyorsun. sevdiğini sanarak. hata üstüne hata yapıyorsun.
dedim ya, sen öyle bir açsın ki, asla doymuyorsun.
ve sakın korkma, ben şimdi gözlerin önünde 'sevgi'yi yokediyorum. canım istediğinden değil, öyle olması gerektiğinden.
sevgi diye tanımlanıp durulan şey, vahşiliğinden nemalanıyor aslında. tatlı gibi görünüyor sana ama; bir wildhoney tribi sadece.
silip atamadığında, kalbinin kırıklarını aldıramadığında, salt canın sıkıldığında sığındığın bir yalan.
günlerce uykusuz kalıp çektiğin 12 saatlik bir uykudan daha yüce bir şey değil.
üzgünüm ama değil.
yok çünkü sevgi.
sen uydurdun.
yani, sevmiyoruz. sevmeyi bilmiyoruz. normali de bu. olmasını istemediğim halde söylüyorum bunu; normal olan da bu.
iskender güzel söylemiş vakt-i zamanında; 'bir nedeni yok, yalnızca öptüm' diye. sevgi aynen öyle bir şey işte. eğer olsa da zaten sevgi, aynı kapitalizm gibi, borçlandırır adamı, kendine dahi.
evet..
ps: aşk diye bir kelime literatürümde yok, sevgi mefhumu aşk'ı da kapsıyor. ortak paydaları da ikisinin de koca birer yalan olması.
ve bencilliği sanki bir futbolcunun mukaveleye imza attıktan sonra basına üç beş top saydırıp artık refleks edindiği hünerlerini sergilemesi gibi. bencillik, kibirle beraber insanoğlunun en büyük bağımlılığı. düşmanı.
insan ne yapıyorsa kendine bencilliğinden yapıyor. dolayısıyla kırık hayallerinden, o besleye besleye doyuramadığı egosundan.
pis bir şey şu insan.
lanet gitsin.
kendinden önce başkasını düşünmek doğasına aykırı. önce kendi karnını doyurmalı, önce kendi için avlanmalı zaten.
önce kendi nefes almalı. zaten.
insan, 'insani' diye tanımladığı her şeyin zıttı aslında. sonradan uydurulmuş sözümona 'insani' davranışlar salt kendi yarattığı bir çok yalandan bir tanesi.
sevgiyi de yaratmış ama insan.
'sevmek' diye bir davranış türetmiş. şimdilerde pek saygı duymam ama aynı bir zamanlar deli gibi dinlediğim şebnem'in dediği gibi ki belki yaptığı en doğru iştir bu sözü yazmak; 'ne ahlâk ne de sevgi gökten dünyaya indi, insanlık istedi keşfetti hepsini'.
sevmekten söz etmişken, sevgi emek değil elbet; yalnızca bir role playing.
ben de şunu hep söylerim; 'severken de bencilsin zaten, 'sevdiğin' için seviyorsun'.
doğasına aykırı düşeni uygulamakta da zorluğa düşecek illâ ki insan. düşüyor da muntazaman. beceremiyor sevmeyi. yeterince sevemiyor. sevdiğini zannediyor belki. belkiden ziyade alışkanlığa seyreliyor hisleri. bir bağımlılıktan öte değil bana göre. zaman zaman düz gibi görünen bir eğri. yanılsama.
saklayıp da sonra tekrar kullanabileceğin bir şey değil sevgi. deep freeze'e atıp üç ay sonra taptaze bulacağın bir şey değil. sevgi, ne hissediyorsan o an o'na karşı, o işte. 'siktir git' dedirtiyorsa da o, 'seni seviyorum' da.
içinde de hep coca-cola'nın içinde olduğu iddia edilen ama asla yüzleşemediğimiz böcek var aslında, siz bilmiyorsunuz. görmüyoruz ama o orada. evet evet.
dünyanın gerçekçiliğine atılmış bir çalım, sözde bir 'uyuyan güzel'e verilmiş buse.
daha fazla içmek istediğin bir şarap bazen şişelerin diplerine vurduğun bir gecede. bazen de arayıp tarayıp hiçbir sözlükte anlamını bulamadığın yabancı bir kelime.
sevgi siktiri boktan bir şey aslında. kafa siken, canını sıkan, bok püsürük bir şey.
uğruna her şeyi bir kenara attığın, bir gün gelip de senin de bir tarafa fırlatıldığın, pis bir şey.
kan akıtan gözler ve acı çeken kalpler mi ?
yahu lütfen.
sevgi ancak kendine karşı duyduğun bir şey senin. zorlarsan o da. çünkü sen kendini bile sırf aşağılık kompleksinin o muazzam açlığını gidermek için seviyorsun. pardon, sevmiyorsun yani. ihtiyaç gideriyorsun.
müzmin masturbatörsün aslında sen insan. bir türlü tatmin olamıyorsun.
zaman geçip gittikçe iyice hata yapıyorsun. sevdiğini sanarak. hata üstüne hata yapıyorsun.
dedim ya, sen öyle bir açsın ki, asla doymuyorsun.
ve sakın korkma, ben şimdi gözlerin önünde 'sevgi'yi yokediyorum. canım istediğinden değil, öyle olması gerektiğinden.
sevgi diye tanımlanıp durulan şey, vahşiliğinden nemalanıyor aslında. tatlı gibi görünüyor sana ama; bir wildhoney tribi sadece.
silip atamadığında, kalbinin kırıklarını aldıramadığında, salt canın sıkıldığında sığındığın bir yalan.
günlerce uykusuz kalıp çektiğin 12 saatlik bir uykudan daha yüce bir şey değil.
üzgünüm ama değil.
yok çünkü sevgi.
sen uydurdun.
yani, sevmiyoruz. sevmeyi bilmiyoruz. normali de bu. olmasını istemediğim halde söylüyorum bunu; normal olan da bu.
iskender güzel söylemiş vakt-i zamanında; 'bir nedeni yok, yalnızca öptüm' diye. sevgi aynen öyle bir şey işte. eğer olsa da zaten sevgi, aynı kapitalizm gibi, borçlandırır adamı, kendine dahi.
evet..
ps: aşk diye bir kelime literatürümde yok, sevgi mefhumu aşk'ı da kapsıyor. ortak paydaları da ikisinin de koca birer yalan olması.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar