bugün
- sözlüğün mal dolması9
- velvet31
- bik bik abla vs vurduranlar12
- arkadaşlar tost yapamıyorum6
- kemal kılıçdaroğlu18
- arkadaşlar böyle biri beni takip etmeye başladı6
- beyler lütfen hlzaya gelin4
- ayda 589 bin tl götüme sokuyorum iyi mi yapıyorum7
- sözlüğe totonu zikeyim butonu4
- diamond bosphorus13
- arkadaşlar makarna yapamıyorum6
- uludağ sözlük bir ailedir5
- gizli artı vermek7
- arkadaşlar suşi yapamıyorum4
- kim kimin fakesi belli olmayan sözlük4
- erectoton7
- müfredattan felsefe dersinin çıkarılması12
- dine hakaretin ifade özgürlüğü olup olmadığı10
- james deenin kulaklarından tutup havaya kaldırmak2
- uzun marlboro deyince uzun mavi 2000 mi diyen kız2
- her 3 kadından 1 inin bedava yemek için buluşması6
- deniz göktaş'ın babasının thko mensubu olması8
- ali hamaney'in cenaze töreni4
- bursa gazozu2
- bütün biraderlere hükmeden birader4
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği28
- bu sözlüğe son ihtarımdır3
- durduk yere size kafayı takan yazarlar6
- 1 milyon verseler sözlük hesabınızı satar mısınız8
- kavgalar yüzünden fotomun arka planda kalması3
- hdi2
- yine geliyorum yilanoglu3
- lionel messi3
- ankara da kapandığı için sizi en çok üzen mekan2
- araya adam sokup yazar banlatmak5
- sgk'nın gözlük camı için 130 tl karşılaması5
- tai lung30
- motor inecek abi4
- gocu9
- mehdi ismet ise deccal kim2
- deniz göktaş31
- mony tontana5
- suca suruklenen cocuk silik yesin kampanyası2
- neşeli pozitif komik ve tatlı kadın2
- metro 20333
- sözlükte seviye ve üslup yoksunu yazarlar7
- ciddi ciddi aşure seven insan6
- 6 temmuz 2026 portekiz ispanya maçı4
- kadın siniri5
- arkadaşlar pilav yapamıyorum2
haince bir saldırıya kurban giden, malatya doğumlu, ermeni asıllı gazeteci yazar. birgün gazetesinde yazmış olduğu son köşe yazısı şöyledir:
tarihin cilvesi
önce haberi yineleyeyim: Restorasyonu geçen yıl tamamlanan, ancak açılışı adeta bir bilmeceye dönüşen Van'ın Ahtamar Adası'ndaki Surp Haç Ermeni Kilisesi'nin açılış tarihi üçüncü kez değiştirildi. Geçtiğimiz hafta sonunda Van Valiliği'nden yapılan yazılı açıklamada, restorasyonu ve çevre düzenlemesi tamamlanmış olan Ahtamar Kilisesi'nin 11 Nisan'da turizme açılacağı bildirildi. Uluslararası düzeyde konukların katılacağı açılış töreninin Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Van Valiliği'nin işbirliğinde düzenleneceği ifade edildi.
On yol önce Ahtamar amele taburu başlığıyla Vanlı yetkililere seslenmiş ve şöyle demiştim:
Turist çekmek için canavar yaratacağınıza, burnunuzun dibinde hazır duran tarihi eserlere özen gösterin. Ne gerek var böylesi yanlış işlere? Van dediğiniz, tarihsel eserler açısından bir derya. Niçin oturup da adam gibi Şu bölgeyi nasıl yapsak restore etsek diye düşünülmez. Ermeniler gelirmiş, varsın onlar da gelsin, görsünler atalarının yaşadığı yerleri, hasret gidersinler ne olur yani? Ve eklemiştim:
Eğer yardım ya da amele lazımsa biz hazırız.
Ey tarih... Ey gelecek!..
Türkiyeli, Ermenistanlı ve hatta Diasporalı gençler gönüllü.
Ahtamar amele taburu' emirlerinize hazır... Bilesiniz.
Gelin, Ahtamarın restorasyonunu salt bir bina restorasyonu olarak bırakmayalım, aynı zamanda yıpranmış ruhlarımızı da restore edelim.
Sonuçta aradan 10 yıl gibi uzun bir süre geçmiş olsa da nihayet Ahtamar'ın restorasyonu tamamlandı. Gönül arzu ederdi ki, restorasyon Türkiye ve Ermenistan ülkelerinin işbirliğinin ajandasına girsin ve birlikte yapılsın. Yazık ki öyle olmadı.
Yine de projeyi üstlenen Cahit Zeydanlı'nın titiz çalışmasını, Ermenistan'dan uzmanlar getirip onların görüşlerine ve tavsiyelerine başvurma çabasını ve projenin uygulama safhasına Türkiye Ermenilerinden mimar Zakarya Mildanoğlu'nu da katmasını zikretmek ve bu değerli ekibe teşekkür etmek gerekiyor.
Yapabileceklerinin en iyisini yaptılar ve mükemmel sayılabilecek bir iş çıkardılar.
Onlar mükemmeli yaptılar ama gelin görün ki bürokratlar ve siyasetçiler de içine ettiler. Bir türlü açılışı gerçekleştiremediler.
ilk etapta 4 Kasım 2006 olarak saptanan açılış tarihini, olumsuz hava koşulları gerekçesiyle 2006'nın Nisan ayına ertelediler. Derken Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç tarafından törenin 24 Nisan'da yapılacağı bildirildi.
Koç'un ilan ettiği açılış tarihine ise tepkiler gecikmedi. Ermeni Patriği Mutafyan Açılış 24 Nisan'da yapıldığı takdirde, kendisi dahil hiçbir Ermeni'nin törene katılmayacağını duyurdu.
Geçtiğimiz hafta konu Meclis'e kadar uzandı. CHP izmir Milletvekili Erdal Karademir açılış tarihinin Ermeni soykırımının yıldönümü olan 24 Nisan'a denkgetirilmesinin, AKP iktidarının politikasının bir sonucu olup olmadığını yazılı bir önergeyle sordu.
Milliyetçi basın ise Ahtamar Kilisesi'nin açılışının 24 Nisan olarak belirlenmesini Van'da intikam açılışı başlığıyla manşete taşıdı.
Ve şimdi de 11 Nisan tarihi açıklandı.
Doğru bir işi bu kadar yanlış mecraya kaydırmak ve de eline yüzüne bulaştırmak ancak bu kadar becerilebilirdi.
Gizlenemez gizli niyet ancak bu kadar sırıtabilirdi.
Tam bir komedi... Tam bir rezalet!
Hükümet "Ermeni sorunu" konusunda hâlâ doğru bir yöntem ve doğru bir yol tutturamadı. Derdi sorun çözmek değil, güreşe soyunmuş pehlivan gibi puan kazanmak. Neyi, nasıl yapıp, arkaya dolanacak da rakibini kündeye oturtacak. Tüm tasası bu.
Hiç ama hiç samimi değil.
Güya Ermeni tarihçileri tarih konuşmaya çağırıyor ama kendi aydınlarını Ermeni soykırımı konusunda muhalif söylemlere sahip oldukları için de yargılamaktan çekinmiyor.
Doğu Anadolu'yu turizme kazandırmak için Ermeni kilisesi'ni de restore ediyor ama bu işten nasıl daha fazla değişik siyasal yararlar sağlarım, dünyaya bunu nasıl pazarlarım? diye de işin tadını kaçırmakta bir sakınca görmüyor.
Ahtamar Kilisesi'nin açılışının 24 Nisan'a kaydırılması işte bu gayrisamimi niyetin nasıl vitrine taşındığının da bir göstergesidir.
Ve şimdi dikkat buyurun!
Milliyetçi cenahın ve hatta Ermeni Patriği'nin bu tarih üzerine koyduğu itiraz, yapılan yanlışın düzeltilmesi için bir fırsat doğuruyorsa da bu kez tarihin cilvesi devreye giriyor.
Takvim-i hakikat, O ki sen bir aymazlık yaptın, üstünü de ben tamamlayayım diyor ve yeni seçilen 11 Nisan tarihinin aslında 24 Nisan'ın ta kendisi olduğunu ortaya koyuyor.
Nitekim 1915'in 11 Nisan'ıyla, bugünün 24 Nisan'ı aynı takvime ve aynı güne denk düşüyor.
Zaten de 24 Nisan Ermeni literatürüne sonradan, yeni takvimle geçmiş bir tarih. O tarihin aslı diğer bir deyişle Ermeni aydınlarının ve önderlerinin toplatılıp bilinmezliğe gönderilişlerinin tarihi aslında 11 Nisan 1915.
Şimdi ortada bir soru var:
24 Nisan'ı önce yeğleyen sona mahzurlu bulan ve şimdi de 11 Nisan'ı belirleyen işgüzarlar bakalım bu açıklamamızdan sonra 11 Nisan'ı da değiştirecek mi?
isteyen soruyu şöyle de sorabilir tabi:
Emin misiniz? Son kararınız mı ?
tarihin cilvesi
önce haberi yineleyeyim: Restorasyonu geçen yıl tamamlanan, ancak açılışı adeta bir bilmeceye dönüşen Van'ın Ahtamar Adası'ndaki Surp Haç Ermeni Kilisesi'nin açılış tarihi üçüncü kez değiştirildi. Geçtiğimiz hafta sonunda Van Valiliği'nden yapılan yazılı açıklamada, restorasyonu ve çevre düzenlemesi tamamlanmış olan Ahtamar Kilisesi'nin 11 Nisan'da turizme açılacağı bildirildi. Uluslararası düzeyde konukların katılacağı açılış töreninin Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Van Valiliği'nin işbirliğinde düzenleneceği ifade edildi.
On yol önce Ahtamar amele taburu başlığıyla Vanlı yetkililere seslenmiş ve şöyle demiştim:
Turist çekmek için canavar yaratacağınıza, burnunuzun dibinde hazır duran tarihi eserlere özen gösterin. Ne gerek var böylesi yanlış işlere? Van dediğiniz, tarihsel eserler açısından bir derya. Niçin oturup da adam gibi Şu bölgeyi nasıl yapsak restore etsek diye düşünülmez. Ermeniler gelirmiş, varsın onlar da gelsin, görsünler atalarının yaşadığı yerleri, hasret gidersinler ne olur yani? Ve eklemiştim:
Eğer yardım ya da amele lazımsa biz hazırız.
Ey tarih... Ey gelecek!..
Türkiyeli, Ermenistanlı ve hatta Diasporalı gençler gönüllü.
Ahtamar amele taburu' emirlerinize hazır... Bilesiniz.
Gelin, Ahtamarın restorasyonunu salt bir bina restorasyonu olarak bırakmayalım, aynı zamanda yıpranmış ruhlarımızı da restore edelim.
Sonuçta aradan 10 yıl gibi uzun bir süre geçmiş olsa da nihayet Ahtamar'ın restorasyonu tamamlandı. Gönül arzu ederdi ki, restorasyon Türkiye ve Ermenistan ülkelerinin işbirliğinin ajandasına girsin ve birlikte yapılsın. Yazık ki öyle olmadı.
Yine de projeyi üstlenen Cahit Zeydanlı'nın titiz çalışmasını, Ermenistan'dan uzmanlar getirip onların görüşlerine ve tavsiyelerine başvurma çabasını ve projenin uygulama safhasına Türkiye Ermenilerinden mimar Zakarya Mildanoğlu'nu da katmasını zikretmek ve bu değerli ekibe teşekkür etmek gerekiyor.
Yapabileceklerinin en iyisini yaptılar ve mükemmel sayılabilecek bir iş çıkardılar.
Onlar mükemmeli yaptılar ama gelin görün ki bürokratlar ve siyasetçiler de içine ettiler. Bir türlü açılışı gerçekleştiremediler.
ilk etapta 4 Kasım 2006 olarak saptanan açılış tarihini, olumsuz hava koşulları gerekçesiyle 2006'nın Nisan ayına ertelediler. Derken Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç tarafından törenin 24 Nisan'da yapılacağı bildirildi.
Koç'un ilan ettiği açılış tarihine ise tepkiler gecikmedi. Ermeni Patriği Mutafyan Açılış 24 Nisan'da yapıldığı takdirde, kendisi dahil hiçbir Ermeni'nin törene katılmayacağını duyurdu.
Geçtiğimiz hafta konu Meclis'e kadar uzandı. CHP izmir Milletvekili Erdal Karademir açılış tarihinin Ermeni soykırımının yıldönümü olan 24 Nisan'a denkgetirilmesinin, AKP iktidarının politikasının bir sonucu olup olmadığını yazılı bir önergeyle sordu.
Milliyetçi basın ise Ahtamar Kilisesi'nin açılışının 24 Nisan olarak belirlenmesini Van'da intikam açılışı başlığıyla manşete taşıdı.
Ve şimdi de 11 Nisan tarihi açıklandı.
Doğru bir işi bu kadar yanlış mecraya kaydırmak ve de eline yüzüne bulaştırmak ancak bu kadar becerilebilirdi.
Gizlenemez gizli niyet ancak bu kadar sırıtabilirdi.
Tam bir komedi... Tam bir rezalet!
Hükümet "Ermeni sorunu" konusunda hâlâ doğru bir yöntem ve doğru bir yol tutturamadı. Derdi sorun çözmek değil, güreşe soyunmuş pehlivan gibi puan kazanmak. Neyi, nasıl yapıp, arkaya dolanacak da rakibini kündeye oturtacak. Tüm tasası bu.
Hiç ama hiç samimi değil.
Güya Ermeni tarihçileri tarih konuşmaya çağırıyor ama kendi aydınlarını Ermeni soykırımı konusunda muhalif söylemlere sahip oldukları için de yargılamaktan çekinmiyor.
Doğu Anadolu'yu turizme kazandırmak için Ermeni kilisesi'ni de restore ediyor ama bu işten nasıl daha fazla değişik siyasal yararlar sağlarım, dünyaya bunu nasıl pazarlarım? diye de işin tadını kaçırmakta bir sakınca görmüyor.
Ahtamar Kilisesi'nin açılışının 24 Nisan'a kaydırılması işte bu gayrisamimi niyetin nasıl vitrine taşındığının da bir göstergesidir.
Ve şimdi dikkat buyurun!
Milliyetçi cenahın ve hatta Ermeni Patriği'nin bu tarih üzerine koyduğu itiraz, yapılan yanlışın düzeltilmesi için bir fırsat doğuruyorsa da bu kez tarihin cilvesi devreye giriyor.
Takvim-i hakikat, O ki sen bir aymazlık yaptın, üstünü de ben tamamlayayım diyor ve yeni seçilen 11 Nisan tarihinin aslında 24 Nisan'ın ta kendisi olduğunu ortaya koyuyor.
Nitekim 1915'in 11 Nisan'ıyla, bugünün 24 Nisan'ı aynı takvime ve aynı güne denk düşüyor.
Zaten de 24 Nisan Ermeni literatürüne sonradan, yeni takvimle geçmiş bir tarih. O tarihin aslı diğer bir deyişle Ermeni aydınlarının ve önderlerinin toplatılıp bilinmezliğe gönderilişlerinin tarihi aslında 11 Nisan 1915.
Şimdi ortada bir soru var:
24 Nisan'ı önce yeğleyen sona mahzurlu bulan ve şimdi de 11 Nisan'ı belirleyen işgüzarlar bakalım bu açıklamamızdan sonra 11 Nisan'ı da değiştirecek mi?
isteyen soruyu şöyle de sorabilir tabi:
Emin misiniz? Son kararınız mı ?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar