bugün
- ak partililerin apoya villa yaptırması11
- ama kent uzlaşısı ve yeni parti tüzüğü8
- silvermist15
- sabahları nefret edilen şeyler16
- yogartiksen11
- dincilerin apoyu atatürk ten çok sevmesi9
- metrobüste kaslı erkeklerin arasında kalmak4
- hoşlanılan kızın utanıyorum hewal yapma demesi6
- sarman kedi beslemek4
- iltica8
- apoya statü verilen dönem3
- fal bakabilen dünyalar tatlısı yazarlar4
- sözlükte tanıdığınız en iyi kişi24
- tek başına hastaheneye gitmek4
- dantelli kefen giyen osmanlı çocukları3
- pusette kedi gezdiren kadın3
- 60 yaşında diskoya giden adam3
- sarapci koala hatayi'ye uygulanan dijital tecrit3
- ideal bira bardağı6
- gocu'nun çaylaklık durumu kaldırılsın8
- gocu'ya özgürlük11
- gitmek iyileştirir mi4
- kara kedi2
- sözlük hesabını sil perileri7
- said nursi nin ajdar anık a verdiği ayar4
- mors alfabesi ile dua etmek3
- kahve ve sigara ile yağmuru izlemek6
- fatma betül sayan kaya49
- gocu11
- kandırıldık allah bizi affetsin2
- civelek taburu2
- defter i hizan2
- yanlışlıkla başkasının külodunu giymek3
- aisu3
- hiz oğlanı2
- orta yaşlıların birbirilerine kanki demeleri3
- arkadaşlar beni neden sevmediniz4
- hacıosmanoğlu'nun hakem soruşturması açıklaması2
- dincilerin insanların yaşamına karışması3
- yasin kol6
- fon mağdurlarının ana para iadelerini beğenmemesi4
- yobaz ebeveynlere sahip olmak2
- yeşil parka giyen kız5
- aşk7
- farklı mısın4
- senden benden trilyonları çalanlar5
- yazılımcıların maaş pazarlığında yaptığı hatalar3
- şiiri ayak kokan kadın4
- ne yazarsam yazayım çaylak olmuyorum4
- müzik kursu2
haince bir saldırıya kurban giden, malatya doğumlu, ermeni asıllı gazeteci yazar. birgün gazetesinde yazmış olduğu son köşe yazısı şöyledir:
tarihin cilvesi
önce haberi yineleyeyim: Restorasyonu geçen yıl tamamlanan, ancak açılışı adeta bir bilmeceye dönüşen Van'ın Ahtamar Adası'ndaki Surp Haç Ermeni Kilisesi'nin açılış tarihi üçüncü kez değiştirildi. Geçtiğimiz hafta sonunda Van Valiliği'nden yapılan yazılı açıklamada, restorasyonu ve çevre düzenlemesi tamamlanmış olan Ahtamar Kilisesi'nin 11 Nisan'da turizme açılacağı bildirildi. Uluslararası düzeyde konukların katılacağı açılış töreninin Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Van Valiliği'nin işbirliğinde düzenleneceği ifade edildi.
On yol önce Ahtamar amele taburu başlığıyla Vanlı yetkililere seslenmiş ve şöyle demiştim:
Turist çekmek için canavar yaratacağınıza, burnunuzun dibinde hazır duran tarihi eserlere özen gösterin. Ne gerek var böylesi yanlış işlere? Van dediğiniz, tarihsel eserler açısından bir derya. Niçin oturup da adam gibi Şu bölgeyi nasıl yapsak restore etsek diye düşünülmez. Ermeniler gelirmiş, varsın onlar da gelsin, görsünler atalarının yaşadığı yerleri, hasret gidersinler ne olur yani? Ve eklemiştim:
Eğer yardım ya da amele lazımsa biz hazırız.
Ey tarih... Ey gelecek!..
Türkiyeli, Ermenistanlı ve hatta Diasporalı gençler gönüllü.
Ahtamar amele taburu' emirlerinize hazır... Bilesiniz.
Gelin, Ahtamarın restorasyonunu salt bir bina restorasyonu olarak bırakmayalım, aynı zamanda yıpranmış ruhlarımızı da restore edelim.
Sonuçta aradan 10 yıl gibi uzun bir süre geçmiş olsa da nihayet Ahtamar'ın restorasyonu tamamlandı. Gönül arzu ederdi ki, restorasyon Türkiye ve Ermenistan ülkelerinin işbirliğinin ajandasına girsin ve birlikte yapılsın. Yazık ki öyle olmadı.
Yine de projeyi üstlenen Cahit Zeydanlı'nın titiz çalışmasını, Ermenistan'dan uzmanlar getirip onların görüşlerine ve tavsiyelerine başvurma çabasını ve projenin uygulama safhasına Türkiye Ermenilerinden mimar Zakarya Mildanoğlu'nu da katmasını zikretmek ve bu değerli ekibe teşekkür etmek gerekiyor.
Yapabileceklerinin en iyisini yaptılar ve mükemmel sayılabilecek bir iş çıkardılar.
Onlar mükemmeli yaptılar ama gelin görün ki bürokratlar ve siyasetçiler de içine ettiler. Bir türlü açılışı gerçekleştiremediler.
ilk etapta 4 Kasım 2006 olarak saptanan açılış tarihini, olumsuz hava koşulları gerekçesiyle 2006'nın Nisan ayına ertelediler. Derken Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç tarafından törenin 24 Nisan'da yapılacağı bildirildi.
Koç'un ilan ettiği açılış tarihine ise tepkiler gecikmedi. Ermeni Patriği Mutafyan Açılış 24 Nisan'da yapıldığı takdirde, kendisi dahil hiçbir Ermeni'nin törene katılmayacağını duyurdu.
Geçtiğimiz hafta konu Meclis'e kadar uzandı. CHP izmir Milletvekili Erdal Karademir açılış tarihinin Ermeni soykırımının yıldönümü olan 24 Nisan'a denkgetirilmesinin, AKP iktidarının politikasının bir sonucu olup olmadığını yazılı bir önergeyle sordu.
Milliyetçi basın ise Ahtamar Kilisesi'nin açılışının 24 Nisan olarak belirlenmesini Van'da intikam açılışı başlığıyla manşete taşıdı.
Ve şimdi de 11 Nisan tarihi açıklandı.
Doğru bir işi bu kadar yanlış mecraya kaydırmak ve de eline yüzüne bulaştırmak ancak bu kadar becerilebilirdi.
Gizlenemez gizli niyet ancak bu kadar sırıtabilirdi.
Tam bir komedi... Tam bir rezalet!
Hükümet "Ermeni sorunu" konusunda hâlâ doğru bir yöntem ve doğru bir yol tutturamadı. Derdi sorun çözmek değil, güreşe soyunmuş pehlivan gibi puan kazanmak. Neyi, nasıl yapıp, arkaya dolanacak da rakibini kündeye oturtacak. Tüm tasası bu.
Hiç ama hiç samimi değil.
Güya Ermeni tarihçileri tarih konuşmaya çağırıyor ama kendi aydınlarını Ermeni soykırımı konusunda muhalif söylemlere sahip oldukları için de yargılamaktan çekinmiyor.
Doğu Anadolu'yu turizme kazandırmak için Ermeni kilisesi'ni de restore ediyor ama bu işten nasıl daha fazla değişik siyasal yararlar sağlarım, dünyaya bunu nasıl pazarlarım? diye de işin tadını kaçırmakta bir sakınca görmüyor.
Ahtamar Kilisesi'nin açılışının 24 Nisan'a kaydırılması işte bu gayrisamimi niyetin nasıl vitrine taşındığının da bir göstergesidir.
Ve şimdi dikkat buyurun!
Milliyetçi cenahın ve hatta Ermeni Patriği'nin bu tarih üzerine koyduğu itiraz, yapılan yanlışın düzeltilmesi için bir fırsat doğuruyorsa da bu kez tarihin cilvesi devreye giriyor.
Takvim-i hakikat, O ki sen bir aymazlık yaptın, üstünü de ben tamamlayayım diyor ve yeni seçilen 11 Nisan tarihinin aslında 24 Nisan'ın ta kendisi olduğunu ortaya koyuyor.
Nitekim 1915'in 11 Nisan'ıyla, bugünün 24 Nisan'ı aynı takvime ve aynı güne denk düşüyor.
Zaten de 24 Nisan Ermeni literatürüne sonradan, yeni takvimle geçmiş bir tarih. O tarihin aslı diğer bir deyişle Ermeni aydınlarının ve önderlerinin toplatılıp bilinmezliğe gönderilişlerinin tarihi aslında 11 Nisan 1915.
Şimdi ortada bir soru var:
24 Nisan'ı önce yeğleyen sona mahzurlu bulan ve şimdi de 11 Nisan'ı belirleyen işgüzarlar bakalım bu açıklamamızdan sonra 11 Nisan'ı da değiştirecek mi?
isteyen soruyu şöyle de sorabilir tabi:
Emin misiniz? Son kararınız mı ?
tarihin cilvesi
önce haberi yineleyeyim: Restorasyonu geçen yıl tamamlanan, ancak açılışı adeta bir bilmeceye dönüşen Van'ın Ahtamar Adası'ndaki Surp Haç Ermeni Kilisesi'nin açılış tarihi üçüncü kez değiştirildi. Geçtiğimiz hafta sonunda Van Valiliği'nden yapılan yazılı açıklamada, restorasyonu ve çevre düzenlemesi tamamlanmış olan Ahtamar Kilisesi'nin 11 Nisan'da turizme açılacağı bildirildi. Uluslararası düzeyde konukların katılacağı açılış töreninin Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Van Valiliği'nin işbirliğinde düzenleneceği ifade edildi.
On yol önce Ahtamar amele taburu başlığıyla Vanlı yetkililere seslenmiş ve şöyle demiştim:
Turist çekmek için canavar yaratacağınıza, burnunuzun dibinde hazır duran tarihi eserlere özen gösterin. Ne gerek var böylesi yanlış işlere? Van dediğiniz, tarihsel eserler açısından bir derya. Niçin oturup da adam gibi Şu bölgeyi nasıl yapsak restore etsek diye düşünülmez. Ermeniler gelirmiş, varsın onlar da gelsin, görsünler atalarının yaşadığı yerleri, hasret gidersinler ne olur yani? Ve eklemiştim:
Eğer yardım ya da amele lazımsa biz hazırız.
Ey tarih... Ey gelecek!..
Türkiyeli, Ermenistanlı ve hatta Diasporalı gençler gönüllü.
Ahtamar amele taburu' emirlerinize hazır... Bilesiniz.
Gelin, Ahtamarın restorasyonunu salt bir bina restorasyonu olarak bırakmayalım, aynı zamanda yıpranmış ruhlarımızı da restore edelim.
Sonuçta aradan 10 yıl gibi uzun bir süre geçmiş olsa da nihayet Ahtamar'ın restorasyonu tamamlandı. Gönül arzu ederdi ki, restorasyon Türkiye ve Ermenistan ülkelerinin işbirliğinin ajandasına girsin ve birlikte yapılsın. Yazık ki öyle olmadı.
Yine de projeyi üstlenen Cahit Zeydanlı'nın titiz çalışmasını, Ermenistan'dan uzmanlar getirip onların görüşlerine ve tavsiyelerine başvurma çabasını ve projenin uygulama safhasına Türkiye Ermenilerinden mimar Zakarya Mildanoğlu'nu da katmasını zikretmek ve bu değerli ekibe teşekkür etmek gerekiyor.
Yapabileceklerinin en iyisini yaptılar ve mükemmel sayılabilecek bir iş çıkardılar.
Onlar mükemmeli yaptılar ama gelin görün ki bürokratlar ve siyasetçiler de içine ettiler. Bir türlü açılışı gerçekleştiremediler.
ilk etapta 4 Kasım 2006 olarak saptanan açılış tarihini, olumsuz hava koşulları gerekçesiyle 2006'nın Nisan ayına ertelediler. Derken Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç tarafından törenin 24 Nisan'da yapılacağı bildirildi.
Koç'un ilan ettiği açılış tarihine ise tepkiler gecikmedi. Ermeni Patriği Mutafyan Açılış 24 Nisan'da yapıldığı takdirde, kendisi dahil hiçbir Ermeni'nin törene katılmayacağını duyurdu.
Geçtiğimiz hafta konu Meclis'e kadar uzandı. CHP izmir Milletvekili Erdal Karademir açılış tarihinin Ermeni soykırımının yıldönümü olan 24 Nisan'a denkgetirilmesinin, AKP iktidarının politikasının bir sonucu olup olmadığını yazılı bir önergeyle sordu.
Milliyetçi basın ise Ahtamar Kilisesi'nin açılışının 24 Nisan olarak belirlenmesini Van'da intikam açılışı başlığıyla manşete taşıdı.
Ve şimdi de 11 Nisan tarihi açıklandı.
Doğru bir işi bu kadar yanlış mecraya kaydırmak ve de eline yüzüne bulaştırmak ancak bu kadar becerilebilirdi.
Gizlenemez gizli niyet ancak bu kadar sırıtabilirdi.
Tam bir komedi... Tam bir rezalet!
Hükümet "Ermeni sorunu" konusunda hâlâ doğru bir yöntem ve doğru bir yol tutturamadı. Derdi sorun çözmek değil, güreşe soyunmuş pehlivan gibi puan kazanmak. Neyi, nasıl yapıp, arkaya dolanacak da rakibini kündeye oturtacak. Tüm tasası bu.
Hiç ama hiç samimi değil.
Güya Ermeni tarihçileri tarih konuşmaya çağırıyor ama kendi aydınlarını Ermeni soykırımı konusunda muhalif söylemlere sahip oldukları için de yargılamaktan çekinmiyor.
Doğu Anadolu'yu turizme kazandırmak için Ermeni kilisesi'ni de restore ediyor ama bu işten nasıl daha fazla değişik siyasal yararlar sağlarım, dünyaya bunu nasıl pazarlarım? diye de işin tadını kaçırmakta bir sakınca görmüyor.
Ahtamar Kilisesi'nin açılışının 24 Nisan'a kaydırılması işte bu gayrisamimi niyetin nasıl vitrine taşındığının da bir göstergesidir.
Ve şimdi dikkat buyurun!
Milliyetçi cenahın ve hatta Ermeni Patriği'nin bu tarih üzerine koyduğu itiraz, yapılan yanlışın düzeltilmesi için bir fırsat doğuruyorsa da bu kez tarihin cilvesi devreye giriyor.
Takvim-i hakikat, O ki sen bir aymazlık yaptın, üstünü de ben tamamlayayım diyor ve yeni seçilen 11 Nisan tarihinin aslında 24 Nisan'ın ta kendisi olduğunu ortaya koyuyor.
Nitekim 1915'in 11 Nisan'ıyla, bugünün 24 Nisan'ı aynı takvime ve aynı güne denk düşüyor.
Zaten de 24 Nisan Ermeni literatürüne sonradan, yeni takvimle geçmiş bir tarih. O tarihin aslı diğer bir deyişle Ermeni aydınlarının ve önderlerinin toplatılıp bilinmezliğe gönderilişlerinin tarihi aslında 11 Nisan 1915.
Şimdi ortada bir soru var:
24 Nisan'ı önce yeğleyen sona mahzurlu bulan ve şimdi de 11 Nisan'ı belirleyen işgüzarlar bakalım bu açıklamamızdan sonra 11 Nisan'ı da değiştirecek mi?
isteyen soruyu şöyle de sorabilir tabi:
Emin misiniz? Son kararınız mı ?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar