bugün
- 20 eylül 2026 fenerbahçe eyüpspor maçı11
- askerde sahip olunan en büyük lüks17
- habire1218
- hiç fuhuş yaptınız mı5
- true ile sevişmek5
- aniden gelen istanbula gitme isteği2
- vedat muriqi3
- size göre akp'nin en büyük ihaneti hangisi14
- mason greenwood3
- sözlüğün aptal kaynaması5
- kabe de filistin bayrağının yasaklanması11
- cinayeti siz mi işlediniz4
- sözlükteki sinsi köpekler8
- izmir4
- camilerin propaganda üssüne dönüşmesi15
- true ile tatlı sert6
- uludağ sözlük ölü yazarlar veritabanı2
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri52
- evli kadına kocan çok şanslı demek2
- kadir inanır'ın mirası8
- atatürk diyor ki6
- 7 yaşındaki çocuğun joker gibi olması2
- yalnız yaşayan erkek özellikleri7
- rakı arasında çay içmek6
- ben gidiyorum arkamdan ağlayın3
- tek başına tatil yapmak2
- sıfır atık vakfı11
- söylemek istedikleriniz2
- ittihat ve terakki cemiyeti2
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı35
- 0 0 717
- game of thrones taki kerhaneci3
- kızların çok açık giyinmesi5
- laik ülkeyi dinciler yönetirse14
- pandela4
- of çok sıkıcı olmanız3
- fenerbahçe 8 eyüpspor 02
- arap gel oğlum kuçu kuçu5
- koca koca adamların stanley termosla gezmesi9
- sözlükteki arap döven kızlar5
- türk düşmanı piçler7
- cop318
- bilerek ponziye dahil olmak7
- kablolu kulaklık kullanan son insan olmak3
- evrene enerji gönderen müslüman9
- yapay zeka ile resim video içerik üretmek5
- sünni şii savaşı2
- samed ağırbaş7
- romantizm2
- era7capone4
sarı devrimin ayak sesleri
kıymetli vatandaşlarım!
an itibariyle başörtülüler yönetime el koymuştur.
lütfen evlerinizden dışarı çıkın. sokaklara, kamusal alanlara dağılın hak ettiğiniz ama örtünüzden dolayı oturamadığınız koltuklara kurulup, demlisinden bir çay ısmarlayın. orduevlerine girin ve asker yavrularınızla hasret giderin. dikiş nakış kursundan alın kızınızı ve üniversiteye doğru yola çıkın. millet meclisine baskın yapın, kırmızı koltuklara yayılın. kürsülerden bu adamlara hadlerini bildirin! çalımını atın atın korkmayın.
artık, üstünde yaşadığımız bu ülke;
hayallerimizi işlediğimiz kanaviçe,
çizmelerin altında ezile ezile öğrendiğimiz alfabe; elif, be
ve dedemizin mezarını işaret eden heybetli kitabe kadar bizimdir!
yaşasın özgürlük, yaşasın adalet!
büyük bir gürültü koptu evlerde yemeklerin altı söndürüldü, yeni uykuya dalmış bebeler sırtlandı, çamur parklardan çocuklar çağrıldı. kapılar çekilip, anahtarlar suratı düşen kocaların önüne fırlatıldı. bir anda, birbirinden ayırt edilmeyen binlerce başörtüden oluşan dev bir ordu toplandı meydanda. bütün trafik durdu, bütün bir şehir sustu. tek bir ses oldu bedenler ve o sese döndü bütün yüzler
biz geliyoruz hey!
elit projeler, kirli çarklar, serkeş hayatlar, zapt-u raptlar, zamparalar, zorbalar alevli bir taç olarak yerleşir sarı başörtülerin üzerine isyan ve dünyanın en saçma sapan yasağı ayaklanır. ay çiçeği desenli başörtüleri bağlayarak birbirlerine, buket buket dağılmaya geliyoruz şehrin en işlek caddelerine
metropollerin kenarından, sokakların kıyısından, varoşların tenhalığından, şehirlerin ücrasından; ağrıdan, bursadan, adanadan, edirneden, rizeden, erzincandan, taaaa almanyalardan, avusturyadan; en deli rüzgarlarda savurarak örtülerimizi ve dilimizde özgürlük türküleri ve bir yanardağın yamacından yuvarlanır gibi ve tepeden tırnağa itikat, allah korkusu, iman ve ateş ve aşk, tutuşarak geliyoruz.
ve hepsi birbirine benzeyen binlerce surat, bir şişhane geçirip sırtımıza; altımızda kavallar, altımızda dar pantolonlar, altımızda şalvarlar, peştamallar, ehramlar bir top kumaş halinde geliyoruz!
geliyoruz!
kılığımızı kıyafetimizi kirli ağızlarına sakız edenlerin boş ve buruşuk beyinlerini ütülemeye geliyoruz!
iktidar sarhoşlarını karanlık mahfillerinde rahatsız etmeye geliyoruz.
kulaklarımızda hala asılı duran asılsız vaadlerini koparıp koparıp ellerine vermeye geliyoruz.
asıl sahibi olduğumuz anahtarları çeke çeke almaya ve üniversite kapılarına vura vura sertleşen yumruklarımızla masalarını sallamaya geliyoruz.
uyduruk ve rezil, rüküş ve inadına pembe bonelerimizin altındaki kocaman gözlerimizle ortanızdan yara yara, yaylanarak ve potansiyel terörist, dış mihrakların işi ve tut kolundan tık içeri nevinden cakalar satarak; geçeceğiz meclisin önünden.
sonra geri dönüp bir daha geçeceğiz ve bir daha, bir daha geçeceğiz
katıldığımız mitingleri, izlediğimiz dizileri, okuduğumuz şiirleri, desteklediğimiz gazeteleri, dinlediğimiz ilahileri, ayakkabılarımızı çıkararak girdiğimiz evleri ve o evlerin ahalisini arkamıza takarak; teravilerde, mevlitlerde, tefsir sohbetlerinde, hacı ziyaretlerinde; çakılı bol, kirli sahillerde, komşu gezmelerinde, dikiş nakış ve ev ekonomisi kurslarında, altın günlerinde ve kamusal alandan uzak yerlerde terbiye ettiğimiz zihinlerimizi konuşturarak; üniversite kapılarına, kamusal alanlara, siyaset arenalarına, cafcaflı konaklara, plazalara doğru yürüyoruz.
seçkin duran geçkin kafalardan nükseden toplumsal uzlaşma zırvalarına kocamaaan bir hadi ordan! deme hakkımızı; horlandığımız, dışlandığımız yerlerden gelen faturaları ödememe hakkımızı; hizaya gelmeme, laf söz dinlememe, hırçın kadın, asi yürek, gürültülü vatandaş olma hakkımızı geri almaya geliyoruz.
hey buraya bak jelatin beyin, plastik bünyeyi beslenmenin ve fazla konforun genişlettiği hacimli kalçalarına artık dar gelen çağdaş koltuklardan; istikbalimiz, medeni halimiz, cinselliğimiz, tinselliğimiz, kaprislerimiz ve bilumum komplekslerimizle ilgili mırıldandığın teorik, retorik, omomatik ve dandik analizlerini teker teker suratına çarpmaya geliyoruz. öfkeden çılgına dönüp uzun tırnaklarını kemirecek ve her çorbaya limon müsveddelerinin bekasını düşünerek tek kelime edemeyeceksin.
ve sizler! iyi giyimli, fiyakalı ve frapan, sözde müslüman beyzadeler!
uğruna can verdiğimiz, can aldığımız; titreyen dudaklar ve nemli gözlerle öpüp alnımıza dayadığımız mübarek kelimelerin içine rezil heveslerini gizleyenler! bizi kah hayatın dışına, kah savaşa iterek gözlerinin önünden uzaklaştıran, tabiatımızı uysallaştıran, sırtımızdan ev, araba ve kadın değiştiren kurnaz hahamlar.
işlerinizin tıkandığı günlerde, cesaretimizi ve başörtülerimizi açık artırmaya çıkardığınız saatlerde, suçüstü yakalamaya geliyoruz sizi. yakanızdaki tekbir rozetini ve o el işi kravat iğnenizi çıkarıp, iyi dizayn edilmiş odanızın duvarına, tam da kelime-i tevhid levhasının altına raptiyelemeye geliyoruz hepinizi. hazine sandıklarınızı talan edecek ve gözlerinizde kapana tutulan fare nin telaşını seyredeceğiz. gözyaşlarına boğulacak ama başörtülerimizle bağladığımız ellerinizi çözemeyeceksiniz.
uyandık derin uykulardan, geliyoruz!
hakları gasbedilen, emekleri sömürülen, tercihlerine tükürülen devasa bir amazonlar ordusu olarak, önünüze siyah ciltli kalın defterler açmaya geliyoruz.
sokaklarında gerine gerine, güle oynaya dolaşamadığımız bu şehirler için niye kan döktük biz?,
kızlarımızı gönderemediğimiz okullar için niye vergi öderiz? ,
heybetli koltuklarına kurulamadığımız binaların koridorlarını niye temizleriz? diye sormaya geliyoruz.
para uzmanları için kayıt dışı ekonomi, siyasetçiler için seçim malzemesi , yöneticiler için baş belası, sosyologlar için muhafazakar sınıf, tüccarlar için yolunacak kaz, emniyet teşkilatı için şüpheli kimlik, entelektüeller için, türbanlı zevat, köşeli beyinler için evde kalmış kızlar olarak, sancılı ve serazat kızlar olarak, değiştirmeye geliyoruz dengeleri.
yobaz, bağnaz, kurnaz, laik, anti-laik, faşist, ateist, sosyalist, kemalist, sabıkalı, sakallı, akıllı, aptal, normal, anormal, zengin, fakir herkesin kalbine eşit miktarda dağıtmaya geliyoruz aşk acısını.
çünkü, biliyoruz ki;
aşk üşüyen ellerini yüreğine gömerek yürümeye devam eden bir ağrıdır ve alt sınıf, üst sınıf, gerici, ilerici, örtülü açık tanımaz.
yine biliyoruz ki;
adalet yel değirmenlerine doğru gülümseyerek yürüyen başörtülü kızdır; asla yerinde saymaz ve evde barkda kalmaz.
ve yine bilinmeli ki,
her ikna çabasının altında menfaat kokulu pis bir yalan saklıdır, samimiyetine inanılmaz ve,
bu yazı uzaklardan gönderilmiş huzursuz ve terli bir kısraktır, kusuruna bakılmaz.
#sarieylem
(bkz: http://www.sarieylem.com)
kıymetli vatandaşlarım!
an itibariyle başörtülüler yönetime el koymuştur.
lütfen evlerinizden dışarı çıkın. sokaklara, kamusal alanlara dağılın hak ettiğiniz ama örtünüzden dolayı oturamadığınız koltuklara kurulup, demlisinden bir çay ısmarlayın. orduevlerine girin ve asker yavrularınızla hasret giderin. dikiş nakış kursundan alın kızınızı ve üniversiteye doğru yola çıkın. millet meclisine baskın yapın, kırmızı koltuklara yayılın. kürsülerden bu adamlara hadlerini bildirin! çalımını atın atın korkmayın.
artık, üstünde yaşadığımız bu ülke;
hayallerimizi işlediğimiz kanaviçe,
çizmelerin altında ezile ezile öğrendiğimiz alfabe; elif, be
ve dedemizin mezarını işaret eden heybetli kitabe kadar bizimdir!
yaşasın özgürlük, yaşasın adalet!
büyük bir gürültü koptu evlerde yemeklerin altı söndürüldü, yeni uykuya dalmış bebeler sırtlandı, çamur parklardan çocuklar çağrıldı. kapılar çekilip, anahtarlar suratı düşen kocaların önüne fırlatıldı. bir anda, birbirinden ayırt edilmeyen binlerce başörtüden oluşan dev bir ordu toplandı meydanda. bütün trafik durdu, bütün bir şehir sustu. tek bir ses oldu bedenler ve o sese döndü bütün yüzler
biz geliyoruz hey!
elit projeler, kirli çarklar, serkeş hayatlar, zapt-u raptlar, zamparalar, zorbalar alevli bir taç olarak yerleşir sarı başörtülerin üzerine isyan ve dünyanın en saçma sapan yasağı ayaklanır. ay çiçeği desenli başörtüleri bağlayarak birbirlerine, buket buket dağılmaya geliyoruz şehrin en işlek caddelerine
metropollerin kenarından, sokakların kıyısından, varoşların tenhalığından, şehirlerin ücrasından; ağrıdan, bursadan, adanadan, edirneden, rizeden, erzincandan, taaaa almanyalardan, avusturyadan; en deli rüzgarlarda savurarak örtülerimizi ve dilimizde özgürlük türküleri ve bir yanardağın yamacından yuvarlanır gibi ve tepeden tırnağa itikat, allah korkusu, iman ve ateş ve aşk, tutuşarak geliyoruz.
ve hepsi birbirine benzeyen binlerce surat, bir şişhane geçirip sırtımıza; altımızda kavallar, altımızda dar pantolonlar, altımızda şalvarlar, peştamallar, ehramlar bir top kumaş halinde geliyoruz!
geliyoruz!
kılığımızı kıyafetimizi kirli ağızlarına sakız edenlerin boş ve buruşuk beyinlerini ütülemeye geliyoruz!
iktidar sarhoşlarını karanlık mahfillerinde rahatsız etmeye geliyoruz.
kulaklarımızda hala asılı duran asılsız vaadlerini koparıp koparıp ellerine vermeye geliyoruz.
asıl sahibi olduğumuz anahtarları çeke çeke almaya ve üniversite kapılarına vura vura sertleşen yumruklarımızla masalarını sallamaya geliyoruz.
uyduruk ve rezil, rüküş ve inadına pembe bonelerimizin altındaki kocaman gözlerimizle ortanızdan yara yara, yaylanarak ve potansiyel terörist, dış mihrakların işi ve tut kolundan tık içeri nevinden cakalar satarak; geçeceğiz meclisin önünden.
sonra geri dönüp bir daha geçeceğiz ve bir daha, bir daha geçeceğiz
katıldığımız mitingleri, izlediğimiz dizileri, okuduğumuz şiirleri, desteklediğimiz gazeteleri, dinlediğimiz ilahileri, ayakkabılarımızı çıkararak girdiğimiz evleri ve o evlerin ahalisini arkamıza takarak; teravilerde, mevlitlerde, tefsir sohbetlerinde, hacı ziyaretlerinde; çakılı bol, kirli sahillerde, komşu gezmelerinde, dikiş nakış ve ev ekonomisi kurslarında, altın günlerinde ve kamusal alandan uzak yerlerde terbiye ettiğimiz zihinlerimizi konuşturarak; üniversite kapılarına, kamusal alanlara, siyaset arenalarına, cafcaflı konaklara, plazalara doğru yürüyoruz.
seçkin duran geçkin kafalardan nükseden toplumsal uzlaşma zırvalarına kocamaaan bir hadi ordan! deme hakkımızı; horlandığımız, dışlandığımız yerlerden gelen faturaları ödememe hakkımızı; hizaya gelmeme, laf söz dinlememe, hırçın kadın, asi yürek, gürültülü vatandaş olma hakkımızı geri almaya geliyoruz.
hey buraya bak jelatin beyin, plastik bünyeyi beslenmenin ve fazla konforun genişlettiği hacimli kalçalarına artık dar gelen çağdaş koltuklardan; istikbalimiz, medeni halimiz, cinselliğimiz, tinselliğimiz, kaprislerimiz ve bilumum komplekslerimizle ilgili mırıldandığın teorik, retorik, omomatik ve dandik analizlerini teker teker suratına çarpmaya geliyoruz. öfkeden çılgına dönüp uzun tırnaklarını kemirecek ve her çorbaya limon müsveddelerinin bekasını düşünerek tek kelime edemeyeceksin.
ve sizler! iyi giyimli, fiyakalı ve frapan, sözde müslüman beyzadeler!
uğruna can verdiğimiz, can aldığımız; titreyen dudaklar ve nemli gözlerle öpüp alnımıza dayadığımız mübarek kelimelerin içine rezil heveslerini gizleyenler! bizi kah hayatın dışına, kah savaşa iterek gözlerinin önünden uzaklaştıran, tabiatımızı uysallaştıran, sırtımızdan ev, araba ve kadın değiştiren kurnaz hahamlar.
işlerinizin tıkandığı günlerde, cesaretimizi ve başörtülerimizi açık artırmaya çıkardığınız saatlerde, suçüstü yakalamaya geliyoruz sizi. yakanızdaki tekbir rozetini ve o el işi kravat iğnenizi çıkarıp, iyi dizayn edilmiş odanızın duvarına, tam da kelime-i tevhid levhasının altına raptiyelemeye geliyoruz hepinizi. hazine sandıklarınızı talan edecek ve gözlerinizde kapana tutulan fare nin telaşını seyredeceğiz. gözyaşlarına boğulacak ama başörtülerimizle bağladığımız ellerinizi çözemeyeceksiniz.
uyandık derin uykulardan, geliyoruz!
hakları gasbedilen, emekleri sömürülen, tercihlerine tükürülen devasa bir amazonlar ordusu olarak, önünüze siyah ciltli kalın defterler açmaya geliyoruz.
sokaklarında gerine gerine, güle oynaya dolaşamadığımız bu şehirler için niye kan döktük biz?,
kızlarımızı gönderemediğimiz okullar için niye vergi öderiz? ,
heybetli koltuklarına kurulamadığımız binaların koridorlarını niye temizleriz? diye sormaya geliyoruz.
para uzmanları için kayıt dışı ekonomi, siyasetçiler için seçim malzemesi , yöneticiler için baş belası, sosyologlar için muhafazakar sınıf, tüccarlar için yolunacak kaz, emniyet teşkilatı için şüpheli kimlik, entelektüeller için, türbanlı zevat, köşeli beyinler için evde kalmış kızlar olarak, sancılı ve serazat kızlar olarak, değiştirmeye geliyoruz dengeleri.
yobaz, bağnaz, kurnaz, laik, anti-laik, faşist, ateist, sosyalist, kemalist, sabıkalı, sakallı, akıllı, aptal, normal, anormal, zengin, fakir herkesin kalbine eşit miktarda dağıtmaya geliyoruz aşk acısını.
çünkü, biliyoruz ki;
aşk üşüyen ellerini yüreğine gömerek yürümeye devam eden bir ağrıdır ve alt sınıf, üst sınıf, gerici, ilerici, örtülü açık tanımaz.
yine biliyoruz ki;
adalet yel değirmenlerine doğru gülümseyerek yürüyen başörtülü kızdır; asla yerinde saymaz ve evde barkda kalmaz.
ve yine bilinmeli ki,
her ikna çabasının altında menfaat kokulu pis bir yalan saklıdır, samimiyetine inanılmaz ve,
bu yazı uzaklardan gönderilmiş huzursuz ve terli bir kısraktır, kusuruna bakılmaz.
#sarieylem
(bkz: http://www.sarieylem.com)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar