bugün
- balkonda beyaz atletle oturma keyfi5
- arkadaşlar artık kombinlerinizi görmek istemiyoruz38
- flörtöz erkek iticiliği12
- pazar günü sözlükte takılan asosyal ezik9
- mesih düşmanı cinli türk ateistleri27
- bik bik'in mutfağına konuk olmak13
- sabah aynaya bakarken akıldan geçenler5
- anın görüntüsü21
- pazarcıların seçtirmemesi5
- bir insanı tanıma yöntemleri3
- pazar sabahı2
- sabahları nefret edilen şeyler6
- kurtlar vadisi doğu türkistan2
- islamda namaz yoktur14
- öcalan karı da istiyor akepelilere müjde4
- yaşam enerjisi veren şeyler4
- ben üşümem6
- dilbigisisi en iyi olan yazar20
- evde x yapabilirsiniz2
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri34
- millet açken bebekkatiline villa yapan akepe4
- biber salçası2
- bol tereyağlı iskender7
- troy kart2
- bir şeyler söyle5
- yazarların buluşmak istediği yazar12
- kızıldeniz sonrası hürmüz de tansiyon2
- 13 eylül 2026 galatasaray kocaelispor maçı4
- gecenin şarkısı10
- chatgptyle dertleşmenin artık cidden yapılması6
- boyumun 2 cm kısalması28
- sakar şakir'in gardrop fuat'ın karısına basması2
- dahi anlamındaki de yi ayrı yazmayan sevgili14
- sarman kedi beslemek2
- anasonlu nargile5
- okan buruk13
- gelecekteki sevgiliye söylenecek şeyler5
- küçük şeylerle mutlu olabilen kadın2
- elleri güzel erkek nasıl oluyor sorunsalı21
- kızlar bakar mısınız13
- atatürk ün döneminde hiç üniversite kurulmaması15
- sözlük yazarlarının ruh halini anlatan görsel11
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü36
- robert pattinson3
- sözlüğe elini atan erkeğin namusu25
- tutunamayanlar8
- eski sevgiliyle bakkalda karşılaşmak9
- her ilde üniversite kurulması6
- orta doğu da 4 tane ulus devlet var9
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı74
hazret-i ali (allah ondan razı olsun), hazreti peygamber (allah'ın salât ve selamı onun üzerine olsun)' i vasfettiği zaman, şöyle buyurdu:
hazreti peygamberin boyu ne çok kısa, ne de çok uzundu, orta boyluydu. ne kıvırcık kısa ne düz uzun saçlı; saçı, kıvırcıkla düz arasında idi. değirmi (yuvarlak) yüzlü, duru beyaz tenli, iri ve siyah gözlü, uzun kirpikliydi. iri kemikli ve geniş omuzluydu. göğsü, ortadan karnına kadar kılsızdı. iki avucu ve tabanları dolgundu. yürüdüğü zaman, sanki yokuş aşağı iner gibi rahatlıkla ilerlerdi. sağına ve soluna baktığında bütün vücuduyla dönerdi. iki omuzu arasında "nübüvvet mührü" vardı. bu onun sonuncu peygamber oluşunun nişanesi idi. o, insanların en cömert gönüllüsü, en doğru sözlüsü, en yumuşak huylusu, en arkadaş canlısıydı. kendilerini ansızın görenler onun heybeti karşısında sarsıntı geçirirler, fakat üstün vasıflarını bilerek sohbetinde bulunanlar ise, onu her şeyden çok severlerdi.
oturuş tarzları: peygamberimiz (sav) kimseye darlık vermemek için,ashab içinde ayaklarını uzatıp oturdukları vaki değildir. umumiyetle kıbleye müteveccih otururlardı. yanlarına gelen misafirlerin altına çoğu zaman sırtlarında ki abayı serer ve otururlardı. bazen de misafirlerine kendi minderlerini verirlerdi.
konuşmaları: peygamberimizin konuşmaları tatlı ve tesirli idi. söz söyledikleri zaman gür ve yüksek sesle, kelimeleri tane tane söylerdi. hatta dinleyenler sözlerini ezberleyebilirlerdi. sözlerini umumiyetle üç defa tekrar ederler,konuşma esnasında başını yukarıya kaldırırlardı. kimseye fena söz söylemez ve kimsenin sözünü kesmezdi. boş söz asla konuşmazlardı.
peygamberimizin ilk zevceleri hz. hatice(ra) validemizin ilk kocasından hind adında bir oğlu vardı. hz. hind (ra) iyi bir hatipti. hz. hasan bir gün hind'e "peygamberin konuşma tarzı nasıldı?" diye sormuş. o da: "peygamber daima düşünür ve sükutu ihtiyar ederlerdi. lüzum hasıl olmadıkça konuşmazlardı. konuştukları zamanda her kelimeyi açık ve fasih olarak söylerlerdi. elleriyle işaret ettikleri zaman bütün kolunu kaldırırlardı. bir şeye taaccüb edince elini içeri çevirirlerdi. bazen bir şey söylerken iki elini birbirine çarparlardı. söz esnasında latife yaparak, gözlerini öne indirirlerdi. nadiren güler,fakat ekseriya tebessüm ederlerdi.
bazı rivayetlere göre de peygamberimiz hiçbir zaman kahkaha ile gülmemişlerdi. resul-i ekrem hiddetli hallerinde de,normal zamanlarında da daima hakkı söylerlerdi. kendileri güzel konuşurlar ve güzel konuşmayanlara da iltifat etmezlerdi. konuşulması ve anlatılması gereken bazı şeylere kinaye yolu ile işaret ederlerdi. kendileri sustukları zaman ashab konuşurlardı.
giyinişleri: resul-u ekrem hazretleri giyinişlerinde muayyen bir tarz takip etmezler; izar, rida,gömlek ve cübbeden ne bulurlarsa onu giyerlerdi. sade giyinmeyi severler,yeşil elbiseden hoşlanır ve ekseriya beyaz giyerlerdi. bazen işleme kaftan giydikleri de olurdu. beyaz tenlerine çok güzel yakışan atlastan bir kaftanları vardı. elbiselerini topuktan aşağı uzatmazlardı. sarığının taylasanını omuzları arasına sarkıtırlardı. bazı rivayetlere göre allah'ın resulü hulle-i humra denilen,üzerinde kırmızı çizgiler bulunan yemen kumaşı kullanırlardı. resulullahın irtihalini müteakip hz. aişe o'nun son dakikaları esnasında giydikleri elbiseyi halka göstermişlerdi. bunlar yamalı bir örtü,el dokuması sert bir entariden ibaretti. peygamberimizin ayakkabıları sandal şeklinde olup,bağları bağlanıp bu suretle ayaklarını tutarlardı.
umumi adetleri: peygamberimiz umumiyetle sağ eliyle iş görmeyi severlerdi. ayakkabılarını giyerken önce sağ ayakkabılarını giyerlerdi. camiye girerken önce sağ ayağıyla adım atarlar,şayet birşey dağıtacak olursalar sağında bulunanlardan başlar ve bir iş yapacakları zaman besmele çekerlerdi. elbiseyi de önce sağdan giyerler,soldan çıkarırlardı.
hz. enes(ra) diyorlar ki: "resulullah(sav) bir gün evime gelerek su istediler,ben de süt getirdim. o'nun solunda hz. ebubekir,önünde hz. ömer,sağ tarafında da bir bedevi oturuyordu. peygamberimiz sütü içtikten sonra hz. ömer kabı hz. ebubekire uzatmak istemişti. resul-u ekremse sağ tarafında bulunan bedeviye ikramını istemişti."
peygamberimiz ashabı künyeleriyle çağırır çocuğu olan kadınlara da künyeleriyle seslenirlerdi. çocuğu olmayan kadınlara da bir künye bulur ve öyle seslenirlerdi. böylece herkesin gönlünü hoş ederlerdi.
yemek yiyiş tarzları: peygamberimiz zâhidane bir hayat yaşadıklarından,bulduklarını yerler ve kalabalıkla yemekten zevk duyarlardı. yemeği yere diz çöküp,iki ayağı üzerine oturarak,besmele ile yerlerdi. sıcak yemek yemezle ve sıcak yemekte bereket olmayacağını söylerlerdi. "sıcak yemekte bereket yoktur. allah-u teala bize ateş yedirmez. öyle ise yemeği soğutun" buyurmuşlardır.
bir gün hz. osman rasulullah'a palûze yemeği getirdi. resul-u ekrem yemeği yedikten sonra "bu nedir ve nasıl yapılır?" diye sordu. hz. osman "anam babam sana feda olsun ya resulullah! yağ ile balı tavaya koyar ateşle eritiriz. sonra buğday ununun özünü alır,tavaya dökeriz. sonra katılaşıncaya kadar karıştırırız. sonra gördüğünüz gibi helva olur." dedi. peygamber de " gerçekten güzel yemek " buyurdular.
allah rasulü elenmemiş arpa unundan yapılan ekmeği yerler,salatalığı da taze hurma ve tuz ile yerlerdi. su içerken üç kerede içmeyi adet edinmişlerdi. her defasında besmele ile başlar ve hamd ile bitirirlerdi. cemaat için su veya süt içtiklerinde kabı hemen sağındakine verir,böylece devretmesini arzu ederlerdi. i̇çtikleri kaba üflemezler,nefes vermezlerdi. kabı uzaklaştırdıktan sonra nefes alır veya verirlerdi. evin içinde bir cariyeden daha utangaç hareket ederler,yemek istemezler;ancak sofra kurulursa yerlerdi. yedirilinden yer,içirilinden içerdi. yiyecek ve içeceği bizzat kendisi aldıkları da olurdu.
yolculuk esnasında adetleri: peygamberimiz cihad ve umre için yola çıktıkları zaman,kendilerine refakat edecek zevcelerini de kura ile tayin ederlerdi. peygamber umumiyetle perşembe günleri yola çıkmaktan hoşlanırlar,sabah erkenden yola çıkmayı tercih ederlerdi. bineğine binerken" bismillah" derler,üzerine yerleşince üç defa tekbir getirerek,hamd ederlerdi. yolda tepeye çıktıkça tekbir, yokuş indikçe de tesbih ederlerdi. yolculuktan dönünce önce camiye giderler,iki rekat namaz kılarlar,sonra evlerine giderek aileleriyle görüşürlerdi.
allah rasulü yolda yürürken sağa sola bakmadan,adeta bir yokuştan aşağı iner gibi kolaylık ve süratle yürürlerdi. yürüme esnasında küçük fakat sık adım atarlardı. yanlarında gidenler çoğu zaman geri kalır veya güçlükle yetişebilirlerdi. bir şeye veya bir yere bakmak icap ederse bütün vücutları ile dönüp öyle bakarlardı.
hz. ali'nin (r.a.) beyanına göre peygamberimiz efendimiz (s.a.v.):
* uzuna yakın orta boylu, iri kemikli, iri yapılı, güçlü kuvvetli ve yakışıklı bir insandı.
* cildi yumuşak, teni kırmızıya çalan beyazdı.
* kirpikleri siyah ve uzundu.
* gözleri kara ve büyükçe idi.
* iki kaşının arası açık, fakat kaşları birbirine yakındı.
* saçları ne dümdüz ne de kıvırcıktı.
* sakalı sık ve bir tutamdı.
* büyük başlı ve hilâl kaşlıydı.
* alnı yüksek, burnu çekme, boynu uzun, göğsü genişti.
* karnı ile göğsü bir idi, şişman değildi. zayıf da değildi, sıkı etliydi.
* ayaklarının altı çukur idi; düz taban değildi.
* gözleri uzağı görür, kulakları uzaktan ses alırdı.
* ağızları genişçe idi.
* dişleri sıktı.
* yüzünün bütün çizgileri görünürdü.
* omuzları etli, omuz kemikleri enliydi.
***
ebu hureyre (r.a.) peygamberimiz efendimiz (s.a.v.)'i tanıtırken şu vasıflarla vasfetmişti:
* peygamberimiz efendimiz, orta boylu idi, fakat uzuna daha yakındı.
* beyaz tenli idi.
* sakal kılları siyahtı.
* dişleri çok güzeldi.
* gözlerinin kirpikleri sık ve uzundu.
* iki omuz arası genişti.
* yanakları ne şişkin ne de çöküktü.
* ayağının bütünüyle yere basardı.
* bütün vücuduyla öne döner ve bütün vücuduyla arkaya dönerdi.
* ne o'ndan önce ve ne de o'ndan sonra güzellikte o'nun gibisini görmedim.
***
sahâbe-i kiram'dan câbir bin semure (r.a.) de efendimiz aleyhisselât-u vesselam'ın fiziki halini şu vasıflarla tanıtmıştır.
demiştir ki:
* ben mehtaplı bir gecede peygamber aleyhisselam'ı gördüm. üzerinde bir cübbe vardı. rasulüllah'ın nurlu yüzü ile ay'ın yüzünden hangisinin daha güzel olduğunu tesbit etmek maksadıyla önce allah'ın rasûlünün yüzüne baktım; daha sonra da ay'ın yüzüne baktım. vallahi bana göre, peygamberimiz efendimizin o mübârek yüzleri ay'dan çok daha güzeldi.
***
sahâbe'den berâ bin azib (r.a) de rasûlüllah (s.a.v.) efendimizi şöyle vasfetmiştir:
* peygamberimiz efendimiz (s.a.v.) orta boylu idi.
* iki omuzlarının arası genişçe idi.
* mübarek başlarından omuzlarına doğru uzanan saçları, kulak yumuşağına kadar inerdi.
* peygamber aleyhisselam (s.a.v.) o kadar güzeldi ki, ben ondan daha güzel bir kimse görmedim.
***
kaynaklar:
1- tirmizi, şemail ve menakıb h. 3638
2- nesai, 8/183
3- müslim, fezail b. 91-93
4- buhari libas: 7/57-58; menâkıb: 4/164-165
5- edebu'l müfret: 2/52
hazreti peygamberin boyu ne çok kısa, ne de çok uzundu, orta boyluydu. ne kıvırcık kısa ne düz uzun saçlı; saçı, kıvırcıkla düz arasında idi. değirmi (yuvarlak) yüzlü, duru beyaz tenli, iri ve siyah gözlü, uzun kirpikliydi. iri kemikli ve geniş omuzluydu. göğsü, ortadan karnına kadar kılsızdı. iki avucu ve tabanları dolgundu. yürüdüğü zaman, sanki yokuş aşağı iner gibi rahatlıkla ilerlerdi. sağına ve soluna baktığında bütün vücuduyla dönerdi. iki omuzu arasında "nübüvvet mührü" vardı. bu onun sonuncu peygamber oluşunun nişanesi idi. o, insanların en cömert gönüllüsü, en doğru sözlüsü, en yumuşak huylusu, en arkadaş canlısıydı. kendilerini ansızın görenler onun heybeti karşısında sarsıntı geçirirler, fakat üstün vasıflarını bilerek sohbetinde bulunanlar ise, onu her şeyden çok severlerdi.
oturuş tarzları: peygamberimiz (sav) kimseye darlık vermemek için,ashab içinde ayaklarını uzatıp oturdukları vaki değildir. umumiyetle kıbleye müteveccih otururlardı. yanlarına gelen misafirlerin altına çoğu zaman sırtlarında ki abayı serer ve otururlardı. bazen de misafirlerine kendi minderlerini verirlerdi.
konuşmaları: peygamberimizin konuşmaları tatlı ve tesirli idi. söz söyledikleri zaman gür ve yüksek sesle, kelimeleri tane tane söylerdi. hatta dinleyenler sözlerini ezberleyebilirlerdi. sözlerini umumiyetle üç defa tekrar ederler,konuşma esnasında başını yukarıya kaldırırlardı. kimseye fena söz söylemez ve kimsenin sözünü kesmezdi. boş söz asla konuşmazlardı.
peygamberimizin ilk zevceleri hz. hatice(ra) validemizin ilk kocasından hind adında bir oğlu vardı. hz. hind (ra) iyi bir hatipti. hz. hasan bir gün hind'e "peygamberin konuşma tarzı nasıldı?" diye sormuş. o da: "peygamber daima düşünür ve sükutu ihtiyar ederlerdi. lüzum hasıl olmadıkça konuşmazlardı. konuştukları zamanda her kelimeyi açık ve fasih olarak söylerlerdi. elleriyle işaret ettikleri zaman bütün kolunu kaldırırlardı. bir şeye taaccüb edince elini içeri çevirirlerdi. bazen bir şey söylerken iki elini birbirine çarparlardı. söz esnasında latife yaparak, gözlerini öne indirirlerdi. nadiren güler,fakat ekseriya tebessüm ederlerdi.
bazı rivayetlere göre de peygamberimiz hiçbir zaman kahkaha ile gülmemişlerdi. resul-i ekrem hiddetli hallerinde de,normal zamanlarında da daima hakkı söylerlerdi. kendileri güzel konuşurlar ve güzel konuşmayanlara da iltifat etmezlerdi. konuşulması ve anlatılması gereken bazı şeylere kinaye yolu ile işaret ederlerdi. kendileri sustukları zaman ashab konuşurlardı.
giyinişleri: resul-u ekrem hazretleri giyinişlerinde muayyen bir tarz takip etmezler; izar, rida,gömlek ve cübbeden ne bulurlarsa onu giyerlerdi. sade giyinmeyi severler,yeşil elbiseden hoşlanır ve ekseriya beyaz giyerlerdi. bazen işleme kaftan giydikleri de olurdu. beyaz tenlerine çok güzel yakışan atlastan bir kaftanları vardı. elbiselerini topuktan aşağı uzatmazlardı. sarığının taylasanını omuzları arasına sarkıtırlardı. bazı rivayetlere göre allah'ın resulü hulle-i humra denilen,üzerinde kırmızı çizgiler bulunan yemen kumaşı kullanırlardı. resulullahın irtihalini müteakip hz. aişe o'nun son dakikaları esnasında giydikleri elbiseyi halka göstermişlerdi. bunlar yamalı bir örtü,el dokuması sert bir entariden ibaretti. peygamberimizin ayakkabıları sandal şeklinde olup,bağları bağlanıp bu suretle ayaklarını tutarlardı.
umumi adetleri: peygamberimiz umumiyetle sağ eliyle iş görmeyi severlerdi. ayakkabılarını giyerken önce sağ ayakkabılarını giyerlerdi. camiye girerken önce sağ ayağıyla adım atarlar,şayet birşey dağıtacak olursalar sağında bulunanlardan başlar ve bir iş yapacakları zaman besmele çekerlerdi. elbiseyi de önce sağdan giyerler,soldan çıkarırlardı.
hz. enes(ra) diyorlar ki: "resulullah(sav) bir gün evime gelerek su istediler,ben de süt getirdim. o'nun solunda hz. ebubekir,önünde hz. ömer,sağ tarafında da bir bedevi oturuyordu. peygamberimiz sütü içtikten sonra hz. ömer kabı hz. ebubekire uzatmak istemişti. resul-u ekremse sağ tarafında bulunan bedeviye ikramını istemişti."
peygamberimiz ashabı künyeleriyle çağırır çocuğu olan kadınlara da künyeleriyle seslenirlerdi. çocuğu olmayan kadınlara da bir künye bulur ve öyle seslenirlerdi. böylece herkesin gönlünü hoş ederlerdi.
yemek yiyiş tarzları: peygamberimiz zâhidane bir hayat yaşadıklarından,bulduklarını yerler ve kalabalıkla yemekten zevk duyarlardı. yemeği yere diz çöküp,iki ayağı üzerine oturarak,besmele ile yerlerdi. sıcak yemek yemezle ve sıcak yemekte bereket olmayacağını söylerlerdi. "sıcak yemekte bereket yoktur. allah-u teala bize ateş yedirmez. öyle ise yemeği soğutun" buyurmuşlardır.
bir gün hz. osman rasulullah'a palûze yemeği getirdi. resul-u ekrem yemeği yedikten sonra "bu nedir ve nasıl yapılır?" diye sordu. hz. osman "anam babam sana feda olsun ya resulullah! yağ ile balı tavaya koyar ateşle eritiriz. sonra buğday ununun özünü alır,tavaya dökeriz. sonra katılaşıncaya kadar karıştırırız. sonra gördüğünüz gibi helva olur." dedi. peygamber de " gerçekten güzel yemek " buyurdular.
allah rasulü elenmemiş arpa unundan yapılan ekmeği yerler,salatalığı da taze hurma ve tuz ile yerlerdi. su içerken üç kerede içmeyi adet edinmişlerdi. her defasında besmele ile başlar ve hamd ile bitirirlerdi. cemaat için su veya süt içtiklerinde kabı hemen sağındakine verir,böylece devretmesini arzu ederlerdi. i̇çtikleri kaba üflemezler,nefes vermezlerdi. kabı uzaklaştırdıktan sonra nefes alır veya verirlerdi. evin içinde bir cariyeden daha utangaç hareket ederler,yemek istemezler;ancak sofra kurulursa yerlerdi. yedirilinden yer,içirilinden içerdi. yiyecek ve içeceği bizzat kendisi aldıkları da olurdu.
yolculuk esnasında adetleri: peygamberimiz cihad ve umre için yola çıktıkları zaman,kendilerine refakat edecek zevcelerini de kura ile tayin ederlerdi. peygamber umumiyetle perşembe günleri yola çıkmaktan hoşlanırlar,sabah erkenden yola çıkmayı tercih ederlerdi. bineğine binerken" bismillah" derler,üzerine yerleşince üç defa tekbir getirerek,hamd ederlerdi. yolda tepeye çıktıkça tekbir, yokuş indikçe de tesbih ederlerdi. yolculuktan dönünce önce camiye giderler,iki rekat namaz kılarlar,sonra evlerine giderek aileleriyle görüşürlerdi.
allah rasulü yolda yürürken sağa sola bakmadan,adeta bir yokuştan aşağı iner gibi kolaylık ve süratle yürürlerdi. yürüme esnasında küçük fakat sık adım atarlardı. yanlarında gidenler çoğu zaman geri kalır veya güçlükle yetişebilirlerdi. bir şeye veya bir yere bakmak icap ederse bütün vücutları ile dönüp öyle bakarlardı.
hz. ali'nin (r.a.) beyanına göre peygamberimiz efendimiz (s.a.v.):
* uzuna yakın orta boylu, iri kemikli, iri yapılı, güçlü kuvvetli ve yakışıklı bir insandı.
* cildi yumuşak, teni kırmızıya çalan beyazdı.
* kirpikleri siyah ve uzundu.
* gözleri kara ve büyükçe idi.
* iki kaşının arası açık, fakat kaşları birbirine yakındı.
* saçları ne dümdüz ne de kıvırcıktı.
* sakalı sık ve bir tutamdı.
* büyük başlı ve hilâl kaşlıydı.
* alnı yüksek, burnu çekme, boynu uzun, göğsü genişti.
* karnı ile göğsü bir idi, şişman değildi. zayıf da değildi, sıkı etliydi.
* ayaklarının altı çukur idi; düz taban değildi.
* gözleri uzağı görür, kulakları uzaktan ses alırdı.
* ağızları genişçe idi.
* dişleri sıktı.
* yüzünün bütün çizgileri görünürdü.
* omuzları etli, omuz kemikleri enliydi.
***
ebu hureyre (r.a.) peygamberimiz efendimiz (s.a.v.)'i tanıtırken şu vasıflarla vasfetmişti:
* peygamberimiz efendimiz, orta boylu idi, fakat uzuna daha yakındı.
* beyaz tenli idi.
* sakal kılları siyahtı.
* dişleri çok güzeldi.
* gözlerinin kirpikleri sık ve uzundu.
* iki omuz arası genişti.
* yanakları ne şişkin ne de çöküktü.
* ayağının bütünüyle yere basardı.
* bütün vücuduyla öne döner ve bütün vücuduyla arkaya dönerdi.
* ne o'ndan önce ve ne de o'ndan sonra güzellikte o'nun gibisini görmedim.
***
sahâbe-i kiram'dan câbir bin semure (r.a.) de efendimiz aleyhisselât-u vesselam'ın fiziki halini şu vasıflarla tanıtmıştır.
demiştir ki:
* ben mehtaplı bir gecede peygamber aleyhisselam'ı gördüm. üzerinde bir cübbe vardı. rasulüllah'ın nurlu yüzü ile ay'ın yüzünden hangisinin daha güzel olduğunu tesbit etmek maksadıyla önce allah'ın rasûlünün yüzüne baktım; daha sonra da ay'ın yüzüne baktım. vallahi bana göre, peygamberimiz efendimizin o mübârek yüzleri ay'dan çok daha güzeldi.
***
sahâbe'den berâ bin azib (r.a) de rasûlüllah (s.a.v.) efendimizi şöyle vasfetmiştir:
* peygamberimiz efendimiz (s.a.v.) orta boylu idi.
* iki omuzlarının arası genişçe idi.
* mübarek başlarından omuzlarına doğru uzanan saçları, kulak yumuşağına kadar inerdi.
* peygamber aleyhisselam (s.a.v.) o kadar güzeldi ki, ben ondan daha güzel bir kimse görmedim.
***
kaynaklar:
1- tirmizi, şemail ve menakıb h. 3638
2- nesai, 8/183
3- müslim, fezail b. 91-93
4- buhari libas: 7/57-58; menâkıb: 4/164-165
5- edebu'l müfret: 2/52
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar