bugün
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle17
- arkadaşlar uyudunuz mu7
- almanya7
- danimarka5
- coca cola zero gerçekten zararlı mı8
- bugün farklı bi gün değil aslında4
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri17
- gece denize girmek20
- kızların sürekli laf sokmaya çalışması3
- yazarların 3 dilek hakkı olsa dileyecekleri 3 şey2
- gürcistan2
- içi ve dışı farklı olan insan7
- bülent ersoy2
- termosa bira koymak2
- biz olduğumuz sürece manifest çorum'a giremez21
- luks araba almak6
- bir insanın arkasından konuşmak6
- sibel can2
- mehdiye inanıyor musunuz10
- manifest grubu vs tarkan16
- trakya'nın çok süper bir yer olması3
- nükleer santralin süper bir şey olduğu gerçeği18
- kaş rengini açma2
- yoran insanların ortak özellikleri3
- islam düşmanlarına bir soru9
- japon arabaları iyi arabalar mıdır sorunsalı8
- yeni parti51
- dolunayı seyretmek4
- eren kaşıkçı6
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri13
- bmw3
- bik bik'in mutfağına konuk olmak15
- hikayeyi devam ettir52
- everest e çıkıp leğenle aşağı kaymak11
- film izlerken kendini filmin içinde zannetmek2
- 29 temmuz 2026 gornik zarbze fenerbahçe maçı5
- araba2
- cennetten düşerken canın yandı mı6
- fenerbahçe5
- duygusal olarak var olan bir babaya sahip olmak3
- ankara3
- gelecek partisi4
- cherry tiggo4
- turkiye musluman bir ulkedir musluman kalacaktir3
- adem ile havva'nın siyahi olması3
- z kuşağı2
- yukarı kattan gelen ahh sesi3
- elmas bey birader yazar2
- liyakat nedir ve liyakatsızlık sonuçları nelerdir8
- sözlük kızlarının kekleri11
henüz 19 yaşındaki nihat bir eğlence merkezindeki kavgaya karışır ve burnu kırılır. o halde eve gelen nihat sinirlenerek kafasını kapıya vurur. kapının kırılan camlarıyla boynu kesilen nihat babasının kolları arasında son nefesini verir. babasına; aşağıdaki acıyı hatıra bırakır:
sizin hiç canlı canlı kolunuzu kestiler mi?
hiç elinizi uzattınız mı ocakta yanan ateşin üzerine?
demir tokmakları, başınıza başınıza
indirdiler mi iri yarı adamlar?
gözü dönmüş birileri kırdılar mı parmaklarınızı?
tel örgülere takıldı mı sırtınız yerlerde sürünürken?
birisi gelip kolunuzu kıvırdı mı arkaya,
zorlayarak "çat" diye kırıverdi mi?
çaresizlik denilen; çaresi bulunmayan tek gerçek,
sarıldı mı boğazınıza?
adamın biri gelip iki gözünüze
iki parmağını sokup, kör etti mi sizi?
büyük değirmen taşlarını getirip
koydular mı üzerinize, sırt üstü yatarken?
iyice bilenmiş bir bıçağı böğrünüze sokup
çevirdiler mi 360 derece?
ayağınız kayıp yola düştünüğünüzde,
bacağınızın üzerinden hiç kamyon geçti mi?
Su diye size uzatılan bardağı kafanıza diktiğinizde
içinde asit olduğunu fark ettiniz mi?
demir bir çubuk boğazınızdan girip
boyununuzun arkasından çıktı mı hiç?
yolda sessiz sakin yürürken, aniden birisi gelip suratınızın
en ortalık yerine muhteşem bir yumruk savurdu mu?
balkondan düşen koca bir saksı,
tam kafanızın ortasına indi mi?
evinizin alev alev ateşler içinde yandığını seyrettiniz mi?
bir insanın sel suları içinde çırpına çırpına
can verdiğini gördünüz mü?
veya bütün bunları görmemiş,
yaşamamış bile olsanız, biraz düşününüz.
işte bunların hepsi bir anda, benim başıma geldi.
19 yıl babalık etmeye çalıştığım, Allah'ın bana emaneti,
canım, gülüm, hayatım,her şeyim, bir tanem,
sebeb-i hayatım, evladım, oğlum nihad, 3 dakika içinde
yok olası kollarımın arasında ölüp gitti.
yapacak hiçbir şeyim yoktu.
kapının camı şahdamarını kesmişti.
fıskiye gibi kan fışkırıyordu. Kan fışkırıyordu,
umutlarım, istikbalim, hayatım yerlere dökülüyordu.
bana yakın durması gereken ölüm, beni ölmeden öldürüyordu...
bugün senden ayrılalı tam 1 yıl oldu.
365 günün, bir tanesinde bile seni göremedim, elini tutamadım,
yanağını öpemedim, bağrıma basıp sıkı sıkı sarılamadım.
evde tek başıma otururken, kapıda anahtar dönmedi
ve sen içeriye girmedin.
bir tek gece odanın ışığı yanmadı. Ben kapını açıp,
"yatıyorum, sen yatmıyor musun?" diye soramadım...
yaşamak canımı sıkmaya başladı.
gül, senin aradığına dair bir tek not vermedi tam 365 gündür.
bu kadar çabuk mu unuttun beni diye
düşünüyorum zaman zaman.
ama beni unutmayacağını, unutmadığını biliyorum,
ben de biliyorum, halan da biliyor, enişten de, Ece de.
ama oradan bir bağlantı kurulması mümkün değil...
günler geçiyor arslanım. Her geçen dakikayı beni sana
yaklaştırdığı için seviyorum. Eskiden nasıl üzülürdüm
zaman geçiyor, birgün senden ayrılacağım diye .
ama şimdi her şey tersine döndü...
her şeye tahammül edebiliyor insan.
allah böyle bir sabır vermiş kullarına.
ama tahammülü mümkün olmayan bir tek şey var.
senin sevginden mahrum olmak. Bunu hissedememek.
işte ölmeden bu öldürüyor insanı.
cenk koray
sizin hiç canlı canlı kolunuzu kestiler mi?
hiç elinizi uzattınız mı ocakta yanan ateşin üzerine?
demir tokmakları, başınıza başınıza
indirdiler mi iri yarı adamlar?
gözü dönmüş birileri kırdılar mı parmaklarınızı?
tel örgülere takıldı mı sırtınız yerlerde sürünürken?
birisi gelip kolunuzu kıvırdı mı arkaya,
zorlayarak "çat" diye kırıverdi mi?
çaresizlik denilen; çaresi bulunmayan tek gerçek,
sarıldı mı boğazınıza?
adamın biri gelip iki gözünüze
iki parmağını sokup, kör etti mi sizi?
büyük değirmen taşlarını getirip
koydular mı üzerinize, sırt üstü yatarken?
iyice bilenmiş bir bıçağı böğrünüze sokup
çevirdiler mi 360 derece?
ayağınız kayıp yola düştünüğünüzde,
bacağınızın üzerinden hiç kamyon geçti mi?
Su diye size uzatılan bardağı kafanıza diktiğinizde
içinde asit olduğunu fark ettiniz mi?
demir bir çubuk boğazınızdan girip
boyununuzun arkasından çıktı mı hiç?
yolda sessiz sakin yürürken, aniden birisi gelip suratınızın
en ortalık yerine muhteşem bir yumruk savurdu mu?
balkondan düşen koca bir saksı,
tam kafanızın ortasına indi mi?
evinizin alev alev ateşler içinde yandığını seyrettiniz mi?
bir insanın sel suları içinde çırpına çırpına
can verdiğini gördünüz mü?
veya bütün bunları görmemiş,
yaşamamış bile olsanız, biraz düşününüz.
işte bunların hepsi bir anda, benim başıma geldi.
19 yıl babalık etmeye çalıştığım, Allah'ın bana emaneti,
canım, gülüm, hayatım,her şeyim, bir tanem,
sebeb-i hayatım, evladım, oğlum nihad, 3 dakika içinde
yok olası kollarımın arasında ölüp gitti.
yapacak hiçbir şeyim yoktu.
kapının camı şahdamarını kesmişti.
fıskiye gibi kan fışkırıyordu. Kan fışkırıyordu,
umutlarım, istikbalim, hayatım yerlere dökülüyordu.
bana yakın durması gereken ölüm, beni ölmeden öldürüyordu...
bugün senden ayrılalı tam 1 yıl oldu.
365 günün, bir tanesinde bile seni göremedim, elini tutamadım,
yanağını öpemedim, bağrıma basıp sıkı sıkı sarılamadım.
evde tek başıma otururken, kapıda anahtar dönmedi
ve sen içeriye girmedin.
bir tek gece odanın ışığı yanmadı. Ben kapını açıp,
"yatıyorum, sen yatmıyor musun?" diye soramadım...
yaşamak canımı sıkmaya başladı.
gül, senin aradığına dair bir tek not vermedi tam 365 gündür.
bu kadar çabuk mu unuttun beni diye
düşünüyorum zaman zaman.
ama beni unutmayacağını, unutmadığını biliyorum,
ben de biliyorum, halan da biliyor, enişten de, Ece de.
ama oradan bir bağlantı kurulması mümkün değil...
günler geçiyor arslanım. Her geçen dakikayı beni sana
yaklaştırdığı için seviyorum. Eskiden nasıl üzülürdüm
zaman geçiyor, birgün senden ayrılacağım diye .
ama şimdi her şey tersine döndü...
her şeye tahammül edebiliyor insan.
allah böyle bir sabır vermiş kullarına.
ama tahammülü mümkün olmayan bir tek şey var.
senin sevginden mahrum olmak. Bunu hissedememek.
işte ölmeden bu öldürüyor insanı.
cenk koray
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar