bugün
- 28 eylül 2026 türkiye italya maçı35
- patates kızartmak3
- paranın devrinin bitmesi10
- istanbul da hava durumu2
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı16
- asrın soygunu14
- ekrem imamoğlu7
- sarma saran kaslı sözlük erkekleri13
- izmirin diğer büyükşehirlere göre çok geri olması13
- trt tarafsız olmalı3
- bir erkeğe saklama kabında sarma götürmek14
- yasak cinsel ilişkiler15
- ortada bir yolsuzluk olmaması28
- fatma betül sayan kaya44
- arkadaşlar biraz dertleşelim mi21
- bir sözlük erkeğine yürüyüp karşılık bulamamak11
- kelimelik3
- sarma saramayan kız10
- filmi beğenmeyip yönetmeni vurmak3
- türkiye28
- futbol13
- gocu'nun 2 günde unutulması13
- spk tera holding de 37 kişi hakkında suç duyurusu2
- romanya53
- yemen'in taiz kentinde husi çatışmaları2
- sözlük erkeğine cin musallat etmek7
- zamanda yolculuk2
- hayatın çok sıkıcı olması2
- italya12
- ölüm2
- çalmaşur4
- true'nun çaylak olması7
- ankara da aym önünde intihar eden emekli polis16
- bir sözlük erkeğine sarma tenceresiyle saldırmak7
- abberline ın yeni hesabı11
- melih gökçek soruşturması ne oldu22
- arkadaşlar bişe dicem ya7
- özgürlük vs eşitlik5
- osmanlı'nın yıkılma sebepleri5
- online listesinin yine gelmesi6
- izmir'i yönetemeyip ülkeyi yöneteceğini sanan tip6
- siccin4
- eski sevgilinin saçmalıkları5
- fatma betül sayan kaya yalnız değildir27
- sistem patlamış2
- belçika10
- sözlük yazarlarının kombinleri14
- bir sözlük erkeğine sarma sarmak6
- dünya60
- altay bayındır6
henüz 19 yaşındaki nihat bir eğlence merkezindeki kavgaya karışır ve burnu kırılır. o halde eve gelen nihat sinirlenerek kafasını kapıya vurur. kapının kırılan camlarıyla boynu kesilen nihat babasının kolları arasında son nefesini verir. babasına; aşağıdaki acıyı hatıra bırakır:
sizin hiç canlı canlı kolunuzu kestiler mi?
hiç elinizi uzattınız mı ocakta yanan ateşin üzerine?
demir tokmakları, başınıza başınıza
indirdiler mi iri yarı adamlar?
gözü dönmüş birileri kırdılar mı parmaklarınızı?
tel örgülere takıldı mı sırtınız yerlerde sürünürken?
birisi gelip kolunuzu kıvırdı mı arkaya,
zorlayarak "çat" diye kırıverdi mi?
çaresizlik denilen; çaresi bulunmayan tek gerçek,
sarıldı mı boğazınıza?
adamın biri gelip iki gözünüze
iki parmağını sokup, kör etti mi sizi?
büyük değirmen taşlarını getirip
koydular mı üzerinize, sırt üstü yatarken?
iyice bilenmiş bir bıçağı böğrünüze sokup
çevirdiler mi 360 derece?
ayağınız kayıp yola düştünüğünüzde,
bacağınızın üzerinden hiç kamyon geçti mi?
Su diye size uzatılan bardağı kafanıza diktiğinizde
içinde asit olduğunu fark ettiniz mi?
demir bir çubuk boğazınızdan girip
boyununuzun arkasından çıktı mı hiç?
yolda sessiz sakin yürürken, aniden birisi gelip suratınızın
en ortalık yerine muhteşem bir yumruk savurdu mu?
balkondan düşen koca bir saksı,
tam kafanızın ortasına indi mi?
evinizin alev alev ateşler içinde yandığını seyrettiniz mi?
bir insanın sel suları içinde çırpına çırpına
can verdiğini gördünüz mü?
veya bütün bunları görmemiş,
yaşamamış bile olsanız, biraz düşününüz.
işte bunların hepsi bir anda, benim başıma geldi.
19 yıl babalık etmeye çalıştığım, Allah'ın bana emaneti,
canım, gülüm, hayatım,her şeyim, bir tanem,
sebeb-i hayatım, evladım, oğlum nihad, 3 dakika içinde
yok olası kollarımın arasında ölüp gitti.
yapacak hiçbir şeyim yoktu.
kapının camı şahdamarını kesmişti.
fıskiye gibi kan fışkırıyordu. Kan fışkırıyordu,
umutlarım, istikbalim, hayatım yerlere dökülüyordu.
bana yakın durması gereken ölüm, beni ölmeden öldürüyordu...
bugün senden ayrılalı tam 1 yıl oldu.
365 günün, bir tanesinde bile seni göremedim, elini tutamadım,
yanağını öpemedim, bağrıma basıp sıkı sıkı sarılamadım.
evde tek başıma otururken, kapıda anahtar dönmedi
ve sen içeriye girmedin.
bir tek gece odanın ışığı yanmadı. Ben kapını açıp,
"yatıyorum, sen yatmıyor musun?" diye soramadım...
yaşamak canımı sıkmaya başladı.
gül, senin aradığına dair bir tek not vermedi tam 365 gündür.
bu kadar çabuk mu unuttun beni diye
düşünüyorum zaman zaman.
ama beni unutmayacağını, unutmadığını biliyorum,
ben de biliyorum, halan da biliyor, enişten de, Ece de.
ama oradan bir bağlantı kurulması mümkün değil...
günler geçiyor arslanım. Her geçen dakikayı beni sana
yaklaştırdığı için seviyorum. Eskiden nasıl üzülürdüm
zaman geçiyor, birgün senden ayrılacağım diye .
ama şimdi her şey tersine döndü...
her şeye tahammül edebiliyor insan.
allah böyle bir sabır vermiş kullarına.
ama tahammülü mümkün olmayan bir tek şey var.
senin sevginden mahrum olmak. Bunu hissedememek.
işte ölmeden bu öldürüyor insanı.
cenk koray
sizin hiç canlı canlı kolunuzu kestiler mi?
hiç elinizi uzattınız mı ocakta yanan ateşin üzerine?
demir tokmakları, başınıza başınıza
indirdiler mi iri yarı adamlar?
gözü dönmüş birileri kırdılar mı parmaklarınızı?
tel örgülere takıldı mı sırtınız yerlerde sürünürken?
birisi gelip kolunuzu kıvırdı mı arkaya,
zorlayarak "çat" diye kırıverdi mi?
çaresizlik denilen; çaresi bulunmayan tek gerçek,
sarıldı mı boğazınıza?
adamın biri gelip iki gözünüze
iki parmağını sokup, kör etti mi sizi?
büyük değirmen taşlarını getirip
koydular mı üzerinize, sırt üstü yatarken?
iyice bilenmiş bir bıçağı böğrünüze sokup
çevirdiler mi 360 derece?
ayağınız kayıp yola düştünüğünüzde,
bacağınızın üzerinden hiç kamyon geçti mi?
Su diye size uzatılan bardağı kafanıza diktiğinizde
içinde asit olduğunu fark ettiniz mi?
demir bir çubuk boğazınızdan girip
boyununuzun arkasından çıktı mı hiç?
yolda sessiz sakin yürürken, aniden birisi gelip suratınızın
en ortalık yerine muhteşem bir yumruk savurdu mu?
balkondan düşen koca bir saksı,
tam kafanızın ortasına indi mi?
evinizin alev alev ateşler içinde yandığını seyrettiniz mi?
bir insanın sel suları içinde çırpına çırpına
can verdiğini gördünüz mü?
veya bütün bunları görmemiş,
yaşamamış bile olsanız, biraz düşününüz.
işte bunların hepsi bir anda, benim başıma geldi.
19 yıl babalık etmeye çalıştığım, Allah'ın bana emaneti,
canım, gülüm, hayatım,her şeyim, bir tanem,
sebeb-i hayatım, evladım, oğlum nihad, 3 dakika içinde
yok olası kollarımın arasında ölüp gitti.
yapacak hiçbir şeyim yoktu.
kapının camı şahdamarını kesmişti.
fıskiye gibi kan fışkırıyordu. Kan fışkırıyordu,
umutlarım, istikbalim, hayatım yerlere dökülüyordu.
bana yakın durması gereken ölüm, beni ölmeden öldürüyordu...
bugün senden ayrılalı tam 1 yıl oldu.
365 günün, bir tanesinde bile seni göremedim, elini tutamadım,
yanağını öpemedim, bağrıma basıp sıkı sıkı sarılamadım.
evde tek başıma otururken, kapıda anahtar dönmedi
ve sen içeriye girmedin.
bir tek gece odanın ışığı yanmadı. Ben kapını açıp,
"yatıyorum, sen yatmıyor musun?" diye soramadım...
yaşamak canımı sıkmaya başladı.
gül, senin aradığına dair bir tek not vermedi tam 365 gündür.
bu kadar çabuk mu unuttun beni diye
düşünüyorum zaman zaman.
ama beni unutmayacağını, unutmadığını biliyorum,
ben de biliyorum, halan da biliyor, enişten de, Ece de.
ama oradan bir bağlantı kurulması mümkün değil...
günler geçiyor arslanım. Her geçen dakikayı beni sana
yaklaştırdığı için seviyorum. Eskiden nasıl üzülürdüm
zaman geçiyor, birgün senden ayrılacağım diye .
ama şimdi her şey tersine döndü...
her şeye tahammül edebiliyor insan.
allah böyle bir sabır vermiş kullarına.
ama tahammülü mümkün olmayan bir tek şey var.
senin sevginden mahrum olmak. Bunu hissedememek.
işte ölmeden bu öldürüyor insanı.
cenk koray
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar