bugün
- ben ahbap derneğine güveniyorum10
- doktor bey vizitte6
- türk kızlarının sekste başarısız olması4
- erdoğan ın dünya lideri olması7
- sizin adınız yanınca doktorun yanına giren tip6
- put5
- izmirli kızlar8
- velvet hanım günaydın6
- çocukların şımarık olması5
- ilk buluşmada ne getirilmeli8
- kabak yemeği vs hamburger13
- diktatörlükle yönetilen ülkeler4
- norveç futbolu5
- 24 temmuz 2026 istanbul baraj doluluk oranı2
- ideal erkek boyunun 1 84 olması6
- yeni parti için alternatifli hazırlık5
- en büyük korkunuz7
- sözlük yönetimine bir teşekkür4
- yazarların lahmacun yeme rekorları4
- 186 boyundaki erkek19
- altı ok'a ihanet edip mührü başka yere vurmak20
- ilişkiyi bitirme cümlesi2
- neden iyi kızlarla tanışamıyoruz4
- truevesti2
- orduspor çocukları3
- ahmet sezer bey11
- fatma soydaş6
- gemici çakmağı3
- velvet48
- genç işsizlik2
- kemaliste dokundum ne yapmalıyım3
- sabahın 6 sında uyanmak4
- ilk buluşmaya smokin ile gitmek2
- doların düşmesi4
- topçu miralay ahmet sezer bey2
- bana kezban dediler5
- bursalı erkekler9
- bu sözlükte beni herkes tanır17
- alevi erkek8
- ekonomi3
- en merak ettiğin ulu yazarı30
- solculuğun bir virüs olması2
- google'ın üç yeni yapay zeka modeli2
- ahmet sezer bey köprü üstüne tamam2
- gökte rızkınız ve size vaad olunan şeyler vardır10
- nervionun merak ettiği yazar19
- 32 yaşına girmek12
- dem parti7
- 40 yaş üzeri insanlar mesajlaşıyor mu sorunsalı16
- sinirli kadını sakinleştirmek17
(bkz: #10830708) nolu entryde yaşananlardan sonra annesiyle arası bozulan ve bu yüzden annesinin kocasını da alarak annesinin evine gitmiştir. bu duruma üzülen dur10akadarsaysonrayaz, bişeyler yapıp annesiyle barışmak istemektedir. atlar arabasına ananesinin köydeki evine yola koyulur.
kalabalık şehrin çıkış tabelasını gördüğü anda duyduğu huzur muhteşemdir. doğalgazın kokusuz hayatından, kömür kokan bacalara yanaşıldığında köyde olduğunu anlar. annesi şaşırmıştır bu duruma. nasıl şaşırmasın ki, nereden baksan iki seneyi geçmiştir yarım saatlik yolu gitmeyeli. hala kızgın olduğunu belirtir gibi açar kapıyı, görür dur10akadarsaysonrayaz' ı, girer içeri. bak daha da üzülüyor insan böyle olunca ya.
neden sonra konuşmaya başlar anne. mürvetimi göremeyecekmiş. torun sevmeye hakkı yokmuş. zaten kötü bir anneymiş. onun için günahlarının cezasını çekiyormuş. ondan sonra herzaman ki gibi dayı, amca çocuklarından örneklemelere girilir. kuzen örneklemelerine oldum olası da dayanamam. kuzenler ne kadar iyi şey yaparsa ve bu ne kadar çok duyulursa hep bir gıcık olur tersini yaparım.
-x'in gelini ne kadar hamarat.
-y'nin gelini ne kadar güleryüzlü.
-z'nin gelini ne kadar güzel.
-w'nin gelini de yatakta acaipmiş.
arkasından valla böyle bişey gelecek sanıyosun. bazen, ara diyorum yengelerden birini, iste gelini, bir hafta bizde kalsın de. annem hevesini alsın geri gönderelim.
-bak oğlum,
ahanda geliyor işte. yeni bir aday bulunmuş. valla ha da bulunmuş.
+ he anne söyle. adı ne, nerde buluşucaz. söyle de sende kurtul bende.
-adam akıllı konuş bu sefer, bak sütümü helal etmem sana.
bizim evde durumlar artık böyle. mecbur görüşülecek. aslında her görüşmede de merak duyulmuyor değil. ama bu şekilde evlilik de çok... ne bileyim, olur gibi değil yani.
+tamam anne, nerde bu kız adı ne?
-minnesota' nın bir ilçesinde öğretmen.
+hımmm kalabalık şehirden değil yani. şehir dışından...onu nerden buldunuz yaaa.
-dıdının dıdısının, dıdısının, dıdısı önerdi. çok iyi kızmış. güzelmiş de.
+hani bu sefer resim yok mu?
-yok ama internette sayfası var.
annemin bu tanımlamasına da bayılıyorum. internette sayfası var. facebook hesabı var diyemedi bir türlü. nasıl bir sayfası var acaba.
+tamam anne. gideriz görüşürüz.
bakmadım internetteki sayfasına. aradım konuştuk. uygun olunan bir güne anlaştık. minnesotanın ilçesinde herkes tanıdığı için, minnesota' da görüşmeye karar verdik. minnesota' da bir cafe bulduk orada buluşucaz. gidiyorum hocanın yanına, aklımda başka bir hoca varken.
girdim kapıdan içeri, içerisi çok da kalabalık değil. masanın birinde odaklandım yürüyorum. ama ilerlerken de ayaklarım yerden kesiliyor. böyle bişey olamaz. çok güzel lan. artık ''bir an önce kurtulayım şu görüşmeden'' düşüncesini '' ya beni beğenmezse'' endişesi alıyor.
+hoca? merhaba?
-merhaba? tanıyamadım.
+ben dur10akadar.....
#dur10akadarsaysonrayaz, buradayım...
evet yanlış masaya gitmiştim. artık ''bir an önce kurtulayım şu görüşmeden'' yeniden gelmişti.
-pardon hoca masaları karıştırdım.
+güzel kız ama değilmi?
-bilmem o kadar dikkatli bakmadım ( bakamadım. zaman mı bıraktın. hemen bağırdın.)
-aynı okuldan arkadaşım. nişanlısını bekliyor. bir doktorla evlenicek.
+hımmm. neyse merhaba bu arada. nasılsın.
-bıd bıd da zıt zıt da bıd bıd bıdıdıdıdı bıd.
aynı sorular, aynı cevaplar. kendini övmeler, yererken övmeler. hayata dair felsefeler. tutumların prim yaptığı ama asla davranışlara yansımadığı anlatımlar. falanlar filanlar. şehir dışı diyemidir nedir. çok uzun tuttum konuşmayı. gerçekten de annemin istediğini yaptım. olur mu ki diye baktım. sonra aklıma, aklımda ki diğer hoca geldi. sustum.
-sen evlenilecek erkek değilsin.
+hönk.
nasıl yaaa. nasıl karar verdin buna. ama haklı. tutar da, beyni olmayan bir adama kitle iletişim araçlarında, ''evlenilecek kız var eğlenilecek kız var'' dedirtirsen, bir gün bir kız da çıkar bunu bir erkeğe söyler.
+nasıl anladın bunu? nasıl karar verdin.
-hoşsun, iyisin. ama evlenilecek erkek sen değilsin. oynamayı seviyorsun. gözün dışarıda. kaç kere arkadaşıma baktığını sayamadım bile.
ben baktığımın farkında bile değildim. ama sanırım bakıyordum. bakarken de o hocayı düşünüyordum aslında. bütün hocalar birbirine mi benziyor ne? yok dedim. bunun altında kalmamam lazım. oyunu seviyormuşum. bunu ikinci kez duyuyordum. ikincisinden duymak daha da koymuştu. birincisinin söylemesini aklıma getirmişti. onun için koymuştu. haklımıydı acaba o aklımda ki hocanın ''aşk oyunu oynamasını seviyorsun'' demesi. geçtim hemen savunmaya.
+kaç erkekle eğlendin ki bu kararı verdin. beni, birini severken gördün mü ki hiç? nasıl bağlandığımı nasıl üzerine titrediğimi, mutlu olması için elimden geleni yaptığımı, bir nefesine, acaba beni mi çağırdı diyip koştuğumu. bunları biliyomusun ki bu kararı veriyosun.
artık sesim giderek artıyordu. aslında o kızdan başka sesimi duyamayacak olan çok kişiye bağırıyordum. aklımdaki diğer hocaya, hayatımı, emeklerimi boşa harcadığım iki kişiye. onlara duyurmaya çalışıyodum kendimi. yoksa bu kız daha beni tanımadan şerefsiz dese ne olur du ki? tanıyanlar yapmıştı bana bunun yaptığını, daha tanıma ihtiyacı duymadan yapıştırmıştı bu kızın yapıştırdığı yaftayı.
diğer masada ki kızın da nişanlısı gelmişti. güzel bir çift. evlenirler de bunlar. kalkıyordum masadan. hani böyle tüm cesaretini toplarsın, diyeceklerini bir çırpıda dersin de, karşındaki ya anlamazlığa getirir yada anlamaz ya.
''efendim''
der. senin cesaretin yeniden kırılır.
''yok bir şey'' dersin.
o an gelmişti yine. doktor bir adama yaklaşmanın cesaretiyle. terbiyeli adamdır nasıl olsa. dövmez de.
-hiç yakışmamışsınız doktor. aynı kardeş gibi duruyorsunuz.
+efendim?
-yok... hiç yakışmamışsınız dedim. kardeş gibisiniz.
kalabalık şehrin çıkış tabelasını gördüğü anda duyduğu huzur muhteşemdir. doğalgazın kokusuz hayatından, kömür kokan bacalara yanaşıldığında köyde olduğunu anlar. annesi şaşırmıştır bu duruma. nasıl şaşırmasın ki, nereden baksan iki seneyi geçmiştir yarım saatlik yolu gitmeyeli. hala kızgın olduğunu belirtir gibi açar kapıyı, görür dur10akadarsaysonrayaz' ı, girer içeri. bak daha da üzülüyor insan böyle olunca ya.
neden sonra konuşmaya başlar anne. mürvetimi göremeyecekmiş. torun sevmeye hakkı yokmuş. zaten kötü bir anneymiş. onun için günahlarının cezasını çekiyormuş. ondan sonra herzaman ki gibi dayı, amca çocuklarından örneklemelere girilir. kuzen örneklemelerine oldum olası da dayanamam. kuzenler ne kadar iyi şey yaparsa ve bu ne kadar çok duyulursa hep bir gıcık olur tersini yaparım.
-x'in gelini ne kadar hamarat.
-y'nin gelini ne kadar güleryüzlü.
-z'nin gelini ne kadar güzel.
-w'nin gelini de yatakta acaipmiş.
arkasından valla böyle bişey gelecek sanıyosun. bazen, ara diyorum yengelerden birini, iste gelini, bir hafta bizde kalsın de. annem hevesini alsın geri gönderelim.
-bak oğlum,
ahanda geliyor işte. yeni bir aday bulunmuş. valla ha da bulunmuş.
+ he anne söyle. adı ne, nerde buluşucaz. söyle de sende kurtul bende.
-adam akıllı konuş bu sefer, bak sütümü helal etmem sana.
bizim evde durumlar artık böyle. mecbur görüşülecek. aslında her görüşmede de merak duyulmuyor değil. ama bu şekilde evlilik de çok... ne bileyim, olur gibi değil yani.
+tamam anne, nerde bu kız adı ne?
-minnesota' nın bir ilçesinde öğretmen.
+hımmm kalabalık şehirden değil yani. şehir dışından...onu nerden buldunuz yaaa.
-dıdının dıdısının, dıdısının, dıdısı önerdi. çok iyi kızmış. güzelmiş de.
+hani bu sefer resim yok mu?
-yok ama internette sayfası var.
annemin bu tanımlamasına da bayılıyorum. internette sayfası var. facebook hesabı var diyemedi bir türlü. nasıl bir sayfası var acaba.
+tamam anne. gideriz görüşürüz.
bakmadım internetteki sayfasına. aradım konuştuk. uygun olunan bir güne anlaştık. minnesotanın ilçesinde herkes tanıdığı için, minnesota' da görüşmeye karar verdik. minnesota' da bir cafe bulduk orada buluşucaz. gidiyorum hocanın yanına, aklımda başka bir hoca varken.
girdim kapıdan içeri, içerisi çok da kalabalık değil. masanın birinde odaklandım yürüyorum. ama ilerlerken de ayaklarım yerden kesiliyor. böyle bişey olamaz. çok güzel lan. artık ''bir an önce kurtulayım şu görüşmeden'' düşüncesini '' ya beni beğenmezse'' endişesi alıyor.
+hoca? merhaba?
-merhaba? tanıyamadım.
+ben dur10akadar.....
#dur10akadarsaysonrayaz, buradayım...
evet yanlış masaya gitmiştim. artık ''bir an önce kurtulayım şu görüşmeden'' yeniden gelmişti.
-pardon hoca masaları karıştırdım.
+güzel kız ama değilmi?
-bilmem o kadar dikkatli bakmadım ( bakamadım. zaman mı bıraktın. hemen bağırdın.)
-aynı okuldan arkadaşım. nişanlısını bekliyor. bir doktorla evlenicek.
+hımmm. neyse merhaba bu arada. nasılsın.
-bıd bıd da zıt zıt da bıd bıd bıdıdıdıdı bıd.
aynı sorular, aynı cevaplar. kendini övmeler, yererken övmeler. hayata dair felsefeler. tutumların prim yaptığı ama asla davranışlara yansımadığı anlatımlar. falanlar filanlar. şehir dışı diyemidir nedir. çok uzun tuttum konuşmayı. gerçekten de annemin istediğini yaptım. olur mu ki diye baktım. sonra aklıma, aklımda ki diğer hoca geldi. sustum.
-sen evlenilecek erkek değilsin.
+hönk.
nasıl yaaa. nasıl karar verdin buna. ama haklı. tutar da, beyni olmayan bir adama kitle iletişim araçlarında, ''evlenilecek kız var eğlenilecek kız var'' dedirtirsen, bir gün bir kız da çıkar bunu bir erkeğe söyler.
+nasıl anladın bunu? nasıl karar verdin.
-hoşsun, iyisin. ama evlenilecek erkek sen değilsin. oynamayı seviyorsun. gözün dışarıda. kaç kere arkadaşıma baktığını sayamadım bile.
ben baktığımın farkında bile değildim. ama sanırım bakıyordum. bakarken de o hocayı düşünüyordum aslında. bütün hocalar birbirine mi benziyor ne? yok dedim. bunun altında kalmamam lazım. oyunu seviyormuşum. bunu ikinci kez duyuyordum. ikincisinden duymak daha da koymuştu. birincisinin söylemesini aklıma getirmişti. onun için koymuştu. haklımıydı acaba o aklımda ki hocanın ''aşk oyunu oynamasını seviyorsun'' demesi. geçtim hemen savunmaya.
+kaç erkekle eğlendin ki bu kararı verdin. beni, birini severken gördün mü ki hiç? nasıl bağlandığımı nasıl üzerine titrediğimi, mutlu olması için elimden geleni yaptığımı, bir nefesine, acaba beni mi çağırdı diyip koştuğumu. bunları biliyomusun ki bu kararı veriyosun.
artık sesim giderek artıyordu. aslında o kızdan başka sesimi duyamayacak olan çok kişiye bağırıyordum. aklımdaki diğer hocaya, hayatımı, emeklerimi boşa harcadığım iki kişiye. onlara duyurmaya çalışıyodum kendimi. yoksa bu kız daha beni tanımadan şerefsiz dese ne olur du ki? tanıyanlar yapmıştı bana bunun yaptığını, daha tanıma ihtiyacı duymadan yapıştırmıştı bu kızın yapıştırdığı yaftayı.
diğer masada ki kızın da nişanlısı gelmişti. güzel bir çift. evlenirler de bunlar. kalkıyordum masadan. hani böyle tüm cesaretini toplarsın, diyeceklerini bir çırpıda dersin de, karşındaki ya anlamazlığa getirir yada anlamaz ya.
''efendim''
der. senin cesaretin yeniden kırılır.
''yok bir şey'' dersin.
o an gelmişti yine. doktor bir adama yaklaşmanın cesaretiyle. terbiyeli adamdır nasıl olsa. dövmez de.
-hiç yakışmamışsınız doktor. aynı kardeş gibi duruyorsunuz.
+efendim?
-yok... hiç yakışmamışsınız dedim. kardeş gibisiniz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar