bugün
- fusya semsiyeli yabanci28
- sözlüğün en masum yazarları7
- bir sözlük kızıyla edebiyat hakkında konuşmak7
- erdoğan ı sevmeyip onun ülkesinde yaşamak4
- larisalisa7
- uludağ sözlük size ne kattı16
- nervio23
- sözlüğü bıraksam üzülür müsün sözlük4
- en son ne yediniz7
- sözlükte kendini sibel can diye tanıtan nineler8
- sözlükte yazan ünlüler8
- arkadaşlar larissa kim6
- özelleştirmenin kötü bir şey olduğunu sanan tip2
- sözlükteki gammazlar lobi si7
- sarı şeker yargılanmalıdır2
- lan şemsiyeci5
- melih gökçek'in 5 milyar doları olması2
- şizofren denilince akla gelen ilk yazar9
- ellerim bomboş2
- beni silik yapacak mod daha anasından doğmadı2
- fuşya yüzünden sözlükte kimseye güven kalmaması4
- sözlük kızlarının kahveleri9
- hangi sözlük kızının eteğinin altındayım5
- şemsiyeli larissamıymış4
- sarapci koala41
- tai lung45
- erkeklerin taciz edildiği anlar5
- gocu25
- seksenlerde nasıl görünürdüm trend i9
- simit yiyen kızla sevgili olmak2
- arkadaşlar galiba kavga var6
- mehdiyet2
- halıda yatmak2
- tembel avrat böreği5
- malt katır2
- guendouzi ve greenwooda uefa disiplin süreci20
- kavga edenlerin hep aynı kişiler olması5
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı34
- şarapçı koala yalnız değildir8
- şarapçının birden tayyipçi olması7
- ölüm11
- ne gerek var kavgaya haydi eller havaya4
- almanya3
- etek dikmelik sözlük kızı4
- ateizm sekülerizm deccaliyet ruhunun bi parçasıdır2
- tayyip bey yaşayan en büyük devrimci liderdir6
- sözlüğün kırbacı2
- sonsuz2
- burdur şiş3
- 6 eylül 2026 türkiye italya voleybol maçı20
tiyatro dünyadan kaçış gibidir bence. sanırım bu yüzdendir ki tiyatroya aşırı bağlanışım ve başıma ne kadar kötü bir olay gelse daha fazla sarılışım. düşünün bir kere; hayatınızda olamayacağınız bir rolü canlandırıyorsunuz ve bunu yaparken kimse sizi durdurup sen bu değilsin demiyor. daha sen bu kişiliğe bürünmeden herkes seni kabullenip öyle izliyorlar hatta. bazen cinsiyetin değişiyor. birkaç dakikalığına bile olsa karşı cinsin neler hissettiğini bağımsız hareketlerinle algılayabiliyorsun. bazen hiç edinemeyeceğin bir özelliğe sahip oluyorsun tiyatro yaparken. ve önceden o özelliğe sahip olan insanları kınarken bir nebze de olsa hak vermeye başlıyorsun. çünkü yaşamadan bilinmez derler ya, işte o anda yaşıyorsun aslında ve o insanların duygularını anlıyorsun. sonra bitince tekrar eski sen oluyorsun ama dışarı çıkınca seni tebrik ederlerken gerçek adını bile bilmeyip, roldeki adınla hitap ediyorlar. rolde aşırı duygusal, sorunlu biriysen tiyatro bitiminde yanına gelip sanki seni avutuyormuş gibi beğendiklerini söylüyorlar; üzülme çok güzel oynadın der gibi. gerçekten gördüm bunu. ve o anda anladım ki tiyatro insanların hayatlarından bir kesiti mutlaka gözler önüne seriyor ve o kadar içine çekmiş ki o oyun insanı, dahası çıkamamış bile ve sizi hala roldeki insan gibi sanıyor. başarınızı da bu sayede anlamış oluyorsunuz.
tiyatro şu hayatta başıma gelen en güzel şeylerden biri diyebilirim. ve hayatta beş şeye tutkum varsa bunlardan biri de tiyatrodur ve hep yerini koruyacaktır. yaşadığım sürece -şuan yaşım çok küçük olmasına rağmen- gerçekten çok büyük mutluluk duyduğum ve çok büyük acı çektiğim şeyler oldu. ve tiyatroya eğilimim, tiyatrodaki duruşum, ilgilenişim bunlar sayesinde oldu hep. hatta yeteneğim bile buna bağlı gelişti.
iki sene önce ilk oyunumda sevgilimin gülen gözlerinin bana çarptığını gördükten sonra yapmadım bir daha tiyatro. hatta seyircisiz boş sahneye bile çıkmadım. çünkü o ölmüştü ve rol yaparken karşıma baktığımda o kişiyi görememekten korktum hep. ama anladım ki hayatın kendisi bir tiyatro ve gerçek hayatta nasıl yoksa tiyatroda da olmayacak ama tek fark izleyecek. bu sayede bağlandım hayata ve tiyatroya; dedim ya ikisi de aynı şey.
ve ilerde bana sorsalar neden tiyatroyu seçtin diye; sanırım cevabım ben onu seçmedim, o beni kendine çekti olur.
tiyatro şu hayatta başıma gelen en güzel şeylerden biri diyebilirim. ve hayatta beş şeye tutkum varsa bunlardan biri de tiyatrodur ve hep yerini koruyacaktır. yaşadığım sürece -şuan yaşım çok küçük olmasına rağmen- gerçekten çok büyük mutluluk duyduğum ve çok büyük acı çektiğim şeyler oldu. ve tiyatroya eğilimim, tiyatrodaki duruşum, ilgilenişim bunlar sayesinde oldu hep. hatta yeteneğim bile buna bağlı gelişti.
iki sene önce ilk oyunumda sevgilimin gülen gözlerinin bana çarptığını gördükten sonra yapmadım bir daha tiyatro. hatta seyircisiz boş sahneye bile çıkmadım. çünkü o ölmüştü ve rol yaparken karşıma baktığımda o kişiyi görememekten korktum hep. ama anladım ki hayatın kendisi bir tiyatro ve gerçek hayatta nasıl yoksa tiyatroda da olmayacak ama tek fark izleyecek. bu sayede bağlandım hayata ve tiyatroya; dedim ya ikisi de aynı şey.
ve ilerde bana sorsalar neden tiyatroyu seçtin diye; sanırım cevabım ben onu seçmedim, o beni kendine çekti olur.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar