bugün
- queen feristah15
- ölümden korkuyor musunuz11
- bir kadından hoşlanmak3
- erkeklerin her konuşmayı flörte bağlaması6
- ayı dövmenin aslında zor olmaması10
- mazotun yarım litresi 50 tl25
- bir kadın uğruna hayatını değiştirmek5
- bir bela geliyor29
- işiniz gücünüz yok mu11
- gocu43
- hafızayı sildirmek6
- fusya semsiyeli yabanci20
- ayıyla güreşmek7
- gecenin şarkısı18
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek8
- sözlükten korkmak5
- matrix te yaşadığımız gerçeği4
- karı diyen öküzleri gırtlaklama isteği10
- sözlükte en çok sevdiğiniz olay7
- intihar düşüncesi2
- zalbert ramstein4
- arkadaşlar çabuk buraya bakın5
- açık oylayan favlayan msj atan nickaltı giren kız6
- gerçeğin önemi kalmadığı gerçeği3
- eve gelen escorta lahmacun söylemek5
- uludağ itiraf15
- insanları imcitmeyi havalı bir şey sanan ibneler6
- nervio12
- sevilen kişiden sevilen şarkıyı dinlemek2
- apo'nun villası11
- erkekler neden evlenmek ister15
- arkadaşlar ben yine kilo aldım ya14
- kendin hakkında bir entry bırak9
- uludağ sözlük evreni8
- ben basit bir insanım2
- yağmurda ıslanınca murat kekilli ye benzeyen kız4
- 195 kaslı pilot14
- sözlük yazarlarının gerçek adları41
- bilin bakalım ben kimin fakesiyim6
- sözlüğün insanı dertlendirmesi5
- izmirbeyefendisi'nin şemsiyeli olması6
- donald trump'un türk askerini övmesi10
- kürdü sevin21
- hasan atilla uğur14
- arkadaşlar çok kırıcısınız6
- heyt bea gocu mu5
- para yok huzur var11
- duştan yeni çıkmış six packli erkek3
- gece dinlenen podcast te anırarak gülen adamlar3
- dizi izlemek4
böyle devam ettikçe ölümler güzel olacaktır.
en son bu maraştaki faciada bir yetkili konuşurken aşağı yukarı durumu özetleyen cümleler içinde öyle bir şey vardı ki o da bu felaketin allahtan geldiğiydi. öyle ya her şey allahtan. haşa itirazım yok. ama tüm bu olanlar karşısında takdri-i ilahi sonucuna varırsak acaba ateş bizim ocağımıza düştüğünde nasıl bir tepki veririz?
kaza kazadır. önlem alınmazsa cinayettir. biz bir şeyi önce allaha emanet ederiz. öte yandan bir de "ondan gelecek yardım allahtan gelsin" deriz bazı durumlarda da. yani ümdimizi çoktan kaybetmişizdir. hani denir ya yine eşeğini sağlam kazığa bağlayacaksın. eh, öyle yapmaz da, eşeği ortalığa bırakıp allaha emanet edersen, sonucuna da katlanırsın.
kaza kazadır. ama önlem her şeyin başıdır. göz göre göre ölüm cinayettir. şu ara tatil boyunca önce ankara'da sonra maraş'ta yaşananların benim gözümdeki tek bir sonucu var. cinayet. derslerimde çin'de nüfus konusu geçtiğinde öğrencilerime verdiğim bir örnek vardır. hani çin o kadar yoğun nüfusludur ki bir muson felaketinde yüzlerce insan selden hayatını kaybeder. esprili biçimde felaket sonucu ile dalga geçerek, çünkü çok insan var hocam derler çocuklar da. aynı nüfus konusu ucuz iş gücünde de örnek verilir. çin de maden kazalarında onlarca işçi ölür her gün. ama buna gülünmez. bununla dalga geçilmez. hemen nedenlerini sorgulatırım. neden? 1. işgücü çok fazla. 2. yeterli denetim yok. 3. insan fazla olduğu için aynı zamanda ölen işçinin yerine rahatlıkla iş gücü bulunduğu için, hükümet kazaları görmezden gelir. beri yandan o kadar yoğun bir üretim var ki bu kazalar artık sıradan haberlerdir bazıları için de.
ölüm eğer sıradanlaşırsa, ateş düştüğü yeri daha da yakar. öyle bir yakar ki seni teselli edecek bir devlet görevlisi bulamzsın çünkü onun cenaze cenaze dolaşacak kadar vakti de yoktur.
tüm bunlar kader mi? evet. maalesef kader. bu nasıl bir algıdır ki her ölümün arkasından sessizce kanıksadığımız bizi uyuşturan bir cümle haline geldi. maraştaki o faciada o yetkili bunu kullanarak bizleri uyutuyor mu? allahtan geldiği için sessizce oturacak mıyız? evet. oturuyoruz da zaten. o yüzden diyorum ya, bizde asla mısırdaki gibi bir halk hareketi olmaz. olamaz. çünkü demokrasi, insan hakları, işçi hakları, memur hakları, hukuk kavramları bizde o kadar içi boşalmış ve eğreti duran kavramlar ki ankaradaki 18 kaybın da zonguldaktaki facianın da maraştaki facianın da tek sorumlusu kaderleri. ya orada doğmayacaklar ve işçi olmayacaklar, ya da gidip oralarda çalışmayacaklardı. çünkü onları oraya sürükleyen bu kaderleri. ve ölüm güzel gelir ardından, bize de kısa süreli tartışmalar ve hükümet eleştirileri ve onları eleştirenlere yapılan eleştiriler, medyada, ölen üç beş işçi ile ilgili demogoji dolu övgüler, ailelerden ve yakınlardan kadere sövgüler... ve sessiz sedasız torba yasa daha nice ölümlere davetiye çıkarırcasına meclisten sessiz gürültüyle geçer. itirazlar gazla ve maskeyle bastırılır. arakadaşları yanarak ya da toprak altında havasızlıktan ölürken, bir de devlet terörü uygulanır nicelerine. panzerin fışkırttığı sular yanan işçinin üzerine ulaşmaz, gaz ise kısa süreli ölüm gibidir sokaktaki işçinin, memurun üstünde. şili de günler sonra dünya medyasının ilgi odağı olan işçiler güneş yüzü görür. görür görmesine ya belki iyiki kaza oldu diye de içten içe sevinir. niye sevinmesin ki, bu sayede dünyaca tanınır, bir takım imtiyazlar edinir. kaza kazadır ama asgari ücretle binlerce tl borç batağına saplanan işçimiz, sırf ekonomik istikrar için bastığı zeminin altının oyulmasını sessizce izler. kendisini uyaranı da hain sayar. evine o gün götürdüğü ekmek onun için kardır, yarını pek düşünmez, çünkü allah büyük yarın da bir yol bulunur, çünkü kadere inanır. allahı ağzından düşürmeyen devlet büyükleri elbet bir çare bulur.
ölüm güzelleşirse böyle, eğer seçme şanısımız varsa güzel bir ölüm şekli ve böyle bir hizmet sunuyorsa devletimi tez elden bir ölüm şekli seçelim. tabi güzellik te göreceli. ben devletimin sunduğu gibi toprak altında havasızlıktan, yanarak, ya da boğularak ölüm çeşitlerinden her hangi birine razıyım. çünkü o en iyisini bilir. kaderimizde ne varsa onu yaşarız sonuçta.
ama böyle bir kaderi asla ve asla kabullenmeyeceğim işçi kardeşim. sen tuzlada zonguldakta maraşta, ostimde, ölümün hangi şeklini tatarsan tat ben, sizlerin bu şekilde ölmesine asla razı değilim. lütfen sen de razı olma.
en son bu maraştaki faciada bir yetkili konuşurken aşağı yukarı durumu özetleyen cümleler içinde öyle bir şey vardı ki o da bu felaketin allahtan geldiğiydi. öyle ya her şey allahtan. haşa itirazım yok. ama tüm bu olanlar karşısında takdri-i ilahi sonucuna varırsak acaba ateş bizim ocağımıza düştüğünde nasıl bir tepki veririz?
kaza kazadır. önlem alınmazsa cinayettir. biz bir şeyi önce allaha emanet ederiz. öte yandan bir de "ondan gelecek yardım allahtan gelsin" deriz bazı durumlarda da. yani ümdimizi çoktan kaybetmişizdir. hani denir ya yine eşeğini sağlam kazığa bağlayacaksın. eh, öyle yapmaz da, eşeği ortalığa bırakıp allaha emanet edersen, sonucuna da katlanırsın.
kaza kazadır. ama önlem her şeyin başıdır. göz göre göre ölüm cinayettir. şu ara tatil boyunca önce ankara'da sonra maraş'ta yaşananların benim gözümdeki tek bir sonucu var. cinayet. derslerimde çin'de nüfus konusu geçtiğinde öğrencilerime verdiğim bir örnek vardır. hani çin o kadar yoğun nüfusludur ki bir muson felaketinde yüzlerce insan selden hayatını kaybeder. esprili biçimde felaket sonucu ile dalga geçerek, çünkü çok insan var hocam derler çocuklar da. aynı nüfus konusu ucuz iş gücünde de örnek verilir. çin de maden kazalarında onlarca işçi ölür her gün. ama buna gülünmez. bununla dalga geçilmez. hemen nedenlerini sorgulatırım. neden? 1. işgücü çok fazla. 2. yeterli denetim yok. 3. insan fazla olduğu için aynı zamanda ölen işçinin yerine rahatlıkla iş gücü bulunduğu için, hükümet kazaları görmezden gelir. beri yandan o kadar yoğun bir üretim var ki bu kazalar artık sıradan haberlerdir bazıları için de.
ölüm eğer sıradanlaşırsa, ateş düştüğü yeri daha da yakar. öyle bir yakar ki seni teselli edecek bir devlet görevlisi bulamzsın çünkü onun cenaze cenaze dolaşacak kadar vakti de yoktur.
tüm bunlar kader mi? evet. maalesef kader. bu nasıl bir algıdır ki her ölümün arkasından sessizce kanıksadığımız bizi uyuşturan bir cümle haline geldi. maraştaki o faciada o yetkili bunu kullanarak bizleri uyutuyor mu? allahtan geldiği için sessizce oturacak mıyız? evet. oturuyoruz da zaten. o yüzden diyorum ya, bizde asla mısırdaki gibi bir halk hareketi olmaz. olamaz. çünkü demokrasi, insan hakları, işçi hakları, memur hakları, hukuk kavramları bizde o kadar içi boşalmış ve eğreti duran kavramlar ki ankaradaki 18 kaybın da zonguldaktaki facianın da maraştaki facianın da tek sorumlusu kaderleri. ya orada doğmayacaklar ve işçi olmayacaklar, ya da gidip oralarda çalışmayacaklardı. çünkü onları oraya sürükleyen bu kaderleri. ve ölüm güzel gelir ardından, bize de kısa süreli tartışmalar ve hükümet eleştirileri ve onları eleştirenlere yapılan eleştiriler, medyada, ölen üç beş işçi ile ilgili demogoji dolu övgüler, ailelerden ve yakınlardan kadere sövgüler... ve sessiz sedasız torba yasa daha nice ölümlere davetiye çıkarırcasına meclisten sessiz gürültüyle geçer. itirazlar gazla ve maskeyle bastırılır. arakadaşları yanarak ya da toprak altında havasızlıktan ölürken, bir de devlet terörü uygulanır nicelerine. panzerin fışkırttığı sular yanan işçinin üzerine ulaşmaz, gaz ise kısa süreli ölüm gibidir sokaktaki işçinin, memurun üstünde. şili de günler sonra dünya medyasının ilgi odağı olan işçiler güneş yüzü görür. görür görmesine ya belki iyiki kaza oldu diye de içten içe sevinir. niye sevinmesin ki, bu sayede dünyaca tanınır, bir takım imtiyazlar edinir. kaza kazadır ama asgari ücretle binlerce tl borç batağına saplanan işçimiz, sırf ekonomik istikrar için bastığı zeminin altının oyulmasını sessizce izler. kendisini uyaranı da hain sayar. evine o gün götürdüğü ekmek onun için kardır, yarını pek düşünmez, çünkü allah büyük yarın da bir yol bulunur, çünkü kadere inanır. allahı ağzından düşürmeyen devlet büyükleri elbet bir çare bulur.
ölüm güzelleşirse böyle, eğer seçme şanısımız varsa güzel bir ölüm şekli ve böyle bir hizmet sunuyorsa devletimi tez elden bir ölüm şekli seçelim. tabi güzellik te göreceli. ben devletimin sunduğu gibi toprak altında havasızlıktan, yanarak, ya da boğularak ölüm çeşitlerinden her hangi birine razıyım. çünkü o en iyisini bilir. kaderimizde ne varsa onu yaşarız sonuçta.
ama böyle bir kaderi asla ve asla kabullenmeyeceğim işçi kardeşim. sen tuzlada zonguldakta maraşta, ostimde, ölümün hangi şeklini tatarsan tat ben, sizlerin bu şekilde ölmesine asla razı değilim. lütfen sen de razı olma.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar