bugün
- borsa istanbul11
- berat albayrak'a iftira atılması11
- mekke kutsal mıdır sorunsalı9
- fon vurgunu53
- kadınların erkeklere hiç çok yakışıklısın dememesi12
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği45
- mandalina çıkmış arkadaşlar3
- ekmek için ekmeleddin5
- kürt dizilerinin tutmaması11
- köylülük7
- from gold from dust33
- deli6
- eskiden 20 liraya yediğim kebabın 50 lira olması8
- horlayan birinin yanında uyuma rehberi8
- sözlük gey saati vs din saati vs akp saati5
- en iyi çakmak markası8
- küçük memeli2
- yazarların 1 milyon dolar için yapacağı şok şeyler5
- hulk gerçek mi6
- günün sözü10
- bütün sözlük kızlarının gocu'nun peşinden koşması4
- sabahın bir vakti çay içen insan köylüdür6
- 1 gün diyetteyim2
- sen nehrine siz diyen cahil2
- fuhuştan yakalanan sınıf öğretmeni6
- redbull içip camdan atlayan çocuk3
- tanrı neden diğer gezegenlere insan göndermedi7
- kürk mantolu madonna abartılmış tırt bir kitaptır4
- mağazadan ürün değiştirme paradoksu3
- tmo'ya ait buğdayın lisanslı depolardan çalınması4
- bu sözlükte ayak konuşmak yasak6
- tayyiple yatıp tayyiple kalkmak5
- vurdurmaya meyilli araba5
- sabahları 2 kilo bioxcin içen gürbüz genç3
- yönlendirilmiş panspermia teorisi ve uzaylılar2
- 22 ekim 2026 beşiktaş crystal palace maçı18
- eski sevgilisi için sahibinden com'a ilan vern kız4
- sözlük kızlarının bicepsleri16
- reis2
- meksika açmazı macerası4
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı58
- türkiye'nin mekke ve bedir ittifakı hamlesi4
- akapekaka3
- akepe dönemi16
- afrikalı kızlar2
- queen ravenna ifşası15
- sözlük erkeklerinin bicepsleri70
- somalili hatunla evlenmek2
- narh2
- kolye143
genellikle el değmemiş manasına gelir. bugün burda değineceğim ise bir erkek bakış açısıyla (nevi şahsına münhasır) kadınlardaki bu bekaret meselesine nasıl baktığım(ız)dır.
aslında bu mesele pek bir çetrefillidir. misal biz erkekler için alınmış hiç bir önlem yoktur, hem toplum, hem din hem de doğanın yasalarında. evet bizim içinde çeşitli görgü kuralları vardır ve fakat askere gitmeden önce neredeyse babalarımız tarafından geneleve götürülecek kadar da bir serbetliğe sahibiz. zira yırtılan bir zarımız ve o zarın üstüne kurulu bir hayatımız yoktur. genelevde veya sokakta çevridiğimz herhangi bir kadına para karşılığında sattığımız onurumuz erkekliğimizden bir şey eksiltmediği gibi geleceğimizden de hiç bir şey çalmaz. kadın içinse böyle bir durum söz konusu bile olamaz. örneğin genelde istisnadır bir erkeğin evleneceği kadınla cinsel ilişkiye girmesi, bunu geçtim sevdiği kadınla ilk ilişkisine yaşaması. oysa bir kadın genellikle ilgi duymadığı (kevaşeler hariç) biriyle cinsel ilişkiye girmez. neyse.
şu bekaret konusuna dönecek olursak, ben kendimi bildim bileli bu konuda kendimi acayip geniş bir insan olarak görürdüm. bekaretin benim için hiç bir önemi yok derdim. hayli küçük bir yaşta canımdan çok sevdiğim ömürümün ilk aşkıyla ilişkiye girerken bile bunu hiç önemsememişti. ne kan gördüm ne acı. önemsemedim anatomik bir sebepten ötürü beklenen veya beklenmeyen şeyin olmadığını iyi biliyordum. bunun ötesinde ortada hayvansal (fil referans alınabilir) boyutta bir aşk vardı. uzun yıllar süren bu ilişki hayatın bir çok alanında bana yeni tecrübeler kazandırmanın yanında hastalıklı bir takım fikirlerin filizlenmesine de sebep oldu. ilk yıllarda önemsemediğim bu mevzuyu ilişkinin sarsıldığı son yıllarında epeyce bir dillendirdim. bir şekilde bitti. daha sonra eski günlerime tekrar döndüm. evet ben böyle şeyleri önemsemiyordum. konuştuğum bir çok kişiye bunu söylediğimi iyi hatırlıyorum. hayatıma giren bakire kızlarla aynı yatakta yatmama rağmen hiç bir şey paylaşmadığımı da. zira, ben, güven vermeyen bir karakter olarak onlardan çok kendi iç sesimi dinledim. onların bugün yaşayacağı şey yarın bir gün hayatlarında ciddi sorunlara yol açabalirdi. bununla birlikte rahat bir şekilde ilişkiye girdiğim, kişiler de oldu, bunlara da aşıktım ilgi duyuyordum. insanlığımın özünden kaynaklanan bir takım eksiklerden ve/veya zaaflardan mütevellit bakire olanlara karşı ilgim daha büyük oldu. onların üstüne daha farklı titredim. onlara bakarken gözlerimin feri daha bir aydınlandı. oysa kendi kendimle yaptığım monologlarda veya orkadaş ortamlarında veya sevgiliyle konuşmularda bunun önemsiz (bekaretin) olduğunu hep dillendirdim. ama bir gün kendime karşı ciddi bir özeleştiriye gittiğim vakit anladım ki ben de önemsiyormuşum. aynı ölümcül hastalığın pençesinde ben de kıvranıyormuşum.
bir çok erkek bunu önemsemediğini söyleyebilir. bunu söyleyipte aşan çok az insan vardır. aşanlar kendi fikirlerini akıl süzgecinden geçirmişlerdir.
aslında bu mesele pek bir çetrefillidir. misal biz erkekler için alınmış hiç bir önlem yoktur, hem toplum, hem din hem de doğanın yasalarında. evet bizim içinde çeşitli görgü kuralları vardır ve fakat askere gitmeden önce neredeyse babalarımız tarafından geneleve götürülecek kadar da bir serbetliğe sahibiz. zira yırtılan bir zarımız ve o zarın üstüne kurulu bir hayatımız yoktur. genelevde veya sokakta çevridiğimz herhangi bir kadına para karşılığında sattığımız onurumuz erkekliğimizden bir şey eksiltmediği gibi geleceğimizden de hiç bir şey çalmaz. kadın içinse böyle bir durum söz konusu bile olamaz. örneğin genelde istisnadır bir erkeğin evleneceği kadınla cinsel ilişkiye girmesi, bunu geçtim sevdiği kadınla ilk ilişkisine yaşaması. oysa bir kadın genellikle ilgi duymadığı (kevaşeler hariç) biriyle cinsel ilişkiye girmez. neyse.
şu bekaret konusuna dönecek olursak, ben kendimi bildim bileli bu konuda kendimi acayip geniş bir insan olarak görürdüm. bekaretin benim için hiç bir önemi yok derdim. hayli küçük bir yaşta canımdan çok sevdiğim ömürümün ilk aşkıyla ilişkiye girerken bile bunu hiç önemsememişti. ne kan gördüm ne acı. önemsemedim anatomik bir sebepten ötürü beklenen veya beklenmeyen şeyin olmadığını iyi biliyordum. bunun ötesinde ortada hayvansal (fil referans alınabilir) boyutta bir aşk vardı. uzun yıllar süren bu ilişki hayatın bir çok alanında bana yeni tecrübeler kazandırmanın yanında hastalıklı bir takım fikirlerin filizlenmesine de sebep oldu. ilk yıllarda önemsemediğim bu mevzuyu ilişkinin sarsıldığı son yıllarında epeyce bir dillendirdim. bir şekilde bitti. daha sonra eski günlerime tekrar döndüm. evet ben böyle şeyleri önemsemiyordum. konuştuğum bir çok kişiye bunu söylediğimi iyi hatırlıyorum. hayatıma giren bakire kızlarla aynı yatakta yatmama rağmen hiç bir şey paylaşmadığımı da. zira, ben, güven vermeyen bir karakter olarak onlardan çok kendi iç sesimi dinledim. onların bugün yaşayacağı şey yarın bir gün hayatlarında ciddi sorunlara yol açabalirdi. bununla birlikte rahat bir şekilde ilişkiye girdiğim, kişiler de oldu, bunlara da aşıktım ilgi duyuyordum. insanlığımın özünden kaynaklanan bir takım eksiklerden ve/veya zaaflardan mütevellit bakire olanlara karşı ilgim daha büyük oldu. onların üstüne daha farklı titredim. onlara bakarken gözlerimin feri daha bir aydınlandı. oysa kendi kendimle yaptığım monologlarda veya orkadaş ortamlarında veya sevgiliyle konuşmularda bunun önemsiz (bekaretin) olduğunu hep dillendirdim. ama bir gün kendime karşı ciddi bir özeleştiriye gittiğim vakit anladım ki ben de önemsiyormuşum. aynı ölümcül hastalığın pençesinde ben de kıvranıyormuşum.
bir çok erkek bunu önemsemediğini söyleyebilir. bunu söyleyipte aşan çok az insan vardır. aşanlar kendi fikirlerini akıl süzgecinden geçirmişlerdir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar