bugün
- bunaltı içinde taklalar atıp yuvarlanmak3
- melek mi şeytan mı2
- 7 haziran 2026 büyük sözlük ifşası4
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle61
- sözlük yazarlarının ölüme bakış açısı20
- tüm erkekleri toplayıp ıssız bir adaya kapatmak3
- yazarların özlediği şeyler10
- kezoyu güzel sıfatlarla şişirmek2
- türk pornoları18
- mesajı tebessümlere yol açan yuzır2
- beyazsemsiyeliyabanci12
- penis yüzüğü9
- geceye bir şarkı bırak2
- afiyeti yerinde canavar2
- rahmi koç hakkında soruşturma başlatılması11
- buddy dude18
- genç yaşta ölen ünlüler5
- iyi ki sivaslı olmamak5
- tütüncüde 40 tl'ye satılan 20 lik sigara8
- sözlüğün en kötü yazarları13
- türk bayrağın aslında konstantino bayrağı olması2
- dilan polatın instagramına erişim engeli5
- gocu40
- uysaljakoben28
- bot yazarlar4
- kadınları erkeklerden soğutan nedenler4
- gocu'nun adamın dibi olması2
- 50 bin dolara götünü açarak çarşıda koşar mısın7
- kolye10
- bu ülkede pezevenkler kemalisttir28
- kadınları itici yapan detaylar12
- türkiye16
- küçük memedeki hayat doluluk8
- gaziantep'te kızını motorla sürükleyen baba2
- laikliğin halka sorulmadan getirilmesi28
- hem ahmet kayacı hem atatürkçü olmak19
- neden intihar etmiyorsun5
- mossad'ın pkk planını türkiye'ye kim sızdırdığı10
- 7 haziran 2026 venezuela türkiye maçı9
- fenerbahçe6
- araba ön camına güneşte ne konulur8
- mesai saatleri dışında öğretmenden iş beklemek3
- büyük günah işleyen kimsenin durumu8
- anlayışlı bir insanı sürekli sınamak8
- 6 haziran 2026 rahmi koç'a soruşturma başlatılması2
- en saçma yiyecek isimleri6
- ona bir şey söyle16
- uludağ sözlük tımarhanesi4
- saat 3 neden uyumadın2
- kadınını meleğim diye seven erkek4
2006 yapımı John Carney filmidir.
Öyle bir film ki, en "baba" müzikaller bile bu denli etkileyici olmayı başaramadı gözümde, zamansız ve şov amaçlı parçaları, yok yere dansa başlayan milyon dolarlık şöhretleri ile. Oysa ki irlanda'dan çıkıp gelen bu filmde The Frames isimli grubun solisti olan Glen Hansard'ın gitarı ve sesi ile halihazırda bir piyanist olan Marketa irglova'nın tuşlara dokunuşunun tarifsiz bütünleşmesi insanı şarkıları tekrar tekrar dinlemeye, dinledikçe daha bir bağırarak eşlik etmeye teşvik ediyor. Filmin bu denli sıcak ve doğal olmasının önemli bir nedeni de iki başkarakterin de oyuncu olmaması. 1 saat 26 dakika gibi kısa bir süredeve basit bir hikaye etrafında, üstelik bu sürenin yarısını -belki daha fazlasını- birbirinden güzel parçalar ile geçirerek bu denli sıcak bir film yaratmak gerçekten inanılmaz.
--spoiler--
Umutsuz bir aşkın peşinde Londra'da sürüklenen ve annesinin ölümüyle Dublin'e, babasının yanına dönen delikanlımız -ki filmde bir isim geçmiyor- babasının dükkanında elektrikli süpürge tamir ederken bir yandan da sokaklarda şarkılarını söyleyerek yaşamını kazanıyor. Çek Cumhuriyeti'nden Dublin'e kızı ve annesiyle,kocasını geride bırakarak, göç etmiş kızımız -o da isimsiz- ise aynı sokaklarda çiçek satarak geçimini sağlamaya çalışıyor. Ve bu iki dünyanın bir akşam kesişmesiyle iki ilişki mağlubu, hayat mağduru , ki isimsiz olmalarının temel nedeni de bu durumdaki her ademoğluna sesleniyor olması bence, zevk aldıkları şeye, müziğe sığınarak bize bol bol ziyafet sunuyorlar. Tabi öyküye tanıklık ettikçe sevginin illa ki bir öpücük ya da beraber olmak değil; doknumadan öte, aynı havayı solumanın, aynı kaldırıma oturmanın verdiği mutluluk olduğunu hatırlıyoruz.Filmin sonu da bizi sevgi denen kavram hakkında düşünmeye mecbur bırakıyor zaten.
--spoiler--
alıntı : http://antifa-kutay.blogs...dogru-insan-kac-kere.html
Öyle bir film ki, en "baba" müzikaller bile bu denli etkileyici olmayı başaramadı gözümde, zamansız ve şov amaçlı parçaları, yok yere dansa başlayan milyon dolarlık şöhretleri ile. Oysa ki irlanda'dan çıkıp gelen bu filmde The Frames isimli grubun solisti olan Glen Hansard'ın gitarı ve sesi ile halihazırda bir piyanist olan Marketa irglova'nın tuşlara dokunuşunun tarifsiz bütünleşmesi insanı şarkıları tekrar tekrar dinlemeye, dinledikçe daha bir bağırarak eşlik etmeye teşvik ediyor. Filmin bu denli sıcak ve doğal olmasının önemli bir nedeni de iki başkarakterin de oyuncu olmaması. 1 saat 26 dakika gibi kısa bir süredeve basit bir hikaye etrafında, üstelik bu sürenin yarısını -belki daha fazlasını- birbirinden güzel parçalar ile geçirerek bu denli sıcak bir film yaratmak gerçekten inanılmaz.
--spoiler--
Umutsuz bir aşkın peşinde Londra'da sürüklenen ve annesinin ölümüyle Dublin'e, babasının yanına dönen delikanlımız -ki filmde bir isim geçmiyor- babasının dükkanında elektrikli süpürge tamir ederken bir yandan da sokaklarda şarkılarını söyleyerek yaşamını kazanıyor. Çek Cumhuriyeti'nden Dublin'e kızı ve annesiyle,kocasını geride bırakarak, göç etmiş kızımız -o da isimsiz- ise aynı sokaklarda çiçek satarak geçimini sağlamaya çalışıyor. Ve bu iki dünyanın bir akşam kesişmesiyle iki ilişki mağlubu, hayat mağduru , ki isimsiz olmalarının temel nedeni de bu durumdaki her ademoğluna sesleniyor olması bence, zevk aldıkları şeye, müziğe sığınarak bize bol bol ziyafet sunuyorlar. Tabi öyküye tanıklık ettikçe sevginin illa ki bir öpücük ya da beraber olmak değil; doknumadan öte, aynı havayı solumanın, aynı kaldırıma oturmanın verdiği mutluluk olduğunu hatırlıyoruz.Filmin sonu da bizi sevgi denen kavram hakkında düşünmeye mecbur bırakıyor zaten.
--spoiler--
alıntı : http://antifa-kutay.blogs...dogru-insan-kac-kere.html
güncel Önemli Başlıklar
