bugün

lost u türkler çekseydi olabilecekler

hayatta kalan yolcuların hepsinin türk olduklarını varsayar ve hakiki bir türk senaryosu olarak düşünürsek:

öncelikle tecavüz olayları baş gösterir ardından bir iki cinayet ve zorunlu evlilikle olaylar çözülür ve bir hafta dolmadan normal türk aile yapısının ilk örnekleri sergilenmeye başlanırdı,
birbirleriyle hızlıca kaynaşmaya başlayan yolcular kısa zamanda ele ense göze parmak olurlardı;

her akşam alkol sofrası kurulur, beraber yenilir içilir, muhabbet on numara olurdu,
ufak tefek kavgalar arada olur ama artık kader kardeşi olduklarından kesinlikle gerçek lost'taki gibi üzücü hadiseler
-en azından ilk iki sezon içinde- yaşanmaz, herkes racona göre hareket ederdi;

adayı başlarda tatil fırsatı olarak gören türkler, 'nasıl olsa bulurlar bizi!' diye düşünüp bir sezon boyunca keyfini çıkartmaya bakar, etrafı da pek sallamazlardı,
öte yandan, 'yerim lan sesini bişey olsa çıkar ortaya zaten!' diyip etraftaki ürkütücü sesleri de pek sallamaz ama karanlıkta arkadan yaklaşıp birbirlerini korkutmaya bayılırlardı;

perşembe geceleri ibadet edilir, hacı amcadan dini hikayeler dinlenir, her cuma da toplu cemaat kurulurdu;

kesinlikle gemi yapmaya çalışırlardı hatta ortaya uçak yapma fikri atanlar bile olurdu,
sonuçta gemiyi yaparlardı da ama kürek yapmayı unutup sonra da;
'aga her işte bir hayır vardır demek ki gemi batacaktı zaten yaş işti!' falan diyip gemiyi sahil restoranta çevirirlerdi;

ikinci sezonla beraber gözü açılanlar etrafı çitlerle çevirip geleceğe yatırım yapmaya başlarlardı;

adada çocuk doğmama olayı geçerliliğini yitirir, iki sezonda 3 çocuk sahibi nasıl olunur gösterirlerdi;

yalnız kalan er kişi ya da yaşı gelen ergenler 'diğerleri' diye tabir edilen öbür adadaki insanları keşfettikten sonra kızlarını kaçırıp imam nikahı ile evlenmeye başlarlardı;

adada ne kadar hayvan varsa evcilleştirmeye başlanırdı,
hatta o beyaz kutup ayılarının burnuna hızma takıp tef ile oynatıp eğlenirlerdi;

başta iyi geçindikleri diğer insanları üçüncü sezon sonunda elde ettikleri nüfus fazlalığı dolayısıyla tehdit etmeye başlar,
dördüncü sezon sonunda da tek bayrak tek din tek devlet nidaları eşliğinde birinci kuşatma ile boyunduruk altına alırlardı ama iyi davranırlardı,
zaten dördüncü sezon sonuna kadar da diğerleri diye bir şey kalmaz hepsi türkleşirdi,
herkes ortalık yere tükürmeye, küfürlü konuşmaya, erkekler duvar diplerinde hacet gidermeye başlardı;

son sezonda -ki muhtemelen dizi 16 sezon falan sürerdi- ada pislikten yaşanmayacak hale geleceği için öncü bir grup yaptıkları gemiyle adadan ayrılırdı,
bir kaç mil sonunda muğla kıyısına çıkmalarıyla beraber aslında ege denizinde ufak ıssız bir adada olduklarını ve zamanında kaçırdıkları o insanların diğer adada yaşayan rumlar olduklarını anlarlardı.

evet biraz saçma oldu ama gerçeği kadar değil. *
© copyright 2005 - 2026