bugün
- karı kıza para yedirir misiniz12
- uzun yol araba yolculuğunu çekilir yapacak şey14
- iyi erkeklerin nerede olduğu sorunsalı7
- evlenilmeyecek kız tipi11
- internetten kız düşürmenin kolaylaşması5
- türk ekonimisi harika5
- çocuksu barbarlığı dayakla düzeltmek5
- osururken götten alev çıkması11
- izmir'de başörtülü kadını sahilden kovan seküler21
- erkeklerin çok açık giyinmeye başlaması4
- sözlüğün embesillerle dolu olması5
- femboy erkeklere yürüyen dayılar5
- yakışıklı olan ama sevgilisi olmayan erkek6
- bir kadınla bir erkeğin yakın arkadaş olması13
- en geri kalmış ülkeler3
- en çok hoşa giden doğa olayı8
- cemaat evinde maklube yememiş insan4
- çanakkale savaşında abdulhamid olsaydı3
- çanakkalede hocaların şıhların filan en çok ölmesi3
- telefonun aşırı ısınması7
- bir kadın size hakaret ediyorsa7
- kurtuluş savaşı'nın müfredattan kaldırılması26
- bir insanın neden flört etmediği üzerine5
- tadelle'yi kim yiyor sorunsalı3
- güne bir şarkı bırak5
- baş ağrısını geçiren ilginç tedaviler5
- hoşlanılan kızın evlilik düşünmüyorum demesi9
- gay biraderlerin gey birader olması2
- otobüste yere oturan kızlara bağıran adam10
- kötü bir insan olmak5
- çingene küfürleri3
- aziz peder ismetto gurbuzotti2
- 6 temmuz 2026 portekiz ispanya maçı9
- yön duygusuna sahip olmamak10
- acdc tişörtü giyen elektrikçi3
- buddy dude3
- donanımlı erkek3
- düşün ki bu gece öldün6
- arabayı gariban gösteren aksesuarlar3
- dunning kruger etkisi2
- aşure getiren yakışıklı kaslı komşu10
- neden herkes aynı soruları soruyor4
- kadınların piç erkek tercihi12
- imamoğlu'nun 1 günde 3 davaya girmesi20
- türklerin niye terör örgütü yok sorunsalı4
- özlenen hissiyatlar4
- çok güzel kızların kertenkelelerle takılması4
- türk insanının paraya acımadığı harcamalar5
- ayak fetişi erkek aslında penis yalamak istiyordur4
- yorgun mermi3
uzun zamandır aramız pek yoktu kendisiyle ancak yeniden göz kırptı bana.
yeter diyip üzerimdeki ölü toprağını, depresif halimi, kötü hislerimi candam aşağıya fırlattıkdan hemen sonra onlarsız yapamayacağımı düşünüp pencereye koştum ve aşağıya baktım. yerde ölü gibi yatıyordu beni hayat karşıtı bir militan yapan olgular. ardından ne yapacağımı bilemedim ve tamamen şans eseri kafamı kaldırıp gökyüzüne baktım. orada olduğunu neredeyse unuttuğum gökyüzü o kadar güzel gözüküyorduki, aylardır kullanmadığım pozitif sıfatları ardı radına sıraladım ona. uzun sakalım, birbirine girmiş yağlı saçlarım, eskimiş gömleğim ve kaşe ceketime rağmen küçük bi kız gibi mutlu hissettim kendimi. yabacısı olduğum bu duygu içimi yavaş yavaş kaplıyordu. hava kapalıydı yalnızca bi kaç yıldız görebiliyordum fakat hiç bi zaman aşırı isteklerim olmamıştı ve yeterliydi bunlar benim için.
hava biraz soğuktu ancak iyi gelmişti bu bana. içimdeki tüm olumsuz duygu ve düşüncelerin rüzgarla gidişini izledim. içeriye girdim ve perdeyi sonuna kadar açtım, sandalyemi pencerenin önüne bıraktım ve geceyi izlemeye devam ettim.
o gece diğerlerinden pek farklı gibi görünmüyordu. yalnızdım, sigara dumanı vardı odamın içerisinde, ışık hala loştu, kadife bi ses, en kasvetli sözcükleri fısıldıyordu radyoda, vücudumda fazlaca alkol ve nikotin bir aradaydı, elimin üzerindeki delik hala iğrenç görünüyordu.
benim en çok ellerimi severlerdi, sarı saçlarımı ve temiz yüzümü. şimdi yüzüm bi önceki gelişi güzel traş nedeniyle şekilsiz uzamış sakallarla doluydu, saçlarım kısa kestirilmiş ve bakımsızdı, elimin üzerinde winston softun ucu büyüklüğünde, derin bi delik vardı.
güzel olmayan sesimle gitarımın melodilerine eşlik ederdim ben eskiden, şimdiyse parmaklarım hissizleşmiş,sesimse neredeyse çıkmıyordu.
güzel koktuğumu söylerlerdi bana, üzerimde bi bebek kokusu olduğunu ve bunu içimdeki çocuktan geldiğini. şimdiyse sigaradan başka bi şey kokmuyordum, içimdeki çocuğun mevlüdünü kısık sesimle çoktan okumuştum.
güzel öptüğümü söylerdi hatırlamadığım bi yerde hatırlamadığım bi zamanda hatırlamadığım bi kadın. şimdiyse şarabın boyadığı dudaklarımın derileri kalmış, kurumuştu.
o gece bütün bunların yanında bi farklılık vardı bende, bi yerlerden tanıdığım ama uzun zamandır görmediğim bi şey, adını dahi hatırlamadığım, garip bi şey..
evet umuttu bu. sonra eskilerin sevdiği o gülücük belirdi çatlamış dudaklarımda. saçlarımı düzelttim ellerimle, sakallarımı kesme kararı aldım, elimdeki deliğin üzerine biraz krem sürdüm. sonra elimde kalan kremle yanına bir nokta ve altına bir çizgi çektim. elimde oluşan bu ufak gülücük figürü bana "sakın bırakma" der gibiydi.
şimdiyse saçlarım temiz, güzel kokuyorum, sakallarımı kesiyorum düzenli olarak. küçük mavi vosvosumu sürüyorum halımı kenara çekip, sigara içerken camları açıyorum, radyo frekansım değişti, dudaklarımda ne şarap izleri ne de çatlaklar var. her gece yatmadan önce gökyüzüne bakıyorum, görebileceğim kadar yıldız görüp öyle giriyorum yatağıma.
elimdeki deliğe gelince neredeyse kapandı. derin değil artık ancak boyu hiç küçülmedi hala derimden çok farklı renkte ve şekilde. bu izi hayatımın sonuna kadar taşıyacağımı biliyorum ve bu benim için problem değil. çünkü ben hiç bir zaman "unutacağım, hayatımdan çıkartıp atacağım" demedim. yaşadığım güzelliklerin yanında acısıyla da kabul ediyorum geçmişimi. bu acının çekilmesi gerekiyordu ve birisi bunu yapmalıydı.
kendimi iyi hissediyorum. mutlu bi adamım, dört gözle beklediğim bi ptt görevlisi var, her zaman yazmamı istedikleri o "mutlu" şeyleride yazıyorum.
yeter diyip üzerimdeki ölü toprağını, depresif halimi, kötü hislerimi candam aşağıya fırlattıkdan hemen sonra onlarsız yapamayacağımı düşünüp pencereye koştum ve aşağıya baktım. yerde ölü gibi yatıyordu beni hayat karşıtı bir militan yapan olgular. ardından ne yapacağımı bilemedim ve tamamen şans eseri kafamı kaldırıp gökyüzüne baktım. orada olduğunu neredeyse unuttuğum gökyüzü o kadar güzel gözüküyorduki, aylardır kullanmadığım pozitif sıfatları ardı radına sıraladım ona. uzun sakalım, birbirine girmiş yağlı saçlarım, eskimiş gömleğim ve kaşe ceketime rağmen küçük bi kız gibi mutlu hissettim kendimi. yabacısı olduğum bu duygu içimi yavaş yavaş kaplıyordu. hava kapalıydı yalnızca bi kaç yıldız görebiliyordum fakat hiç bi zaman aşırı isteklerim olmamıştı ve yeterliydi bunlar benim için.
hava biraz soğuktu ancak iyi gelmişti bu bana. içimdeki tüm olumsuz duygu ve düşüncelerin rüzgarla gidişini izledim. içeriye girdim ve perdeyi sonuna kadar açtım, sandalyemi pencerenin önüne bıraktım ve geceyi izlemeye devam ettim.
o gece diğerlerinden pek farklı gibi görünmüyordu. yalnızdım, sigara dumanı vardı odamın içerisinde, ışık hala loştu, kadife bi ses, en kasvetli sözcükleri fısıldıyordu radyoda, vücudumda fazlaca alkol ve nikotin bir aradaydı, elimin üzerindeki delik hala iğrenç görünüyordu.
benim en çok ellerimi severlerdi, sarı saçlarımı ve temiz yüzümü. şimdi yüzüm bi önceki gelişi güzel traş nedeniyle şekilsiz uzamış sakallarla doluydu, saçlarım kısa kestirilmiş ve bakımsızdı, elimin üzerinde winston softun ucu büyüklüğünde, derin bi delik vardı.
güzel olmayan sesimle gitarımın melodilerine eşlik ederdim ben eskiden, şimdiyse parmaklarım hissizleşmiş,sesimse neredeyse çıkmıyordu.
güzel koktuğumu söylerlerdi bana, üzerimde bi bebek kokusu olduğunu ve bunu içimdeki çocuktan geldiğini. şimdiyse sigaradan başka bi şey kokmuyordum, içimdeki çocuğun mevlüdünü kısık sesimle çoktan okumuştum.
güzel öptüğümü söylerdi hatırlamadığım bi yerde hatırlamadığım bi zamanda hatırlamadığım bi kadın. şimdiyse şarabın boyadığı dudaklarımın derileri kalmış, kurumuştu.
o gece bütün bunların yanında bi farklılık vardı bende, bi yerlerden tanıdığım ama uzun zamandır görmediğim bi şey, adını dahi hatırlamadığım, garip bi şey..
evet umuttu bu. sonra eskilerin sevdiği o gülücük belirdi çatlamış dudaklarımda. saçlarımı düzelttim ellerimle, sakallarımı kesme kararı aldım, elimdeki deliğin üzerine biraz krem sürdüm. sonra elimde kalan kremle yanına bir nokta ve altına bir çizgi çektim. elimde oluşan bu ufak gülücük figürü bana "sakın bırakma" der gibiydi.
şimdiyse saçlarım temiz, güzel kokuyorum, sakallarımı kesiyorum düzenli olarak. küçük mavi vosvosumu sürüyorum halımı kenara çekip, sigara içerken camları açıyorum, radyo frekansım değişti, dudaklarımda ne şarap izleri ne de çatlaklar var. her gece yatmadan önce gökyüzüne bakıyorum, görebileceğim kadar yıldız görüp öyle giriyorum yatağıma.
elimdeki deliğe gelince neredeyse kapandı. derin değil artık ancak boyu hiç küçülmedi hala derimden çok farklı renkte ve şekilde. bu izi hayatımın sonuna kadar taşıyacağımı biliyorum ve bu benim için problem değil. çünkü ben hiç bir zaman "unutacağım, hayatımdan çıkartıp atacağım" demedim. yaşadığım güzelliklerin yanında acısıyla da kabul ediyorum geçmişimi. bu acının çekilmesi gerekiyordu ve birisi bunu yapmalıydı.
kendimi iyi hissediyorum. mutlu bi adamım, dört gözle beklediğim bi ptt görevlisi var, her zaman yazmamı istedikleri o "mutlu" şeyleride yazıyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar