bugün
- içim yanıyor be sözlük6
- ctrlx22
- 35 bin lira maaşı beğenmeyen sevgili8
- türk düşmanları4
- öyle bir şey yaz ki okuyan şaşırsın4
- gürcistan22
- cinle karşılaşınca yapılacak ilk hareket7
- togg'un tekerleğini öpen çomar3
- tanrı türkü korusun3
- sevilen kızın zort diye ossurması4
- goooooool gol gol gol gooool2
- dr mehmet akif nacar2
- ben osmanlı torunuyum diyen tip2
- bir sırp filmi2
- asansörde kalmak7
- ilgi isteyen kız16
- cehennem silahı 22
- cendere calarken entry girmek4
- hewal ebo17
- kuran da namaz yok21
- yaşar nuri öztürk4
- zall'ın sözlükten kaldırması gereken şeyler3
- lahmacunu elle yiyen kız13
- sözlükte kavga etmek6
- erkek eti gurmesi4
- lambayı söndürdükten sonra karşıda figür olmasi2
- gürcistan'ın neyi meşhur9
- klozeti patlatmak2
- yukarı kattan gelen ahh sesi10
- arkeoloji bölümü5
- abdullah öcalan7
- biyolojik antropoloji5
- seksi bırakmak5
- en iyi simit hangi şehirdedir12
- kahvaltıda kavurma yiyen kız tatlılığı9
- yaprak dökümü ali rıza bey6
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası41
- insan olmak5
- dışarıda kahve içmenin lüks haline gelmesi10
- arkadaşlar ben sanırım erkeğim3
- felak nas ayetel kursiyi bilen cin3
- 49 kilo olmak3
- cinin aslında alkol olması3
- çanakkale4
- cinli birine bulaşmak3
- türkiye nin en güzel şehrinin istanbul olması6
- casio2
- erkeklerin öküzlük sorunu12
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri22
- amerika birleşik devletleri4
En sevdiğim, beğendiğim iki şiirden birini yazmış adamdır.biraz uzun fakat okunmalı ve üzerine düşünülmeye değerdir.
düşünceler
durmaksızın yürüyorum bu kıyılarda,
kumla köpüğün arasında.
yükselen deniz ayak izlerimi silecek,
rüzgar köpüğü önüne katacak,
ama denizle kıyı daima kalacak.
bugünün acısı, dünün hazzının anısıdır.
anımsamak bir tür buluşmadır.
unutmak ise bir tür özgürlük.
yüreğimdeki mühür
kalbim kırılmadan çözülebilir mi?
sevgililer birbirlerinden çok
aralarındakini kucaklarlar.
arkadaşlık her zaman için
tatlı bir sorumluluktur,
asla bir fırsat değil.
ancak büyük bir acı veya büyük bir sevinç
senin gerçeğini açığa çıkarabilir.
işte böyle bir anda
ya güneş altında çıplak danset,
ya da çarmıhını taşı.
insanlık, sonsuzluğun dışından
sonsuzluğa akan bir ışık nehridir.
şafağa ancak
gecenin yolunu izleyerek ulaşılabilir.
gariptir ki,
kimi zevklerin tutkusudur,
acılarımızın bir kısmını oluşturan.
kişinin hayal gücüyle, düşlerinin gerçeklesmesi arasındaki mesafe,
yalnızca onun yoğun isteğiyle aşılabilir.
cennet orada,
şu kapının ardında,
hemen yandaki odada;
ama ben anahtarı kaybettim.
belki de sadece koyduğum yeri unuttum.
kuş tüyünde uyuyanların düşlerinin,
toprak üzerinde uyuyanlarınkinden
daha güzel olmadığı gerçeğinde,
yaşamın adaletine olan inancımı
yitirmem mümkün mü?
bana kulak ver ki,
sana ses verebileyim.
karşındakinin gerçeği
sana açıkladıklarında değil,
açıklayamadıklarındadır.
bu yüzden onu anlamak istiyorsan,
söylediklerine değil,
söylemediklerine kulak ver.
söylediklerimin yarısı beş para etmez;
ama ola ki diğer yarısı sana ulaşabilir
diye konuşuyorum.
yalnızlığım, insanlar geveze hatalarımı övüp,
sessiz erdemlerimi eleştirmeye
başladığında doğdu.
bir gerçek her zaman bilinmek,
ama ara sıra söylenmek içindir.
içimizdeki gerçek olan sessiz,
edinilmiş olan ise gevezedir.
içimdeki yaşamın sesi,
senin içindeki yaşamın
kulağına ulaşamaz.
yine de kendimizi yalnız
hissetmemek için konuşalım.
sözcüklerin dalgası
hep üstümüzde olsa da,
derinliklerimiz daima dinginliğini korur.
yaşam kalbini okuyacak
bir şarkıcı bulamazsa,
aklını konusacak
bir filozof yaratır.
zihnimiz bir süngerdir,
yüreğimizse bir nehir.
çoğumuzun akmak yerine,
sünger gibi emmeyi seçmesi ne garip!
eger kış,
'baharı yüreğimde saklıyorum'
deseydi, ona kim inanırdı?
her tohum bir özlemdir.
öğretilerin çoğu pencere camı gibidir.
arkasındaki gerçeği görürsün,
ama cam seni gerçekten ayırır.
haydi seninle saklambaç oynayalım.
yüreğime saklanırsan eğer,
seni bulmak zor olmaz.
ancak kendi kabuğunun
ardına gizlenirsen,
seni bulmaya çalışmak
bir işe yaramaz.
neşeli yüreklerle birlikte
neşeli şarkılar söyleyen
kederli bir kalp ne kadar yücedir.
yürüyenlerle birlikte yürümeyi yeğlerim,
durup yürüyenlerin geçişini seyretmek değil.
hayır, boşuna yaşamadık biz!
kemiklerimizden kuleler yapmadılar mı?
özel ve ayrımcı olmayalım.
unutmayalım ki, şairin aklı da,
akrebin kuyruğu da gururla
aynı yeryüzünden yükselir.
evim der ki, 'beni bırakma,
çünkü burada senin geçmişin yaşıyor.'
yolum der ki, ' gel ve beni izle,
çünkü ben senin geleceğinim.'
ve ben hem eve, hem de yola derim ki,
'benim ne geçmişim,
ne de geleceğim var.
eğer kalırsam,
kalışımda bir ayrılış vardır;
gidersem,
ayrılışımda bir kalış.
yalnızca sevgi ve ölüm
her şeyi değiştirebilir.'
daha dün, yaşam küresi içinde
uyumsuzca titreşen bir kırıntı
olduğumu düşünürdüm.
şimdi biliyorum ki,
ben kürenin ta kendisiyim,
ve uyumlu kırıntılar halinde
tüm yaşam içimde devinmekte.
adlandıramadığın nimetleri özlediğinde,
ve nedenini bilmeden kederlendiğinde,
işte o zaman büyüyen her şeyle
beraber büyüyecek ve
üst benliğine uzanacaksın.
ağaçlar yeryüzünün
gökkubbeye yazdığı şiirlerdir.
ama biz onları devirir ve
boşluğumuzu kaydedebilmek için
kağıda dönüştürürüz.
güzelliğin şarkısını söylersen eğer,
çölün ortasında tek başına olsan bile
bir dinleyicin olacaktır.
esin daima şarkı söyler;
asla açıklamaya çalışmaz.
en büyük sarkıcı,
sessizliğimizin şarkısını söyleyendir.
eğer ağzın yemekle doluysa
nasıl şarkı söyleyebilirsin?
ve eğer elin altınla yüklüyse,
şükretmek için nasıl kaldırabilirsin?
sözler zamansızdır.
onları zamansızlıklarını bilerek
söylemeli ya da yazmalısın.
şiir bir düşüncenin ifadesi değildir.
o, kanayan bir yaradan
veya gülümseyen bir ağızdan
yükselen bir şarkıdır..
kum ve köpük - 1926
düşünceler
durmaksızın yürüyorum bu kıyılarda,
kumla köpüğün arasında.
yükselen deniz ayak izlerimi silecek,
rüzgar köpüğü önüne katacak,
ama denizle kıyı daima kalacak.
bugünün acısı, dünün hazzının anısıdır.
anımsamak bir tür buluşmadır.
unutmak ise bir tür özgürlük.
yüreğimdeki mühür
kalbim kırılmadan çözülebilir mi?
sevgililer birbirlerinden çok
aralarındakini kucaklarlar.
arkadaşlık her zaman için
tatlı bir sorumluluktur,
asla bir fırsat değil.
ancak büyük bir acı veya büyük bir sevinç
senin gerçeğini açığa çıkarabilir.
işte böyle bir anda
ya güneş altında çıplak danset,
ya da çarmıhını taşı.
insanlık, sonsuzluğun dışından
sonsuzluğa akan bir ışık nehridir.
şafağa ancak
gecenin yolunu izleyerek ulaşılabilir.
gariptir ki,
kimi zevklerin tutkusudur,
acılarımızın bir kısmını oluşturan.
kişinin hayal gücüyle, düşlerinin gerçeklesmesi arasındaki mesafe,
yalnızca onun yoğun isteğiyle aşılabilir.
cennet orada,
şu kapının ardında,
hemen yandaki odada;
ama ben anahtarı kaybettim.
belki de sadece koyduğum yeri unuttum.
kuş tüyünde uyuyanların düşlerinin,
toprak üzerinde uyuyanlarınkinden
daha güzel olmadığı gerçeğinde,
yaşamın adaletine olan inancımı
yitirmem mümkün mü?
bana kulak ver ki,
sana ses verebileyim.
karşındakinin gerçeği
sana açıkladıklarında değil,
açıklayamadıklarındadır.
bu yüzden onu anlamak istiyorsan,
söylediklerine değil,
söylemediklerine kulak ver.
söylediklerimin yarısı beş para etmez;
ama ola ki diğer yarısı sana ulaşabilir
diye konuşuyorum.
yalnızlığım, insanlar geveze hatalarımı övüp,
sessiz erdemlerimi eleştirmeye
başladığında doğdu.
bir gerçek her zaman bilinmek,
ama ara sıra söylenmek içindir.
içimizdeki gerçek olan sessiz,
edinilmiş olan ise gevezedir.
içimdeki yaşamın sesi,
senin içindeki yaşamın
kulağına ulaşamaz.
yine de kendimizi yalnız
hissetmemek için konuşalım.
sözcüklerin dalgası
hep üstümüzde olsa da,
derinliklerimiz daima dinginliğini korur.
yaşam kalbini okuyacak
bir şarkıcı bulamazsa,
aklını konusacak
bir filozof yaratır.
zihnimiz bir süngerdir,
yüreğimizse bir nehir.
çoğumuzun akmak yerine,
sünger gibi emmeyi seçmesi ne garip!
eger kış,
'baharı yüreğimde saklıyorum'
deseydi, ona kim inanırdı?
her tohum bir özlemdir.
öğretilerin çoğu pencere camı gibidir.
arkasındaki gerçeği görürsün,
ama cam seni gerçekten ayırır.
haydi seninle saklambaç oynayalım.
yüreğime saklanırsan eğer,
seni bulmak zor olmaz.
ancak kendi kabuğunun
ardına gizlenirsen,
seni bulmaya çalışmak
bir işe yaramaz.
neşeli yüreklerle birlikte
neşeli şarkılar söyleyen
kederli bir kalp ne kadar yücedir.
yürüyenlerle birlikte yürümeyi yeğlerim,
durup yürüyenlerin geçişini seyretmek değil.
hayır, boşuna yaşamadık biz!
kemiklerimizden kuleler yapmadılar mı?
özel ve ayrımcı olmayalım.
unutmayalım ki, şairin aklı da,
akrebin kuyruğu da gururla
aynı yeryüzünden yükselir.
evim der ki, 'beni bırakma,
çünkü burada senin geçmişin yaşıyor.'
yolum der ki, ' gel ve beni izle,
çünkü ben senin geleceğinim.'
ve ben hem eve, hem de yola derim ki,
'benim ne geçmişim,
ne de geleceğim var.
eğer kalırsam,
kalışımda bir ayrılış vardır;
gidersem,
ayrılışımda bir kalış.
yalnızca sevgi ve ölüm
her şeyi değiştirebilir.'
daha dün, yaşam küresi içinde
uyumsuzca titreşen bir kırıntı
olduğumu düşünürdüm.
şimdi biliyorum ki,
ben kürenin ta kendisiyim,
ve uyumlu kırıntılar halinde
tüm yaşam içimde devinmekte.
adlandıramadığın nimetleri özlediğinde,
ve nedenini bilmeden kederlendiğinde,
işte o zaman büyüyen her şeyle
beraber büyüyecek ve
üst benliğine uzanacaksın.
ağaçlar yeryüzünün
gökkubbeye yazdığı şiirlerdir.
ama biz onları devirir ve
boşluğumuzu kaydedebilmek için
kağıda dönüştürürüz.
güzelliğin şarkısını söylersen eğer,
çölün ortasında tek başına olsan bile
bir dinleyicin olacaktır.
esin daima şarkı söyler;
asla açıklamaya çalışmaz.
en büyük sarkıcı,
sessizliğimizin şarkısını söyleyendir.
eğer ağzın yemekle doluysa
nasıl şarkı söyleyebilirsin?
ve eğer elin altınla yüklüyse,
şükretmek için nasıl kaldırabilirsin?
sözler zamansızdır.
onları zamansızlıklarını bilerek
söylemeli ya da yazmalısın.
şiir bir düşüncenin ifadesi değildir.
o, kanayan bir yaradan
veya gülümseyen bir ağızdan
yükselen bir şarkıdır..
kum ve köpük - 1926
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar