bugün
- 19 temmuz 2026 fransa ingiltere maçı4
- türklerin ileri olduğu konular21
- saraca finch house3
- erkek adam2
- en gey özelliğiniz10
- norm ender3
- true nickli yazar11
- dinsize inanır mısın17
- son beş yıldır sevgilisi olmayan insan3
- yazarların çektiği manzara fotoğrafları9
- çırçıplak yatmak9
- en son alınan hediye7
- soğuğu sıcağından daha iyi olan şeyler7
- burçlara inanan erkek15
- bir kadının en güzel bölgesi8
- mutlak butlan kararının yargıtay'a gönderilmesi2
- chatgptye penis fotoğrafını atmak18
- nervio yu çok seviyorum ne yapmalıyım7
- dünyanın en güzel tatlısı8
- caner taslaman7
- bugün sağlığın için ne yaptın7
- eski seni özlüyor musun6
- otomatik portakal ve özgür irade paradoksu2
- sözlük kavgalarındaki avamlık5
- vantilatörü kendine çevirmek6
- sokakta gocu ile karşılaşmak5
- özlenen hissiyatlar6
- ruh hastası olan yazarlar6
- salak yazarlar7
- 40 yaş üstü kel sözlük yazarı5
- abd vizesi5
- sözlükte kadınlara sararak tatmin olan incel5
- yaz günü çay içme saçmalığı11
- her başlığın altında biten sözlük paraziti5
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları30
- bir gün öleceğini unutmak10
- arkadaşlar bakar mısınız11
- seninle şurada olabilirdik5
- uysaljakoben gocu'nun fake hesabı mı5
- bir insanın daraldığında sığınabileceği yerler5
- kuran da neden namaz yok8
- evdeki alkolün bittiği anda yapılacaklar5
- pandela6
- gocu31
- evliliği kurtarmak için çocuk yapmak7
- deri ceketli serseri4
- oğlak burcu kadını18
- kültürün bireyi boğması4
- devletten başkasına güvenilmez11
- gocu pandela barışı4
insanlık tarihi boyunca en ufak organizasyonun yönetiminden en büyük devletin iktidarına kadar bir şekilde doğruluğunu ispatlamış bir önermedir.
bir veya bir grup insanın diğerlerinden daha fazla -ve diğerlerini etkileyebilecek- bir güce sahip olması ister istemez kişiliklerinin değil iktidarın gerektirdiği gibi davranmalarını sağlamıştır.
zimbardo deneyinin de gösterdiği gibi en alaksız insan bile otoriter olması gereken bir role sokulduğunda kişiliğine, inançlarına göre değil konumuna göre hareket eder.
genelde organizasyonlarının, özelde devletlerin tarihsel olmasada yapısal gelişimi tamamamen iktidarın güçlerinin kısıtlaması ve eskiden bütünüyle sırtlandığı sorumluluğun, zamanla daha geniş kitlelere devredilmesi esasına dayanır.
insanlar sıkıntıdan cumhuriyete, demokrasiye geçmedi. kuvvetler ayrılığı, hukuğun üstünlüğü, anayasa, seçim, şeffaflık, vs. gibi kavramlar ipneliğine yaratılmadı.
bunlara ihtiyaç duyuldu, çünkü başlıkta sözü edilen şey her zaman olagelmiştir, bundan sonra olmayacagını da iddia edemeyiz.
böyle olmasa idi toplumun en akıllı, en zeki, en bilgili, en iyi, en ahlaklı, vs. kişi veya kişilerini bulur -sınırsız güçler ile- bütün iktidarı onlara bırakır sonrada siyaset denen boktan konuyu bir daha düşünmezdik.
ancak bu böyle olmadı, olamadı. bütün devrimler kendi çocuklarını yedi, insanlığın büyük bir kısmının umudu olan sosyalizm bile bu yüzden amacından saptı.
elimizde bu kadar deneyim varken kendi çapında bir organizasyon olan sözlükte bunun farklı gelişeceğini söylüyorsanız izin verin de "nasıl olacak o iş?" diye sorabilelim.
konu iyi insan, kötü insan meselesi değil. marvel dünyasında yaşamıyoruz buralarda mutlak iyi ya da mutlak kötü insanlar yok.
dünya üzerindeki hiçbir insan tamamen tarafsız olamaz. hiç kimse her konuya objektif yaklaşamaz.
misal: bir arkadaşını ile hiç tanımadığınız birisi arasında geçen tartışmaya nasıl nesnel yaklaşabileceksiniz?
peki sizin bizzat taraf oldugunuz bir çatışmaya?
"bizde insanız zaman zaman hata yapabiliriz" iyi bir savunma değil. hayatı boyunca tek yanlışlık yapmış bir hakim o yanlışın etkilediği kişiler açısından kötü bir hakimdir. kimse bu adam eskiden ne yapmış diye bakmaz.
sizin yaptıgınız her şeyi haklı görmeniz de durumu değiştirmez. belki gerçektende haklısınızdır ancak şu durumda bizim bunu anlama şansımız bulunmuyor.
sözlükte bulunduğum süre zarfında moderasyon ile ilgili hep şikayetler var idi. (zaman zaman çoğaldı, zaman zaman azaladı)
belli ki ortada bir sorun var. gerçekte bir sorun olmasa dahi sözlüğün ciddi bir bölümü bir sorun olduğuna inanıyor.
-açık konuşayım sizi eleştirenler(ben dahil) sizin bulunduğunuz konumunuzda olsalardı durum pek farklı olmazdı, yine aynı sorunlar patlak veriridi. (çünkü burada sorun kişi sorunu değil.)-
bu durmda "ne yapapılır?" diye kafa yorma yolunu da seçebilirsiniz, konuya "ya sev ya terket" mantıgı ile yaklaşıp her muhalifi uçurmayı da. (ama bu sorunun kendisini halleder mi? bilmiyorum)
belki böyle bir şey yapmak da istemiyorsunuzdur ama ufak bir eleştirinin altına "bu yakında uçurulur" mealinde şeyler yazılıyorsa anlayabiliriz ki insanlarda böylesi bir kanı oluşmuş.
neyse, bana müsaade. dediğim gibi seçim sizin, isterseniz benim böyle şeyleri dillendirmemin asıl nedeninin soros'tan aldığım altı haneli rakamlar olduğunu da iddia edebilirsiniz.
güç sizinle olsun.
bir veya bir grup insanın diğerlerinden daha fazla -ve diğerlerini etkileyebilecek- bir güce sahip olması ister istemez kişiliklerinin değil iktidarın gerektirdiği gibi davranmalarını sağlamıştır.
zimbardo deneyinin de gösterdiği gibi en alaksız insan bile otoriter olması gereken bir role sokulduğunda kişiliğine, inançlarına göre değil konumuna göre hareket eder.
genelde organizasyonlarının, özelde devletlerin tarihsel olmasada yapısal gelişimi tamamamen iktidarın güçlerinin kısıtlaması ve eskiden bütünüyle sırtlandığı sorumluluğun, zamanla daha geniş kitlelere devredilmesi esasına dayanır.
insanlar sıkıntıdan cumhuriyete, demokrasiye geçmedi. kuvvetler ayrılığı, hukuğun üstünlüğü, anayasa, seçim, şeffaflık, vs. gibi kavramlar ipneliğine yaratılmadı.
bunlara ihtiyaç duyuldu, çünkü başlıkta sözü edilen şey her zaman olagelmiştir, bundan sonra olmayacagını da iddia edemeyiz.
böyle olmasa idi toplumun en akıllı, en zeki, en bilgili, en iyi, en ahlaklı, vs. kişi veya kişilerini bulur -sınırsız güçler ile- bütün iktidarı onlara bırakır sonrada siyaset denen boktan konuyu bir daha düşünmezdik.
ancak bu böyle olmadı, olamadı. bütün devrimler kendi çocuklarını yedi, insanlığın büyük bir kısmının umudu olan sosyalizm bile bu yüzden amacından saptı.
elimizde bu kadar deneyim varken kendi çapında bir organizasyon olan sözlükte bunun farklı gelişeceğini söylüyorsanız izin verin de "nasıl olacak o iş?" diye sorabilelim.
konu iyi insan, kötü insan meselesi değil. marvel dünyasında yaşamıyoruz buralarda mutlak iyi ya da mutlak kötü insanlar yok.
dünya üzerindeki hiçbir insan tamamen tarafsız olamaz. hiç kimse her konuya objektif yaklaşamaz.
misal: bir arkadaşını ile hiç tanımadığınız birisi arasında geçen tartışmaya nasıl nesnel yaklaşabileceksiniz?
peki sizin bizzat taraf oldugunuz bir çatışmaya?
"bizde insanız zaman zaman hata yapabiliriz" iyi bir savunma değil. hayatı boyunca tek yanlışlık yapmış bir hakim o yanlışın etkilediği kişiler açısından kötü bir hakimdir. kimse bu adam eskiden ne yapmış diye bakmaz.
sizin yaptıgınız her şeyi haklı görmeniz de durumu değiştirmez. belki gerçektende haklısınızdır ancak şu durumda bizim bunu anlama şansımız bulunmuyor.
sözlükte bulunduğum süre zarfında moderasyon ile ilgili hep şikayetler var idi. (zaman zaman çoğaldı, zaman zaman azaladı)
belli ki ortada bir sorun var. gerçekte bir sorun olmasa dahi sözlüğün ciddi bir bölümü bir sorun olduğuna inanıyor.
-açık konuşayım sizi eleştirenler(ben dahil) sizin bulunduğunuz konumunuzda olsalardı durum pek farklı olmazdı, yine aynı sorunlar patlak veriridi. (çünkü burada sorun kişi sorunu değil.)-
bu durmda "ne yapapılır?" diye kafa yorma yolunu da seçebilirsiniz, konuya "ya sev ya terket" mantıgı ile yaklaşıp her muhalifi uçurmayı da. (ama bu sorunun kendisini halleder mi? bilmiyorum)
belki böyle bir şey yapmak da istemiyorsunuzdur ama ufak bir eleştirinin altına "bu yakında uçurulur" mealinde şeyler yazılıyorsa anlayabiliriz ki insanlarda böylesi bir kanı oluşmuş.
neyse, bana müsaade. dediğim gibi seçim sizin, isterseniz benim böyle şeyleri dillendirmemin asıl nedeninin soros'tan aldığım altı haneli rakamlar olduğunu da iddia edebilirsiniz.
güç sizinle olsun.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar