bugün
- türk askeri yemen e gitsin kampanyası24
- ilham aliyev17
- fon vurgunu5
- asansörde konuşmama kuralı4
- göztepe7
- küba'nın petrol sektörünü yabancı yatırıma açması3
- kız rolü yapmak3
- çok film izleyen insandan zarar gelmez25
- türkiye de artan okul saldırıları5
- bir bar taburesinde yalnız oturmak4
- rj mitte3
- enerji ve foton uzaylı ırkları3
- sözlük kızlarının kombinleri45
- dünya büyüklüğünde star wars benzeri gezegen2
- insanların uzaylılar tarafından yaratılması3
- hak ettiği değeri görmemiş şarkılar5
- bir şeyler söyle2
- anın görüntüsü21
- sabahları nefret edilen şeyler2
- hungary3
- kendini türk hisseden arap artığı24
- 12 ekim 2026 eyüpspor göztepe maçı14
- sözlüğün en yakışıklı erkek yazarı43
- ömer çelik2
- sözlükteki ilişki skandalı37
- platon un mağara alegorisi6
- 45 adet kurabiye11
- sözlükte çirkin kız olmaması13
- eyüpspor 0 göztepe 44
- manisalı erkekler8
- firavun haklıydı12
- sözlüğün ayakları en güzel hatunu3
- diamond bosphorus denince akla gelenler39
- sözlük yazarlarının dehşetül vahşet kombinleri12
- yatağın altındaki canavarla süt içip uyumak3
- ikinci dünya savaşına girseydik neler olurdu7
- filistin57
- gammaz sözlük kızları15
- uludede'ye sorulacak sorular8
- son okunan kitap7
- uludede'nin zebraları giyip yatması8
- gece yatağın altında hatay dürüm gömen cin8
- sevilmeyen yazara pestisitli elma göndermek7
- kesik at kafası7
- bir yazarı çok sevmek ama o hiç sevmemek10
- sözlükteki gammaz özelliği11
- artık kürt sorunu yoktur14
- sahte motor yağı8
- arkadaşlar toplanır mısınız konuşma yapacağım8
- ismet gurbuz'e kesik at kafası göndermek5
bu zatı bir de tarihçi kadir mısıroğlu'nun bakış açısıyla analiz etmekte fayda var.
kadir mısıroğlu'nun gurbet içinde gurbet isimli kitabında fethullah gülen'le ilgili oldukça çarpıcı ifadeler var. üstad mısıroğlu bu ifadeleri birebir tanıkların ağzından aktarıyor. ve elbette bu insanların isimlerini ve nerede yaşadıklarını da yazıyor.
laik devlet rejiminin dine hiçbir şekilde bir dahili olamaz. zira bu, onun usulüne aykırıdır. elbette bu sadece sözde bir gerçeklik taşır ülkemizde. özellikle 80 öncesi devlet türkiye'deki dini eğitimin verildiği kurumlara, cemaatlere müdahale etme ihtiyacı hissetmiş bunun için de bazı aktörlere ihtiyaç duymuştur. amaç, islam dininin muhteviyatını eğip bükerek devletin temel prensiplerine uygun hale getirmektir. bu gayeyle vazifelendirilmiş birçok sözde din adamı faaliyet göstermiştir. bunların kimler olduğunu tahmin etmek zor değil. televizyonlarda yalan yanlış malumatlar veren, islam'ın kesin emirlerini 'olmasa da olur', 'şöyle yapsan da olur' gibi kafa karıştırıcı ifadelerle dini emirlere bağlılık noktasında bir gevşeklik oluşmasına zemin hazırlayanlar.
işbu kitapta gülen'in kendisine verilen görev doğrultusunda 'muamelatsız sapık bir islam muhtevası' ortaya çıkarma gayretinde olduğu dile getiriliyor. ve yine tanıkların ifadeleriyle gülen'in derin devletle olan ilişkisi gözler önüne seriliyor. türkiye'deyken hakkında yakalama emri çıkartılmış olmasına rağmen bir türlü yakalanamamış(!) olması da bu yöndeki şüpheleri doğrularcasına.
kitapta geçen bir hikaye oldukça ilgimi çektiği için burada da aktarma ihitayacı hissettim. s.arabistan'da okul açan gülen cemaati'ni ziyarete giden bir adamla * müdür arasında şöyle bir konuşma geçiyor. adam, burada ne işiniz var diye soruyor. öyle ya burası arabistan, arapça öğretiyoruz desen arapça konuşuyorlar, dini kaideleri öğretiyoruz desen zaten bu ülke şeriatla yönetiliyor. müdürün verdiği cevap ise 'bizim amacımız bu saydıklarınızın hibçiri değil, biz sudan'ın müstakbel idarecileri olacak süper zeki çocukları bulup amerika'ya göndermek için bulunuyoruz. Orada bir üniversitemiz var. Onları yetiştirip tekrar buraya göndereceğiz' şeklinde oluyor.
mısıroğlu'na bu olayı aktaran zat, bu konuşma öncesinde gayri ihtiyari olarak masada duran bir mektubu okuduğunu ve kağıtta; açılan okulun tüm masraflarının unesco tarafından karşılandığının yazılı olduğunu aktarıyor. (s.188)
dileyenler, Üstad Mısıroğlu'nun Geçmiş Günü Elerken ve Gurbet içinde Gurbet kitaplarına göz atabilir.
kadir mısıroğlu'nun gurbet içinde gurbet isimli kitabında fethullah gülen'le ilgili oldukça çarpıcı ifadeler var. üstad mısıroğlu bu ifadeleri birebir tanıkların ağzından aktarıyor. ve elbette bu insanların isimlerini ve nerede yaşadıklarını da yazıyor.
laik devlet rejiminin dine hiçbir şekilde bir dahili olamaz. zira bu, onun usulüne aykırıdır. elbette bu sadece sözde bir gerçeklik taşır ülkemizde. özellikle 80 öncesi devlet türkiye'deki dini eğitimin verildiği kurumlara, cemaatlere müdahale etme ihtiyacı hissetmiş bunun için de bazı aktörlere ihtiyaç duymuştur. amaç, islam dininin muhteviyatını eğip bükerek devletin temel prensiplerine uygun hale getirmektir. bu gayeyle vazifelendirilmiş birçok sözde din adamı faaliyet göstermiştir. bunların kimler olduğunu tahmin etmek zor değil. televizyonlarda yalan yanlış malumatlar veren, islam'ın kesin emirlerini 'olmasa da olur', 'şöyle yapsan da olur' gibi kafa karıştırıcı ifadelerle dini emirlere bağlılık noktasında bir gevşeklik oluşmasına zemin hazırlayanlar.
işbu kitapta gülen'in kendisine verilen görev doğrultusunda 'muamelatsız sapık bir islam muhtevası' ortaya çıkarma gayretinde olduğu dile getiriliyor. ve yine tanıkların ifadeleriyle gülen'in derin devletle olan ilişkisi gözler önüne seriliyor. türkiye'deyken hakkında yakalama emri çıkartılmış olmasına rağmen bir türlü yakalanamamış(!) olması da bu yöndeki şüpheleri doğrularcasına.
kitapta geçen bir hikaye oldukça ilgimi çektiği için burada da aktarma ihitayacı hissettim. s.arabistan'da okul açan gülen cemaati'ni ziyarete giden bir adamla * müdür arasında şöyle bir konuşma geçiyor. adam, burada ne işiniz var diye soruyor. öyle ya burası arabistan, arapça öğretiyoruz desen arapça konuşuyorlar, dini kaideleri öğretiyoruz desen zaten bu ülke şeriatla yönetiliyor. müdürün verdiği cevap ise 'bizim amacımız bu saydıklarınızın hibçiri değil, biz sudan'ın müstakbel idarecileri olacak süper zeki çocukları bulup amerika'ya göndermek için bulunuyoruz. Orada bir üniversitemiz var. Onları yetiştirip tekrar buraya göndereceğiz' şeklinde oluyor.
mısıroğlu'na bu olayı aktaran zat, bu konuşma öncesinde gayri ihtiyari olarak masada duran bir mektubu okuduğunu ve kağıtta; açılan okulun tüm masraflarının unesco tarafından karşılandığının yazılı olduğunu aktarıyor. (s.188)
dileyenler, Üstad Mısıroğlu'nun Geçmiş Günü Elerken ve Gurbet içinde Gurbet kitaplarına göz atabilir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar