bugün
- erzurum da 150 tl'ye satılan serpme kahvaltı9
- bik bik'in kraliçe olması11
- kolye142
- sarı tekerin yazar olamaması9
- türk kızı'nın hırt suçlu fetişi6
- kafasına haç düşen rahibin ölmesi5
- asla evlenilmeyecek kızlar11
- bik bik'in hacker'a yemek yapması20
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi19
- ıpkis'in bir işe yaramaması10
- bik bik moderatör olmasın kampanyası6
- hacker saldırısı gazileri8
- uzun süre bir uçuruma bakmak4
- hitler dönemi fenerbahçe dominasyonu7
- usualsuspects'e ödül ayağı atmak5
- cep telefonu22
- peynir dolgulu jalapeno3
- uludağ sözlük'ü yıkamayacaksınız7
- sözlüğe yeni bir moderatör alınsın kampanyası5
- nokia20
- fransa8
- usualsuspectsin mod olması6
- zall'ın makara yapması6
- arkadaşınızın sizi övmesi3
- usualsuspects'in ayağı4
- uludağ sözlüğün hacklenmesi14
- her boku yiyip suçu şeytana atmak2
- yılmaz erdoğan2
- araba3
- bik bik'in hacker'a yalakalık yapması11
- meltem hendem2
- antalya2
- kuzey kıbrıs ta öğrenci olmak2
- abd de futbol sahasına kamyonet dalması4
- fenerbahçe organize troll örgütü3
- asla evlenilmeyecek erkekler10
- bilim3
- esaretin bedeli5
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- ay3
- uzay3
- ben yokken sözlükte neler oldu4
- konya denilince akla gelenler7
- fon vurgunu24
- hacker'ın hesabı mı kısıtlaması7
- son parti4
- istersem sozlugu hacklerim5
- jagermeister3
- cimer'e yazılan öğretmen şikayetleri6
- sözlükte aynı anda iki hesap kullanan tip7
ne okuduğum kitaplar ne de konuştuğum bilgeler... hiç birisi bu düşüncem üzerinde etkili olmadı.
uzun bir otobüs yolculuğum sonrasında düşündüm bunu. akşam otobüse binip sabah olunca başka bir şehirde başka bir günde uyanmıştım. hava bulutlar ve güneş bile farklı. adeta vücudumu a noktasından alıp b noktasına koydular. ve zamanı da ileri aldılar. yada benim böyle düşünmemi istiyorlar.
düşünsenize; uyuyup uyanıyorsunuz ve başka bir şehirdesiniz. belkide vücudunuz hiç hareket etmedi. sadece şehirlerin yerlerini değiştirdiler. yada şehirler yok ve bizim şehir değiştirdiğimizi zannetmemizi istiyorlar. ya gerçekten şehirler yoksa. içtiğimiz su yediğimiz yemekler soluduğumuz hava evet evet belkide hava solumuyoruz. yaşadığımız herşey aslında bize yaşadığımızı sanmamız için oluşturulmuş hayat platolarından ibaret! yemiyoruz içmiyoruz. vücutlarımız başka bi yerde. belkide aynaya baktığımızda gördüğümüz şey aslında onların bize görmemizi dikte ettikleri. hangimiz tavuğun gerçek tadını biliyoruz. aslında tavuğun tadı balığınki gibiyse hangimiz bunu ayırt edebiliceğiz. uyuyo musun uyanık mısın ayırt edemediğiniz hiç olmadı mı? belkide şu an ağzımızda hortumlar bileklerimizde serum yapay bir faunusun içindeyiz ve vücudumuz çürümesin diye peltemsi bir sıvıyla kaplı bir vaziyetteyiz. hiçbirimiz güneşi görmedik, yıllardır uyuyoruz! ve rüyalarımız gerçeğimiz olmuş adeta. ve bu faunuslar adeta bir insan tarlasındaymışızcasına sistemli oluşturulmuş. ve biz uçsuz bir evrende sonsuz bir rüyadayız. rüyadan uyanmamamız için bizlere sanal bir gerçeklik yaratmışlar. vücudumuzun oluşturduğu hayat enerjisini sömürerek yaşıyorlar; yani vücutlarımız onların pilleri. rüyadan uyanmadımız sürece bizim enerjimizle kendi hayatlarını devam ettirecekler. biz ise bu sonsuz rüyada ağzımıza attığımız bir parça etin aslında sulu baharatlı ve lezzetli olduğunu düşünmeye devam edeceğiz.
sonraki yazım: bir şehir efsanesi kendi kendimi nasıl döğdüm.
uzun bir otobüs yolculuğum sonrasında düşündüm bunu. akşam otobüse binip sabah olunca başka bir şehirde başka bir günde uyanmıştım. hava bulutlar ve güneş bile farklı. adeta vücudumu a noktasından alıp b noktasına koydular. ve zamanı da ileri aldılar. yada benim böyle düşünmemi istiyorlar.
düşünsenize; uyuyup uyanıyorsunuz ve başka bir şehirdesiniz. belkide vücudunuz hiç hareket etmedi. sadece şehirlerin yerlerini değiştirdiler. yada şehirler yok ve bizim şehir değiştirdiğimizi zannetmemizi istiyorlar. ya gerçekten şehirler yoksa. içtiğimiz su yediğimiz yemekler soluduğumuz hava evet evet belkide hava solumuyoruz. yaşadığımız herşey aslında bize yaşadığımızı sanmamız için oluşturulmuş hayat platolarından ibaret! yemiyoruz içmiyoruz. vücutlarımız başka bi yerde. belkide aynaya baktığımızda gördüğümüz şey aslında onların bize görmemizi dikte ettikleri. hangimiz tavuğun gerçek tadını biliyoruz. aslında tavuğun tadı balığınki gibiyse hangimiz bunu ayırt edebiliceğiz. uyuyo musun uyanık mısın ayırt edemediğiniz hiç olmadı mı? belkide şu an ağzımızda hortumlar bileklerimizde serum yapay bir faunusun içindeyiz ve vücudumuz çürümesin diye peltemsi bir sıvıyla kaplı bir vaziyetteyiz. hiçbirimiz güneşi görmedik, yıllardır uyuyoruz! ve rüyalarımız gerçeğimiz olmuş adeta. ve bu faunuslar adeta bir insan tarlasındaymışızcasına sistemli oluşturulmuş. ve biz uçsuz bir evrende sonsuz bir rüyadayız. rüyadan uyanmamamız için bizlere sanal bir gerçeklik yaratmışlar. vücudumuzun oluşturduğu hayat enerjisini sömürerek yaşıyorlar; yani vücutlarımız onların pilleri. rüyadan uyanmadımız sürece bizim enerjimizle kendi hayatlarını devam ettirecekler. biz ise bu sonsuz rüyada ağzımıza attığımız bir parça etin aslında sulu baharatlı ve lezzetli olduğunu düşünmeye devam edeceğiz.
sonraki yazım: bir şehir efsanesi kendi kendimi nasıl döğdüm.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar