bugün
- cem yılmaz5
- 30 ağustos zafer bayramı10
- mustafa kemal atatürk6
- tom holland5
- ingilizler5
- 29 ağustos 2026 galatasaray göztepe maçı26
- ezilenlerin iktidarını kuran büyük insan34
- türk hava yolları2
- enayilerin bitik leao'ya 17 m euro maaş vermesi19
- uludağ sözlük ten faşizm'i söküp atacağız23
- seri eksicimin iki entry atlaması2
- sarapci koala73
- gebze fm3
- online yazar sayısında azalma2
- rafael leao31
- gs'ye yapılan torpillere söylenmek2
- radyo fenerbahçe2
- güne bir atatürk sözü bırak2
- sözlük yazarlarının nahları9
- ben geldim naneler8
- arkadaşlar hesabı silicem14
- salih mirzabeyoğlu5
- antipanik12
- aleksey batrakov9
- tai lung36
- menzil cemaati ne üretiyor7
- 30 ağustos kurtuluş savaşı'nın sonu2
- günün sözü24
- gökçek ailesinin almanya daki milyonluk serveti14
- velvet23
- fenerbahçe23
- para harcamayı sever misiniz6
- sözlüğün en sevilen yazarı38
- türkiye18
- türkiye ekonomide çin'i örnek almalıdır7
- galatasaray'ın çok ballı kura çekmesi24
- bir şey soracağım5
- alevilerin atatürk sevgisinin abartılması4
- kıza aşık oldum ne yapacağım4
- ülke batsa diye hergün dua eden kemalist7
- 26 ağustos 2026 olympique lyon fenerbahçe maçı50
- melih gökçek6
- galatasaray8
- ateistlerin yaşama amacı28
- kapadokya27
- sözlük muhaliflerinin fikri yoktur9
- türkler ve çinliler iki süper güç olacak7
- hayatı dar eden aile4
- mesih gelse kimsenin inanmayacak olması6
- cem yılmaz'ın kalp krizi geçirmesi3
ne okuduğum kitaplar ne de konuştuğum bilgeler... hiç birisi bu düşüncem üzerinde etkili olmadı.
uzun bir otobüs yolculuğum sonrasında düşündüm bunu. akşam otobüse binip sabah olunca başka bir şehirde başka bir günde uyanmıştım. hava bulutlar ve güneş bile farklı. adeta vücudumu a noktasından alıp b noktasına koydular. ve zamanı da ileri aldılar. yada benim böyle düşünmemi istiyorlar.
düşünsenize; uyuyup uyanıyorsunuz ve başka bir şehirdesiniz. belkide vücudunuz hiç hareket etmedi. sadece şehirlerin yerlerini değiştirdiler. yada şehirler yok ve bizim şehir değiştirdiğimizi zannetmemizi istiyorlar. ya gerçekten şehirler yoksa. içtiğimiz su yediğimiz yemekler soluduğumuz hava evet evet belkide hava solumuyoruz. yaşadığımız herşey aslında bize yaşadığımızı sanmamız için oluşturulmuş hayat platolarından ibaret! yemiyoruz içmiyoruz. vücutlarımız başka bi yerde. belkide aynaya baktığımızda gördüğümüz şey aslında onların bize görmemizi dikte ettikleri. hangimiz tavuğun gerçek tadını biliyoruz. aslında tavuğun tadı balığınki gibiyse hangimiz bunu ayırt edebiliceğiz. uyuyo musun uyanık mısın ayırt edemediğiniz hiç olmadı mı? belkide şu an ağzımızda hortumlar bileklerimizde serum yapay bir faunusun içindeyiz ve vücudumuz çürümesin diye peltemsi bir sıvıyla kaplı bir vaziyetteyiz. hiçbirimiz güneşi görmedik, yıllardır uyuyoruz! ve rüyalarımız gerçeğimiz olmuş adeta. ve bu faunuslar adeta bir insan tarlasındaymışızcasına sistemli oluşturulmuş. ve biz uçsuz bir evrende sonsuz bir rüyadayız. rüyadan uyanmamamız için bizlere sanal bir gerçeklik yaratmışlar. vücudumuzun oluşturduğu hayat enerjisini sömürerek yaşıyorlar; yani vücutlarımız onların pilleri. rüyadan uyanmadımız sürece bizim enerjimizle kendi hayatlarını devam ettirecekler. biz ise bu sonsuz rüyada ağzımıza attığımız bir parça etin aslında sulu baharatlı ve lezzetli olduğunu düşünmeye devam edeceğiz.
sonraki yazım: bir şehir efsanesi kendi kendimi nasıl döğdüm.
uzun bir otobüs yolculuğum sonrasında düşündüm bunu. akşam otobüse binip sabah olunca başka bir şehirde başka bir günde uyanmıştım. hava bulutlar ve güneş bile farklı. adeta vücudumu a noktasından alıp b noktasına koydular. ve zamanı da ileri aldılar. yada benim böyle düşünmemi istiyorlar.
düşünsenize; uyuyup uyanıyorsunuz ve başka bir şehirdesiniz. belkide vücudunuz hiç hareket etmedi. sadece şehirlerin yerlerini değiştirdiler. yada şehirler yok ve bizim şehir değiştirdiğimizi zannetmemizi istiyorlar. ya gerçekten şehirler yoksa. içtiğimiz su yediğimiz yemekler soluduğumuz hava evet evet belkide hava solumuyoruz. yaşadığımız herşey aslında bize yaşadığımızı sanmamız için oluşturulmuş hayat platolarından ibaret! yemiyoruz içmiyoruz. vücutlarımız başka bi yerde. belkide aynaya baktığımızda gördüğümüz şey aslında onların bize görmemizi dikte ettikleri. hangimiz tavuğun gerçek tadını biliyoruz. aslında tavuğun tadı balığınki gibiyse hangimiz bunu ayırt edebiliceğiz. uyuyo musun uyanık mısın ayırt edemediğiniz hiç olmadı mı? belkide şu an ağzımızda hortumlar bileklerimizde serum yapay bir faunusun içindeyiz ve vücudumuz çürümesin diye peltemsi bir sıvıyla kaplı bir vaziyetteyiz. hiçbirimiz güneşi görmedik, yıllardır uyuyoruz! ve rüyalarımız gerçeğimiz olmuş adeta. ve bu faunuslar adeta bir insan tarlasındaymışızcasına sistemli oluşturulmuş. ve biz uçsuz bir evrende sonsuz bir rüyadayız. rüyadan uyanmamamız için bizlere sanal bir gerçeklik yaratmışlar. vücudumuzun oluşturduğu hayat enerjisini sömürerek yaşıyorlar; yani vücutlarımız onların pilleri. rüyadan uyanmadımız sürece bizim enerjimizle kendi hayatlarını devam ettirecekler. biz ise bu sonsuz rüyada ağzımıza attığımız bir parça etin aslında sulu baharatlı ve lezzetli olduğunu düşünmeye devam edeceğiz.
sonraki yazım: bir şehir efsanesi kendi kendimi nasıl döğdüm.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar