bugün
- ben bu çocukla ilgili evlencem ya9
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri11
- mesajlara sürekli geç cevap veren erkek10
- kiraz cicegi kolonyasi40
- mal mıyım sorunsalı6
- kendine yalan söyleme eğilimi9
- küt saçlı hatun8
- takibe anında takip4
- ilk buluşmada esnaf lokantasına gitmek14
- mutsuzken çirkin olmak8
- mesih gelseydi4
- türk töresinde zina edenin parçalara ayrılması4
- seninle esnaf lokantasına bile gelirim diyen kadın9
- rahmi koç'un balığın kalanından çorba yapması10
- aydınlanmak3
- iskender10
- güne bir şiir dizesi bırak5
- bu gün sözlük ne tatlı lan12
- frankyfourfingers3
- esnaf lokantasında hepiniz topsunuz diye bağırmak2
- insan iyiyi kötüyü bilme iradesine aden de kavuştu7
- friedrich hegel la bi cay icek13
- güzel bir kazın yalnız olmasının nedenleri11
- sözlükteki israil sempatizyanları4
- arkadaşlar çabuk buraya bakın5
- sovyetlerin çöküşü usame ve nükleer bavullar2
- seninle salam ekmek bile yerim diyen kız6
- kızılcık şerbeti dizisi2
- esnaf lokantasında çorba içerken hayatı sorgulamak10
- türk erkeğinde olması gereken meziyetler13
- ona bir şey söyle7
- seni severken valizini hazır tutan kadın10
- etli biber dolması yapan erkek9
- yeralti edebiyatcisi10
- allah savaşa davet etmez vaatlerinden vazgeçmez3
- arkadaşlar ya3
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı51
- musa allah'ın varlığını sorgulayabiliyordu2
- insanları kölelikten kurtaran tanrı olan allah2
- platon un mağara alegorisi15
- ismail kartal31
- erkekler tuvaletinde gizli kamera bulunması5
- true silik olsun10
- saygının ve ahlakın yeni nesli olmaz3
- filistin kurtuluş örgütü ve terörü desteklemek2
- ice latte ısmarlanacak sözlük yazarları6
- ağır müslüm gürses sözleri10
- özgürlük nedir sorunsalı7
- sardalya4
- karınız için market poşetlerini taşır mısınız9
besi çiftliklerindeki tavuklar gibiyiz. içinde bir adım bile atamayacağımız kırılmaz,yırtılmaz kafeslerde esiriz. bi şekilde sürekli yumurtlamamızı sağlamak için açık tutulan ışıklardan gözümüz kamaşmış.televizyonlar , bu site, varolduğu bile şüpheli bir takım ışıltılı,tatmin dolu,kahramanca veya başarılı hayatlar. bi yerlerde klavyeden yazdıklarını okuduğunu düşündüğün o rüya perisi ya da her dediğini anlayan o duygulu , üzerine titremek için tanrıya yakaran düzgün "adam"hayal olduğunu bildiğimiz ama bu bilgiyle yaşatmayan hayaller. gitar solosu attığımızda çıldıran on binlerimiz olmadı , her dediğimizi not alan müritler , bindiğimizde göz kamaştıracak üstü açık spor arabalarımız, trend setter bir hayatımız da olmayacak. bunca sene zehirli bir şekerli suyla beslediler bizi kafayı kullanacaktık, kazanacaktık , satın olacaktık, sahip olacaktık insanlara ve paraya.
seni düşünen dünyayı güzelleştirecek sevgili,dost, aile ?
sen hele bir hayatını kazan da olur onlar dedi herkes... insanlığını ertele dediler sana hep. senin de işine geldi insanla ,duyguyla , zekayla gerçek hayatla uğraşmak zor geldi.bir anahtar var her kapıyı, her kilidi açıyor diye kandırdılar seni. daha doğrusu sen izin verdin buna.5 dakikadan fazla dinlemedin kimseyi, aramadın içindeki insanı ağlatan ,güldüren sanatı, düşünceyi.yüzeysel olmak kolaydı filmi ileri sardın adama yol verdin, hatunu siktir ettin. benim ben burdayım diye bağıran binlerce "şey" geçti elinden... anneannenin eşyalarını çöpe attın,dedenin anılarını dinlemedin ; bunamıştı zaten o...
hep sen biliyordun, herşey sadece senin başından geçiyordu ve en anlamlı tecrübeler sendeydi. aslında televizyondaki güzel kadın söylüyordu ne giymen gerektiğini.sinema perdesindeki adam söylüyordu sana neyi nasıl yiyeceğini , bir yandan da çapkınca göz kırparken. aranızda özel bir mesajlaşmaydı , senden başkası anlamamıştı.tanrı bile mesajlarını sadece sana yollamıştı ... herkes kurban kesmek zorunda olabilirdi ama sen hayvanlara kıyamazdın,içki kara kalabalıklara yasak olabilir ama sen "ağzınla" içiyordun sana sayılmazdı. hiçbirşey yapmak zorunda değildin , hiçbir kısıtlama ile bağlı değildin ama tanrı seni cennetine alacaktı . hiçbir şartını yerine getirmediğin bir sürü anlaşmanın sadece karşı tarafı bağlı kılacağına da inandığın gibi buna da inandın.
beyninin ve ruhunun iklimi hep "yaz" olan bir ağustos böceğiydin ama saz çalamazdın fakat onu da öğrenecektin onu da "bi ara"... öğrenmeye direndin, hissetmekten korktun ölümüne. giysilerin,aldığın, yediğin bunları "tarz" zannettin, "zırh" zannettin olmadı , olamadı ... içindeki aç çocuk bunlarla doyamamaya başladı sevilmek istiyordu, sevmek istiyordu, duyulmak, dinlemek istiyordu. senin ruhunun bu sıcak "yaz" ikliminde bile dudakları morarıncaya kadar üşüyordu. ne yedirsen , ne giydirsen ısınamaz olmuştu. bi yerde duymuştun donmamak için soyunup birilerine sarıldın iyice oysa o bedenlerde üşüyordu.
içindeki "insan" çocuğunun çığlıkları seni sağır edecek hale geldiğinde , ağlamalarıyla sinir krizlerine girdiğinde gene zehirli şekerli sularla onu kandırmaya çalıştın. doktorlara gittin , seni tanımayan , seninle ilgilenmeyen bir sürü adama , kadına hikayeni anlatmaya çalıştın ... seni gene de dinlemezlerdi içine karıştırdığın yeni yalanların olmasa da. dünya seni anlamamıştı, karın/ kocan seni umursamıyordu, kaç senelik arkadaşının sana yaptığına inanamıyordun. sen tertemizdin ve hikayen tek ve biricikti. buna inanmayı seçecek kadar gözlerin kör ve sezgisizdin artık...
daha fazla içtin, daha fazla seviştin , daha fazla tükettin insanları ve kendini ... derdini anlamadı kimse çünkü sen bile artık derdinin ne olduğunu anlayamayacak haldeydin. üşüyordu, ağlıyordu, bağırıyordu "için" ... herşeyin ilacı vardı ya beynini de "nezle" oldu zannettin. "bana ilaç ver doktorum" diye yalvardın ... avuç avuç tüketmeye başladın diğer yalanlarınla beraber. hala ağlıyorsun kimse duymadan, hala çığlık çığlığa için, yüzünde yaralar kesikler açıyor o içindeki desibeller ama hiç taviz vermedin yalandan aferin sana. kandır gene yeni gelenleri ve gidenler için kendini...
insan doğruyu duyar ve yanlış anlar genelde. ve o yüzden doğruyla kandırılır her seferinde.cehennem için ateşler içinde yanmak , kavrulmaktan bahsediyor ya hep kitaplar... evet öyledir ama orada çok üşürsün içindeki iklim soğuksa ...bu dünya başka bir hayatın cehennemi olabilir demişti adam. sanmam bu dünya bizim ve şu "an" ımızın cehennemi.daha öteki de gelecek artık eminim ...
"doktor bey geçen sefer verdiğiniz ilaçların bir faydasını göremedim" dedi orta yaşlı kadın , kocası karşısındaki sandalyede sanki parke taşlarının çizgilerinden bir resim çıkarmaya çalışır gibi gözlerini yerden ayırmadan oturuyordu. "eski ilacımı yazsanız ,üstüne de geceleri uyumak için bir ilaç daha ilave etseniz " diye ilave etti. doktor çekmecesinden çıkardığı reçeteye ilacı yazarken bir yandan düşünüyordu.
ilacın üreticisi firmanın reprezantıyla bu akşam yemeğe çıkacaktı "ilik gibi hatun, akşamı boş geçmeyelim aman diyim" dedi içinden....
seni düşünen dünyayı güzelleştirecek sevgili,dost, aile ?
sen hele bir hayatını kazan da olur onlar dedi herkes... insanlığını ertele dediler sana hep. senin de işine geldi insanla ,duyguyla , zekayla gerçek hayatla uğraşmak zor geldi.bir anahtar var her kapıyı, her kilidi açıyor diye kandırdılar seni. daha doğrusu sen izin verdin buna.5 dakikadan fazla dinlemedin kimseyi, aramadın içindeki insanı ağlatan ,güldüren sanatı, düşünceyi.yüzeysel olmak kolaydı filmi ileri sardın adama yol verdin, hatunu siktir ettin. benim ben burdayım diye bağıran binlerce "şey" geçti elinden... anneannenin eşyalarını çöpe attın,dedenin anılarını dinlemedin ; bunamıştı zaten o...
hep sen biliyordun, herşey sadece senin başından geçiyordu ve en anlamlı tecrübeler sendeydi. aslında televizyondaki güzel kadın söylüyordu ne giymen gerektiğini.sinema perdesindeki adam söylüyordu sana neyi nasıl yiyeceğini , bir yandan da çapkınca göz kırparken. aranızda özel bir mesajlaşmaydı , senden başkası anlamamıştı.tanrı bile mesajlarını sadece sana yollamıştı ... herkes kurban kesmek zorunda olabilirdi ama sen hayvanlara kıyamazdın,içki kara kalabalıklara yasak olabilir ama sen "ağzınla" içiyordun sana sayılmazdı. hiçbirşey yapmak zorunda değildin , hiçbir kısıtlama ile bağlı değildin ama tanrı seni cennetine alacaktı . hiçbir şartını yerine getirmediğin bir sürü anlaşmanın sadece karşı tarafı bağlı kılacağına da inandığın gibi buna da inandın.
beyninin ve ruhunun iklimi hep "yaz" olan bir ağustos böceğiydin ama saz çalamazdın fakat onu da öğrenecektin onu da "bi ara"... öğrenmeye direndin, hissetmekten korktun ölümüne. giysilerin,aldığın, yediğin bunları "tarz" zannettin, "zırh" zannettin olmadı , olamadı ... içindeki aç çocuk bunlarla doyamamaya başladı sevilmek istiyordu, sevmek istiyordu, duyulmak, dinlemek istiyordu. senin ruhunun bu sıcak "yaz" ikliminde bile dudakları morarıncaya kadar üşüyordu. ne yedirsen , ne giydirsen ısınamaz olmuştu. bi yerde duymuştun donmamak için soyunup birilerine sarıldın iyice oysa o bedenlerde üşüyordu.
içindeki "insan" çocuğunun çığlıkları seni sağır edecek hale geldiğinde , ağlamalarıyla sinir krizlerine girdiğinde gene zehirli şekerli sularla onu kandırmaya çalıştın. doktorlara gittin , seni tanımayan , seninle ilgilenmeyen bir sürü adama , kadına hikayeni anlatmaya çalıştın ... seni gene de dinlemezlerdi içine karıştırdığın yeni yalanların olmasa da. dünya seni anlamamıştı, karın/ kocan seni umursamıyordu, kaç senelik arkadaşının sana yaptığına inanamıyordun. sen tertemizdin ve hikayen tek ve biricikti. buna inanmayı seçecek kadar gözlerin kör ve sezgisizdin artık...
daha fazla içtin, daha fazla seviştin , daha fazla tükettin insanları ve kendini ... derdini anlamadı kimse çünkü sen bile artık derdinin ne olduğunu anlayamayacak haldeydin. üşüyordu, ağlıyordu, bağırıyordu "için" ... herşeyin ilacı vardı ya beynini de "nezle" oldu zannettin. "bana ilaç ver doktorum" diye yalvardın ... avuç avuç tüketmeye başladın diğer yalanlarınla beraber. hala ağlıyorsun kimse duymadan, hala çığlık çığlığa için, yüzünde yaralar kesikler açıyor o içindeki desibeller ama hiç taviz vermedin yalandan aferin sana. kandır gene yeni gelenleri ve gidenler için kendini...
insan doğruyu duyar ve yanlış anlar genelde. ve o yüzden doğruyla kandırılır her seferinde.cehennem için ateşler içinde yanmak , kavrulmaktan bahsediyor ya hep kitaplar... evet öyledir ama orada çok üşürsün içindeki iklim soğuksa ...bu dünya başka bir hayatın cehennemi olabilir demişti adam. sanmam bu dünya bizim ve şu "an" ımızın cehennemi.daha öteki de gelecek artık eminim ...
"doktor bey geçen sefer verdiğiniz ilaçların bir faydasını göremedim" dedi orta yaşlı kadın , kocası karşısındaki sandalyede sanki parke taşlarının çizgilerinden bir resim çıkarmaya çalışır gibi gözlerini yerden ayırmadan oturuyordu. "eski ilacımı yazsanız ,üstüne de geceleri uyumak için bir ilaç daha ilave etseniz " diye ilave etti. doktor çekmecesinden çıkardığı reçeteye ilacı yazarken bir yandan düşünüyordu.
ilacın üreticisi firmanın reprezantıyla bu akşam yemeğe çıkacaktı "ilik gibi hatun, akşamı boş geçmeyelim aman diyim" dedi içinden....
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar