bugün
- ekşi sözlükteki entrymin 4256 artı oy alması7
- sözlük kızlarının kekleri24
- kürdistan9
- islamda namaz yoktur35
- şeriatçıların ateist apo yu sevmesi4
- günün sözü14
- ak partililerin apoya villa yaptırması36
- hintlilerin savaşırken inek inek diye bağırması5
- sevgilisi yüzünden engelli kardeşini öldüren kız3
- baba oğul bisiklet5
- dantelli sütyen takan erkek12
- ankara üniversitesi dil tarih coğrafya fakültesi3
- tanrı nazarında insan nedir2
- atatürk'ün en büyük türk milliyetçisi olması2
- kefir patlaması3
- erkek erkeğe buluşmaya giderken parfüm sıkan erkek6
- güzel olduğunuzu nasıl anlarsınız6
- peynir helvası5
- gülerken ısınarak terleyip pasta kokan kız7
- flört uygulamalarında eşleşme algoritması4
- ölümsüzlük var4
- sözlükte ki gay başlıkları5
- sen dost ararsan koş mevlana ya5
- yesene beni diyen kız9
- neme lazım diyen erkek6
- dindarların çoğunun fakir olması7
- türk açılımı5
- nil karaibrahimgil dinleyen erkek5
- kıvırcık ali dinlerken varoluşsal sancılar çekmek2
- erkekle kadının arkadaş olması5
- mazotun yarım litresi 50 tl28
- ölümden korkuyor musunuz17
- etli biber dolması3
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı8
- sözlükten kız kaçırmak2
- ayı dövmenin aslında zor olmaması12
- kız sesi duymak için müşteri hizmetlerini aramak8
- uludağ sözlük ün bugları3
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek15
- zengin göbekli vs kaslı fakir adam3
- kekini yerim senin diyen erkek3
- betray me masklavi frank lucas kerhaneci yagmurcu4
- mehdi'nin türkiye'yi en ileri götüreceği gerçeği3
- filenin sultanları'nın siklenmemesi4
- bugünün cumartesi günü olması2
- meyhanede masayı yumruklayıp hancı hancı demek9
- sütyen kelimesindeki süt3
- renault toros4
- kitap kurdu erkeklerin hiç osurmaması3
- allah ım verdiğini kimse engelleyemez2
türkiye'de ilk kez 1995 yılında interstar'da gösterilmiş, beklenilen başarıyı yakalayamamış ancak yine de dönemin en iyi bilim kurgu- gerilim filmlerinden biridir.
--filmin konusu--
filmde bilgisayarda korku oyunları oynamayı seven ancak artık hiçbir oyunun onu etkileyemeyeceğini düşünen micheal'ın (edward furlong) en iyi arkadaşının, onu yeni bir oyunla tanıştırmasıyla gelişen olaylar anlatılıyor.yıllar önce geçirdiği trafik kazasında annesini kaybeden ve bacagı sakat kalan micheal karşı komşunun kızına aşıktır ve onu gizlice gözetlemektedir. film boyunca etrafında babasını ya da herhangi bir yetişkini göremeyiz. kurduğu tek yakın ilişki en iyi arkadaşıyladır ki filmin sonlarına doğru trickster'ın baskılarına dayanamayıp onu bile öldürür.
--filmin konusu--
devamında çok açık bir şekilde filmin konusu anlatılıyor. izlemediyseniz okumayın.
-alıntı--
Benim gibi bilgisayar oyunlarının tüm evrimine şahit olmuş yaşıtlarım için de ayrı bir seyir zevkine sahip Brainscan'de Furlong'un can verdiği Michael Bower karakteri hayattan kendini fazlası ile dışlamış, karşı komşu kızını kesmekten başka bir cinsel deneyimi olmayan, kayıp kuşağın kayıp karakterlerinden biridir. Çöp film, Heavy Metal ve bilgisayar oyunları gibi bu tür karakterlere çokca yakıştırılan zevkleri bulunan Michael bir gün yeni bir tür oyunla karşılaşır. Oyun kişiyi hipnotize edip oyuncuyu bir seri katilin yerine koymakta ve ona çeşitli görevler vererek başarmasına yardımcı olmaktadır. Bunun için de oyunun Trickster(T. Ryder Smith) adlı bir eğitmeni vardır. Oyun kişinin beyninde oynandığı için Michael'in bildiği yerlerde geçmektedir. ilk oyununda Michael komşunun evine girer ve hafif hafif komşusunu doğrayarak ayağını da anı olsun diye alıp buzdolabına saklar. Ancak her şeyin oyun olduğunu düşünen Michael sabah kalktığında karşı komşusunun gerçekten öldürüldüğünü görecek ve buzdolabında da gerçekten de kesik ayağı bulacaktır. Polisin de iz üstünde olduğunu bilen Michael tek kurtuluşunun tekrar oyuna girerek Trickster'ın yardımları ile olaylardan kurtulmak olduğunu düşünse de zaman içinde işler daha da içinden çıkılmaz bir hal alacaktır.
Brainscan aslında vermesi gerektiği gerilimi fazlaca veremeyen bir yapım olmasına rağmen mekan tasarımlarını ve hayal gücünü gösterme bakımından zamanı için başarılıdır. Daha kimsede cd player (dönergeç sürücüsü mü deseydim?) yokken Michael'ın bilgisayarının ilk cd playerlardan birine sahip olması( o zaman şimdiki gibi değildir sistem, cd bir kutunun içinde disket gibi playerın içine sokulur), odasındaki teknoloji harikası bilgisayarına bağlı sesle kontrol edilen igor( grotesk bir şekle bürünmüş notre damın kamburu gibi bir karakterdir), ya da en stresli anında koltuğuna kurulup koltuğun içindeki hoparlörleri açıp gaz heavy metal parçalar dinlemesi gibi yıllar sonra ancak ortaya çıkabilen teknolojileri bu filmde görmek mümkündür.
Bir diğer nokta da Michael'ın cinayet işlemeye başladıktan sonra geçirdiği değişimin başarı ile yansıtılmış olması. Kaybedenler kulübü'nün ilk üyelerinden gibi duran Michael'ın yavaş yavaş kendine güven kazanması ve şiddeti tattıktan sonraki deli cesaretini gerçek hayatına da yansıtmaya başlaması filme bir alt metin oluşturmaktadır. Gerçekle hayal arasında gidip geldiği uzun bir uyanma sahnesi ise seyirciyi ters köşe yatırmak için koyulmuştur. Michael sürekli olarak bir kabustan uyanır gibi bağırarak yataktan tekrar tekrar kalktığı bu sahne filmin de başarısında en büyük pay sahibi oluyor. *
--alıntı--
--filmin konusu--
filmde bilgisayarda korku oyunları oynamayı seven ancak artık hiçbir oyunun onu etkileyemeyeceğini düşünen micheal'ın (edward furlong) en iyi arkadaşının, onu yeni bir oyunla tanıştırmasıyla gelişen olaylar anlatılıyor.yıllar önce geçirdiği trafik kazasında annesini kaybeden ve bacagı sakat kalan micheal karşı komşunun kızına aşıktır ve onu gizlice gözetlemektedir. film boyunca etrafında babasını ya da herhangi bir yetişkini göremeyiz. kurduğu tek yakın ilişki en iyi arkadaşıyladır ki filmin sonlarına doğru trickster'ın baskılarına dayanamayıp onu bile öldürür.
--filmin konusu--
devamında çok açık bir şekilde filmin konusu anlatılıyor. izlemediyseniz okumayın.
-alıntı--
Benim gibi bilgisayar oyunlarının tüm evrimine şahit olmuş yaşıtlarım için de ayrı bir seyir zevkine sahip Brainscan'de Furlong'un can verdiği Michael Bower karakteri hayattan kendini fazlası ile dışlamış, karşı komşu kızını kesmekten başka bir cinsel deneyimi olmayan, kayıp kuşağın kayıp karakterlerinden biridir. Çöp film, Heavy Metal ve bilgisayar oyunları gibi bu tür karakterlere çokca yakıştırılan zevkleri bulunan Michael bir gün yeni bir tür oyunla karşılaşır. Oyun kişiyi hipnotize edip oyuncuyu bir seri katilin yerine koymakta ve ona çeşitli görevler vererek başarmasına yardımcı olmaktadır. Bunun için de oyunun Trickster(T. Ryder Smith) adlı bir eğitmeni vardır. Oyun kişinin beyninde oynandığı için Michael'in bildiği yerlerde geçmektedir. ilk oyununda Michael komşunun evine girer ve hafif hafif komşusunu doğrayarak ayağını da anı olsun diye alıp buzdolabına saklar. Ancak her şeyin oyun olduğunu düşünen Michael sabah kalktığında karşı komşusunun gerçekten öldürüldüğünü görecek ve buzdolabında da gerçekten de kesik ayağı bulacaktır. Polisin de iz üstünde olduğunu bilen Michael tek kurtuluşunun tekrar oyuna girerek Trickster'ın yardımları ile olaylardan kurtulmak olduğunu düşünse de zaman içinde işler daha da içinden çıkılmaz bir hal alacaktır.
Brainscan aslında vermesi gerektiği gerilimi fazlaca veremeyen bir yapım olmasına rağmen mekan tasarımlarını ve hayal gücünü gösterme bakımından zamanı için başarılıdır. Daha kimsede cd player (dönergeç sürücüsü mü deseydim?) yokken Michael'ın bilgisayarının ilk cd playerlardan birine sahip olması( o zaman şimdiki gibi değildir sistem, cd bir kutunun içinde disket gibi playerın içine sokulur), odasındaki teknoloji harikası bilgisayarına bağlı sesle kontrol edilen igor( grotesk bir şekle bürünmüş notre damın kamburu gibi bir karakterdir), ya da en stresli anında koltuğuna kurulup koltuğun içindeki hoparlörleri açıp gaz heavy metal parçalar dinlemesi gibi yıllar sonra ancak ortaya çıkabilen teknolojileri bu filmde görmek mümkündür.
Bir diğer nokta da Michael'ın cinayet işlemeye başladıktan sonra geçirdiği değişimin başarı ile yansıtılmış olması. Kaybedenler kulübü'nün ilk üyelerinden gibi duran Michael'ın yavaş yavaş kendine güven kazanması ve şiddeti tattıktan sonraki deli cesaretini gerçek hayatına da yansıtmaya başlaması filme bir alt metin oluşturmaktadır. Gerçekle hayal arasında gidip geldiği uzun bir uyanma sahnesi ise seyirciyi ters köşe yatırmak için koyulmuştur. Michael sürekli olarak bir kabustan uyanır gibi bağırarak yataktan tekrar tekrar kalktığı bu sahne filmin de başarısında en büyük pay sahibi oluyor. *
--alıntı--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar