bugün
- from gold from dust28
- ispanya'nin terör bitirme formülü41
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi47
- sözlüğün manyak dolu olması4
- evli bir adama aşık oldum sözlük17
- parcalandim toparlanamiyorum35
- memesiz kızlardaki özgüvenin kaynağı9
- 2 ekim 2026 belçika türkiye maçı15
- senin aklini alirim9
- senin aklini alirimin mürdüm rengi kazağı8
- birine aşık olup kafayı yemek9
- fiziği güzel sözlük kızları56
- damarsız tüysüz manisa yaprağı11
- şampuan yerine saç kremi almak6
- çok fena hardcore seks döndüğü düşünülen yerler8
- kadının en öpülesi yeri11
- pasifler apartmanı2
- fatma betül sayan kaya70
- ara sıra kadın gibi hissetmek15
- izmir'in akp'ye geçmesi20
- 0 0 7 abime ayarlayacağım manita17
- iki çıplak erkeğin arkadaşça aynı yatakta uyuması10
- gecenin şarkısı5
- sydney sweeney'in memeleri6
- ismet'in gereksizliğe adanmış hayatı8
- sözlük yazarları mutlu olmak için neler yapıyor9
- ilk buluşmaya kocam yazan pastayla gitmek11
- ups boobs ve diğer sözlük kızları5
- adalet ve kalkınma partisi7
- geceleri şam tatlısı diye ağlayan pezevenk4
- kuran da namazın olmaması12
- gs'nin 8 şampiyonluğu iptal edilecek5
- balkonda oturan kalmaması3
- memeleri kafam kadar kız24
- edirne çingenesi2
- sözlük yazarları köfte ekmeği nasıl tercih ediyor12
- bir kızın şemsiyesinin altına sığınmak12
- durduk yere bir kıza bütün servetini vermek5
- öbür sözlükten gelen yazarlar2
- uğurcan çakır8
- sabahın köründe işe giden ezik13
- belçika attı5
- akp'nin kürdistan'a hazırlanıyor olma ihtimali13
- gece döner bıçaklı şirinler tarafından kovalanmak5
- görsel yükleme problemi5
- özel uçak alacaklara tavsiyeler8
- özgür irade yanılsaması2
- kudüs2
- kötü karekterlerin iyi den daha güçlü olması2
- ismet gurbuz 2024'ün çaylak olması5
XV
Altıncı gezegen bir öncekinden on kez daha büyüktü. Cilt cilt kitaplar yazmakta olan yaşlı bir adam yaşıyordu burada.
Küçük prensin geldiğini görünce, "îşte bir gezgin!" diye bağırdı.
Küçük prens masaya oturup bir süre derin derin soludu. Şimdiden çok uzun gelmişti yolculuğu.
"Nereden geliyorsun?" diye sordu adam ona.
"O kocaman kitap ne kitabı?" diye küçük prens sordu. "Ne yapıyorsunuz?"
"Coğrafyacıyım."
"Coğrafyacı nedir?"
"Coğrafyacı bütün denizlerin, kentlerin, dağların ve çöllerin yerini bilen bir bilim adamıdır."
"Çok ilgi çekici," dedi küçük prens. "işte sonunda gerçek bir meslek!"
Sonra da çevresine bakındı. Coğrafyacının gezegeni küçük prensin gördüğü en görkemli ve en büyük gezegendi.
"Gezegeniniz çok güzel," dedi coğrafyacıya. "Okyanuslarınız da var mı?"
"Bunu söyleyemem," dedi coğrafyacı.
"Yaa!" Küçük prens hayal kırıklığına uğramıştı. "Dağlarınız, peki?"
"Bunu söyleyemem," dedi yine coğrafyacı.
"Peki kentler, ırmaklar, çöller?"
"Bunları da söyleyemem," dedi adam.
"Ama siz coğrafyacısınız!"
"Pek tabii," dedi coğrafyacı, "Ama gezgin değilim. Gezegenimde tek bir gezgin yok. Kentleri, akarsuları, dağları, denizleri, okyanusları ve çölleri gidip saymak coğrafyacının işi değildir. Coğrafyacının gezip tozmaktan daha önemli işleri vardır. Bu masadan ayrılamaz ama gezginleri kabul edebilir. Onlara sorular sorar, gezi izlenimlerini not alır. Eğer gezginlerden herhangi birinin anlattıkları ilginç gelirse, hemen o gezginin ahlakını araştırır."
"O niye?"
"Çünkü yalan söyleyen bir gezgin, coğrafyacının kitapları için felaket demektir. Çok içen bir gezgin de."
"O niye?" diye sordu küçük prens yine.
"Çünkü sarhoş gezginler her şeyi çift görürler. Düşünsene, sonra coğrafyacının kitaplarına bir yerine iki dağ yazdırmazlar mı?"
"Çok kötü bir gezgin olabilecek birini tanıyorum," dedi küçük prens.
"Olabilir," dedi yaşlı adam. "Daha sonra, eğer gezginin ahlakı yerindeyse keşfettiği yerlerle ilgili olarak araştırımı yapılır."
"Oraya giderek, değil mi?"
"Hayır, bu çok uzun sürer. Gezginin kanıt getirmesini isteriz Örneğin, gezgin yeni bir dağ keşfettiğini söylüyorsa, oradan büyük kayalar getirmesini isteriz."
Coğrafyacı birden heyecanla yerinden sıçradı. "Sen! Sen de uzaklardan geldin! Sen de bir gezginsin! Bana geldiğin gezegeni anlat haydi!"
Coğrafyacı bunları söylerken büyük defterinin kapağını kaldırdı ve kurşunkaleminin ucunu sivriltti. Gezginler uygun kanıtlar getirmeden hiçbir şeyi mürekkeple yazmıyordu.
"Evet?" diye küçük prense baktı.
"Şey, yaşadığım yer pek öyle ilginç sayılmaz," diye anlatmaya başladı küçük prens. "Çok küçük. Üç volkanım var. ikisi hâlâ etkin, birisi sönük. Ama hiç belli olmaz."
"Belli olmaz," dedi coğrafyacı.
"Bir de çiçeğim var."
"Çiçekleri yazmıyoruz," dedi coğrafyacı.
"Neden? Çiçeğim gezegenimdeki en güzel şeydir!"
"Çiçekleri yazmıyoruz," diye yineledi coğrafyacı, "çünkü onlar gelip geçici şeyler."
"Gelip geçici de ne demek?"
"Coğrafya kitapları, kitaplar içinde en önemli olanlarıdır. Hiçbir zaman eskimezler. Bir dağın yer değiştirdiği çok enderdir. Bir okyanusun sularının çekilmesi de. Biz kalıcı şeyleri yazarız."
"Ama sönmüş volkanlar yine alev püskürtebiliyorlar," diye karşı çıktı küçük prens. "Gelip geçici de ne demek şimdi?"
"Sönmüş ya da sönmemiş, bizim için fark etmez," dedi coğrafyacı. "Bizim için önemli olan onun bir dağ olduğu. Bu değişmez."
"Ama gelip geçici de ne demek?" diye küçük prens yine sordu. Yanıtını almadan bir sorunun peşini bırakmazdı hiçbir zaman.
"Gelip geçici demek, hızla yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olmak demektir."
"Benim çiçeğim hızla yok olma tehlikesiyle mi karşı karşıya?"
"Kesinlikle öyle."
"Çiçeğim gelip geçici," dedi küçük prens kendi kendine. "Kendini her şeye karşı savunmak için yalnızca dört dikeni var ve ben onu gezegenimde yapayalnız bıraktım!"
ilk kez pişmanlık duymuştu. Ama hemen kendini topladı.
"Buradan sonra nereye gitmemi önerirsiniz?" diye coğrafyacıya sordu.
"Dünya'ya git," dedi coğrafyacı. "iyi şeyler duydum orası hakkında."
Ve küçük prens aklı çiçeğinde yola koyuldu.
Altıncı gezegen bir öncekinden on kez daha büyüktü. Cilt cilt kitaplar yazmakta olan yaşlı bir adam yaşıyordu burada.
Küçük prensin geldiğini görünce, "îşte bir gezgin!" diye bağırdı.
Küçük prens masaya oturup bir süre derin derin soludu. Şimdiden çok uzun gelmişti yolculuğu.
"Nereden geliyorsun?" diye sordu adam ona.
"O kocaman kitap ne kitabı?" diye küçük prens sordu. "Ne yapıyorsunuz?"
"Coğrafyacıyım."
"Coğrafyacı nedir?"
"Coğrafyacı bütün denizlerin, kentlerin, dağların ve çöllerin yerini bilen bir bilim adamıdır."
"Çok ilgi çekici," dedi küçük prens. "işte sonunda gerçek bir meslek!"
Sonra da çevresine bakındı. Coğrafyacının gezegeni küçük prensin gördüğü en görkemli ve en büyük gezegendi.
"Gezegeniniz çok güzel," dedi coğrafyacıya. "Okyanuslarınız da var mı?"
"Bunu söyleyemem," dedi coğrafyacı.
"Yaa!" Küçük prens hayal kırıklığına uğramıştı. "Dağlarınız, peki?"
"Bunu söyleyemem," dedi yine coğrafyacı.
"Peki kentler, ırmaklar, çöller?"
"Bunları da söyleyemem," dedi adam.
"Ama siz coğrafyacısınız!"
"Pek tabii," dedi coğrafyacı, "Ama gezgin değilim. Gezegenimde tek bir gezgin yok. Kentleri, akarsuları, dağları, denizleri, okyanusları ve çölleri gidip saymak coğrafyacının işi değildir. Coğrafyacının gezip tozmaktan daha önemli işleri vardır. Bu masadan ayrılamaz ama gezginleri kabul edebilir. Onlara sorular sorar, gezi izlenimlerini not alır. Eğer gezginlerden herhangi birinin anlattıkları ilginç gelirse, hemen o gezginin ahlakını araştırır."
"O niye?"
"Çünkü yalan söyleyen bir gezgin, coğrafyacının kitapları için felaket demektir. Çok içen bir gezgin de."
"O niye?" diye sordu küçük prens yine.
"Çünkü sarhoş gezginler her şeyi çift görürler. Düşünsene, sonra coğrafyacının kitaplarına bir yerine iki dağ yazdırmazlar mı?"
"Çok kötü bir gezgin olabilecek birini tanıyorum," dedi küçük prens.
"Olabilir," dedi yaşlı adam. "Daha sonra, eğer gezginin ahlakı yerindeyse keşfettiği yerlerle ilgili olarak araştırımı yapılır."
"Oraya giderek, değil mi?"
"Hayır, bu çok uzun sürer. Gezginin kanıt getirmesini isteriz Örneğin, gezgin yeni bir dağ keşfettiğini söylüyorsa, oradan büyük kayalar getirmesini isteriz."
Coğrafyacı birden heyecanla yerinden sıçradı. "Sen! Sen de uzaklardan geldin! Sen de bir gezginsin! Bana geldiğin gezegeni anlat haydi!"
Coğrafyacı bunları söylerken büyük defterinin kapağını kaldırdı ve kurşunkaleminin ucunu sivriltti. Gezginler uygun kanıtlar getirmeden hiçbir şeyi mürekkeple yazmıyordu.
"Evet?" diye küçük prense baktı.
"Şey, yaşadığım yer pek öyle ilginç sayılmaz," diye anlatmaya başladı küçük prens. "Çok küçük. Üç volkanım var. ikisi hâlâ etkin, birisi sönük. Ama hiç belli olmaz."
"Belli olmaz," dedi coğrafyacı.
"Bir de çiçeğim var."
"Çiçekleri yazmıyoruz," dedi coğrafyacı.
"Neden? Çiçeğim gezegenimdeki en güzel şeydir!"
"Çiçekleri yazmıyoruz," diye yineledi coğrafyacı, "çünkü onlar gelip geçici şeyler."
"Gelip geçici de ne demek?"
"Coğrafya kitapları, kitaplar içinde en önemli olanlarıdır. Hiçbir zaman eskimezler. Bir dağın yer değiştirdiği çok enderdir. Bir okyanusun sularının çekilmesi de. Biz kalıcı şeyleri yazarız."
"Ama sönmüş volkanlar yine alev püskürtebiliyorlar," diye karşı çıktı küçük prens. "Gelip geçici de ne demek şimdi?"
"Sönmüş ya da sönmemiş, bizim için fark etmez," dedi coğrafyacı. "Bizim için önemli olan onun bir dağ olduğu. Bu değişmez."
"Ama gelip geçici de ne demek?" diye küçük prens yine sordu. Yanıtını almadan bir sorunun peşini bırakmazdı hiçbir zaman.
"Gelip geçici demek, hızla yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olmak demektir."
"Benim çiçeğim hızla yok olma tehlikesiyle mi karşı karşıya?"
"Kesinlikle öyle."
"Çiçeğim gelip geçici," dedi küçük prens kendi kendine. "Kendini her şeye karşı savunmak için yalnızca dört dikeni var ve ben onu gezegenimde yapayalnız bıraktım!"
ilk kez pişmanlık duymuştu. Ama hemen kendini topladı.
"Buradan sonra nereye gitmemi önerirsiniz?" diye coğrafyacıya sordu.
"Dünya'ya git," dedi coğrafyacı. "iyi şeyler duydum orası hakkında."
Ve küçük prens aklı çiçeğinde yola koyuldu.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar