bugün
- cumhuriyetin halka sorulmadan getirilmesi25
- ali congun2
- şeriat gelirse laikçilerin kaçacağı ülke16
- babanın 60 yaşından sonra spora başlaması9
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği26
- vurduranlar klübü5
- erkekler pipilerini birbirlerine gösteriyor mu10
- sevişmek istediğiniz yazarlar7
- kimsenin seni sen olduğun için sevmediği gerçeği2
- sevişilen en ilginç yer6
- cehennem korkusu12
- ömründe hiç büyük musibetle imtihan edilmemiş tip2
- bik bik abla vs vurduranlar4
- dine hakaretin ifade özgürlüğü olup olmadığı2
- deniz göktaş26
- penisden kot pantolunun belli olması3
- 41 yaşına gelmiş hala daha sözlükte yazan adam15
- milliyet gazetesi onun arabası var şarkısı reklamı4
- yarın mala vuracak olmak3
- beraber huzurevine çıkılacak yazarlar16
- evli hatunu kocası evdeyken hoplatmak9
- biraderikos6
- kadınlar memelerini birbirlerine gösteriyor mu12
- bıcır bıcır sözlük kızı vs maymun sözlük erkeği4
- geliyorum diyen kız5
- hayat hiç kolaylaşmayacak mı beyler6
- kalçasına kelebek dövmesi yaptıran erkek4
- ölü balık eli7
- ezan sesinden rahatsız olmak6
- mesajlara geç cevap veren kız5
- 3 temmuz 2026 avustralya mısır maçı5
- sözlükte flörtleşmek22
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları10
- kötülüğe kötülükle karşılık vermek6
- kadın poposundan kasa diye bahseden erkek18
- hardcore ne demek sorunsalı7
- lise 1deki haliniz karşınızda olsa ne dersiniz12
- yunus emrenin sik gibi şair olması4
- yazarlara verilmiş lakaplar13
- pandela44
- cuckold4
- karışık kızartma6
- ne kadar süreden beri mast yapmıyorsun5
- üç çocuk yapacağım devlet kadın versin6
- geceye bir kadın yalanı bırak2
- sözlük ibnelerine çok mühim bir soru2
- çok çişi gelen insan9
- yeğen ile dondurma yemeye gitmek3
- gündelik hayatta felsefenin gereksizliği2
- arkadaşlar bitlendim3
XV
Altıncı gezegen bir öncekinden on kez daha büyüktü. Cilt cilt kitaplar yazmakta olan yaşlı bir adam yaşıyordu burada.
Küçük prensin geldiğini görünce, "îşte bir gezgin!" diye bağırdı.
Küçük prens masaya oturup bir süre derin derin soludu. Şimdiden çok uzun gelmişti yolculuğu.
"Nereden geliyorsun?" diye sordu adam ona.
"O kocaman kitap ne kitabı?" diye küçük prens sordu. "Ne yapıyorsunuz?"
"Coğrafyacıyım."
"Coğrafyacı nedir?"
"Coğrafyacı bütün denizlerin, kentlerin, dağların ve çöllerin yerini bilen bir bilim adamıdır."
"Çok ilgi çekici," dedi küçük prens. "işte sonunda gerçek bir meslek!"
Sonra da çevresine bakındı. Coğrafyacının gezegeni küçük prensin gördüğü en görkemli ve en büyük gezegendi.
"Gezegeniniz çok güzel," dedi coğrafyacıya. "Okyanuslarınız da var mı?"
"Bunu söyleyemem," dedi coğrafyacı.
"Yaa!" Küçük prens hayal kırıklığına uğramıştı. "Dağlarınız, peki?"
"Bunu söyleyemem," dedi yine coğrafyacı.
"Peki kentler, ırmaklar, çöller?"
"Bunları da söyleyemem," dedi adam.
"Ama siz coğrafyacısınız!"
"Pek tabii," dedi coğrafyacı, "Ama gezgin değilim. Gezegenimde tek bir gezgin yok. Kentleri, akarsuları, dağları, denizleri, okyanusları ve çölleri gidip saymak coğrafyacının işi değildir. Coğrafyacının gezip tozmaktan daha önemli işleri vardır. Bu masadan ayrılamaz ama gezginleri kabul edebilir. Onlara sorular sorar, gezi izlenimlerini not alır. Eğer gezginlerden herhangi birinin anlattıkları ilginç gelirse, hemen o gezginin ahlakını araştırır."
"O niye?"
"Çünkü yalan söyleyen bir gezgin, coğrafyacının kitapları için felaket demektir. Çok içen bir gezgin de."
"O niye?" diye sordu küçük prens yine.
"Çünkü sarhoş gezginler her şeyi çift görürler. Düşünsene, sonra coğrafyacının kitaplarına bir yerine iki dağ yazdırmazlar mı?"
"Çok kötü bir gezgin olabilecek birini tanıyorum," dedi küçük prens.
"Olabilir," dedi yaşlı adam. "Daha sonra, eğer gezginin ahlakı yerindeyse keşfettiği yerlerle ilgili olarak araştırımı yapılır."
"Oraya giderek, değil mi?"
"Hayır, bu çok uzun sürer. Gezginin kanıt getirmesini isteriz Örneğin, gezgin yeni bir dağ keşfettiğini söylüyorsa, oradan büyük kayalar getirmesini isteriz."
Coğrafyacı birden heyecanla yerinden sıçradı. "Sen! Sen de uzaklardan geldin! Sen de bir gezginsin! Bana geldiğin gezegeni anlat haydi!"
Coğrafyacı bunları söylerken büyük defterinin kapağını kaldırdı ve kurşunkaleminin ucunu sivriltti. Gezginler uygun kanıtlar getirmeden hiçbir şeyi mürekkeple yazmıyordu.
"Evet?" diye küçük prense baktı.
"Şey, yaşadığım yer pek öyle ilginç sayılmaz," diye anlatmaya başladı küçük prens. "Çok küçük. Üç volkanım var. ikisi hâlâ etkin, birisi sönük. Ama hiç belli olmaz."
"Belli olmaz," dedi coğrafyacı.
"Bir de çiçeğim var."
"Çiçekleri yazmıyoruz," dedi coğrafyacı.
"Neden? Çiçeğim gezegenimdeki en güzel şeydir!"
"Çiçekleri yazmıyoruz," diye yineledi coğrafyacı, "çünkü onlar gelip geçici şeyler."
"Gelip geçici de ne demek?"
"Coğrafya kitapları, kitaplar içinde en önemli olanlarıdır. Hiçbir zaman eskimezler. Bir dağın yer değiştirdiği çok enderdir. Bir okyanusun sularının çekilmesi de. Biz kalıcı şeyleri yazarız."
"Ama sönmüş volkanlar yine alev püskürtebiliyorlar," diye karşı çıktı küçük prens. "Gelip geçici de ne demek şimdi?"
"Sönmüş ya da sönmemiş, bizim için fark etmez," dedi coğrafyacı. "Bizim için önemli olan onun bir dağ olduğu. Bu değişmez."
"Ama gelip geçici de ne demek?" diye küçük prens yine sordu. Yanıtını almadan bir sorunun peşini bırakmazdı hiçbir zaman.
"Gelip geçici demek, hızla yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olmak demektir."
"Benim çiçeğim hızla yok olma tehlikesiyle mi karşı karşıya?"
"Kesinlikle öyle."
"Çiçeğim gelip geçici," dedi küçük prens kendi kendine. "Kendini her şeye karşı savunmak için yalnızca dört dikeni var ve ben onu gezegenimde yapayalnız bıraktım!"
ilk kez pişmanlık duymuştu. Ama hemen kendini topladı.
"Buradan sonra nereye gitmemi önerirsiniz?" diye coğrafyacıya sordu.
"Dünya'ya git," dedi coğrafyacı. "iyi şeyler duydum orası hakkında."
Ve küçük prens aklı çiçeğinde yola koyuldu.
Altıncı gezegen bir öncekinden on kez daha büyüktü. Cilt cilt kitaplar yazmakta olan yaşlı bir adam yaşıyordu burada.
Küçük prensin geldiğini görünce, "îşte bir gezgin!" diye bağırdı.
Küçük prens masaya oturup bir süre derin derin soludu. Şimdiden çok uzun gelmişti yolculuğu.
"Nereden geliyorsun?" diye sordu adam ona.
"O kocaman kitap ne kitabı?" diye küçük prens sordu. "Ne yapıyorsunuz?"
"Coğrafyacıyım."
"Coğrafyacı nedir?"
"Coğrafyacı bütün denizlerin, kentlerin, dağların ve çöllerin yerini bilen bir bilim adamıdır."
"Çok ilgi çekici," dedi küçük prens. "işte sonunda gerçek bir meslek!"
Sonra da çevresine bakındı. Coğrafyacının gezegeni küçük prensin gördüğü en görkemli ve en büyük gezegendi.
"Gezegeniniz çok güzel," dedi coğrafyacıya. "Okyanuslarınız da var mı?"
"Bunu söyleyemem," dedi coğrafyacı.
"Yaa!" Küçük prens hayal kırıklığına uğramıştı. "Dağlarınız, peki?"
"Bunu söyleyemem," dedi yine coğrafyacı.
"Peki kentler, ırmaklar, çöller?"
"Bunları da söyleyemem," dedi adam.
"Ama siz coğrafyacısınız!"
"Pek tabii," dedi coğrafyacı, "Ama gezgin değilim. Gezegenimde tek bir gezgin yok. Kentleri, akarsuları, dağları, denizleri, okyanusları ve çölleri gidip saymak coğrafyacının işi değildir. Coğrafyacının gezip tozmaktan daha önemli işleri vardır. Bu masadan ayrılamaz ama gezginleri kabul edebilir. Onlara sorular sorar, gezi izlenimlerini not alır. Eğer gezginlerden herhangi birinin anlattıkları ilginç gelirse, hemen o gezginin ahlakını araştırır."
"O niye?"
"Çünkü yalan söyleyen bir gezgin, coğrafyacının kitapları için felaket demektir. Çok içen bir gezgin de."
"O niye?" diye sordu küçük prens yine.
"Çünkü sarhoş gezginler her şeyi çift görürler. Düşünsene, sonra coğrafyacının kitaplarına bir yerine iki dağ yazdırmazlar mı?"
"Çok kötü bir gezgin olabilecek birini tanıyorum," dedi küçük prens.
"Olabilir," dedi yaşlı adam. "Daha sonra, eğer gezginin ahlakı yerindeyse keşfettiği yerlerle ilgili olarak araştırımı yapılır."
"Oraya giderek, değil mi?"
"Hayır, bu çok uzun sürer. Gezginin kanıt getirmesini isteriz Örneğin, gezgin yeni bir dağ keşfettiğini söylüyorsa, oradan büyük kayalar getirmesini isteriz."
Coğrafyacı birden heyecanla yerinden sıçradı. "Sen! Sen de uzaklardan geldin! Sen de bir gezginsin! Bana geldiğin gezegeni anlat haydi!"
Coğrafyacı bunları söylerken büyük defterinin kapağını kaldırdı ve kurşunkaleminin ucunu sivriltti. Gezginler uygun kanıtlar getirmeden hiçbir şeyi mürekkeple yazmıyordu.
"Evet?" diye küçük prense baktı.
"Şey, yaşadığım yer pek öyle ilginç sayılmaz," diye anlatmaya başladı küçük prens. "Çok küçük. Üç volkanım var. ikisi hâlâ etkin, birisi sönük. Ama hiç belli olmaz."
"Belli olmaz," dedi coğrafyacı.
"Bir de çiçeğim var."
"Çiçekleri yazmıyoruz," dedi coğrafyacı.
"Neden? Çiçeğim gezegenimdeki en güzel şeydir!"
"Çiçekleri yazmıyoruz," diye yineledi coğrafyacı, "çünkü onlar gelip geçici şeyler."
"Gelip geçici de ne demek?"
"Coğrafya kitapları, kitaplar içinde en önemli olanlarıdır. Hiçbir zaman eskimezler. Bir dağın yer değiştirdiği çok enderdir. Bir okyanusun sularının çekilmesi de. Biz kalıcı şeyleri yazarız."
"Ama sönmüş volkanlar yine alev püskürtebiliyorlar," diye karşı çıktı küçük prens. "Gelip geçici de ne demek şimdi?"
"Sönmüş ya da sönmemiş, bizim için fark etmez," dedi coğrafyacı. "Bizim için önemli olan onun bir dağ olduğu. Bu değişmez."
"Ama gelip geçici de ne demek?" diye küçük prens yine sordu. Yanıtını almadan bir sorunun peşini bırakmazdı hiçbir zaman.
"Gelip geçici demek, hızla yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olmak demektir."
"Benim çiçeğim hızla yok olma tehlikesiyle mi karşı karşıya?"
"Kesinlikle öyle."
"Çiçeğim gelip geçici," dedi küçük prens kendi kendine. "Kendini her şeye karşı savunmak için yalnızca dört dikeni var ve ben onu gezegenimde yapayalnız bıraktım!"
ilk kez pişmanlık duymuştu. Ama hemen kendini topladı.
"Buradan sonra nereye gitmemi önerirsiniz?" diye coğrafyacıya sordu.
"Dünya'ya git," dedi coğrafyacı. "iyi şeyler duydum orası hakkında."
Ve küçük prens aklı çiçeğinde yola koyuldu.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar