bugün
- bik bik'in mutfağına konuk olmak19
- ağıza alınca rahatlatan şeyler10
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak16
- amedspor16
- akşama ne yemek yapsam8
- aleksey batrakov26
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim35
- fatma betül sayan kaya milletin nene hatunu dur15
- ismet'in ilim fuarına katılması8
- bize ne sizin mutfağınızdan3
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı13
- rafael leao3
- hamas denince akla gelenler14
- buz gibi balkonda tek başına oturmak3
- kötü bir insan mıyım ben9
- açık oylayan yazar ne demek istiyor7
- çin'de 2 çocuğunu camdan aşağıya atan cani anne7
- güne bir aleksey batrakov resmi bırak6
- terapi niteliğindeki şeyler16
- yavıdice öğreniyoruz4
- sözlük yazarlarının şeftalileri2
- galatasaray amed operasyonu6
- 5 kasım 2026 uludağ sözlük ara yüzünün değişmesi16
- hatay da çürük domates satan suriyeli pazarcı6
- kemal kılıçdaroğlu vs bülent ecevit7
- günün sözü8
- göztepe3
- ismeti siyaset tahsiline lmu'ya göndermek2
- rüyada hiç gitmediğin mekanı görmek5
- uludağ sözlük mobil site arayüzü2
- güncelleme sonrası oluşan gif yükleme hatası5
- nervio31
- leş kaktüsü6
- eğitim seviyesi azaldıkça kişide artan şey12
- sigara içmeyince sinirlenmek4
- sözlüğün yeni tasarımı23
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri40
- cennet çamuru5
- anın görüntüsü26
- evde kalmış 30 yaşında kız23
- sözlüğün en ılık yazarı7
- eyüpspor4
- bik bik'in gerçek yüzü5
- keyif kaçıran şeyler6
- göbek marul3
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı93
- samsak döveci9
- tuborg smooth2
- fon skandalı2
- eskiden arkadaşlar genelevde aynı kadına gitmezdi10
Dar-ül Nasr ( Kıyamete KAdar Yaşayacak Şehir), Dar-ül Saltana ( Sultanların Şehri) vb bir çok ünvanı olan 92 sene Dünya Başkentliği yapmış olan şehir. Şehre d-100 otoyolundan girerken Selimiye Camii'nin sadece iki minaresini görürsünüz. Aynı şekilde şehre giren diğer 3 ana yönden de bakıldığında yine iki minare görünür. insanları sıcak kanlı insanlardır. Yaşamayı seven, hayattan zevk almasını bilen bir yapısı vardır halkının. Genelde vurdumduymaz görünür ancak kesinlikle öyle değillerdir. Eğer siz ters davranmazsanız halkı size kesinlikle ters davranmaz. Ev fiyatları ve kiralar pahalıdır. Ancak kaliteyi ucuza alamazsınız. Geri kalan ihtiyaçlarınızı Türkiye ortalamasının altında karşılayabilirsiniz. Buna biz Edirne halkı ' Edirne'de bir evin olsa ....ni balta kesmez' diye adlandırırız.
Günübirlik gelip Edirne'yi gezmeye çalışan arkadaşlara hiç böyle bir şeye kalkışmayın derim zira bu imkansızdır. Her ne kadar istanbul'un yanında küçük gibi görünse de 1 günde sadece Selimiye Camii'ni ve Bayezid Külliyesi'ni gezebilir ve ancak ciğer yiyebilirsiniz. Edirne'yi ciğer ile tanıştıran abimizin o zaman ki kalfası şimdinin Ciğerci Kazım'ı dır. Bu abimiz ciğeri ilk yapan ustalarımızdandır. istanbul'dan turlarla gelecekler için Aydın Ciğercisi'nin önünde boş yere kuyruk bekleyeceğinize Kazım Usta'ya gidin ve ciğerin hasını yiyin.
Söz ciğerden açılmışken ciğerin yanında verilen tek garnitür kuru biberdir. Maalesef sofra zengin görülsün diye yanında domates, soğan ve hatta yoğurt getirirler, kanmayın... Bu kuru biber yine sadece Edirne ili ve birkaç ilçesinde yetiştirilen özel bir biberdir ve son derece vasıflıdır.
Yemek demişken Edirne'nin öyle köftesi falan meşhur değildir. Sizi aman harika köfte var diye gazlarlarsa sakın yemeyin asıl Uzunköprü'nün köftesi meşhurdur. Trakya'da yiyebileceğiniz en iyi köfte sıralamasında Hayrabolu'nun Çerkezmüsellim Beldesi'ndeki köfteyle beraber ilk sıraya oturur.
Ne yiyelim ne içelim derseniz işkembe çorbası sevenler için Antik Park'ın hemen yanındaki Aydın Köfte ve Çorbayı deneyin derim, tabii yer bulursanız. Şehri gezerken atıştırmalık ya da hediyelik Kavala Kurabiyesi ve Bazem Ezmesini mutlaka denemelisiniz. Eee tabii gelmişken Emirgan'da Meriç Nehri'ne nazır bir iki de bira içersiniz. Ya da siz en iyisi alın bir tane sinek oltası biraları da yanınıza alın gidin Tunca kenarında balık tutarken için biralarınızı.
Bunlar eğer bir gelişmişlik göstergesi ise Edirne hakkında birkaç bilgi vereyim: Edirne'de asayiş sorunu yok denecek kadar azdır. Minibüsler ayakta yolcu almazlar. Tüm pazar yerlerinin üstü kapalıdır. Sokak ve caddeleri temiz sayılabilecek düzeyde ve iltizamdadır. Yayalar kırmızı ışıkta yolda kimse yokken bile beklerler, şöforler dönecekleri zaman sinyal verirler. Trafikte çoğu zaman biri size muhakkak yol verir siz de başınızla selam verirsiniz. Kimse kimseye karışmaz, Ramazan Ayı'nda meyhaneler de doludur camiiler de. Camii demişken eğer yazın Edirne'ye yolunuz düşerse Üç Şerefeli (Burmalı) Camii'nin bahçesinde oturup muhakkak bir çay içmelisiniz.
Saraçlar Caddesi'ni, Kaleiçi Semtindeki en yenisi 100 senelik olan konakları, Şükrü Paşa Anıtı'nı, Karaağaç Semti'ni ve buradaki Lozan Anıtı'nı, Bayezid Külliyesini, IV. Mehmet Av Köşkü'nü ve Sarayiçi'ni ( Kırkpınar burada yapılır), Sırpsındığı Savaşı'nın yapıldığı yeri, Kiliselerini, Ali Paşa, Bedesten ve Arasta Çarşılarını, Fatih Sultan Mehmet'in doğduğu konağı, yapay gölü ve panaromik Edirne manzarasını ve tabii ki Selimiye Camii'ni muhakkak gezmelisiniz.
Edirne çok garip bir yerdir; bir sevgiliyi özler gibi özletir kendini. Alışanları başka yerde yaşatmaz. Eğer birşey arıyorsanız ya da birşeyden kaçıyorsanız Edirne memnuniyetle kucaklar sizi sonra da kimselere vermez...
Not: Bu arada o kadar yazdım ''te beyav, abe, üj bej'' gibi ifadeler dikkatinizi çekerse kullanmadım. Edirne'de çok da kullanılmaz bu sözcükler ( ya da bize öyle geliyor). Ayrıca Sanıldığı gibi Edirne'de herkes Çingene değildir. Eğer Edirneli biriyle tanıştıysanız ona 'çingene' ya da 'üj bej' esprisi yapmayın, inanın o kişiye bu esprileri yapan ilk kişi siz değilsiniz.
Günübirlik gelip Edirne'yi gezmeye çalışan arkadaşlara hiç böyle bir şeye kalkışmayın derim zira bu imkansızdır. Her ne kadar istanbul'un yanında küçük gibi görünse de 1 günde sadece Selimiye Camii'ni ve Bayezid Külliyesi'ni gezebilir ve ancak ciğer yiyebilirsiniz. Edirne'yi ciğer ile tanıştıran abimizin o zaman ki kalfası şimdinin Ciğerci Kazım'ı dır. Bu abimiz ciğeri ilk yapan ustalarımızdandır. istanbul'dan turlarla gelecekler için Aydın Ciğercisi'nin önünde boş yere kuyruk bekleyeceğinize Kazım Usta'ya gidin ve ciğerin hasını yiyin.
Söz ciğerden açılmışken ciğerin yanında verilen tek garnitür kuru biberdir. Maalesef sofra zengin görülsün diye yanında domates, soğan ve hatta yoğurt getirirler, kanmayın... Bu kuru biber yine sadece Edirne ili ve birkaç ilçesinde yetiştirilen özel bir biberdir ve son derece vasıflıdır.
Yemek demişken Edirne'nin öyle köftesi falan meşhur değildir. Sizi aman harika köfte var diye gazlarlarsa sakın yemeyin asıl Uzunköprü'nün köftesi meşhurdur. Trakya'da yiyebileceğiniz en iyi köfte sıralamasında Hayrabolu'nun Çerkezmüsellim Beldesi'ndeki köfteyle beraber ilk sıraya oturur.
Ne yiyelim ne içelim derseniz işkembe çorbası sevenler için Antik Park'ın hemen yanındaki Aydın Köfte ve Çorbayı deneyin derim, tabii yer bulursanız. Şehri gezerken atıştırmalık ya da hediyelik Kavala Kurabiyesi ve Bazem Ezmesini mutlaka denemelisiniz. Eee tabii gelmişken Emirgan'da Meriç Nehri'ne nazır bir iki de bira içersiniz. Ya da siz en iyisi alın bir tane sinek oltası biraları da yanınıza alın gidin Tunca kenarında balık tutarken için biralarınızı.
Bunlar eğer bir gelişmişlik göstergesi ise Edirne hakkında birkaç bilgi vereyim: Edirne'de asayiş sorunu yok denecek kadar azdır. Minibüsler ayakta yolcu almazlar. Tüm pazar yerlerinin üstü kapalıdır. Sokak ve caddeleri temiz sayılabilecek düzeyde ve iltizamdadır. Yayalar kırmızı ışıkta yolda kimse yokken bile beklerler, şöforler dönecekleri zaman sinyal verirler. Trafikte çoğu zaman biri size muhakkak yol verir siz de başınızla selam verirsiniz. Kimse kimseye karışmaz, Ramazan Ayı'nda meyhaneler de doludur camiiler de. Camii demişken eğer yazın Edirne'ye yolunuz düşerse Üç Şerefeli (Burmalı) Camii'nin bahçesinde oturup muhakkak bir çay içmelisiniz.
Saraçlar Caddesi'ni, Kaleiçi Semtindeki en yenisi 100 senelik olan konakları, Şükrü Paşa Anıtı'nı, Karaağaç Semti'ni ve buradaki Lozan Anıtı'nı, Bayezid Külliyesini, IV. Mehmet Av Köşkü'nü ve Sarayiçi'ni ( Kırkpınar burada yapılır), Sırpsındığı Savaşı'nın yapıldığı yeri, Kiliselerini, Ali Paşa, Bedesten ve Arasta Çarşılarını, Fatih Sultan Mehmet'in doğduğu konağı, yapay gölü ve panaromik Edirne manzarasını ve tabii ki Selimiye Camii'ni muhakkak gezmelisiniz.
Edirne çok garip bir yerdir; bir sevgiliyi özler gibi özletir kendini. Alışanları başka yerde yaşatmaz. Eğer birşey arıyorsanız ya da birşeyden kaçıyorsanız Edirne memnuniyetle kucaklar sizi sonra da kimselere vermez...
Not: Bu arada o kadar yazdım ''te beyav, abe, üj bej'' gibi ifadeler dikkatinizi çekerse kullanmadım. Edirne'de çok da kullanılmaz bu sözcükler ( ya da bize öyle geliyor). Ayrıca Sanıldığı gibi Edirne'de herkes Çingene değildir. Eğer Edirneli biriyle tanıştıysanız ona 'çingene' ya da 'üj bej' esprisi yapmayın, inanın o kişiye bu esprileri yapan ilk kişi siz değilsiniz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com