bugün
- gocu28
- cimere şikayet eden yazar tipi6
- kamosun şafak operasyonuyla ters kelepçe yemesi6
- sözlükteki karanlık kişiler4
- başkent istanbul olsun5
- özel sektörün acımasız olması3
- dün gece sözlükte yaşanan akıl almaz olay9
- recep tayyip erdoğan3
- trump'ın erdoğan'ı yine övmesi6
- ingilizce bilmeyen akademisyenler6
- yağmurlu havaları seven insan6
- ekrem imamoğlu2
- güzel ayak mevsiminin kapanmaya başlaması4
- iş yerindeki orospu çocukları6
- selam verilen kızın siklememesi4
- karton toplarken cin musallat olması2
- tusubasanın türkiye maçında attığı gol2
- mora katliamı3
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı9
- true nickli yazar22
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği38
- claudian clouds43
- tai gocu kardeştir zall bizi birleştir2
- düşmanın sizi övmesi2
- asrın soygunu10
- kendinden büyük bir kadınla evlenmek4
- aşk5
- purgatory2
- bahar feyzan3
- tai lung vs gocu22
- çocuk yetiştirmek2
- yazılımcıların flört edememesi6
- manisada okul saldırısı18
- sabahları sevilen şeyler9
- sözlüğe renk katan yazarlar hangi rengi katıyor20
- kader2
- yağmur sabahında2
- habire1227
- kürtler asimile edilmelidir11
- türkiye medeni bi ülkeyse neden hristiyan yok28
- sabahları nefret edilen şeyler7
- analı avratlı sözlük kavgaları8
- sözlüktekiler kaç yaşında9
- sarı poşet kudurtması13
- meb'in usule aykırı ücret dağıtması2
- afrikalılar gariban avrupa emperyalist yalanı17
- bekarlığın avantajları3
- evliliği ayakta tutan güçler13
- et döner dürüm9
- 1 gocu'ya 4 kişi dalması7
Dar-ül Nasr ( Kıyamete KAdar Yaşayacak Şehir), Dar-ül Saltana ( Sultanların Şehri) vb bir çok ünvanı olan 92 sene Dünya Başkentliği yapmış olan şehir. Şehre d-100 otoyolundan girerken Selimiye Camii'nin sadece iki minaresini görürsünüz. Aynı şekilde şehre giren diğer 3 ana yönden de bakıldığında yine iki minare görünür. insanları sıcak kanlı insanlardır. Yaşamayı seven, hayattan zevk almasını bilen bir yapısı vardır halkının. Genelde vurdumduymaz görünür ancak kesinlikle öyle değillerdir. Eğer siz ters davranmazsanız halkı size kesinlikle ters davranmaz. Ev fiyatları ve kiralar pahalıdır. Ancak kaliteyi ucuza alamazsınız. Geri kalan ihtiyaçlarınızı Türkiye ortalamasının altında karşılayabilirsiniz. Buna biz Edirne halkı ' Edirne'de bir evin olsa ....ni balta kesmez' diye adlandırırız.
Günübirlik gelip Edirne'yi gezmeye çalışan arkadaşlara hiç böyle bir şeye kalkışmayın derim zira bu imkansızdır. Her ne kadar istanbul'un yanında küçük gibi görünse de 1 günde sadece Selimiye Camii'ni ve Bayezid Külliyesi'ni gezebilir ve ancak ciğer yiyebilirsiniz. Edirne'yi ciğer ile tanıştıran abimizin o zaman ki kalfası şimdinin Ciğerci Kazım'ı dır. Bu abimiz ciğeri ilk yapan ustalarımızdandır. istanbul'dan turlarla gelecekler için Aydın Ciğercisi'nin önünde boş yere kuyruk bekleyeceğinize Kazım Usta'ya gidin ve ciğerin hasını yiyin.
Söz ciğerden açılmışken ciğerin yanında verilen tek garnitür kuru biberdir. Maalesef sofra zengin görülsün diye yanında domates, soğan ve hatta yoğurt getirirler, kanmayın... Bu kuru biber yine sadece Edirne ili ve birkaç ilçesinde yetiştirilen özel bir biberdir ve son derece vasıflıdır.
Yemek demişken Edirne'nin öyle köftesi falan meşhur değildir. Sizi aman harika köfte var diye gazlarlarsa sakın yemeyin asıl Uzunköprü'nün köftesi meşhurdur. Trakya'da yiyebileceğiniz en iyi köfte sıralamasında Hayrabolu'nun Çerkezmüsellim Beldesi'ndeki köfteyle beraber ilk sıraya oturur.
Ne yiyelim ne içelim derseniz işkembe çorbası sevenler için Antik Park'ın hemen yanındaki Aydın Köfte ve Çorbayı deneyin derim, tabii yer bulursanız. Şehri gezerken atıştırmalık ya da hediyelik Kavala Kurabiyesi ve Bazem Ezmesini mutlaka denemelisiniz. Eee tabii gelmişken Emirgan'da Meriç Nehri'ne nazır bir iki de bira içersiniz. Ya da siz en iyisi alın bir tane sinek oltası biraları da yanınıza alın gidin Tunca kenarında balık tutarken için biralarınızı.
Bunlar eğer bir gelişmişlik göstergesi ise Edirne hakkında birkaç bilgi vereyim: Edirne'de asayiş sorunu yok denecek kadar azdır. Minibüsler ayakta yolcu almazlar. Tüm pazar yerlerinin üstü kapalıdır. Sokak ve caddeleri temiz sayılabilecek düzeyde ve iltizamdadır. Yayalar kırmızı ışıkta yolda kimse yokken bile beklerler, şöforler dönecekleri zaman sinyal verirler. Trafikte çoğu zaman biri size muhakkak yol verir siz de başınızla selam verirsiniz. Kimse kimseye karışmaz, Ramazan Ayı'nda meyhaneler de doludur camiiler de. Camii demişken eğer yazın Edirne'ye yolunuz düşerse Üç Şerefeli (Burmalı) Camii'nin bahçesinde oturup muhakkak bir çay içmelisiniz.
Saraçlar Caddesi'ni, Kaleiçi Semtindeki en yenisi 100 senelik olan konakları, Şükrü Paşa Anıtı'nı, Karaağaç Semti'ni ve buradaki Lozan Anıtı'nı, Bayezid Külliyesini, IV. Mehmet Av Köşkü'nü ve Sarayiçi'ni ( Kırkpınar burada yapılır), Sırpsındığı Savaşı'nın yapıldığı yeri, Kiliselerini, Ali Paşa, Bedesten ve Arasta Çarşılarını, Fatih Sultan Mehmet'in doğduğu konağı, yapay gölü ve panaromik Edirne manzarasını ve tabii ki Selimiye Camii'ni muhakkak gezmelisiniz.
Edirne çok garip bir yerdir; bir sevgiliyi özler gibi özletir kendini. Alışanları başka yerde yaşatmaz. Eğer birşey arıyorsanız ya da birşeyden kaçıyorsanız Edirne memnuniyetle kucaklar sizi sonra da kimselere vermez...
Not: Bu arada o kadar yazdım ''te beyav, abe, üj bej'' gibi ifadeler dikkatinizi çekerse kullanmadım. Edirne'de çok da kullanılmaz bu sözcükler ( ya da bize öyle geliyor). Ayrıca Sanıldığı gibi Edirne'de herkes Çingene değildir. Eğer Edirneli biriyle tanıştıysanız ona 'çingene' ya da 'üj bej' esprisi yapmayın, inanın o kişiye bu esprileri yapan ilk kişi siz değilsiniz.
Günübirlik gelip Edirne'yi gezmeye çalışan arkadaşlara hiç böyle bir şeye kalkışmayın derim zira bu imkansızdır. Her ne kadar istanbul'un yanında küçük gibi görünse de 1 günde sadece Selimiye Camii'ni ve Bayezid Külliyesi'ni gezebilir ve ancak ciğer yiyebilirsiniz. Edirne'yi ciğer ile tanıştıran abimizin o zaman ki kalfası şimdinin Ciğerci Kazım'ı dır. Bu abimiz ciğeri ilk yapan ustalarımızdandır. istanbul'dan turlarla gelecekler için Aydın Ciğercisi'nin önünde boş yere kuyruk bekleyeceğinize Kazım Usta'ya gidin ve ciğerin hasını yiyin.
Söz ciğerden açılmışken ciğerin yanında verilen tek garnitür kuru biberdir. Maalesef sofra zengin görülsün diye yanında domates, soğan ve hatta yoğurt getirirler, kanmayın... Bu kuru biber yine sadece Edirne ili ve birkaç ilçesinde yetiştirilen özel bir biberdir ve son derece vasıflıdır.
Yemek demişken Edirne'nin öyle köftesi falan meşhur değildir. Sizi aman harika köfte var diye gazlarlarsa sakın yemeyin asıl Uzunköprü'nün köftesi meşhurdur. Trakya'da yiyebileceğiniz en iyi köfte sıralamasında Hayrabolu'nun Çerkezmüsellim Beldesi'ndeki köfteyle beraber ilk sıraya oturur.
Ne yiyelim ne içelim derseniz işkembe çorbası sevenler için Antik Park'ın hemen yanındaki Aydın Köfte ve Çorbayı deneyin derim, tabii yer bulursanız. Şehri gezerken atıştırmalık ya da hediyelik Kavala Kurabiyesi ve Bazem Ezmesini mutlaka denemelisiniz. Eee tabii gelmişken Emirgan'da Meriç Nehri'ne nazır bir iki de bira içersiniz. Ya da siz en iyisi alın bir tane sinek oltası biraları da yanınıza alın gidin Tunca kenarında balık tutarken için biralarınızı.
Bunlar eğer bir gelişmişlik göstergesi ise Edirne hakkında birkaç bilgi vereyim: Edirne'de asayiş sorunu yok denecek kadar azdır. Minibüsler ayakta yolcu almazlar. Tüm pazar yerlerinin üstü kapalıdır. Sokak ve caddeleri temiz sayılabilecek düzeyde ve iltizamdadır. Yayalar kırmızı ışıkta yolda kimse yokken bile beklerler, şöforler dönecekleri zaman sinyal verirler. Trafikte çoğu zaman biri size muhakkak yol verir siz de başınızla selam verirsiniz. Kimse kimseye karışmaz, Ramazan Ayı'nda meyhaneler de doludur camiiler de. Camii demişken eğer yazın Edirne'ye yolunuz düşerse Üç Şerefeli (Burmalı) Camii'nin bahçesinde oturup muhakkak bir çay içmelisiniz.
Saraçlar Caddesi'ni, Kaleiçi Semtindeki en yenisi 100 senelik olan konakları, Şükrü Paşa Anıtı'nı, Karaağaç Semti'ni ve buradaki Lozan Anıtı'nı, Bayezid Külliyesini, IV. Mehmet Av Köşkü'nü ve Sarayiçi'ni ( Kırkpınar burada yapılır), Sırpsındığı Savaşı'nın yapıldığı yeri, Kiliselerini, Ali Paşa, Bedesten ve Arasta Çarşılarını, Fatih Sultan Mehmet'in doğduğu konağı, yapay gölü ve panaromik Edirne manzarasını ve tabii ki Selimiye Camii'ni muhakkak gezmelisiniz.
Edirne çok garip bir yerdir; bir sevgiliyi özler gibi özletir kendini. Alışanları başka yerde yaşatmaz. Eğer birşey arıyorsanız ya da birşeyden kaçıyorsanız Edirne memnuniyetle kucaklar sizi sonra da kimselere vermez...
Not: Bu arada o kadar yazdım ''te beyav, abe, üj bej'' gibi ifadeler dikkatinizi çekerse kullanmadım. Edirne'de çok da kullanılmaz bu sözcükler ( ya da bize öyle geliyor). Ayrıca Sanıldığı gibi Edirne'de herkes Çingene değildir. Eğer Edirneli biriyle tanıştıysanız ona 'çingene' ya da 'üj bej' esprisi yapmayın, inanın o kişiye bu esprileri yapan ilk kişi siz değilsiniz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar