bugün
- sabah bi kalktın kadınsın napardın20
- kız arkadaşa gökyüzünü hediye etmek14
- kasiyer kıza nasıl açılırım12
- sinagog tavanına çiğ köfte yapıştırmak7
- arkadaşlar sizce bu etek nasıl18
- gaylik alametleri8
- ulaşamadığı kadına mundar demek5
- z kuşağı kızlarının escort gibi olması13
- yaşlı kadın yuzırlar10
- true'nin hiç sevgilisi olmasın mı12
- hoşlanılan kızın buluşmaya opel tigra ile gelmesi4
- her kadının hoşuna gidecek şey4
- en kibirli yuzır11
- muslettin amca ile sinagoga gidiyoruz zirvesi5
- bıyığımı alsam ben var'ya diyen kız4
- sözlük abilerinden genç yazarlara tavsiyeler6
- karşısından gelen güzel kıza bakmayan erkek12
- sabah gece yazdıklarından utanmak5
- duvara işeyerek sevgilinin ismini yazmak4
- friedrich hegel la bi cay icek10
- 50 yıllık yuzır5
- ormanda gezerken baygın bir bayanla karşılaşmak4
- doa iade tutarlarının düşürüldüğü iddiası2
- hırsızların evdeki altını bulamamasını sağlamak8
- velvet47
- uludağ sözlük magazin servisi5
- selam sözlük7
- artık uyuyalım3
- kezonova4
- velvet vs nervio24
- ruh hastası sapık yazarlar5
- kezoyu delirtmek5
- ormanda giderken gizemli kulübe bulmalı film3
- hamburger kırmızı çizgimiz10
- en merak ettiğin ulu yazarı12
- anadolu insanının anlatıldığı kadar saf olmaması5
- sevgilinin giyimine karışmak2
- an itibariyle dile dolanan şarkı sözleri4
- kazanovayı silkmişler3
- anın görüntüsü12
- diyetteyiz uludağ sözlük12
- nervio19
- türklerden nefret etme nedenleri5
- ağzına verilmek istenen kızın ağzına almaması15
- habire1239
- uysaljakoben11
- bir sabah erkek olarak uyanmak4
- kemal kılıçdaroğlu8
- gulmekicinyaratilmis'in aşık olmadığı erkek3
- yeni parti25
sunuş :
14 yıldır müzik yaşamımız içinde sizlere 13 albümle ve bir çok konserle ulaşmaya çalıştık. Her albümümüz adeta kendi içinde bir hikaye taşıyor. Hepsinde yaşadıklarımız, edindiğimiz deneyimler, birikimlerimiz ve vatan topraklarına daha sağlam bakışımız var. Her defasında karşılaştığımız baskılara karşılık özgün yöntemler geliştirerek yıktık baskı duvarlarını. Şimdi elinize ulaşan 14. albümümüzde yine bir Grup Yorum gerçekliği var. Sizler bu çalışmayı dinlerken Grup Yorum elemanı irşad Aydın, halkın ve haklının, ezilenlerin türküsünü söylediği için tutsak. Çalışmalarımızı yürüttüğümüz idil Kültür Merkezi'ne 21 Ağustos'ta yapılan polis baskınında gözaltına alındı ve tutuklandı.
14 yıldır, mantıklarımızdan zerrece taviz vermeden yürüyoruz. Yaşadığımız sayısız gözaltıyı hesaba katmazsak ilk tutsaklığımızı 1988 yılında yaşadık. 12 Eylül sonrası ilk kez Kürtçe türkü seslendirdigimiz için bir elemammız tutsak edildi. 1989'da ise Mersin konserimizin yasaklanmasını protesto ettiğimiz için tüm Yorumcular 60 gün süreyle tutsak edildik. "Cemo" burada şekillenip ulaştı ellerinize. "Türküler Susmaz Halaylar Sürer" sloganı böyle doğdu. Ve buradan ulaştı dört bir yana Grup Yorum'un engel tanımayacağının ilk işareti. 1990 yılında tüm ülkeyi saran madencilerin grevinde onların yanıbaşındaydık.
"Madenciden" türküsü, nice türkümüz gibi hayatın, halkın içinde doğdu.
1992 yılında Eskişehir'de verdiğimiz bir konserden sonra hakkımızda keyfi gerekçelerle tutuklama kararı çıktı. Kabullenmedik! Egemenlerin bunca zulmünü, halklarımıza layık gördüğü sömürüyü, baskıyı kabullenmedik ve teslim olmadık. Böyle başladı "kaçak"lık günlerimiz. "Cesaret'in elden ele dolaştığı günlerde biz, hayatın içinde, halkın kapılarını ardına kadar açtığı yüreğinde yürüttük çalışmalanmızı. Dost ve düşman bildi ki, Grup Yorum'un sesi hiç susmayacak. Türküleri dilden dile yayılacak.
1993 Eylül'ünde yaptığımız "Hiç Durmadan" albümünün yayınlanmasının ardından üç ay geçtiginde yeni bir baskıyla karşılaştık; 1992 yılında Denizli'de verdiğimiz bir konserden dolayı açılan davada iki elemanımıza 20'şer ay hapis cezası verildi. Yine teslim olmadık. "Varsın zulmün sahipleri bulsun"du bizi. Bir arkadaşımızın bu davadan dolayı tutsak edilmesiyle yepyeni bir süreç başladı bizim için. Çok tanıdık duvarları, bu duvarları yine delip geçti türkülerimiz. "ileri" böyle şekillendi. Yorum, elemanları tutsak düştükçe çoğaldı, ürünleri gelişti.
1996 yılında evlerimiz talan edildi, işkencelerden geçtik. Ardından yine tutsaklık... iki elemanımız üç ayda üç hapishane dolaştı. Tutsaklığa sürgünler eklendi.
1998 Ağustos'unu da iki tutsaklıkla karşıladık, irşad, idil Kültür Merkezi'ne yapılan baskında, Ufuk da 1994 yılında Denizli'de verdiğimiz konser sonrasında açılan davanın hapis cezası ile sonuçlanması üzerine, konser nedeniyle gittiğimiz izmit'te gözaltına alınıp yaklaşık 3 ay tutuklu kaldı.
"Hapishane Türkücüleri" deniliyor bizim için. Şimdi yine bir yanımız tutsak ama budanan ağaçlar misali uç veriyor, filizleniyor, çoğalıyoruz. Halkın bize duyduğu güveni asla boşa çıkarmadan, bir kar makinası gibi yolları aça aça ilerliyoruz. Tutsaklıklar baskılar bitene, bayraklarla, halaylarla yollara dökülüp türkülerimizi özgürce söyleyeceğimiz güne dek.
teşekkür :
Devrimci sanat faaliyetlerinin içinde, yeni bir dünya kurma mücadelesinde müziğin, şarkılarımızın da önemli bir yere sahip olduğu, Anadolu'nun binlerce yıllık tarihinde defalarca görülmüştür. Anadolu halkları yüzlerce yıldır yaşadıklarını türkülerle dile getirmiştir. Türküleri dinlediğimizde, Anadolu'nun tarihsel gerçekliği, yaşayış biçimi apaçık bir biçimde canlanır gözümüzde. Yaşadığımız çağın ilişkileri insanlanmızı yeni biçimlere, yeni arayışlara ve doğal sonucu olarak da üretimlere yöneltmiştir. Enstrümantal çalışmalar da müziğimizi ifade etmede bu tür çalışmaların bir ürünüdür.
14 yıldır yürüttüğümüz çalışmalanmız boyunca kazandığımız birikimi, halkımızla paylaşmaya özen gösterdik. 1985 yılında kuruluşumuzun ardından 1987 yılında yayınlanan ilk albümümüz Sıyrılıp Gelen'den bu yana hemen her albümümüzde enstrümantal çalışmalara yer verdik. Bu çalışma, 14 yıl boyunca yaptığımız müzikal çalışmaların, kazandığımız birikimlerin küçük bir kesitidir.
Bu çalışmalarımızda bize sürekli destek olan çalışma arkadaşlanmız idil Kültür Merkezi emekçileri, Özgürlük Türküsü, Grup Ekin, Koma Berfin, Grup Günışığı elemanları, Ayşe Gülen Halk Sahnesi oyuncuları. Fotoğraf ve Sinema Emekçileri, Kültür Sanatta Tavır Dergisi çalışanlarına; Kalan Müzik emekçileri'ne, prodüktörümüz Hasan Saltık'a; Stüdyo Audeon çalışanları Ercan Akbay ve Cüneyt Dinçer'e, Stüdyo Metropol çalışanı Hasan Bitmez'e; Erkan Oğur'a, Murat Köseoğlu'na, Şuayip Yeltan'a, Tuğrul Karataş'a ve Timur Doğanay'a; Kardeş Türküler elemanı Vedat Yıldırıma; Gramen Reklamcılık çalışanlarına; önerileri, eleştirileri ve yoldaş sıcaklıklarıyla her an yanıbaşımızda olan özgür tutsaklarımıza ve o eşsiz ailemize yürek dolusu teşekkür ederiz.
14 yıldır müzik yaşamımız içinde sizlere 13 albümle ve bir çok konserle ulaşmaya çalıştık. Her albümümüz adeta kendi içinde bir hikaye taşıyor. Hepsinde yaşadıklarımız, edindiğimiz deneyimler, birikimlerimiz ve vatan topraklarına daha sağlam bakışımız var. Her defasında karşılaştığımız baskılara karşılık özgün yöntemler geliştirerek yıktık baskı duvarlarını. Şimdi elinize ulaşan 14. albümümüzde yine bir Grup Yorum gerçekliği var. Sizler bu çalışmayı dinlerken Grup Yorum elemanı irşad Aydın, halkın ve haklının, ezilenlerin türküsünü söylediği için tutsak. Çalışmalarımızı yürüttüğümüz idil Kültür Merkezi'ne 21 Ağustos'ta yapılan polis baskınında gözaltına alındı ve tutuklandı.
14 yıldır, mantıklarımızdan zerrece taviz vermeden yürüyoruz. Yaşadığımız sayısız gözaltıyı hesaba katmazsak ilk tutsaklığımızı 1988 yılında yaşadık. 12 Eylül sonrası ilk kez Kürtçe türkü seslendirdigimiz için bir elemammız tutsak edildi. 1989'da ise Mersin konserimizin yasaklanmasını protesto ettiğimiz için tüm Yorumcular 60 gün süreyle tutsak edildik. "Cemo" burada şekillenip ulaştı ellerinize. "Türküler Susmaz Halaylar Sürer" sloganı böyle doğdu. Ve buradan ulaştı dört bir yana Grup Yorum'un engel tanımayacağının ilk işareti. 1990 yılında tüm ülkeyi saran madencilerin grevinde onların yanıbaşındaydık.
"Madenciden" türküsü, nice türkümüz gibi hayatın, halkın içinde doğdu.
1992 yılında Eskişehir'de verdiğimiz bir konserden sonra hakkımızda keyfi gerekçelerle tutuklama kararı çıktı. Kabullenmedik! Egemenlerin bunca zulmünü, halklarımıza layık gördüğü sömürüyü, baskıyı kabullenmedik ve teslim olmadık. Böyle başladı "kaçak"lık günlerimiz. "Cesaret'in elden ele dolaştığı günlerde biz, hayatın içinde, halkın kapılarını ardına kadar açtığı yüreğinde yürüttük çalışmalanmızı. Dost ve düşman bildi ki, Grup Yorum'un sesi hiç susmayacak. Türküleri dilden dile yayılacak.
1993 Eylül'ünde yaptığımız "Hiç Durmadan" albümünün yayınlanmasının ardından üç ay geçtiginde yeni bir baskıyla karşılaştık; 1992 yılında Denizli'de verdiğimiz bir konserden dolayı açılan davada iki elemanımıza 20'şer ay hapis cezası verildi. Yine teslim olmadık. "Varsın zulmün sahipleri bulsun"du bizi. Bir arkadaşımızın bu davadan dolayı tutsak edilmesiyle yepyeni bir süreç başladı bizim için. Çok tanıdık duvarları, bu duvarları yine delip geçti türkülerimiz. "ileri" böyle şekillendi. Yorum, elemanları tutsak düştükçe çoğaldı, ürünleri gelişti.
1996 yılında evlerimiz talan edildi, işkencelerden geçtik. Ardından yine tutsaklık... iki elemanımız üç ayda üç hapishane dolaştı. Tutsaklığa sürgünler eklendi.
1998 Ağustos'unu da iki tutsaklıkla karşıladık, irşad, idil Kültür Merkezi'ne yapılan baskında, Ufuk da 1994 yılında Denizli'de verdiğimiz konser sonrasında açılan davanın hapis cezası ile sonuçlanması üzerine, konser nedeniyle gittiğimiz izmit'te gözaltına alınıp yaklaşık 3 ay tutuklu kaldı.
"Hapishane Türkücüleri" deniliyor bizim için. Şimdi yine bir yanımız tutsak ama budanan ağaçlar misali uç veriyor, filizleniyor, çoğalıyoruz. Halkın bize duyduğu güveni asla boşa çıkarmadan, bir kar makinası gibi yolları aça aça ilerliyoruz. Tutsaklıklar baskılar bitene, bayraklarla, halaylarla yollara dökülüp türkülerimizi özgürce söyleyeceğimiz güne dek.
teşekkür :
Devrimci sanat faaliyetlerinin içinde, yeni bir dünya kurma mücadelesinde müziğin, şarkılarımızın da önemli bir yere sahip olduğu, Anadolu'nun binlerce yıllık tarihinde defalarca görülmüştür. Anadolu halkları yüzlerce yıldır yaşadıklarını türkülerle dile getirmiştir. Türküleri dinlediğimizde, Anadolu'nun tarihsel gerçekliği, yaşayış biçimi apaçık bir biçimde canlanır gözümüzde. Yaşadığımız çağın ilişkileri insanlanmızı yeni biçimlere, yeni arayışlara ve doğal sonucu olarak da üretimlere yöneltmiştir. Enstrümantal çalışmalar da müziğimizi ifade etmede bu tür çalışmaların bir ürünüdür.
14 yıldır yürüttüğümüz çalışmalanmız boyunca kazandığımız birikimi, halkımızla paylaşmaya özen gösterdik. 1985 yılında kuruluşumuzun ardından 1987 yılında yayınlanan ilk albümümüz Sıyrılıp Gelen'den bu yana hemen her albümümüzde enstrümantal çalışmalara yer verdik. Bu çalışma, 14 yıl boyunca yaptığımız müzikal çalışmaların, kazandığımız birikimlerin küçük bir kesitidir.
Bu çalışmalarımızda bize sürekli destek olan çalışma arkadaşlanmız idil Kültür Merkezi emekçileri, Özgürlük Türküsü, Grup Ekin, Koma Berfin, Grup Günışığı elemanları, Ayşe Gülen Halk Sahnesi oyuncuları. Fotoğraf ve Sinema Emekçileri, Kültür Sanatta Tavır Dergisi çalışanlarına; Kalan Müzik emekçileri'ne, prodüktörümüz Hasan Saltık'a; Stüdyo Audeon çalışanları Ercan Akbay ve Cüneyt Dinçer'e, Stüdyo Metropol çalışanı Hasan Bitmez'e; Erkan Oğur'a, Murat Köseoğlu'na, Şuayip Yeltan'a, Tuğrul Karataş'a ve Timur Doğanay'a; Kardeş Türküler elemanı Vedat Yıldırıma; Gramen Reklamcılık çalışanlarına; önerileri, eleştirileri ve yoldaş sıcaklıklarıyla her an yanıbaşımızda olan özgür tutsaklarımıza ve o eşsiz ailemize yürek dolusu teşekkür ederiz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar