bugün
- true vs yagmurcu12
- zafer partisi neden düştü8
- çekingen nazik saygılı erkek sevilir mi sorusu9
- yakışıklı bir erkekle öpüşmek7
- arkadaşlar yeni aldığım şarj cihazıma bakın8
- din olmadan ahlak temellendirilemez6
- kızların keko erkek seviyoruz demesi11
- recep tayyip erdoğan10
- cumhuriyet halk partisi8
- gül gibi efendi erkek10
- bu koyden olsam ne olacak4
- muslettin amca11
- g'i l d'e d l'i l y14
- chp dönemi bitti5
- escorta giden erkek8
- uludağ itiraf3
- ibda c3
- kemalizmin gericilik olması4
- ardaya yüzmeye gitmek5
- türkiye de amerikan futbolu oynamak3
- diamond bosphorus7
- bayandan nasıl istenir5
- üvey anneannem oğlunu abukat oğlum diye severdi4
- sözlükten bir kızla sevişmek4
- bisiklet sürerken kızlık zarı yırtılan kız13
- sevilen kadının bu bir emirdir bip beni demesi5
- dişçiye gitmek9
- ben geldim kerkenezler18
- bir escortu etkilemek mümkün müdür sorusu3
- pipisi 18 cm olan erkek4
- yeni parti16
- sözlüğün viagra içmiş gibi coşması4
- evliliğin aslında bir çıkar ilişkisi olması5
- okan üniversitesi2
- karşı binadaki kızlar4
- clean code yazmak için 10 yıl bekleme2
- sözlükteki yaşlı amcalar ve teyzeler3
- ata yaşat2
- yagmurcu3
- erdoğan kılıçdaroğlu bahçeli üçgeni4
- velvet36
- türkiye'nin en iyi dizisi kanıt2
- sezer efendi sezer efendi 5 nolu ameliyathaneye3
- şakalaşırken kız kankayı saksoya yatırmak2
- habire1233
- şimdi herkes su içsin7
- özelde fingirdeşen yazarlar14
- normal sözlük3
- ben ne yapıyorum anı3
- alakasız yerde tanıdıkla karşılaşmak3
bir yazı yazılmadan evvel isim belirlenir de genel itibariyle şekillenen şeyler bir başlık halinde özet bir mana mı kazanır,yani once başlık mı saptanır da yazılacak şeyler onun altına kümelenecek şekilde belirli bir sistem ölçüsünde kümelenir?
bir yazı yazılmadan evvel konu belirlenir de onu özele çekecek bir kaç kelimeyle özet bir başlık mı tasarlarnır acep,yani henüz başlık ne olsun kasıntısı olmaksızın binlerce kelimeleyle tehavvurata geçen anlamlar zihinden belirli bir disiplin dahilinde geçer de onları yakalayıp yazıya döktükten sonra mı başlık konur. daha mücmel bir izah mı lazım:çocuk doğmadan once mi isim konur yoksa doğduktan sonra mı?
her ikisi de ve hiç biri.
biri için bir şeyler yazacak ve kimi noktada övgü ya da yergi salgılayacak şeylerle o yazıyı tezyin edecek bir anı yaşıyorssanız,
biri için bir şeyler yazmanın vakti geldi iç sesiyle akis bulan bir dürtü parmaklarınızla klavyedeki tuşlar arasındaki aralığın kısalmasıyla değil,aklınızda yarı somut bir form kazanmış birine zihnen yaklaşmak zorundasınız hatırlatmasını yapacak potansiyele sahipse,
biri için bir şeyler yazacak ve o yazıyı ne kadar erken yazarsam o kadar doğru olurdan ziyade ne kadar doğru yazarsam o kadar geç olmamış olur kalıbına dökecek olursanız,
biri için bir şeyler yazacak ve fakat o birini tanımlayabilmek her ne kadar kendini tanımlamaktan daha kolaydır ;lakin o tanımı, tanımladığın zatın prizmasından geçirirken kıldan ince olman gerekir müdakkikliği önünde kemerbeste-i hadim olacak kadar rakik iseniz,
biri için bir şeyler yazacak ve yazınızın tanım kısmında, o şöyledir böyledir klişelerinden dezenfekte edilmiş sarih cümleler cirit atsın istiyor olduğunuz halde onu ,onun kendini kavramış olduğu şekilde tanımlayabilme objektivitesini yakalayamayacağınız tedirginliğinize binaen ezberci, lavukane betimlerden ictinab ediyorsanız,
biri için bir şeyler yazacak ve yazınızın manasını ,seçeceğiniz kelimelerin sağlayacağı duysal tatminliği feda etmeyi kendinize ar sayıyorsanız,söz konusu yazıyı ya hiç tanımadığınız birine yazıyorsunuzdur ya da tanımak üzere olduğunuz birine.
zor varlık şu insan.bir dostumun bir şiirinden bir mısra geldi aklıma
tanımlayamadım seni, her tanım tanımladığı şeyin bir tarafını eksik bırakır.
dedirtiyor insana.
yazı, bir fikrin başka bir fikir mahaline edeceği seyahatin sabit seyir halidir ve bir düşüncenin ruhsuz beden kıvamındaki harflere olan izdüşümüdür.o bir bakış açısının şekillerle kodlanmış halidir.her haliyle canlı kanlı,haykıran bağıran çağıran ama kendini duyamayan, kendine el bir yabancılık vesikasıdır.o, bir şeyi, o şeye acımasızca yaklaştığı zaman, olduğu gibi kavrayabilir.ceylanın tanımı belgeselci için sermaye,belgesel seyircisi için şirin hayvan,aslan için aş şeklindedir.her üçü de ceylana acımasızca yaklaşmıştır.o ne aştır ne iştir ne de ,aa ne güzel kategorisinde bir hayvan.ama üçünün de bileşimidir.
bu nokta-i nazarla,biri için yazılan şeylerin tamamamı onu izah etmeye muktedir olmadığı gibi müstakil tanımlarda yalnız başına onu tasvir etme gücüne sahip değildir diyebiliriz.
yazı,fıtrattan fıtrata,donanımdan donanıma,zevkten zevke,görüntüden görüntüye de farklılık gösterir ki biz buna tarz diyoruz.tarz o insan hakkında bir takım fikirler verir ve onu kavrama vesilelerinden biri olur.biri çok gevezedir ve bir kaç kelimeyle anlatılacak ya da bir kaç kelimeden fazlasının israf olacağı bir konu için,dakikalarca yazar ya da konuşur.sonra başı ile sonu arasındaki farka bakar yazının;sonuç,baş ile son değişse pek bir değişiklik olmaz yargısına varılır.ama başka biri geveze değildir,o, anlatacağı bir çok şeyi zekavetinin winzip inden geçirir,sadeleştirir,özümser ve fehme takrib ettirir.en iyisini o yapmıştır.
bu bir tür,öff kim uzun uzun yazacak sıkılganlığına da yorulabilir ama bir çok anlamın sıkılmasından elde edilen süzme cümlelere sahip biriyse zaten çok kıymetli bir şeyini zamanını harcamıştır o.cümleleri parmaklarından değil aklından sudur etmiştir.o, beğeniyi sunmak adına çok cömert olduğu gibi,beğeniyi haketmek için gerekli evsaf noktasında da ganidir.yardımcı olması için küçük bir örnek verelim:
işe yaramaz züppe bir geveze:
gümüşü söz kılıp ger değerli dersen altından
altında ezilecek kal eylemem meramımdan
zemini zift derk ettiren gökyüzünden bahset
yer maviye çalarsa vazgeçerim o semadan
namına ram olan bir bahardan bahset
cemre kalbe düşse terk olurum neşv ü nemadan
merhameti sevgiye takrib edecek sözden bahset
acze rest çekmiş misal vereyim kalu beladan
harabeyi saraya kalb edecek gözden bahset
temaşası uğruna enkaza döneyim vahadan
kokusu hüzne galip olan tenden bahset
tefrik olayım ömrümce lebi gülapdan
arımı rahmına bahane ettiğinden bahset
sarfı perva edeyim boynuma yük bu hayadan
alçaltsa da muhabbetin hasıldan bahset
cismim göğe konsun mahrum olayım valadan
rest çekme ,beni aşkından payidar et
iktifa etmese de mesrur olurum o nühadan
her gördüğümü sen telakki etmemden bahset
yalan da olsa parsek i aşk eylerim her dümadan
der.ama kısa ve asık sözlü biri bunca şeyi ve dahasını:
türlü türlü hallerim var söyleyemem ele karşı
elvan elvan kokun gelir yar oturmuş yele karşı
cümlesiyle ihata eder.
efendim yukarıda da belirttiğim üzre birini tanımlamak basmakalıp ,o şöyledir o böyledir cümleleriyle olmuyor.bu düsturum gereğince öz sözlü bir insanın betimini yani missbee yi çok çok özetle anlatmak istedim.hadsiz,aciz bi kes bir müzehhibin güvenebileceği iki şey vardır fırçası ve varak ı ,bu vesileyle anlatım zaafiyetimizi mazur görsün murad ederiz.
bir de ; dibaçe-i kütbüme na pesend olması beni mütehezziz kılar, pezir-i peyveste olmasından emin olmamdır kelam-i neyyifedeki cesaretim.
temenni mi kabul eyler umarım.
bu yazının devamı zblog sayfalarında olacak.
bir yazı yazılmadan evvel konu belirlenir de onu özele çekecek bir kaç kelimeyle özet bir başlık mı tasarlarnır acep,yani henüz başlık ne olsun kasıntısı olmaksızın binlerce kelimeleyle tehavvurata geçen anlamlar zihinden belirli bir disiplin dahilinde geçer de onları yakalayıp yazıya döktükten sonra mı başlık konur. daha mücmel bir izah mı lazım:çocuk doğmadan once mi isim konur yoksa doğduktan sonra mı?
her ikisi de ve hiç biri.
biri için bir şeyler yazacak ve kimi noktada övgü ya da yergi salgılayacak şeylerle o yazıyı tezyin edecek bir anı yaşıyorssanız,
biri için bir şeyler yazmanın vakti geldi iç sesiyle akis bulan bir dürtü parmaklarınızla klavyedeki tuşlar arasındaki aralığın kısalmasıyla değil,aklınızda yarı somut bir form kazanmış birine zihnen yaklaşmak zorundasınız hatırlatmasını yapacak potansiyele sahipse,
biri için bir şeyler yazacak ve o yazıyı ne kadar erken yazarsam o kadar doğru olurdan ziyade ne kadar doğru yazarsam o kadar geç olmamış olur kalıbına dökecek olursanız,
biri için bir şeyler yazacak ve fakat o birini tanımlayabilmek her ne kadar kendini tanımlamaktan daha kolaydır ;lakin o tanımı, tanımladığın zatın prizmasından geçirirken kıldan ince olman gerekir müdakkikliği önünde kemerbeste-i hadim olacak kadar rakik iseniz,
biri için bir şeyler yazacak ve yazınızın tanım kısmında, o şöyledir böyledir klişelerinden dezenfekte edilmiş sarih cümleler cirit atsın istiyor olduğunuz halde onu ,onun kendini kavramış olduğu şekilde tanımlayabilme objektivitesini yakalayamayacağınız tedirginliğinize binaen ezberci, lavukane betimlerden ictinab ediyorsanız,
biri için bir şeyler yazacak ve yazınızın manasını ,seçeceğiniz kelimelerin sağlayacağı duysal tatminliği feda etmeyi kendinize ar sayıyorsanız,söz konusu yazıyı ya hiç tanımadığınız birine yazıyorsunuzdur ya da tanımak üzere olduğunuz birine.
zor varlık şu insan.bir dostumun bir şiirinden bir mısra geldi aklıma
tanımlayamadım seni, her tanım tanımladığı şeyin bir tarafını eksik bırakır.
dedirtiyor insana.
yazı, bir fikrin başka bir fikir mahaline edeceği seyahatin sabit seyir halidir ve bir düşüncenin ruhsuz beden kıvamındaki harflere olan izdüşümüdür.o bir bakış açısının şekillerle kodlanmış halidir.her haliyle canlı kanlı,haykıran bağıran çağıran ama kendini duyamayan, kendine el bir yabancılık vesikasıdır.o, bir şeyi, o şeye acımasızca yaklaştığı zaman, olduğu gibi kavrayabilir.ceylanın tanımı belgeselci için sermaye,belgesel seyircisi için şirin hayvan,aslan için aş şeklindedir.her üçü de ceylana acımasızca yaklaşmıştır.o ne aştır ne iştir ne de ,aa ne güzel kategorisinde bir hayvan.ama üçünün de bileşimidir.
bu nokta-i nazarla,biri için yazılan şeylerin tamamamı onu izah etmeye muktedir olmadığı gibi müstakil tanımlarda yalnız başına onu tasvir etme gücüne sahip değildir diyebiliriz.
yazı,fıtrattan fıtrata,donanımdan donanıma,zevkten zevke,görüntüden görüntüye de farklılık gösterir ki biz buna tarz diyoruz.tarz o insan hakkında bir takım fikirler verir ve onu kavrama vesilelerinden biri olur.biri çok gevezedir ve bir kaç kelimeyle anlatılacak ya da bir kaç kelimeden fazlasının israf olacağı bir konu için,dakikalarca yazar ya da konuşur.sonra başı ile sonu arasındaki farka bakar yazının;sonuç,baş ile son değişse pek bir değişiklik olmaz yargısına varılır.ama başka biri geveze değildir,o, anlatacağı bir çok şeyi zekavetinin winzip inden geçirir,sadeleştirir,özümser ve fehme takrib ettirir.en iyisini o yapmıştır.
bu bir tür,öff kim uzun uzun yazacak sıkılganlığına da yorulabilir ama bir çok anlamın sıkılmasından elde edilen süzme cümlelere sahip biriyse zaten çok kıymetli bir şeyini zamanını harcamıştır o.cümleleri parmaklarından değil aklından sudur etmiştir.o, beğeniyi sunmak adına çok cömert olduğu gibi,beğeniyi haketmek için gerekli evsaf noktasında da ganidir.yardımcı olması için küçük bir örnek verelim:
işe yaramaz züppe bir geveze:
gümüşü söz kılıp ger değerli dersen altından
altında ezilecek kal eylemem meramımdan
zemini zift derk ettiren gökyüzünden bahset
yer maviye çalarsa vazgeçerim o semadan
namına ram olan bir bahardan bahset
cemre kalbe düşse terk olurum neşv ü nemadan
merhameti sevgiye takrib edecek sözden bahset
acze rest çekmiş misal vereyim kalu beladan
harabeyi saraya kalb edecek gözden bahset
temaşası uğruna enkaza döneyim vahadan
kokusu hüzne galip olan tenden bahset
tefrik olayım ömrümce lebi gülapdan
arımı rahmına bahane ettiğinden bahset
sarfı perva edeyim boynuma yük bu hayadan
alçaltsa da muhabbetin hasıldan bahset
cismim göğe konsun mahrum olayım valadan
rest çekme ,beni aşkından payidar et
iktifa etmese de mesrur olurum o nühadan
her gördüğümü sen telakki etmemden bahset
yalan da olsa parsek i aşk eylerim her dümadan
der.ama kısa ve asık sözlü biri bunca şeyi ve dahasını:
türlü türlü hallerim var söyleyemem ele karşı
elvan elvan kokun gelir yar oturmuş yele karşı
cümlesiyle ihata eder.
efendim yukarıda da belirttiğim üzre birini tanımlamak basmakalıp ,o şöyledir o böyledir cümleleriyle olmuyor.bu düsturum gereğince öz sözlü bir insanın betimini yani missbee yi çok çok özetle anlatmak istedim.hadsiz,aciz bi kes bir müzehhibin güvenebileceği iki şey vardır fırçası ve varak ı ,bu vesileyle anlatım zaafiyetimizi mazur görsün murad ederiz.
bir de ; dibaçe-i kütbüme na pesend olması beni mütehezziz kılar, pezir-i peyveste olmasından emin olmamdır kelam-i neyyifedeki cesaretim.
temenni mi kabul eyler umarım.
bu yazının devamı zblog sayfalarında olacak.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar