bugün
- arkadaşlar hayırlı olsun der misiniz lütfen9
- uludağ sözlükte tek hesapla yazarlık yapmak19
- bir kadının 5 dakika boyunca konuşmaması7
- antipanik'in sözlüğe vedası19
- fantezi iç giyim mağazasını dualarla açmak5
- clemence baptista17
- gocu karton toplayan cocuk true sari renkli seker9
- ayrılınca hediyelerimi geri ver diyen erkek6
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası34
- arkadaşlar bu nedir sizce6
- kim bu erzincanlı5
- defin işlemi sırasında mezarlıkta yemek servisi11
- arkadaşlar hoşçakalın sizi terk ediyorum7
- ayrıldıktan 1 ay sonra başkasına aşkım diyebilmek3
- aradığınız gerçek islama 1400 yıldır ulaşılamıyor2
- ilk buluşmada tandır lavaşla tulum peyniri yemek7
- s'i l v'e r m'i s t15
- doğmadan önceki hayatını özlemek2
- kahvaltım güzel mi8
- ioçk'nın motorla gezdirmesi4
- eski sevgilinin hala hayatta olmasına şaşırmak2
- üsküdar da cumhur ittifakı başkanvekili seçimi2
- spor salonu kokusu5
- ismet gurbuz 20249
- ojeli el fotoğrafı4
- kale3112 ifşa9
- fake hesaplara göz yuman uludağ sözlük moderasyonu5
- birine adamdır derken iyice araştırmamak2
- kolye140
- sabah 11 akşam 16 haftada 4 gün iş3
- mısır daki haladan miras kalması6
- sözlükte çok göze batan bir yazar olmak3
- bir erkeğin yapabileceği en büyük hata18
- sinek as5
- siz neden böylesiniz3
- öğle yemeğinde 3 lahmacun yiyip 2 büyük ayrn içmek3
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı20
- iltica28
- masklavi ile çay içmek5
- mermerin edepsiz yarığı3
- aynı anda 2 ayakla merdiven çıkmak2
- refah'ın vakti geldi3
- gençlere tavsiyelerim3
- arkadaşlar slm falıma bakın4
- iskelet ellerin boğazınıza sarılması2
- yaşar ustanın olayları biraz fazla ajite etmesi4
- 40 yaş üstü erkekleri sözlükten tahliye ediyoruz19
- eve jobs4
- hesabı gizli yeni yazar2
- karton toplayan cocuk'un gerçek yüzü18
entry'ler (101)
Marmaris'te yıllarca türbe diye ziyaret edilip, adaklar adanan, dilekler tutulan mezarın, M.Ö. 3. yüzyılda yaşanan Yunanlı boksör Diagroras'a ait olduğu ortaya çıktı.
Marmaris’in Turgut Mahallesi'nde, mahalleye hakim tepede yer alan, 40 yıl öncesine kadar köylülerin türbe diye ziyaret ederek adaklar adadığı 2300 yıllık anıt mezarın türbe olmadığı ortaya çıkınca bu defa kaçak kazı nedeniyle içi talan edildi. Milattan önce 300 yıl önce yaşayan Yunanlı boksör Diagoras ve ailesine ait olduğu ortaya çıkan anıt mezar, mimari yapı anlamında Türkiye’de ayakta kalan tek piramit mezar olma özelliğini taşıyor. 2 bin 300 yıl önce mezarına zarar verilmemesini isteyen Diagoras, “Çünkü ben en yukarıda olarak her şeyi gözetleyeceğim ki hiçbir korkak adam gelip de mezara zarar vermesin” ifadeleri dikkat çekti.
görsel
Marmaris’in Turgut Mahallesi'nde, mahalleye hakim tepede yer alan, 40 yıl öncesine kadar köylülerin türbe diye ziyaret ederek adaklar adadığı 2300 yıllık anıt mezarın türbe olmadığı ortaya çıkınca bu defa kaçak kazı nedeniyle içi talan edildi. Milattan önce 300 yıl önce yaşayan Yunanlı boksör Diagoras ve ailesine ait olduğu ortaya çıkan anıt mezar, mimari yapı anlamında Türkiye’de ayakta kalan tek piramit mezar olma özelliğini taşıyor. 2 bin 300 yıl önce mezarına zarar verilmemesini isteyen Diagoras, “Çünkü ben en yukarıda olarak her şeyi gözetleyeceğim ki hiçbir korkak adam gelip de mezara zarar vermesin” ifadeleri dikkat çekti.
görsel
hayat yaşanılası kızdır.
(bkz: zeki Kayahan çoşkun) söylemi.
Sadece otobüs olsa yine iyi.
Yoğun bakım önü,hastane içi,öğretmenler odası,sinema,tiyatro (tiyatro içinde genelde pipo içiliyordu şahit oldum)
Yoğun bakım önü,hastane içi,öğretmenler odası,sinema,tiyatro (tiyatro içinde genelde pipo içiliyordu şahit oldum)
https://m.facebook.com/st...3&id=1425642791077083
Mutlaka flash TV nin transfer etmesi gereken halay başı pongirdek papağan.
Mutlaka flash TV nin transfer etmesi gereken halay başı pongirdek papağan.
Doğru bir tavırdır.
Onlarca sanatçı söylemiştir lakin 2 kişi de çok beğenilmiştir.
1. Nilüfer (eski seslendirme)
2. Pilli bebek.
1. Nilüfer (eski seslendirme)
2. Pilli bebek.
yeşilçamın emektarı Sırrı Elitaş hayatını kaybetti.
(CENAZESi 09.EKiM.2015 CUMA GÜNÜ (BUGÜN) iKiNDi NAMAZINI MÜTEAKiP ÜSKÜDAR KARACAAHMET MEZARLIĞI ŞAKiRiN CAMiiNDEN ALINARAK AYNI MEZARLIĞA DEFNEDiLECEKTiR.
(CENAZESi 09.EKiM.2015 CUMA GÜNÜ (BUGÜN) iKiNDi NAMAZINI MÜTEAKiP ÜSKÜDAR KARACAAHMET MEZARLIĞI ŞAKiRiN CAMiiNDEN ALINARAK AYNI MEZARLIĞA DEFNEDiLECEKTiR.
Şuan ülkemizde yok, Şayet ülkemize gelirse kendi sınfında en iyi ticari segmentte araç olacağı kesin.
inceleme videosu
https://youtu.be/1uYl2CNg9Tc
inceleme videosu
https://youtu.be/1uYl2CNg9Tc
Şehirlerde iyidir, böceklerin artmasını engeller. Farelerin az olduğu yerlerde haşere çoktur.
görsel
Suyu Yikayan Bilge
Okulun ilk günü, ilk derste profesörümüz, önce kendini tanıttı, sonra "Bu yıl, yepyeni bir öğrencimiz var. Çok ilginç biri bakalım bulabilecek misiniz" dedi... Ayağa kalkıp etrafa bakmaya başlamıştım ki,yumuşak bir el omzuma dokundu... Döndüm... Yüzü iyice kırışmış bir yaşlı hanımefendi, bana gülümseyerek bakıyordu... "Ben Rose" dedi.. "Benim adım Rose, yakışıklı... 87 yaşındayım. Madem tanıştık seni kucaklayabilir miyim?.." Güldüm... "Tabii" dedim... "Hadi sarıl bana..." Öyle sımsıkı sarıldı ki... "Bu kadar genç ve masum yaşta üniversiteye niye geldin" diye şaka yaptım.. Minik bir kahkaha ile yanıtladı:
"Buraya zengin bir koca bulmaya geldim. Evlenip birkaç çocuk doğuracağım. Sonra emekli olup dünya turuna çıkacağım..."
Dersten sonra kantine gidip, birer sütlü çikolata içtik. Hemen arkadaş olmuştuk. Ertesi gün ve ertesi üç ay, sınıftan hep birlikte çıktık ve hep kantinde lafladık... Öyle akıllı ve öyle deneyimliydi ki, onu dinlemekle, derslerden daha çok şey öğrendiğimi hissediyordum.
Sömestr boyunca Rose kampüsün ilahesi oldu. Nereye gitse etrafı çevriliyor, çok çabuk arkadaş ediniyordu. iyi giyinmeyi seviyor, diğer öğrencilerin ilgisini çekmeye bayılıyordu. Rose hayatını yaşıyordu. Hepimizden daha canlı, daha dolu yaşıyordu...
Sömestr sonunda, Futbol Balosuna davet ettik Rose'u... Konuşma yapması için... Orada bize verdiği dersi unutmama imkan yok...
Konuşmasını önceden hazırlamış ve bir yığın karta kocaman kocaman yazmıştı. Elinde bu deste ile kürsüye yürürken, kartları elinden düşürdü. Konuşma darmadağın olmuştu. Şaşkın, biraz da utanmış mikrofona doğru eğildi...
"Ne kadar beceriksizim, değil mi?... Özür dilerim... Buraya gelmeden önce heyecanım yatışsın diye bir duble viski attırdım. Sonucu görüyorsunuz... Şimdi bu kartları toplasam bile onları yeniden sıraya koymam mümkün değil... Onun için en iyisi ben size aklımda kalanları söyleyeyim, olur mu?..."
Biz kahkahalarla gülerken, o bardaktan bir yudum su aldı ve konuşmasına başladı:
"Yaşlandığımız için eğlenmekten, oynamaktan, yaşamaktan vazgeçmeyiz... Eğlenmek, oynamak ve yaşamaktan vazgeçtiğimiz için yaşlanırız. Genç kalmanın, mutlu olmanın ve başarıya ulaşmanın sadece dört sırrı vardır... Hergün gülmek ve yaşama katacak mizah bulmak... Bir rüyanız olmalı mutlak... Rüyalarınızı kaybettiniz mi, ölürsünüz. Etrafımızda dolaşan pek çok kişi aslında ölü ve bundan kendilerinin bile haberi yok...
Yaşlanmakla, büyümek arasında çok büyük bir fark vardır... Eğer 19 yaşındaysanız ve bir yıl hiçbirşey yapmadan, hiçbirşey üretmeden bir yıl sırtüstü yatarsanız, sadece bir yaş yaşlanır, 20 olursunuz... Ben 87 yaşındayım ve ben de bir yıl hiçbirşey yapmadan, hiçbirşey üretmeden sırtüstü yatarsam, 88 yaşımda olurum. Herkes bir yılda bir yaş yaşlanır. Bunun için özel bir yetenek ya da bilgiye ihtiyaç yoktur. Oysa bir yaş daha büyümek için, mutlak birşeyler yapmak, üretmek, kendini geliştirecek fırsatları bulmak ve kullanmak gerekir.
Asla pişman olmayın... Biz yaşlılar, genelde yaptıklarımızdan değil, yapmadıklarımızdan pişman oluruz çünkü... Ölümden korkan insanlar, pişman olanlardır... Pişman olmaktan korktukları için hiçbirşey yapmayanlardır..."
Ders yılı sonunda Rose, yıllarca önce başlayıp, yaşam mücadelesi içinde ara vermek zorunda kaldığı üniversiteyi derece ile bitirdi...
Mezuniyet töreninden bir hafta sonra, uykusunda, huzur içinde öldü. Cenaze törenine 2 binden fazla üniversite öğrencisi katıldı.
"Yapabileceğimiz her şeyi yapmak için asla geç olmayacağını" hepimize hem de nasıl öğreten bu muhteşem kadının anısına layık bir törendi bu...
Rose'un öğretisi aslında dünyanın bütün üniversitelerinde zorunlu ders olmalıydı:
"Çok Geç Diye Bir Zaman Yoktur"
(alıntı)
Suyu Yikayan Bilge
Okulun ilk günü, ilk derste profesörümüz, önce kendini tanıttı, sonra "Bu yıl, yepyeni bir öğrencimiz var. Çok ilginç biri bakalım bulabilecek misiniz" dedi... Ayağa kalkıp etrafa bakmaya başlamıştım ki,yumuşak bir el omzuma dokundu... Döndüm... Yüzü iyice kırışmış bir yaşlı hanımefendi, bana gülümseyerek bakıyordu... "Ben Rose" dedi.. "Benim adım Rose, yakışıklı... 87 yaşındayım. Madem tanıştık seni kucaklayabilir miyim?.." Güldüm... "Tabii" dedim... "Hadi sarıl bana..." Öyle sımsıkı sarıldı ki... "Bu kadar genç ve masum yaşta üniversiteye niye geldin" diye şaka yaptım.. Minik bir kahkaha ile yanıtladı:
"Buraya zengin bir koca bulmaya geldim. Evlenip birkaç çocuk doğuracağım. Sonra emekli olup dünya turuna çıkacağım..."
Dersten sonra kantine gidip, birer sütlü çikolata içtik. Hemen arkadaş olmuştuk. Ertesi gün ve ertesi üç ay, sınıftan hep birlikte çıktık ve hep kantinde lafladık... Öyle akıllı ve öyle deneyimliydi ki, onu dinlemekle, derslerden daha çok şey öğrendiğimi hissediyordum.
Sömestr boyunca Rose kampüsün ilahesi oldu. Nereye gitse etrafı çevriliyor, çok çabuk arkadaş ediniyordu. iyi giyinmeyi seviyor, diğer öğrencilerin ilgisini çekmeye bayılıyordu. Rose hayatını yaşıyordu. Hepimizden daha canlı, daha dolu yaşıyordu...
Sömestr sonunda, Futbol Balosuna davet ettik Rose'u... Konuşma yapması için... Orada bize verdiği dersi unutmama imkan yok...
Konuşmasını önceden hazırlamış ve bir yığın karta kocaman kocaman yazmıştı. Elinde bu deste ile kürsüye yürürken, kartları elinden düşürdü. Konuşma darmadağın olmuştu. Şaşkın, biraz da utanmış mikrofona doğru eğildi...
"Ne kadar beceriksizim, değil mi?... Özür dilerim... Buraya gelmeden önce heyecanım yatışsın diye bir duble viski attırdım. Sonucu görüyorsunuz... Şimdi bu kartları toplasam bile onları yeniden sıraya koymam mümkün değil... Onun için en iyisi ben size aklımda kalanları söyleyeyim, olur mu?..."
Biz kahkahalarla gülerken, o bardaktan bir yudum su aldı ve konuşmasına başladı:
"Yaşlandığımız için eğlenmekten, oynamaktan, yaşamaktan vazgeçmeyiz... Eğlenmek, oynamak ve yaşamaktan vazgeçtiğimiz için yaşlanırız. Genç kalmanın, mutlu olmanın ve başarıya ulaşmanın sadece dört sırrı vardır... Hergün gülmek ve yaşama katacak mizah bulmak... Bir rüyanız olmalı mutlak... Rüyalarınızı kaybettiniz mi, ölürsünüz. Etrafımızda dolaşan pek çok kişi aslında ölü ve bundan kendilerinin bile haberi yok...
Yaşlanmakla, büyümek arasında çok büyük bir fark vardır... Eğer 19 yaşındaysanız ve bir yıl hiçbirşey yapmadan, hiçbirşey üretmeden bir yıl sırtüstü yatarsanız, sadece bir yaş yaşlanır, 20 olursunuz... Ben 87 yaşındayım ve ben de bir yıl hiçbirşey yapmadan, hiçbirşey üretmeden sırtüstü yatarsam, 88 yaşımda olurum. Herkes bir yılda bir yaş yaşlanır. Bunun için özel bir yetenek ya da bilgiye ihtiyaç yoktur. Oysa bir yaş daha büyümek için, mutlak birşeyler yapmak, üretmek, kendini geliştirecek fırsatları bulmak ve kullanmak gerekir.
Asla pişman olmayın... Biz yaşlılar, genelde yaptıklarımızdan değil, yapmadıklarımızdan pişman oluruz çünkü... Ölümden korkan insanlar, pişman olanlardır... Pişman olmaktan korktukları için hiçbirşey yapmayanlardır..."
Ders yılı sonunda Rose, yıllarca önce başlayıp, yaşam mücadelesi içinde ara vermek zorunda kaldığı üniversiteyi derece ile bitirdi...
Mezuniyet töreninden bir hafta sonra, uykusunda, huzur içinde öldü. Cenaze törenine 2 binden fazla üniversite öğrencisi katıldı.
"Yapabileceğimiz her şeyi yapmak için asla geç olmayacağını" hepimize hem de nasıl öğreten bu muhteşem kadının anısına layık bir törendi bu...
Rose'un öğretisi aslında dünyanın bütün üniversitelerinde zorunlu ders olmalıydı:
"Çok Geç Diye Bir Zaman Yoktur"
(alıntı)
Uç beş yıl sonra 40'lı yazarlar başlığında buluşacağız. Yaşasın jenarasyonumuz