bugün
- bisikletlilerin trafikteki meşruiyeti sorunsalı2
- ona bir şey söyle10
- akepe neden kültürel hegemonyayı ele geçiremedi19
- 28 haziran 2026 hırvatistan gana maçı5
- 28 haziran 2026 demokratik kongo özbekistan maçı4
- 19 yaşında kızla yatmak4
- özgürlük ve zorunlu eğitim paradoksu5
- genç görünmeye çalışmak7
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet19
- 26 haziran 2026 türkiye abd maçı31
- 28 haziran 2026 panama ingiltere maçı4
- demokratik kongo cumhuriyeti5
- kadir inanır22
- içtim şarabı13
- giresun da otobüs durağında bekleyen turist kız8
- gitme diye yalvarmak6
- genç olmanın en güzel yanı5
- anın görüntüsü22
- 1 temmuz kabotaj bayramı4
- eski işyerine tekrar başlamak4
- kadınlar2
- sabaha kadar okunacak kitap4
- eski eşle tekrar evlenmek4
- sözlükteki gizli düşmanım10
- sözlüğe kız girince telefona bildirim gelmesi5
- dua edince iletildi mesajı gelmesi3
- kemalist dünya24
- insanın geçmişinin karanlık olması9
- sözlük kızlarını harika yapan detaylar9
- amerika birleşik devletleri7
- öldükten sonra bana ne olacak5
- portekiz5
- x in memeleri3
- kolombiya4
- her insanın bir cini olması8
- abd'yi yenmiş olduk bu da bir başarı3
- true'nun çaylak olması16
- dünya12
- velvet28
- 28 haziran 2026 kolombiya portekiz maçı2
- uludağ sözlüğün boşalması3
- şarapçı bey koala birader3
- 30 haziran 2026 hollanda fas maçı3
- opel frontera2
- üniversitelerin gereksiz olması16
- bik bik'in mutfağına konuk olmak7
- rakı sevmemek7
- 33 yaşında olmak3
- aşure yapan sözlük kızları7
- insan5
entry'ler (49)
diplomamı alırken, mezun olduğumdan çok, kurtulduğuma sevindiğim yerdir. altyapısı itibarıyla bir lise, eğitim kalitesi itibarıyla ise anadolu'nun bir ilçesindeki meslek yüksekokulu seviyesindedir. hoca kadrosu felakettir. lisedeki canım hocalarımdan sonra buradakiler şok yaşatmıştı bana. sadece yemekhanede öğle yemeğini yemek için gelen hoca vardı yahu.
17 ağustos 2011 günü saat 14:00'te başlamış etkinliktir. galatasaray üniversitesi'nden doç. dr. volkan demir, http://www.facebook.com/garanti adresinde, yeni türk ticaret kanunu ile ilgili soruları canlı olarak cevaplamaktadır. uzman var dediler, geldik.
şalvar kesimli, koyu renk, her tarafı cepli kot; "o" harfi gibi içe kıvrık bacaklar; düz tabanlı spor ayakkabılar (işe gidiliyorsa siyah ve upuzun sivri burunlu deri ayakkabı); ayak burunları dışa dönük paytak basış; kanat gibi iki yana açılmış, damarlı kollar; bir elde cep telefonu, diğerinde sigara paketi; kirli sakal; horoz kuyruğu modeli, kabarık ve jöleli saçlar; sık sık yere atılan çöpler (genelde sigara paketi veya izmarittir); her cümleye amq diyerek başlamak, "fesbuk", futbol ve kız dışında konu konuşmama; yanından geçtiği ağaç ve çalıların yapraklarını yolma; periyodik olarak yere tükürme; durupdururken yanındaki arkadaşlarının ensesine, sırtına tokat atma...
taşındıktan sonra pişmanlık denizlerinde boğulduğum ilçe. "merkezi yerdir, biraz daha medenidir" diye kiraladığım, çarşı içinde evceğizimin içinde oturmuş, kira kontratımın bitmesi için gün sayıyorum. dışarı çıkmayı sinirlerim kaldırmıyor. hele haftasonu akşamları... neden mi?
1- yanınızda bir genç ve güzel bayan varsa, hele hele tek başına sokağa çıkma cesareti göstermiş bir bayansanız, cumartesi ve pazar akşamları çarşı içinde yürümenizi asla tavsiye etmem. sözkonusu bayan kapalı giyinse de farketmiyor. arizona eyaletinden daha fazla apaçi var burada. çoğu dörtlü gruplar halinde dolaşıyorlar. bayanları rahatsız etmek ve insanlarla alay etmek dışında hiçbir şey yapmadan, dirsekleriyle birbirlerini dürte dürte, yayık yayık gülerek çarşıyı bir baştan diğerine arşınlıyorlar. yanınızdaki bayana laf atılması, çirkin hareketlerle ve bakışlarla taciz edilmesi, tek bayansanız canınızdan bezmeniz, bu akşam değilse yarın akşam gerçekleşecektir. bedensel bir özürünüz veya giyiminizde bir farklılık varsa da aynı kader sizi beklemektedir. gözümün önünde, kırk-elli yaşlarında evli bir çifti taciz edip bayanı rahatsız ettiler. adamcağızın sinirden dudakları titredi.
2- şalvar kotlu apaçi kopilleri, ikili-üçlü gruplar halinde siyah bir köpek gezdiriyor ve bu köpeği yirmi metre önde yürüyen arkadaşlarının üzerine salıyorlar. kaldırımda yürürken, arkanızda havlayarak gelen, tasması -daha doğrusu boynundaki ipi- çıkarılmış siyah bir köpek ve bu köpekten korkup kaçışan kadın ve çocuklar sık rastlayacağınız bir görüntüdür. dün gece iki yüz metre mesafe içinde üç tane saydım bu köpeklerden.
beni ümraniye'ye taşınmaktan caydırmaya çalışmış olan tüm dost ve akrabalarım. çok haklıymışsınız. sözünüzü dinlemediğim için pişmanım. katil olmadan şuradan kurtulursam, yaş farkına bakmadan hepinizin ellerinden öpeceğim.
1- yanınızda bir genç ve güzel bayan varsa, hele hele tek başına sokağa çıkma cesareti göstermiş bir bayansanız, cumartesi ve pazar akşamları çarşı içinde yürümenizi asla tavsiye etmem. sözkonusu bayan kapalı giyinse de farketmiyor. arizona eyaletinden daha fazla apaçi var burada. çoğu dörtlü gruplar halinde dolaşıyorlar. bayanları rahatsız etmek ve insanlarla alay etmek dışında hiçbir şey yapmadan, dirsekleriyle birbirlerini dürte dürte, yayık yayık gülerek çarşıyı bir baştan diğerine arşınlıyorlar. yanınızdaki bayana laf atılması, çirkin hareketlerle ve bakışlarla taciz edilmesi, tek bayansanız canınızdan bezmeniz, bu akşam değilse yarın akşam gerçekleşecektir. bedensel bir özürünüz veya giyiminizde bir farklılık varsa da aynı kader sizi beklemektedir. gözümün önünde, kırk-elli yaşlarında evli bir çifti taciz edip bayanı rahatsız ettiler. adamcağızın sinirden dudakları titredi.
2- şalvar kotlu apaçi kopilleri, ikili-üçlü gruplar halinde siyah bir köpek gezdiriyor ve bu köpeği yirmi metre önde yürüyen arkadaşlarının üzerine salıyorlar. kaldırımda yürürken, arkanızda havlayarak gelen, tasması -daha doğrusu boynundaki ipi- çıkarılmış siyah bir köpek ve bu köpekten korkup kaçışan kadın ve çocuklar sık rastlayacağınız bir görüntüdür. dün gece iki yüz metre mesafe içinde üç tane saydım bu köpeklerden.
beni ümraniye'ye taşınmaktan caydırmaya çalışmış olan tüm dost ve akrabalarım. çok haklıymışsınız. sözünüzü dinlemediğim için pişmanım. katil olmadan şuradan kurtulursam, yaş farkına bakmadan hepinizin ellerinden öpeceğim.
Ey Oğul,
Bir merak ile gugül* tahkik motörü*ne "hala 3.1" lafzınu girüb aratdukta çıkan yiğitdür kim namı Mehmet Berkil'dür.
Bakasun: http://www.facebook.com/g...=wall&gid=50905580231
Kocamış olmayaydum, üşenmez gider alnundan öper idüm. Anın gibi başka bir civanmerd mevcud mudur bilmem.
Vesselam
Bir merak ile gugül* tahkik motörü*ne "hala 3.1" lafzınu girüb aratdukta çıkan yiğitdür kim namı Mehmet Berkil'dür.
Bakasun: http://www.facebook.com/g...=wall&gid=50905580231
Kocamış olmayaydum, üşenmez gider alnundan öper idüm. Anın gibi başka bir civanmerd mevcud mudur bilmem.
Vesselam
Sözlüğe geldikte hatırımu ilk sorandur. Cin gibidür. Nasıl da hemen gördün geldiğimi ey oğul? Daha eşikden yeni girmiş idüm. Selametle...
Bana "sözlüğe hoşgeldin" deyüb ağurlamış, efendi bir yazardur. Uykulu gözler ile nik'ini "Mesut Börek" sanub börekçiden ikram var diye heveslendiysem de heyhat... Yine de sağolasın ey oğul.
Ey Kızım,
"Hoşgeldün" demişsin, misafirperverliğin için sağolasun. Entiri yazan ellerin dert görmesün.
Vesselam
"Hoşgeldün" demişsin, misafirperverliğin için sağolasun. Entiri yazan ellerin dert görmesün.
Vesselam
Yüzevler (istanbul), Beşyüzevler (istanbul), Beşevler (Bursa, Ankara)
Ey Oğul,
Televizyon alatında seyretdiğümü hatırlarım. Saçsız başı her gün muntazaman bir mandaya yaladunca saç çıkıyor deyi bir haber yabılmış idü. Hatta bir adamın kellesinde tecrübe eyediler (gerçi manda bu işin hikmeti nedür deyi biraz tereddüd etdi gibi gördüydüm). Arkadan da bir hekime sual edildikte, hekim "Mandanın dili zımpara kibindir, belki kan deveranını artdurur. Tükürüğünde de kimyevi bir hususiyed olabilür" dediydi. Bir başka zaman da saçsız başa sarmusak püresi yayıb demir bir tarak ile kazıya kazıya tarayarak saç çıkarduğunu iddia eden bir kadın çıkmış idi. Başa sarmusak püresi sürülende saç çıkar mı bilinmez amma abartumandakileri ardçı deprem bekleyenler kibin sokağa çıkaracağı muhakkakdır.
Vesselam
Televizyon alatında seyretdiğümü hatırlarım. Saçsız başı her gün muntazaman bir mandaya yaladunca saç çıkıyor deyi bir haber yabılmış idü. Hatta bir adamın kellesinde tecrübe eyediler (gerçi manda bu işin hikmeti nedür deyi biraz tereddüd etdi gibi gördüydüm). Arkadan da bir hekime sual edildikte, hekim "Mandanın dili zımpara kibindir, belki kan deveranını artdurur. Tükürüğünde de kimyevi bir hususiyed olabilür" dediydi. Bir başka zaman da saçsız başa sarmusak püresi yayıb demir bir tarak ile kazıya kazıya tarayarak saç çıkarduğunu iddia eden bir kadın çıkmış idi. Başa sarmusak püresi sürülende saç çıkar mı bilinmez amma abartumandakileri ardçı deprem bekleyenler kibin sokağa çıkaracağı muhakkakdır.
Vesselam
Ey Oğul,
Her neden ise haber bültenlerinde
- Sınırdan girilmez, "giriş yapılır",
- Hadiseler "saniye saniye görüntülenir",
- "Flaş haber" ve "detay haber" ler verilir
Vesselam
Her neden ise haber bültenlerinde
- Sınırdan girilmez, "giriş yapılır",
- Hadiseler "saniye saniye görüntülenir",
- "Flaş haber" ve "detay haber" ler verilir
Vesselam
Ey Oğul,
Mektebteki tarih kitablarımızda, ecnebi isimler okunduğu gibin yazar idü. Hiç unudmam, Haçlı seferlerine katılan bir "Fılandır Kontu Boduvan" dan bahsedilürdü. Aynen böyle yazularak... Soylu bir ailenin oğlu imiş. Pederi en bahalısundan bir zırh yapdurmuş ona sefere çıkar iken. Anadolu'da bir akarsuyu geçer iken, bu zırhun ağırlığundan atıyla beraber çamura gömülüp boğulmuş kafir.
Vesselam
Mektebteki tarih kitablarımızda, ecnebi isimler okunduğu gibin yazar idü. Hiç unudmam, Haçlı seferlerine katılan bir "Fılandır Kontu Boduvan" dan bahsedilürdü. Aynen böyle yazularak... Soylu bir ailenin oğlu imiş. Pederi en bahalısundan bir zırh yapdurmuş ona sefere çıkar iken. Anadolu'da bir akarsuyu geçer iken, bu zırhun ağırlığundan atıyla beraber çamura gömülüp boğulmuş kafir.
Vesselam
Breakfast at Tiffany's filminin açılış sahnesinde Binnur Kaya, Vakko'nun önüne gelir elindeki poşetten simit çıkarıp vitrine bakarak yerdi.
Ey Oğul,
Kendisü zenci olan Maykıl Ceksın nam muganninin dahi Hitler hayranı olduğu söylenür. Bizde kendülerine bu vasıf yakışturulan iki meşhur isim Nihal Atsız ve Yunus Nadi'dür. O kadar kim, Yunus Nadi'ye "Yunus Nazi" derler imüş.
Vesselam
Kendisü zenci olan Maykıl Ceksın nam muganninin dahi Hitler hayranı olduğu söylenür. Bizde kendülerine bu vasıf yakışturulan iki meşhur isim Nihal Atsız ve Yunus Nadi'dür. O kadar kim, Yunus Nadi'ye "Yunus Nazi" derler imüş.
Vesselam
bil-et-kesmeyil
Ey Oğul,
Altan Erbulak nam sanatkar yeni çıkan icadlara ek meraklı idi.Hem VHS hemi de Beta video oynaducularını ilk çıkdığı zemanlarda memlekede ilk getürdenlerden idi. Kendü gibin meraklı bir de tamircisi var idi. Video oynaducuları bozuldukta ol tamirciye gödürmüş. Tamirci VHS'yi de Beta'yı da ayrı zemanlarda incelemiş ve dahi tamir edebilmüş. Hem de her iki formadın da iyi kötü yönlerini söylemiş kim, Erbulak bu tamirciyi "geleceği gören ademoğlu" deyi anar idi.
Vesselam
Altan Erbulak nam sanatkar yeni çıkan icadlara ek meraklı idi.Hem VHS hemi de Beta video oynaducularını ilk çıkdığı zemanlarda memlekede ilk getürdenlerden idi. Kendü gibin meraklı bir de tamircisi var idi. Video oynaducuları bozuldukta ol tamirciye gödürmüş. Tamirci VHS'yi de Beta'yı da ayrı zemanlarda incelemiş ve dahi tamir edebilmüş. Hem de her iki formadın da iyi kötü yönlerini söylemiş kim, Erbulak bu tamirciyi "geleceği gören ademoğlu" deyi anar idi.
Vesselam
Ey Oğul,
Bal Mahmud nam şahıs Atatürk'ün sofra ve sohbet arkadaşı idü. Yeşilköy'deki Baler Motel isimli bir moteli var idü. Bilmem hala durur mu? Televizyon alatında da gözükürdü pir-i fani olarak. Bir fıkra anladmışdu yaklaşık şöyle:
Eski zamanlarda Mesdan ile Hüsmen Hacca gideceklerdür. Yürüye yürüye...ikisi de her gördüğü nesne üzerinden diğerüne bilgiçlik taslar idi. Kırklareli'ni geçip istanbul'a gelürler. Bir faydon görürler. Hüsmen "bakasın" der "buna faydon derler. Çok binmişimdir buna"... izmid'e gelürler, bişmaniye görürler. Mestan "bakasın" der "buna bişmaniye derler. Çok yemişimdir bundan". Nihayed, gide gide Hicaz'a varurlar Burada develeri görürler kim ikisi de hayrete garkolur. Lakin birbirine belli edmek istemezler. Hüsmen bilmiş bilmiş, develeri gösterip "nelere bak nelere!" der. Hüsmen dahi altda kalmaz cevab verür: "te be ööle olur onlar be yav".
Vesselam
Bal Mahmud nam şahıs Atatürk'ün sofra ve sohbet arkadaşı idü. Yeşilköy'deki Baler Motel isimli bir moteli var idü. Bilmem hala durur mu? Televizyon alatında da gözükürdü pir-i fani olarak. Bir fıkra anladmışdu yaklaşık şöyle:
Eski zamanlarda Mesdan ile Hüsmen Hacca gideceklerdür. Yürüye yürüye...ikisi de her gördüğü nesne üzerinden diğerüne bilgiçlik taslar idi. Kırklareli'ni geçip istanbul'a gelürler. Bir faydon görürler. Hüsmen "bakasın" der "buna faydon derler. Çok binmişimdir buna"... izmid'e gelürler, bişmaniye görürler. Mestan "bakasın" der "buna bişmaniye derler. Çok yemişimdir bundan". Nihayed, gide gide Hicaz'a varurlar Burada develeri görürler kim ikisi de hayrete garkolur. Lakin birbirine belli edmek istemezler. Hüsmen bilmiş bilmiş, develeri gösterip "nelere bak nelere!" der. Hüsmen dahi altda kalmaz cevab verür: "te be ööle olur onlar be yav".
Vesselam
Ey Oğul,
Bahçelievler semtinde icra-i sanat eyleyen Küçükahmedoğlu Osman nam müderris, ben fakiri ilim irfan sınıfına girmek niyyedinden cayduran zatdır. Kendisiyle müşerref oldukta "böyle mi olur alim, yazık!" dedirtmişdür. Sayesinde memleked benim gibi bir molla namzedi kaybedmiş, amma bir muhasebeci kazanmışdur. Ders anladurken zorlanur, cümle kurmakda eziyyet çeker idi. Hem şivesinden, hemi de kelime haznesinün darluğundan, ziyadesiyle işkence yaşadurdu talebeye. iktisad ilmine aid olduğunu zannetdiğüm bir kısım malumatı saatlerce lazca dinlemek azabına duçar olurduk. Kendisün okulda bulmak ne mümkün!... Lakin öğle yemekleri içün muntazaman ve koşar adımla yemekhaneye gelür idi kim, anı görmek isteyen talebe yemekhane kapısunda Medine dilencileri gibi bekleşirdü. Kız talebeye hususi alaka gösderirdü. Telif etdiği bir risale, bir kitab var mıdur bilmem. Kendisini medreseden kim mezun eylemiş, kim el vermiş, kuşağınu kim bağlamıştur merak ederim.
Vesselam
Bahçelievler semtinde icra-i sanat eyleyen Küçükahmedoğlu Osman nam müderris, ben fakiri ilim irfan sınıfına girmek niyyedinden cayduran zatdır. Kendisiyle müşerref oldukta "böyle mi olur alim, yazık!" dedirtmişdür. Sayesinde memleked benim gibi bir molla namzedi kaybedmiş, amma bir muhasebeci kazanmışdur. Ders anladurken zorlanur, cümle kurmakda eziyyet çeker idi. Hem şivesinden, hemi de kelime haznesinün darluğundan, ziyadesiyle işkence yaşadurdu talebeye. iktisad ilmine aid olduğunu zannetdiğüm bir kısım malumatı saatlerce lazca dinlemek azabına duçar olurduk. Kendisün okulda bulmak ne mümkün!... Lakin öğle yemekleri içün muntazaman ve koşar adımla yemekhaneye gelür idi kim, anı görmek isteyen talebe yemekhane kapısunda Medine dilencileri gibi bekleşirdü. Kız talebeye hususi alaka gösderirdü. Telif etdiği bir risale, bir kitab var mıdur bilmem. Kendisini medreseden kim mezun eylemiş, kim el vermiş, kuşağınu kim bağlamıştur merak ederim.
Vesselam
Ey Oğul,
Heyhat... Ol parkın içinde, akvaryumların olduğun yamaçda, her tarafı camla kablı bir küçüçük yapı var idi. içerisi, doldurulmuş, kurudulmuş bilumum hayvanad ile dolu idi. Sincablar, admacalar, rengarenk kuşlar sankim canlu gibin gözükürdü. Bu fakir tıfıl iken, canlı hayvanlardan ziyade buradaki doldurulmuş mahlukadı merak ederdi. Parmak uclarında yükselib burnunu cama dayar hayred ile bakurdu içeri. Gelmez mi geri ol eyyam ya pir Moonlight sonata!
Vesselam
Heyhat... Ol parkın içinde, akvaryumların olduğun yamaçda, her tarafı camla kablı bir küçüçük yapı var idi. içerisi, doldurulmuş, kurudulmuş bilumum hayvanad ile dolu idi. Sincablar, admacalar, rengarenk kuşlar sankim canlu gibin gözükürdü. Bu fakir tıfıl iken, canlı hayvanlardan ziyade buradaki doldurulmuş mahlukadı merak ederdi. Parmak uclarında yükselib burnunu cama dayar hayred ile bakurdu içeri. Gelmez mi geri ol eyyam ya pir Moonlight sonata!
Vesselam