bugün

sevdiği entry'ler

yusuf akçiçek

Bugün attı golünü ve çok iyi oynadı aslanım benim.

jose mourinho

(bkz: the special one)

galatasaray elendi fenerbahçe tur atladı

6 sene önce açılan başlık. Aradan 6 yıl geçti durum hâlâ aynı. Değişen bir şey yok. Malum camia yine babayı aldı, fenerbahçe tur atladı ülke puanını sırtladı. Tebrikler Fenerbahçe.

fenerbahçe'nin yine ülke puanını sırtlaması

Uzun yıllardır olan durum. Tebrikler fenerbahçe.

seni seven birini bulmak

fuzuliye sormuşlar sevmek mi? sevilmek mi?
o da sevmek demiş,çünkü sevildiğinden emin olamazsın. velhasıl sevgi karşılığını bulursa cennet olur dünya. ha bulamazsa göt kaldırmaktan başka işe yaramaz kadın/erkek farketmez. fazlası bazılarına iştee neysee mübarek kandil. gönlümüze göre versin rab.

sevilmiyor olmanın tuhaf acısı

Yazan vs kimdir bilmem...

Beni sevmedi.
Bu mühim değil, kimseye kendini sevdiremezdin. insanlar şanslı olanlar ve şanssız olanlar diye ayrılır. Kendini şanssızlardan sayar, yaşamaya devam edersin.
Beni sevmedi.
Bu önemli değil, zaten beni kimler sevmedi saymaya vaktim yok. insanlar mutlu olanlar ve mutsuz olanlar diye ayrılır. Kendini mutsuzların içine katar devam edersin.
Beni sevmedi.
Bu tuhaf değil, acısı derin, sorgusu uzun ama kabullenilir. insanlar aşık olanlar ve aşık olunanlar diye ayrılır. Kendini aşık olanların en aptalı ilan eder devam edersin.

Beni sevmedi,
Beni seviyormuş gibi yaptı.
Bu mühim,
Bu önemli,
Bu tuhaf,
Bu kabullenilemez ve katlanılamaz.
Bunun ağrısı dinmez, bunun kırgınlığı unutulmaz.
Sevilmiyor olmanın çaresizliğinden sağ çıkar da herkes, sevildim sanmamın düşüşünden kurtulamaz.

aşkın tarifi

En güzel şöyle bir duvar yazısıydı:

"kalbimin bir daha öyle atması için kilometrelerce koşmam gerekebilir"

Belki de kilometreler yetmez, kalbin onu çabuk hazmeder fakat bu durdurulamaz bir şeydi.

sevilen kişiden vazgeçme eşiği

sevmek demek doğru olmaz belki ama hoşlandığım, beğendiğim veya kısa bir süre etkilendiğim birinin -ki ben birinden hoşlanıyorsam bunu ben hariç etrafımdaki herkes, çok zeki olmasına gerek olmaksızın görebilir gözlerimde- beni kıskandırmaya çalıştığını hissetmiştim bir keresinde. üstelik kıskanmıştım da. ama çok kısa bir süre sonra istemsizce buz gibi soğumuştum!

hayatım boyunca bu davranışı ne bir kadına, hele de bir erkeğe yakıştıramadım hiçbir zaman. insan bunu neden yapar ki kendisinden hoşlanan birine? neden böylesi çirkin bir davranışla maniple eder ki karşısındakini? bu samimi, tertemiz duyguları neden harcar? üstelik kendisi de severken...

çünkü sevginin, aşkın en patolojik şekli kazınmıştır kafasına. ''sevmek, aşık olmak zayıflıktır!'' sevgi bir tutumdur bu hayatta ve sevmeyi bilen, sevebilen insan her zaman sever ve bu onu güçlü kılar. asıl zayıflık sevmeyi bilmemektir ve büyük kayıptır.

ve seven insan, zamanı geldiğinde bir gün vazgeçebilir, ama hayattan sadece sevilmeyi öğrenenler her daim ötekine bağımlıdır fikrimce.

iç burkan garibanlık anları

ben torosların bir dağ köyünde doğdum ve büyüdüm. fakir bir ailenin evladı olarak dünyaya gelmişim 1977'de. dağ başında elektriğin radyonun televizyonun olmadığı ıssız yerlerde geçti çocukluğum. yörük olduğumuz için kıl çadırlarda yattık,davar-oğlak peşinde koştuk. yoktu yani bildiğiniz ve ben o ana kadar bizim oraların tabiriyle çarşı ekmeğini hiç görmemiştim. bir gün rahmetli babam şehre gitmiş gelirken de çarşı ekmeği yani bildiğimiz somun ekmekten getirmiş. hiç görmediğimiz bu şeyi biz bazlamanın arasına konulup yenecek bir katık şey zannetmiştik. somun ekmeğini bazlamanın arasına koyup yediğimiz o gün hiç aklımdan gitmez. ama güzel olan şey ne biliyor musunuz? o kıl çadırdan bin bir türlü yoklukla çıkıp okudum hukukçu oldum fakat geldiğim yeri hiç unutmadım. geriye dönüp baktığımda yüzü güneş yanığı,dizleri ayakkabısı yamalı, somun ekmeği bazlamanın arasına koyup yiyen o köylü çocuğu görürüm hep.
© copyright 2005 - 2026