bugün
- herkes yatsın iyi geceler8
- oğlum çok güzel lan6
- cips olsa da yesek7
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı61
- istanbul un çok pahalı olması12
- the merich13
- erkeklerin giderek feminenleşmesi11
- otobüste kitap okuyan insanlara bakmak3
- 1 saatte 10 bira içmek19
- tembel ve çalışmayan insan16
- en sevilmeyen ev işleri2
- oğuzhan uğur'un tutuklanması2
- sözlük kızlarının kombinleri20
- velvet vs nervio19
- eski nahif sözlük kızları2
- aklını yitirmek4
- 50 tl ile rolling yapmak6
- matbaanın gecikmesine sebep5
- nick vermeden bir yazara ağır hakaret etmek13
- devlet bahçeli5
- horoz hayası çorbası5
- magnum dondurmasının eskiden daha pahalı olması8
- eşeği alıp kafa iznine çıkmak7
- sözlükte yazışılan kızın true çıkması14
- manifest grubu3
- lale devrinde deliler gibi eğlenmek4
- benzini dolarla mı alıyoruz diyen tip6
- velvet13
- kasiyer kızdan hoşlanmak17
- uzaylı görünce söylenecek ilk şey10
- acıktım ben3
- kadınlar nasıl erkeklerden hoşlanırlar6
- ona bir şey söyle9
- bira cips6
- slavko vincic15
- atatürk e din düşmanı diyenler6
- yarın iş olduğu gerçeği3
- kadim kültürler4
- arkadaşlar beni gammazlayın5
- nervio11
- sevgiliyle karşılıklı bira içmek2
- ispanya20
- sevgiliyle karşılıklı cik cik diye ötüşmek2
- laptop5
- uludağ sözlük yazarlar yüzünden bitti6
- gocusuz sözlük4
- aga be şarkılar5
- 2026 dünya kupası25
- işini kaybetmek2
- parayla dert dinlenir2
entry'ler (271)
6 kasım 2011 trabzonspor kayserispor maçı'nı da boş geçmedi, 2 gol attı. çıldırmış olmalı.
bsgçk demek istemiştir.
milletimize ve insanlığa hayırlar getirmesini dilediğim bayram. herkesin bayramı kutlu olsun.
6 kasım'ı başka amaçlarla kutlayan mallara da selam ederim buradan. zaten ne demiş ünlü bir düşünür, "büyük takımlar kazandıkları kupaları küçük takımlar yendikleri büyük takımları konuşur."
6 kasım'ı başka amaçlarla kutlayan mallara da selam ederim buradan. zaten ne demiş ünlü bir düşünür, "büyük takımlar kazandıkları kupaları küçük takımlar yendikleri büyük takımları konuşur."
yemek yapmayı bilmez, beyazlarla renklileri birlikte atar makineye.
galatasaray'ın beraberliğiyle neticelenen maç. ama çıkmışlar bazı dangalaklar "heyyo bize gülüyordunuz yenildik diye size ne oldu" havalarında seviniyorlar. ulan mallar, biz berabere kaldık siz yenildiniz bunlar aynı şey değil bakın 3 yaşındaki çocuğa anlatır gibi anlatıyorum beyinsizler. üstelik sizin oynadığınız futbol nire bizim oynadığımız futbol nire.
sonra bir gün bir sözlükte yazar olmuş çoçuk.
hikmetinden sual olunmaz amma bana sanki biraz kemalizmin geçmişini çağrıştıran ibretlik bir ayar.
--spoiler--
atatürk için diktatördü diye buyurdu ya; aykırı sözlerle şöhret peşinde koşan kadın gazeteci... ona diktatörü ve diktatörlüğü anlatmaya çalışacağım bugün...
***
- diktatörlüklerde muhalefete tahammül edilmez, hadi oradan, hadi oradan denilir.
- diktatörlüklerde yargı bağımsız değildir. çünkü bağımsız yargıçlar cezalandırılmış ve meslek dışına itilmiştir.
- diktatörlüklerde savcılar halkın değil, iktidarın savcısıdır.
- diktatörlüklerde kitap, dergi, gazete toplatılır.
- diktatörlüklerde basılmamış kitaplar (!) bile toplatılır. bu basılmamış kitapların basılmamış kopyalarını bulunduranlar suçlu ilan edilir.
- diktatörlüklerde fabrika değil, bol bol adalet sarayı ve cezaevi yapılır.
- diktatörlüklerde gazeteciler, aydınlar, bilim adamları, öğretim üyeleri, rektörler, parti yöneticileri, baş eğmeyen komutanlar, hukukun üstünlüğüne ve yargı bağımsızlığına sahip çıkan hukukçular, sivil toplum örgütlerinin yöneticileri cezaevine konulur.
- diktatörlüklerde parasız eğitim isteyen gençler bile cezaevine konulur.
- diktatörlüklerde millet sizi vekil bile seçer ama siz yine de cezaevinden çıkamazsınız.
- diktatörlüklerde yargılamalar, cezaevinin içindeki özel duruşma salonlarında yapılır.
- diktatörlüklerde savcılar binlerce sayfalık iddianame yazabilir ama sanıkların savunma hakları kısıtlanır.
- diktatörlüklerde uydurma ve sahte belgeler havada uçuşur.
- diktatörlüklerde iddia makamı iddiasını ispat etmez, sanıklar suçsuzluklarını kanıtlamak zorunda bırakılır. gizli tanık ifadeleriyle kalem kırılır.
- diktatörlüklerde cezaevlerindeki tek kişilik hücreler bile başkente görüntü aktaran kameralar tarafından 24 saat izlenir. cezaevlerinde maddi ve manevi işkence yapılır.
- diktatörlüklerde gazete, dergi dağıtan çocuklar tutuklanır, işkencede ölür.
- diktatörlüklerde muhaliflerin tutukluluk süreleri o kadar uzatılır ki, cezaya dönüşür.
- diktatörlüklerde azılı katiller ve dolandırıcılar bile eğer yandaş ise, en fazla bir-iki ay içeride misafir edilip ağırlanır, sonra serbest bırakılır.
- diktatörlüklerde sadece cezaevleri değil, mahkemelerin duruşma salonları bile başkente görüntü aktaran kameralarla donatılır. duruşmaları başkentten izleyen yetkililer, bağımsız görünümlü savcıların kulağına soru fısıldar ve sorulmasını ister.
- diktatörlüklerde yasalar, sadece muhalifleri bağlar.
- diktatörlüklerde bizimkiler ve onlar vardır. onlar; iş bulamaz, göreve atanmaz, iş kuramaz, çocuklarını dershaneye göndermek için kredi alır ve ödeyemeyince intihar eder. bizimkilerin çocukları hep hastadır; askerlik yapamaz... onların çocukları, üç haftalık eğitimle cepheye sürülür.
- diktatörlüklerde herkesin telefonu dinlenir, internetteki yazışmaları izlenir, girdiği siteler kaydedilir. i̇nternet siteleri kapatılır.
- diktatörlüklerde aykırı ses veren basın-yayın kuruluşlarına ağır vergi cezaları yağdırılır. gazete ve televizyonların yöneticilerine sık sık ayar çekilir.
- diktatörlüklerde yolsuzluklardan, usulsüzlüklerden, diktatörlerin ailelerinin köşeyi dönme öykülerinden söz edilemez. edenin hayatı söndürülür!
- diktatörlüklerde saray soytarılığı kurumu olur ve bu kadro silikonlu, botokslu şarkıcı tayfası tarafından gönüllü olarak doldurulur.
- diktatörlüklerde sadece yandaş medya değil; yandaş sermaye, yandaş sivil toplum örgütü, yandaş baro, yandaş bilim insanları yaratılır ve desteklenir.
- diktatörlüklerde dinci oluşumlar, tarikatlar ve cemaatler özenle korunur ve desteklenir.
- diktatörlüklerde sendikalar ya yoktur ya da göstermelik olarak vardır.
- diktatörlüklerde işçiler, öğrenciler hak arama eylemi yapamaz, bunun için sokağa çıkamaz.
- diktatörlüklerde ille de gösteri yapmak isteyen eylemciler önce biber gazıyla uyarılır, sonra da kışın ayazında buz gibi havuzlara atılarak kendilerine getirilir.
- diktatörlüklerde kadınlar, dünya kadınlar gününde polis tarafından saçlarından sürüklenerek götürülür.
- diktatörlüklerde karikatür bile yasaklanır, çizenin canına okunur!
- diktatörlüklerde diktatör her gün bıkmadan konuşur. bazen günde beş kez konuşur. ama asla dinlemez. hatta kendi davetiyle toplanan parlamentonun gizli oturumunda konuşulanları bile dinlemez.
- diktatörlüklerde devlet yoksul halktan, ödeyebileceğinin çok üzerinde vergi alır. bu paranın küçük bir bölümüyle göstermelik işler yapar ve göz boyar; kalanını kamu ihaleleriyle yandaşlara aktarır.
- diktatörlüklerde sık sık asılsız ihbarlar yapılır.
- diktatörlüklerde bu asılsız ihbarlar gerekçe gösterilerek, devletin en gizli odalarına bile girilir, buralarda elde edilen bilgiler yandaş medyaya aktarılır.
- diktatörlüklerde özgürlük, demokrasi, laiklik, adalet gibi kavramlardan çok sık söz edilir ve bu kavramların içi boşaltılır. hiçbir diktatör, diktatör olduğunu kabul etmez, demokrat geçinir.
- diktatörlüklerde ülkeyi yönetenler, önlerinde eğilmeyen herkesi azarlar.
- diktatörlüklerde kutlama yapmak halka yasak, diktatör ve adamlarına serbesttir.
- diktatörlüklerde bazı şarlatanlar televizyonlara çıkıp, ülkenin kurucularına diktatör diye hakaret edebilir...
***
çok şükür ki (!) bugün bunları yaşamıyoruz... i̇şte bu yüzden, atatürk diktatördü diyen o kadın yazar, gerçek diktatörlük nedir bilmiyor...
kusurunu affedin!
*****
günün sorusu
soru kendime:
diktatörlükle yönetilmeyen bir ülkede yazdığım halde, neden böyle yazılardan sonra başıma bir şey gelir mi diye korkuyorum?
--spoiler--
--spoiler--
atatürk için diktatördü diye buyurdu ya; aykırı sözlerle şöhret peşinde koşan kadın gazeteci... ona diktatörü ve diktatörlüğü anlatmaya çalışacağım bugün...
***
- diktatörlüklerde muhalefete tahammül edilmez, hadi oradan, hadi oradan denilir.
- diktatörlüklerde yargı bağımsız değildir. çünkü bağımsız yargıçlar cezalandırılmış ve meslek dışına itilmiştir.
- diktatörlüklerde savcılar halkın değil, iktidarın savcısıdır.
- diktatörlüklerde kitap, dergi, gazete toplatılır.
- diktatörlüklerde basılmamış kitaplar (!) bile toplatılır. bu basılmamış kitapların basılmamış kopyalarını bulunduranlar suçlu ilan edilir.
- diktatörlüklerde fabrika değil, bol bol adalet sarayı ve cezaevi yapılır.
- diktatörlüklerde gazeteciler, aydınlar, bilim adamları, öğretim üyeleri, rektörler, parti yöneticileri, baş eğmeyen komutanlar, hukukun üstünlüğüne ve yargı bağımsızlığına sahip çıkan hukukçular, sivil toplum örgütlerinin yöneticileri cezaevine konulur.
- diktatörlüklerde parasız eğitim isteyen gençler bile cezaevine konulur.
- diktatörlüklerde millet sizi vekil bile seçer ama siz yine de cezaevinden çıkamazsınız.
- diktatörlüklerde yargılamalar, cezaevinin içindeki özel duruşma salonlarında yapılır.
- diktatörlüklerde savcılar binlerce sayfalık iddianame yazabilir ama sanıkların savunma hakları kısıtlanır.
- diktatörlüklerde uydurma ve sahte belgeler havada uçuşur.
- diktatörlüklerde iddia makamı iddiasını ispat etmez, sanıklar suçsuzluklarını kanıtlamak zorunda bırakılır. gizli tanık ifadeleriyle kalem kırılır.
- diktatörlüklerde cezaevlerindeki tek kişilik hücreler bile başkente görüntü aktaran kameralar tarafından 24 saat izlenir. cezaevlerinde maddi ve manevi işkence yapılır.
- diktatörlüklerde gazete, dergi dağıtan çocuklar tutuklanır, işkencede ölür.
- diktatörlüklerde muhaliflerin tutukluluk süreleri o kadar uzatılır ki, cezaya dönüşür.
- diktatörlüklerde azılı katiller ve dolandırıcılar bile eğer yandaş ise, en fazla bir-iki ay içeride misafir edilip ağırlanır, sonra serbest bırakılır.
- diktatörlüklerde sadece cezaevleri değil, mahkemelerin duruşma salonları bile başkente görüntü aktaran kameralarla donatılır. duruşmaları başkentten izleyen yetkililer, bağımsız görünümlü savcıların kulağına soru fısıldar ve sorulmasını ister.
- diktatörlüklerde yasalar, sadece muhalifleri bağlar.
- diktatörlüklerde bizimkiler ve onlar vardır. onlar; iş bulamaz, göreve atanmaz, iş kuramaz, çocuklarını dershaneye göndermek için kredi alır ve ödeyemeyince intihar eder. bizimkilerin çocukları hep hastadır; askerlik yapamaz... onların çocukları, üç haftalık eğitimle cepheye sürülür.
- diktatörlüklerde herkesin telefonu dinlenir, internetteki yazışmaları izlenir, girdiği siteler kaydedilir. i̇nternet siteleri kapatılır.
- diktatörlüklerde aykırı ses veren basın-yayın kuruluşlarına ağır vergi cezaları yağdırılır. gazete ve televizyonların yöneticilerine sık sık ayar çekilir.
- diktatörlüklerde yolsuzluklardan, usulsüzlüklerden, diktatörlerin ailelerinin köşeyi dönme öykülerinden söz edilemez. edenin hayatı söndürülür!
- diktatörlüklerde saray soytarılığı kurumu olur ve bu kadro silikonlu, botokslu şarkıcı tayfası tarafından gönüllü olarak doldurulur.
- diktatörlüklerde sadece yandaş medya değil; yandaş sermaye, yandaş sivil toplum örgütü, yandaş baro, yandaş bilim insanları yaratılır ve desteklenir.
- diktatörlüklerde dinci oluşumlar, tarikatlar ve cemaatler özenle korunur ve desteklenir.
- diktatörlüklerde sendikalar ya yoktur ya da göstermelik olarak vardır.
- diktatörlüklerde işçiler, öğrenciler hak arama eylemi yapamaz, bunun için sokağa çıkamaz.
- diktatörlüklerde ille de gösteri yapmak isteyen eylemciler önce biber gazıyla uyarılır, sonra da kışın ayazında buz gibi havuzlara atılarak kendilerine getirilir.
- diktatörlüklerde kadınlar, dünya kadınlar gününde polis tarafından saçlarından sürüklenerek götürülür.
- diktatörlüklerde karikatür bile yasaklanır, çizenin canına okunur!
- diktatörlüklerde diktatör her gün bıkmadan konuşur. bazen günde beş kez konuşur. ama asla dinlemez. hatta kendi davetiyle toplanan parlamentonun gizli oturumunda konuşulanları bile dinlemez.
- diktatörlüklerde devlet yoksul halktan, ödeyebileceğinin çok üzerinde vergi alır. bu paranın küçük bir bölümüyle göstermelik işler yapar ve göz boyar; kalanını kamu ihaleleriyle yandaşlara aktarır.
- diktatörlüklerde sık sık asılsız ihbarlar yapılır.
- diktatörlüklerde bu asılsız ihbarlar gerekçe gösterilerek, devletin en gizli odalarına bile girilir, buralarda elde edilen bilgiler yandaş medyaya aktarılır.
- diktatörlüklerde özgürlük, demokrasi, laiklik, adalet gibi kavramlardan çok sık söz edilir ve bu kavramların içi boşaltılır. hiçbir diktatör, diktatör olduğunu kabul etmez, demokrat geçinir.
- diktatörlüklerde ülkeyi yönetenler, önlerinde eğilmeyen herkesi azarlar.
- diktatörlüklerde kutlama yapmak halka yasak, diktatör ve adamlarına serbesttir.
- diktatörlüklerde bazı şarlatanlar televizyonlara çıkıp, ülkenin kurucularına diktatör diye hakaret edebilir...
***
çok şükür ki (!) bugün bunları yaşamıyoruz... i̇şte bu yüzden, atatürk diktatördü diyen o kadın yazar, gerçek diktatörlük nedir bilmiyor...
kusurunu affedin!
*****
günün sorusu
soru kendime:
diktatörlükle yönetilmeyen bir ülkede yazdığım halde, neden böyle yazılardan sonra başıma bir şey gelir mi diye korkuyorum?
--spoiler--
roketsan
aselsan
berkesan isimse bunlar da iğrenç isimdir.
aselsan
berkesan isimse bunlar da iğrenç isimdir.
ateist söylemidir, zaten hiç inanmamış bir bireyin propaganda amacı güden laf-ı güzafı. bize ne amk.
mıhlamışlar. ne derece doğru bilemiyoruz.
kemalistlerin uydurmasıdır. bu adet devam edecek ki "bakın islam bu" diyerek "laikliği ve darbeleri" sevdireler.
çok tanıyorum ben bunlardan. her yeni bölüm sonrası sanki anlaşmış gibi yanıma gelirler abi yine derin devleti deşifre ettiler bu kürt olaylarını israil meselelerini ortaya döktüler der dururlar. lan izlemiyorum amk dizisini her defasında ne anlatıyorsunuz daha? gören de 150-200 bölüm boyunca türkiye kurtuldu her şey halloldu polat dünya başkanı oldu sanacak. mal bunlar ya.
bazı mallar bu kadını sırf türban taktığı için eleştiriyor, onalara zaten bütün türbanlılar batıyor. ben ise bu kadını dırdırından, yüzünü gözünü boyatmasından, yaptığı saçma sapan programlarından ötürü hazetmiyorum. müge anlı, çağla şıkel, hülya avşar, petek dinçöz, lerzan mutlu, seda sayan gibi ekranlardan defolup gitmesi gerekenlerden.
en kısa zamanda ziyaret edeceğim genel kültür sitesi. nasıl gözümden kaçmış hayret.
palavradan ibarettir. neymiş, fakirlere yazılmamışmış da mış. ulan mal zaten sadaka fakirlere verilen mal, para, ilim. sadaka muhtaçlara verilir ve bu zaten islam'da beyan edilmiştir. hala daha ne boş boş uzun uzadıya anlamsız yazılar yazıp durursun ki? anlattıkların da zaten birbirinin tekrarı, boş cümleler.
sen bunu istiyorsun ve alıyorsun güzel kardeşim: http://www.incicaps.com/resimler/untitled-2.swf
sen bunu istiyorsun ve alıyorsun güzel kardeşim: http://www.incicaps.com/resimler/untitled-2.swf
nerede yaşadığını merak ettiğim, bu yaşıma kadar hiç görmediğim bir garip tür. sanki yazarlardan bazıları bir yerlerinden olmayan şeyler çıkarıyorlar.
http://www.incicaps.com/resimler/untitled-2.swf
http://www.incicaps.com/resimler/untitled-2.swf
çin malı winston'dur.
mesela ben. çok üzülüyorum şu hiçbir şey yapamayıp sadece eksi verenlere, adamlar harap oluyorlar yahu.
sivasspor'un çocuğu koyduğu maç. keşke dışarı boşalaydılar.